Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 120 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 suç ve suçluyu övme
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 TEK GERÇEK
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!
 Utandım...
 gecikmiş bir doğum ilanı

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

saçma sapan...ama parlayan... (2)


saçma sapan...ama parlayan... (2)

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Öyküleriniz
Yazar Mesaj
AyEsHa
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 27, 2006
Mesajlar: 1090

MesajTarih: Cmt Ksm 04, 2006 6:10 pm    Mesaj konusu: saçma sapan...ama parlayan... (2) Alıntıyla Cevap Ver

Dışarıyı izliyordum, yanıma geldi... Konuşmadı, sadece gözleriyle paylaşıyordu baktığım ufku...
Engel olmadım ben de ona, ve kalkıp gitmedim oradan...
Hastanenin kafeteryasında birkaç kez görmüşlüğüm vardı onu, ama gözleri hep uzaklardaydı...
Maç izlemiştik beraber, yemek de yemiştik...
Ama konuşmadık hiç.
Suskunluğu seviyordu sanki...
Bozmadım ben de sevdiğini...

Ama bu defa konuşmak ister gibiydi...
Evet, konuştu da...
"Gece çok sessiz" dedi... "Şikayetçi misin?" dedim.
"Hayır, ama bazen sessizlik beni çok yoruyor, acıdan daha fazla yakıyor canımı" dedi.
Sadece dışarı bakıyorduk, sanki kendi kendimize konuşur gibiydik. Evet, canı yanıyordu, kısık kısık konuşuyordu...
Bakışları yerdeydi hep, suçlu gibi... Ama değildi ve bunu onun bildiğine de eminim.

Hani bazen bir arayışa düşer insan, ama ne aradığını da bilemez aslında. Sadece arar durur ve karşısına çıkan ilk şeyi arayışının
karşılığı olarak kabul eder, gönüllü veya gönülsüz... O da öyle yapmıştı, koridorlarda gezinirken ben çıkmıştım karşısına.
Konuşma isteğini bastıramamış gelmiş yanıma, ama konuşmak zor gelmiş suskunluk içinde gökyüzüne bakmıştı, ortak bir maviliğin paydasında buluşmuştuk.
Konuşmak, anlatmak isteğim yoktu. Sadece dinlemek istedim onu. Benim anlatacak bir şeyim yoktu. Onun da anlatacağı bir şey yoktu ama konuşmak istiyordu.
Benim dinlemeye ihtiyacım vardı onunsa konuşmaya, sadece konuşmaya...

"Ne oldu?" demeyi çok istedim ama yapamadım. Belki bunu istemezdi. Bekledim yalnızca.
"Bazen..." diye başladı söze gözlerime bakarak. Sonra sustu... Derin bir iç geçirdi ve devam etti; "bazen... gitmek istiyorum. ama yapamam yapamayacağımı biliyorum.
İşte öyle zamanlarda, yani gitme isteği yaşamakan ağır bastığında; gideceğim kaçacağım tek bir yer var. Bakabildiğim tek yer korkmadan; gökyüzü...
Eskişehir'de iken bir yıldızım vardı, sönük gibiydi, ben ona parlardım. Benden güç alırdı sanki. Ve ben de hep ona bakardım.
Aramızda tuhaf bir yakınlık vardı onca uzaklığa rağmen..." Sustu, bir şeyler dememi bekler gibi. "Konuşur muydun onunla?" dedim.
"Hayır!" dedi. "Konuşmak bazen çok şeyi bitirebiliyor. Bozulmasını istemedim o büyünün..." Bir süre dışarı baktı ve devam etti konuşmaya.
"Şimdi Ankara'da, gri bir gökyüzünde o yıldızı bulmaya çalışıyorum. Ama buraya geldiğimden beri gökyüzü kapalı, bulutlar önümde engel.
Yine de tuhaf bir hınçla arıyorum onu..."
"Neden gökyüzü?" diye sorduğumda insanların orada özgür olduğunu hatta insanların tek orada özgür olduğunu söyledi bana.
"Oraya gitmek için yürümen gerekmez, bakman yeterli... Gözlerin seni en uzağa taşır koynuna alıp. Ama başka bir yer dersen, gidemem.
Şükrediyorum, gözlerim gördüğü için. Ellerim de tutuyor. Uzaklık yok ufukla aramda, ufuk benden geride bile kalıyor bazen gökyüzüne gittiğimde..."
Ne zamandır burada olduğunu sordum, 11 aydır gökyüzünde olduğunu söyledi...

Kendi fikrince ben de öyle yapmalıymışım. Bir yıldız bulmak... "Bulamam" dedim. "Bulsam da kaybederim..."
"O zaman" dedi, "eğer bir gün ben yıldızımı bulursam en yakınındakini sana getireceğim!"
"Peki..." dedim.

Mardini anlattı sonra bana, askerliğini orada yapmış. "Operasyona çıkardık, dağlara... Saatlerce yürürdük, sonra dağın etrafını çevirir pusu kurardık.
Mardin dağlarında ağaç yoktur, en uzunu benim boyumdadır. Hep kayalar vardır orada...Buz gibi! Nöbetimde yıldızlara bakardım gece gözlüğü ile.
Karlı yayın gibi gözükür o zaman yıldızlar, birbirinden ayıramazsın. Ayırmak da istemezsin zaten..."
Birkaç tane saklamış kayaların arasına. Ara sıra çıkarır sakladığı yerden bakarmış onlara. Sadece bakarmış, konuşmadan...

Bekliyorum umutla, yıldızını bulmasını. O yıldızı bulduğu zaman... (....)

Ayrılırken döndü ve dedi ki;

"Belki saçma gelmiştir sana, ama yıldızların parlaması insanın içindeki umuttur."
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2812

MesajTarih: Cmt Ksm 04, 2006 6:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Crying or Very sad
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2128
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Cmt Ksm 04, 2006 8:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İnsan düşünce yıldızları seyredebiliyor ancak.
Başa dön
met
Yeni Üye


Kayıt: Nov 22, 2006
Mesajlar: 60

MesajTarih: Çrş Ksm 22, 2006 1:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bunlar hep kişinin kaçışlarının hep kendi doğasına doğru olduğunu kanıtlıyor. Kaçışlardan dermansızlaştığımızda gözümüze görünen ilk yer doğamızın hiç karşılaşmadığımız bir sıcak kovuğu oluyor. Buna ister yıldızlar deyin, isterseniz deniz ya da bir dağın gökyüzünün enginliğine karşı sivrilmiş bir doruğu. Ben yine de bu kovukların insan kalbinin bir mecrası olduğuna inanıyorum. Henüz hiç karşılaşmadığınız bir mecra.
Başa dön
sensiz
Yazar


Kayıt: Nov 18, 2006
Mesajlar: 168

MesajTarih: Sal Ksm 28, 2006 12:33 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sn. Ayşe;Sizin yazılarınızı okumak ve sizi anlamak için....
burdayım...

Bu gece zamanım da var çok fazlalar ama belki de bir çoğunu okuyup bitiririm
yıldız olmayan bir gökyüzü var dışarda be gece... bu neyin habercisi yarın havanın güzel olacağının mı..
evet yarın aydınlık bir gün olacak sanırım

ama şuan yıldız olmaması gökyüzünde insanı karamsarlığımı sürüklemeli, peki yarınki güzel günün hakkını kim verecek...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Öyküleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Kanadına SAÇMA değen kuşa SAPANla fır... drsitare Saçmalama Bölümü 70 Sal Arl 04, 2007 8:36 pm
Yeni mesaj yok En saçma yasalar, yasaklar... karaguven Okur Adayları İçin 15 Cmt Ağu 18, 2007 9:53 am
Yeni mesaj yok saçma-suyu madum Saçmalama Bölümü 27 Pts Ksm 06, 2006 10:32 pm
Yeni mesaj yok İÇİ BOŞ VE SAÇMA ŞARKILAR warlord Okur Adayları İçin 44 Pts Ksm 06, 2006 4:06 pm
Yeni mesaj yok saçma sapan... ama parlayan... AyEsHa Saçmalama Bölümü 3 Cmt Ksm 04, 2006 4:29 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke