Tarih: Sal Eyl 05, 2006 3:44 pm Mesaj konusu: Şeytan Finali Oynuyor !!
Bugün, TBMM'de Lübnan'a Asker gönderme kararı alınacak veya red edilecek. Meclis, asker gönderilmesine karar verir ise, bu karar; Tarihi bir hata ve sonuçları ise, tahmin edilemeyecek kadar ağır ve korkunç olacaktır.
Neden ? tarihi bir hata olacağını anlamak için, şeytanın adımlarını iyi görmek gerekir. Şeytanın bu adımlarını izleyerek, anlamaya çalışalım.
1- 11.Eylül İkiz kuleler komplosu, şeytanın ilk adım'ı olmuştur. ABD'nin Afganistan'ı işgal etmesi için, Dünya kamu oyunda geçerli bir nedeni olmalıydı ve bu olay; CİA ve Mossad tarafından, ortak bir senaryo olarak, sahneye kondu ve neticede Afganistan işgal edildi. Afganistan işgal edilmeliydi, çünki; Ortadoğuda Irak, İran ve Suriye'ye yapılacak saldırılar için, Çin ve Asya ülkelerinden gelecek lojistik yardımların, engellenmesi gerekiyordu. Hava ve Deniz ulaşımı zaten ABD ve işbirlikçilerinin kontrolü altında olduğunu unutmayalım.
2- Afganistan işgalinden sonra, ikinci adım; Irak olmuştur. ABD ve yandaşları, Irak'ı işgal etmek suretiyle; İran ile Suriye'nin arasına duvar misali girerek, hem birlikte hareket etmeleriini ve hem de birbirlerine lojistik yardım sağlamalarının önüne geçmiştir. Şeytanın her adımı planı gereği ve bilinçlidir. Ayrıca; ABD ve yandaşları, planları gereği Irak'ta mezhep savaşlarını prokove ederek, bir nev'i ismi konmamış iç savaş çıkararak, Irak toplumunu parçalara ayırmıştır. Böylelikle de, Suriye ve İran'a yapacağı saldırı öncesinde, Irak halkından gelecek tehditlerin önü alınmıştır. Bütünleşmiş ve istikrarlı bir Irak, ABD ve yandaşları için büyük bir tehdit oluşturacaktır. Böyle bir durum ABD ve yandaşları için kabul edilemeyeceğinden, bugün hala Irak'ta günde 100 ila 200 kişi ölmektedir. Diğer yandan, Kürtlere tanınan haklar ve sadece Kürtlerden kurulu, ileri silahlarla donatılmış düzenli bir ordu kurulmuştur. Bu ordu, çok yakında ABD ve yandaşlarının İran'a yapacakları saldırılarda kullanılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
3- Şeytan üçüncü oyununu Lübnan'da başarıyla sahneye koymuştur. İsrailin, iki askerini bahane ederek, Lübnan'a acımasızca saldırması, sivil katliamlar yapması, bütün yol, köprü ve stratejik tesisleri 38 gün boyunca bombalaması, basit bir öfke ve intikam sonucu değildir. Bu saldırı, çok iyi düşünülmüş bir planın parçasıdır. Lübnan'a yapılan saldırının üç temel amacı vardır. Birincisi; Lübnan alt yapısını yok etmek ve dolayısıyle İran ve Suriye ile yapılacak savaşta; buradan yapılacak yardımları önlemek. İkincisi; Hizbullah'ın elindeki füze ve roketlerini harcamasını sağlamak ve bu silahları mümkün olduğunca yok etmek. Üçüncü amaç ise; Türkiye'yi de yakından ilgilendiren bir konudur. Şeytan ve havarileri, Lübnan'da 38 gün; Bilinçli olarak insanlık dışı bir vahşet sergilediler. Maksat; Dünya kamu oyunda tepki oluşmasını sağlayarak, buraya uluslararası bir gücün yerleşmesinin vicdani bir zorunluk olduğunu göstermek, kabul ettirmekti. Ve bunda da, planları gereği başarılı oldular. Bu uluslararası güc (BM)'ün, ŞEYTANIN FİNAL OYUNU için, vazgeçilmez ve o derecede de hayati önemi vardır.
4- Evet ! Şimdi ŞEYTANIN FİNAL OYUNU başlıyor. Türkiye'den ( TBMM' den onay çıkar ise) ve Avrupa ülkelerinden BM şemsiyesi altında OnBeşBin kadar bir askeri güç, Lübnan'da konuşlanacak. İlk bakışta gayet iyi niyetli ve masum bir hareket gibi gözükebilir. Ancak, Şeytanın ayni masumiyet ve iyi niyet içinde olduğuna inanmak için, insanın akıl ve mantığını yitirmiş olması veya zır cahil, ya da şeytanın sadık bir ortağı olması gerekir.
Lübnan'da konuşlanacak olan BM Barış gücü, kısa bir süre sonra şu veya bu provokasyonlar ile NATO gücüne dönüştürülecektir. Kesinlikle bu böyle olacaktır. Zira; şeytanın final oyununda sahne ve roller bunu gerektiyor.
Şeytanın nihai hedefleri için, birçok hesaplar, öngörüler yapılabilir. Ama, kesin olan; İran ve Suriye'nin işgali ile İsraile yeni topraklar kazandırılarak, bazı veya tüm sınırların değiştirilmesidir.
İşte, böyle bir final için, ABD ve İngiltere'ye İsrail desteği yeterli olmayacaktır. Bunun için Lübnan vahşeti sergilenmiş ve dolayısıyle de, Lübnan'a BM adı altında, askeri bir gücün ayak basması sağlanmıştır. İsrailin, Lübnan saldırısının tek ve geçerli amacı budur.
Evet ! Netice olarak; Ortadoğunun yeniden şekillenmesi için ABD, İsrail ve NATO ortak harekatı gerçekleştirilecektir.
ABD'nin Lübnan'da Türk Askeri istemesindeki ısrar ve çeşitli baskıları, bize bu sahnede biçilen rol gereğidir. Şeytanın bu oyununa düşerek, bu korkunç finalde rol almak, telafisi imkansız TARİHİ BİR HATA olacaktır.
Tarih: Sal Eyl 05, 2006 6:05 pm Mesaj konusu: olmalıyız
Şeytana yakınlık gibi bir yorum yapılmış olsa da Ortadoğu da bulunmalıyız.Orda bulunmazsak daha sonra asla gözönüne alınmayız. Tüm riskleri dikkate aalarak bu tecrübe denemeli düşüncesindeyim.
Ortadoğuda bulunmak büyük bir hata,Kuzey Irak ta bulunmalıyız dostum.
Lübnan a asker yollamak hata İsraile asker yollanmalı,kimseye saldırmasın diye.
Tanımlar değişiyor,özgürlük tanımını ABD Irakta yaptı,terör tanımını İsrail yapıyor her zaman,,,bizim tanımımızda ise teröristler ABD,İSRAİL,NATO,AB,BM VB. EMPERYAL GÜÇLER
ugur77. Dostum yazımı iyi okumadığın anlaşılıyor. Senin yorumuna göre, Lübnan'a asker gönderdiğimizi kabul edelim. Yarın, ABD ve onun yardakçıları İran ve Suriye'ye saldırdığı zaman; Lübnan'daki BM Barış gücü, şu veya bu provokasyonlar ile NATO gücü haline döndürülür ise, o zaman Türkiye nasıl davranacak ? İşte bu durumda, en iyi ihtimalle iki seçenek meydana gelecek. Ya Türkiye de Batı ile birlikte hareket edip, İran ve Suriye ile savaş halinde olacak, ya da; Hayır diyerek, Batıyı ve NATO'yu karşısına almış olacak. İki ucu pis bir değnek.
Yazımı tekrar okumanı öneririm. Bütün taşlar yerine oturuyor ve ben bu konuda yanılmış ve yalancı çıkmış olmayı ümit ve tercih ederim. İnan bana, bütün samimiyetimle söylemek isterim ki, ben; bu konudaki yorumlarımda, basit bir komplo teorisi içinde kalmış olayım.
Sevgi ile kalın- Barış bir özlem değil, yaşanan gerçek olsun.
Irak ta kim var güney doğu da olan ne Irak ın kuzeyinde ki oluşumu
destekleyen kimler israil ve amerika sırada Suriye İran var diyorlar ama
kıbrıs ve hatay(iskenderun)dikkat şu an Türkiye ve dolayısı ile İslam alemi
siyaseten ekonomik ve kültürel olarak kuşatılmış durumda Sayın HB2 nin
dediği gibi taşlar yerine mi oturuyor.Evanjelik ve babtis ler Tanrı yı kıyamete mi(haşa) zorluyorlar.
Saygılar.
küresel dinamikler ellerindeki medya ile insanların gözünün içine baka baka oyunlarını oynamaya devam ediyor aslında savaşa dair en güzel söz yüzyıl öncesinde söylnemiş "savaş başlatılan bi şey değildir devam ettirilen bi şeydir" bu savaş lübnandaydı ama bize karşıydı daha önce ıraktaydı ama bize karşıydı,'ben -sen- o, kapitalizim denilen sistemin aslında sürecin mahkumları' kısaca biz ama biz neyiz bi kaç ucubemi yoksa botrillardın etkisizleştiren kitlesimi biz neyiz. Algılaması sınır ötesi güçler ve onların yandaşları tarafından kurgulanan, hazları üretilen ve üretilen hazların üzerinden denetlenen bir yığın hiç,
Kendi kendini ötekileştiren bir toplumun evlatlarıyız.
Tarih: Çrş Eyl 06, 2006 9:31 am Mesaj konusu: Yeni bir savaş
Güney LÜbnan'a asker göndermedeki sıkıntının başlıca gerekçesi ,bu bölgeye yerleştirilecek yabancı askerlerin İsrail ile Hizbulah arasında bir tampon görevi göreceği, Hizbullah tehdidini azaltacağı ve İsraile rahatlık sağlayacağı, böylece de İsrail'in suriye ve İranı tehdit etmesinin kolaylaşacağı hatta bu ülkelere savaş açmasının bile mümkün olacağı düşüncesi.
Oysa İsrail lübnan daki varlığını da devam ettirmek isteyecektir.Bu tarihsel amaçalrına sadık kalacakları konuusnda çok kuşku yok. Bu ortamda bölegeye giden askerlein dağılımına bakarsak çok farklı bir yapıyı görmekteyiz.Kaldı ki hemen yanıbaşımızda olan bitenler ile sonuçları bizi doğrudan etkileyeceği için ilgilenmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Irak'a girmemiz şu an için imkansız çünkü ABD ve İngiltere buna razı olmaz.Bunun altyapısı için de bölgede kısa sürede etkin güç olma çabamız bulunmalı.Yurtta sulh, dünya da sulh gibi anlamsız ve gerçekçi olmayan bir dış politika bir anlamda devenin başını kuma gömmesine benzemektedir.İnsani yardımlarla bulunmaya çalıştığımız bir ülkede ve Şİİ-SÜNNİ ayrımının körüklenmesine de engel olma şansımız var.
belki asker göndermek bir risk ama bunun göze alınması gerekiyor.zaten tüm diğer ülkelerde hükümetler bu konuda karar merci olup konu ülkenin gündemine yayılmadan sonuça ulaşmışken biz ise bir turnuva havasında süreç oluşturduk.Meclis kilitlendi, gergin konuşmalar, şehit cenazeleri, iç siyasetteki başarısız muhalaefetin puan telaşı hepsi ortamı daha da geriyor.
Herşey o kadar kamaşık ki tek boyuttan bakınca görülemeyecek kadar zorlu.Yeni savaş senaryoları, yeni BOP derkennereye gidiyoruz diye düşünemiyorum bile.
En son ugur77 tarafından Sal Ksm 07, 2006 2:57 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Evet ! TBMM'den Lübnan'a asker gönderilmesi kararı çıktı. Türkiye'de bu karara; Birkaç kişi haricinde sevinen, memnun olan bulamazsınız.
Fakat; bu kararın TBMM' de alınmasından sonra, ABD ve İngiltere'nin sevinçlerine, memnuniyetlerine ne demeli ? Günlerce Türkiye'ye övgüler sergilemeleri neden ? Neden, ağızlarının suyu, bütün haberleri ıslatıyor ? Salyaları, ekranları kirletiyor. Neden ?
Nedenini, düşünmek bile istemiyorum. Zira, ümitsizliğim artıyor. Yarını karanlık ve sonu belirsiz görüyorum.
Evet bilmiyorum dikkatinizi çekti mi ? İsrail, kısa bir sessizliğin ardından yine Filistin ve Gazze'de devlet terörü estiriyor. Kadınları, çocukları acımasızca öldürüyor. Bu cinayetleri de, kasıtlı ve bilinçli olarak yapıyor. Neden ? Nedeni çok açık. Hizbullah'ı tahrik etmek. Bu sayede Lübnan'da bulunan BM gücü ile Hizbullah'ı karşı karşıya getirmek. Daha sonra da, Lübnan'daki BM gücünün etkisiz kaldığını iddia ederek (Tabii ki ABD'nin desteği ile) Lübnan'da NATO gücünün konuşlanmasını sağlamak. Bu hedef başarıya ulaşmaz ise, BM gücü içinde bulunan ülkelerden ya Hizbullah ile çatışmalara girmeleri istenecek, ya da bu çatışmalarda yer almak istemeyenlerin bölgeyi terk etmesi sağlanacak. Kalan ülkeler ise, yarın (Yakın bir zamanda) muhtemel bir İran ve Suriye savaşının içinde ister istemez taraf olmak zorunda bırakılacaktır.
Bu suretle Ortadoğu savaşı Bir ABD,İngiliz ve İsrail ortak yapımından çıkarak, çok uluslu bir hale getirilecektir. Hedef ve amaç budur.
Kayıt: Mar 06, 2006 Mesajlar: 70 Nereden: Yeşillikler diyarından
Tarih: Sal Ksm 07, 2006 12:26 pm Mesaj konusu:
Siz hiç merak etmeyin.
ABD, Irak ve Afganistan'da büyük bir hüsran yaşadıktan sonra Ortadoğu'daki hiçbir planında tutunamayacaktır. Artık ABD'ye herkes gülüyor. Düştüğü durum benim çok hoşuma gidiyor. ABD Teknolojisi sınıfta kaldı. Bu ne ilk ne de son olacak. Artık ABD iki kere değil aynanın karşısına geçip 5 kere düşünmek zorunda kalacak. Zaten şu anda da nasıl kılıfına uydurup kaçarım bu Irak'tan diye düşünüyor. Kafası çok yoğun yani.
Ümit ederim ki, senin dediklerin doğru çıkar. Ancak; 11.Eylül komplosunu takip eden piyon hareketlerini iyi gözlemlersek. Durumun, o kadar da basit olmadığı anlaşılır. ABD, İngiltere ve İsrail'in baş rolde göründükleri film yüz dolar harcayıp, Bir Dolar kazanmak için yapılmış olduğunu sanmıyorum.
Diğer taraftan; Afganistan'daki gelişmeler ise tamamen bir senaryonun parçasıdır. Burada İngiliz ve ABD birliklerinin operasyonları, senaryonun devamı olup, haftalarca Medya'da da konu edilerek, bu senaryo içine tüm NATO ülkelerini çekmek istemeleridir. Bu senaryo gerçekleştiği zaman da, İran ve Suriye operasyonları başlayacaktır.
Zarf'a değil, maruf'a bakmak daha doğru olur sanırım.
Kayıt: Mar 06, 2006 Mesajlar: 70 Nereden: Yeşillikler diyarından
Tarih: Sal Ksm 07, 2006 1:23 pm Mesaj konusu:
Sizin söylemeye çalıştığınız projenin gerçekleşmemesi için de bizim boş durmamamız gerekiyor. Öncelikle kendi Ortadoğu Projemizi faaliyete geçirmek zorundayız. Biz bunu uygulamaya koyduğumuz sürece ABD, İsrail ve İngiltere'nin projesi hiçbir işe yaramaz.
Sn. Ataogul_1938 ! Maalesef Tren kaçtı. Yay'dan çıkan ok'un, artık geri döndürülmesi mümkün değil. Ancak; Her türlü gelişmelere karşı hazırlıklı olmalıyız. Başka bir seçeneğimiz kalmadı. Film'i geri sarıp, senaryo'yu değiştiremeyiz.
Kayıt: Mar 06, 2006 Mesajlar: 70 Nereden: Yeşillikler diyarından
Tarih: Sal Ksm 07, 2006 1:37 pm Mesaj konusu:
Yaydan çıkan oku durdurmanın yolu önüne hiç beklemediği bir engel çıkarmaktır. Türkiye'nin AB sevdasından vazgeçip Avrasya projesine yönelmesini kimse beklemiyor. Bu tüm dünyanın dengelerini alt üst edecek bir projedir. Biz bunu gerçekleştirmek amacıyla bir adım attığımızda yaydan çıkan ok öyle bir durur ki aklınızı oynatırsınız. O ok durur aksi istikamette bimlerce ok olarak geri döner sahiplerine.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız