| Yazar |
Mesaj |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:16 pm Mesaj konusu: Sinema tarihinden kesitler |
|
|
Filmin adı: Akasya
Çocuğu olmayan biri ailenin evlatlık aldığı yedi yaşlarında bir çocuğun üvey annesinden alamadığı sevgisini evin bahçesindeki ağaçtan almaya çalışmasıyla başlayan bir gerilim/drama örneği. Karanlık kareografiler, aniden yükselen seslerle devam eden filmin sonuna doğru giderken izleyici seyrettiği şeyin ne korku, ne de gerilim filmi olduğu yanılsaması ile başbaşa kalıyor.
Filmin sonu sinema tarihinde eşi görülmemiş bir katliam ve olağanüstü bir müzikle başlıyor. Anne sevgisinin ilahi yönüne değinilen ve bunu bir ağacın ruhunda dejavu edildiğini anlatan yönetmen sevginin nasıl bir pişmanlığa ve utanç kaynağı haline gelen olaylara dayandığını hatırlatır gibi.
Genel anlamda korku filmlerini beceremeyen güney korelilerin elinden çıkmış bu filmin düşük puanına aldırmadan izlenmesi gerekiyor. Sevgi ve ağaç kavramlarının nasıl anneyi işaret ettiğine, ve günahların elbet bir gün dönüp dolaşıp bizi sırtımızdan bıçaklayan bir yara haline geleceğine inanmamız için. |
|
| Başa dön |
|
 |
metalicvoice Yazar

Kayıt: Sep 08, 2006 Mesajlar: 147 Nereden: Yeryüzünden
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:29 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Bir soru sormak isterim: Filmin sonunda "Anne" ölüyor mu? |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:29 pm Mesaj konusu: |
|
|
Filmin adı: Full metal Jacket
Stanley Kubric imzalı seksenli yılların bu savaş karşıtı filmi bir kült haline geldi gelmesine ama özellikle genç nesiller arasında hala anlamsızlığını koruyan karelerle doludur.
Askerlik eğitiminden geçirilen bir grup askerin başından geçen olaylara değinen filmin esas aldığı müzik metalik seslerden ibaret. Filmin adına yakışır bir şekilde koridor ve savaş sahnelerinde metalik seslerle izleyiciye sunulan filmin can alıcı noktalarından biri de ölüm ve savaş kavramlarını sorgular nitelikte olması.
Her yönetmenin yaptığı gibi bu filmde de iki önemli sahne ile izleyici zihninde yer edindirmeye çalıştığı filminde Kubric, birinci sahneyi tuvalette ikinci sahneyi ise yıkık bir inşaatta hazırlıyor.
Tuvalette aldığı askeri eğitimin sertliğine, anlamsız işkencelere, hakaret ve aşağılamalara, askerlik adı altında yozlaştırılan beynine adeta dur demek için tuvalette intihar eden gencin sahnesidir. Bu sahneyi seçmesindeki en önemli neden elbette askerlik hayatının insanları insanlıktan çıkarıp bir hayvan haline getiren sisteme bir gönderme yapmaya çalışmasıdır. Çünkü tuvalette klozetlerden başka birşey yok. Yani askerler tuvalet ihtiyacını birbirlerinin her yanını rahatlıkla görerek yerine getiriyorlar.
İkinci sahnede ise savaş alanında öldürmeye çalıştıkları bir vietnamlının küçük bir kız çocuğu olduğunu farkettikleri sahnedir. Bir çocuk öldürebilir mi ?
hayır öldürmez, kendini savunur. |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:30 pm Mesaj konusu: |
|
|
| tüm aile ölüyor. |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:36 pm Mesaj konusu: |
|
|
Filmin adı:The Straight Story
Ölüme ne kadar meydan okuyabilirsiniz ?
David Lynch imzalı bu filmin bir sorgulamadan ibaret. Yaşlılığa ne kadar göğüs gerebilirsiniz ? Ölüm ve yaşlılık bir sınavdan ibaret. Hayat bir yolculuktur.
Film bir yolculuktan ibaret, ölümü ve yaşlılığı; yani kısacası sınavı sorgulayan aktör küçük bir traktörle yüzlerce millik bir yolu geçip hasta kardeşine ulaşmaya çalışmaktadır.
Yaşlılığın verdiği hastalıklarla başetmeye çalışmak yerine belki son aylarında yıllardır yapmadığı birşeyi gerçekleştirme azmi gösteren birini anlatan. Yaşlı amcamızın yaptığı şey gençlik yıllarına dair şeyler değil. Günümüzde sıkça rastlanan eti kemiği çıkmış yaşlıların hala genç gibi davranmak istediği olaylarla uzaktan yakından alakası yok. Adeta kendi yaşını tasdik edercesine çıktığı uzun yolculukta bir karşılaştığı insanlara verdiği övgüler dinlenmeye değer.
Sessiz ve masum ama kesinlikle unutulmaz bir film. |
|
| Başa dön |
|
 |
metalicvoice Yazar

Kayıt: Sep 08, 2006 Mesajlar: 147 Nereden: Yeryüzünden
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:37 pm Mesaj konusu: |
|
|
E ne önemi kaldı şimdi Anne sevgisinin? Tabi filmi izlemedim, sadece önyargılı bir ifade... |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:41 pm Mesaj konusu: |
|
|
| film hakkında fazla bilgi veremem. |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Çrş Eyl 13, 2006 11:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
Filmin adı: Life of Brian
Sinema tarihinin tartışmasız en iyi komedi filmi.
Alışık olduğumuz klasik belden aşağı aptal komedi filmlerinden çok çok farklı bir örgüye sahip olan film Hz. İsa öncesi babil hayatını anlatıyor. Romalılar tarafından işgal (!) edilen yahudilerin hayatından küçük bir kesit. Ama ne küçük !
Hemen her sahnesinde peygamberler tarihine inceden dokunan yönetmen günümüz kapitalist sermayeyi de işin içine katıp kutsal kitaplarda geçen önemli kavramlarla adeta dans ediyor. Gülerken düşündürüyor ama düşünmeye vakit bulamıyorsunuz. Filmin giriş müziği de olağanüstü. |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Prş Eyl 14, 2006 12:12 am Mesaj konusu: |
|
|
Filmin adı: Dogville
Bir tiyatro filmi denilebilir. Nichole Kidman iın başrolde oynadığı bu film iyilik yap denize at sözünün hiç de doğru olmayabileceğine dair ilginç tespitlerle dolu.
Tebeşirle çizilen bir mahalle düşünün. İyilik-kötülük arasındaki süreci film boyunca takip ettikten sonra iyilik adı altında yapılanların nelere malolduğunu görmek istiyorsanız filmi izleyin. Çok ilginç ve güzel bir film. |
|
| Başa dön |
|
 |
efrasiyab Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir

Kayıt: Sep 07, 2006 Mesajlar: 16
|
Tarih: Prş Eyl 14, 2006 8:03 pm Mesaj konusu: |
|
|
| dolaylı_tumlec; Dogville gerçekten müthiş bir film. ''dancer in the dark'' ın da yönetmenliğini yapmış lars von trier' den kendine özgü, belli bir örneği daha olmayan (ben bilmiyorum en azından) tiyatral bir film. Monte Krisito Kontu ile birlikte izlenebilecek en iyi geri dönüş/intikam filmi. |
|
| Başa dön |
|
 |
nazenazen KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Aug 14, 2005 Mesajlar: 738
|
Tarih: Cum Eyl 15, 2006 6:24 am Mesaj konusu: |
|
|
| En iyi intikam filmi dediniz de, Oldboy geldi aklıma. Duyduğuma göre Hollywood araklamaya çalışıyormuş Oldboy'u.Gördüğüm en iyi intikam filmi. Daha ötesi düşünülemez, akıllara zarar. |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Cum Eyl 15, 2006 11:46 am Mesaj konusu: |
|
|
Filmin adı: Sessiz amerikalı
Vietnamın fransızlar tarafından işgal edildiği yıllardır. Amerika henüz perde arkasındadır. CIA nın sessiz sedasız ülkeyi karıştırdığı bir dönemde ingiliz bir gazeteci ile bir vietnamlı kadın arasında geçen bir aşkın savaşla yorumlanmış hali, Amerikanın perde arkasında ne dolaplar çevirdiğine dair acımasız bir eleştiri.
Bu filmin gişe başarısı neredeyse basit bir macera filmi kadardı. Fakat gerek medyanın, gerek ilgili sinema dergilerinin yorumları film bir amerikan emperyalizmi eleştirisi olduğu için sümenaltı edilen fimlere örnek teşkil ediyor. |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Cum Eyl 15, 2006 12:05 pm Mesaj konusu: |
|
|
filmin adı: trainspotting
Uyuşturucu bağımlısı bir grup gencin hayatını ele alan bir ingiliz filmi. Kara film denecek türde, hayatın zevk alma ve kapitalist yaptırımlara boyun eğme arasında bir tercih haline getirildiği iddiasında olan ve gençlerin hemen her hareketinin günübirlik işlerin en can alıcı anlarına denk geldiği tüyler ürperten bir film. |
|
| Başa dön |
|
 |
dolayli_tumlec Yeni Üye

Kayıt: Sep 13, 2006 Mesajlar: 78
|
Tarih: Cum Eyl 15, 2006 1:44 pm Mesaj konusu: |
|
|
Filmin adı: 13 floor
Gerçek nedir ? Yaşadığımız hayat bir kurgudan ibaret olabilir mi.
Platonun idealar dünyasına göndermeler yapan bu filmin ana teması gerçek ve kurgunun iç içe geçen, birbirine karışan ve gerçeğin, kurgunun ne olduğunu anlamamıza imkan vermeyen bir hayatımız olsaydı ne olurdu sorgusundan ibaret.
Matrix filminden daha çok soru işareti bırakan bu filmin matrix filmi gibi bir aksiyon filmi olmadığı için beğenisi fazla çıkmadı. Oysa ondan çok daha öte, kafalarda bıraktığı soru işaretleri bir yatakta uyuyan gerçek bedenimizin kurgusu olabilir miyiz, kendi tanrımız olabilir miyiz ana teması üzerinden işleniyor ve izleyiciye unutulmaz dakikalar yaşatıyor. |
|
| Başa dön |
|
 |
|