Bir yıla yakın süredir; C.Başkanlığı polemiği, medyanın ve siyasetin gündeminden düşmüyor.
Düşmüyor. Çünki; Türkiye'de ne Anayasa'nın eşitlik ilkesi, ne demokrasi, ne de Milli İrade hakettiği saygıyı görmüyor.
Tabiiki; Hiç biri çıkıp da " Ben eşitlik ilkesine, demokrasiye, Halk'ın iradesine saygı duymuyorum." Ben ancak " Ben veya benim gibi birileri seçilirse, saygı duyarım." demek cesaretini gösteremiyor. Peki ! Ne diyor ? " Pandora'nın kutusu " gibi, kimsenin bir türlü açıp da, tarifini yapamadığı " İrtica " ve " Lâiklik" kelimelerine sarılıyor. Zira, başka bir şey üretemiyor.
Şimdi; Onlara sorsak: " Ülkede birlik ve beraberlik istermisiniz ? " desek. Arslanlar gibi, göğüslerini kabarta kabarta " Bu nasıl soru ? Bu ülkeyi hiç kimse bölemez. Bölücüler haindir." veya benzer cevaplar verirler.
Peki ! O zaman. Toplumun " Laik", " Anti-laik " gibi, kutuplara, cephelere bölünmesine çanak tutuyorsunuz ? sorusu; Haklı bir soru olmaz mı ?
Bu ülke: pkk ile filân bölünmez. Ancak; Toplumdaki ayrışmalar derinleştikçe, birlik ve beraberlik tehlikeye girer. Ulu bir ağacın, içten içe kurtlanarak, zayıf düşmesi gibi. Bu sebeple, bu tehlikeli söylevlerden ve ucuz siyasi sloganlardan hepimizin kaçınması gerekir.
Lâiklik bir ilkedir. Öyle bir ilke ki; İnananlar ile inanmayanlar arasında bir milimetre dahi fark olmaksızın, eşit mesafede duran bir denge unsurudur.
İnananlar bölümünde de: Neye inandığına, nasıl inandığına ve mezhebine bakmaz.
Ne gariptir ! " Lâiklik " kelimesini, siyasi amaçları için tezgahlayan, sol partilere, savundukları ilke " Bumerang" gibi geri dönerek, yine kendilerini vurmaktadır. Netice olarak, sadece muhafazakar partilerin oylarını arttırmaya yaramaktadır. Sağ partiler, sol partilere teşekkür etmelidir. Sol partiler bu stratejilerini değiştirmedikleri sürece ve sözde halk'çı olmaktan kurtulmadıkça; İktidar hayali gören, fakat stratejisi ile sağ partileri güçlendiren siyasi bir kuruluş olmaktan öte geçemezler.
C.Başkanı; Şu olmaz, bu olmaz demek. Anayasa'nın ve Cumhuriyet'in ilkelerini çiğnemek, inkâr etmekle eş değerdir.
Bu Ülkenin her Vatandaşı ( Hukuken bir engel olmadıkça ) C.Başkanı olmaya lâyıktır ve hakkı da vardır. Aksini düşünmek: Cumhuriyet ilkelerini, Demokrasiyi inkâr ederek; Faşist, teknokrat ve Politbüro rejimi bir yönetim arzusu içinde olmak anlamına gelir.
C.Başkanı olacak kişinin : Etnik kökenine, inancına veya inançsızlığına, mezhebine ve mesleğine bakılmaz. Yeter ki; O makamın adına uygun olarak, Halk'ın tümünü kucaklayan ve her bir bireyine eşit mesafede durmasını bilen, biri olsun. İşte ! Bu Ülke'nin ihtiyacı budur. Bir ve beraber çağı yakalamış güçlü bir Türkiye'yi yaratmak ve yaşatmak olmalıdır.
Aksine çaba göstermek : Sağlıklı bir " Beyin " in değil, içinde "Beyin" bulaşığı bulunan " Kemik Kutusu " nun eseri olabilir.
Neden olmasın ? Hiç bir itirazım olmaz. Balatlı Mişon, Agopyan da olsa; İtirazım olmaz. Şayet: Demokratik bir Cumhuriyet'e saygımız var ise.
S.Demirel'i sevmem. Fakat C.Başkanı olmuş ise saygı duyarım. Tabii; Eleştiri hakkım saklı kalmak şartıyle.
yıllarca laikliğin dinsizlik olduğunu kitlelere kim pompaladı acaba...neymiş efenim, la yok demekmiş, ik de din..o zaman laiklik neymiş "din yoktur"..
nedense son zamanlarda -ki özellikle 28 şubattan sonra- muhafazakar basından kavram dersleri almaya başladık..laiklik, demokrasi..v.s.traşedya nın son perdesi ise atatürk ü bize tanıtmak gibi çabalara girişmeleri....hani samimi olunsa birşey diyeceğim yok ama..
samimi olmadıklarının kanıtı istenebilir..bunun kanıtı tilmizlerine sürekli türkiye deki elitist, seçkinci güruhu ve onların dünya algılamalarını örnek olarak göstermeleridir bence...şunlar varya şunlar sizin olan herşeye sövüyorlar..ne diyeyim tam bir şark kurnazlığı...
laikliğin ne olduğuyla ilgili olarak başlıklardan biri altında alev alatlının bir yazısı olacaktı..bulursam bir ara linkini veririm..kafalar berraklaşır hem..
Şekil 2b-Haydar Baş. Bu arkadaş Mevlevi sanırım, çok güzel dönüyor.
Laikliğin dinsizlik olduğu söylemlerinin pompalandığı doğrudur, ama tulumbacılardan biride sol cenahtır. Halkı buna inandırmak için ellerinden geleni yaptılar.
Köşe yazarlarını bırak. Sen; Lâiklikten ne anlıyorsun ? Şu köşe yazarı böyle diyor, bu köşe yazarı böyle diyerek; Başlığı, köşe yazarlarının yarış pistine çevirmiyelim.
Her köşe yazarı. Nalını kendi tarafından yontar. Başkalarının yediği yemek ile karın doymaz.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız