size cesur bir şiir yazmak isterdim
kenarlarından sitemler sızan toprak testi
yanında kuru bir çiçek
köksüz
saçları taranmamış kadınlar gibi
dağılmış çimler kokuyor bahçe
tutunurken prensi,kesiliveren
size büyük aşk mezarlarını okutmak isterdim
yaşamın şahit olamıyacağı
elinde kuru bir dal
baharla beraber damarlara koşan yeşil kan
ve zor alındığını nefeslerin
böylesine toprak içindeyken ağzım
size neden beni uyandırdığınızı sormak isterdim
yörüngemde uyumuşken
akarsuların yanaklarımda ivme kazandığını
ve avucumda sakladığım gece yıldızını
sizi öperken vereceğimi
size gülümserken nasıl ıslandığımı gösterecektim
zamanla boy ölçüşen tüm aşkların yokluğunu
bir kaç kelimeyle vuracaktım belki
tam dilinizden ,
yeniden dediğiniz her an tanıyasınız diye
silahım/da/ki nihilist atışları
size şiirle başlayıp şiirsiz bitecek demek isterdim
nefesle başlayıp nefessiz biter gibi
güzel olduğu kadar hüzünlü bir iki satır almanızı
ve koklamayı yokluğu
asilzadelerin bahçesinde olmayan kır çiçeği gibi
size kızıp sayfada ki tüm şiirleri fırlatmayı isterdim
ama ihtimaller parmaklarıma sarıldı
üç nokta yüzünden kan kaybından ölebilirdiniz
ya/da bir soru işaretinin çengeli kör edebilirdi
hem parantez içinde yaşamak sizi sıkar efendim
sayın prens!
asilce ölmenizi inanın istemem...
size korkularımın sebebini anlatmak isterdim
taşımı taşımaktan yorulduğumu
hem nasıl olup ispatlayabildiğinizi
aşkın varlığıyla ne kadar yok olabileceğini
işte tamda bunun gibi birşeydi
size asıl demek istediğim asil prensim
serin bir akşam vakti yanınıza yağmuru/da alınız
ağlamayın lütfen,o sizin için/de yağacaktır üstüme
yazın : henüz kurumamış toprağıma
"aşk varlığını yokluğunda buldu ..." diye başlayan
sakın efendim
bu sefer ağlamayın
tenime düşersiniz de
sizden bir parçayla yeniden acı çekerim
farkettiniz mi, ışıklar yanmasına rağmen karanlık
ve güneş kadar üşütüyorsunuz
şu yer/de/ ki kuru çiçeğe basmadan geçiniz,
olur mu ( ?)
ayağınızın kenarıyla, tüm kenarlara itiveriniz
bir zamanlar tazecikti,
sizi çarpmıştı ya güzelliğiyle
siz yeniden başlayın efendim
en içten tebessümüm olacaksınız
inanın...
ve arada gelip bir aşk hikayesi anlatınız
sebeb (siz) ölmüş olmayayım
turuncu bunu bize yapma...
tam dağılmışken parça parça...
turuncu bunu bize yapma.....
teşekkürler...
Alıntı:
sakın efendim
bu sefer ağlamayın
tenime düşersiniz de
sizden bir parçayla yeniden acı çekerim
farkettiniz mi, ışıklar yanmasına rağmen karanlık
ve güneş kadar üşütüyorsunuz
şu yer/de/ ki kuru çiçeğe basmadan geçiniz,
olur mu ( ?)
ayağınızın kenarıyla, tüm kenarlara itiveriniz
bir zamanlar tazecikti,
sizi çarpmıştı ya güzelliğiyle
size cesur bir şiir yazmak isterdim
kenarlarından sitemler sızan toprak testi
yanında kuru bir çiçek
köksüz
saçları taranmamış kadınlar gibi
dağılmış çimler kokuyor bahçe
tutunurken prensi,kesiliveren
size büyük aşk mezarlarını okutmak isterdim
yaşamın şahit olamıyacağı
elinde kuru bir dal
baharla beraber damarlara koşan yeşil kan
ve zor alındığını nefeslerin
böylesine toprak içindeyken ağzım
size neden beni uyandırdığınızı sormak isterdim
yörüngemde uyumuşken
akarsuların yanaklarımda ivme kazandığını
ve avucumda sakladığım gece yıldızını
sizi öperken vereceğimi
size gülümserken nasıl ıslandığımı gösterecektim
zamanla boy ölçüşen tüm aşkların yokluğunu
bir kaç kelimeyle vuracaktım belki
tam dilinizden ,
yeniden dediğiniz her an tanıyasınız diye
silahım/da/ki nihilist atışları
size şiirle başlayıp şiirsiz bitecek demek isterdim
nefesle başlayıp nefessiz biter gibi
güzel olduğu kadar hüzünlü bir iki satır almanızı
ve koklamayı yokluğu
asilzadelerin bahçesinde olmayan kır çiçeği gibi
size kızıp sayfada ki tüm şiirleri fırlatmayı isterdim
ama ihtimaller parmaklarıma sarıldı
üç nokta yüzünden kan kaybından ölebilirdiniz
ya/da bir soru işaretinin çengeli kör edebilirdi
hem parantez içinde yaşamak sizi sıkar efendim
sayın prens!
asilce ölmenizi inanın istemem...
size korkularımın sebebini anlatmak isterdim
taşımı taşımaktan yorulduğumu
hem nasıl olup ispatlayabildiğinizi
aşkın varlığıyla ne kadar yok olabileceğini
işte tamda bunun gibi birşeydi
size asıl demek istediğim asil prensim
serin bir akşam vakti yanınıza yağmuru/da alınız
ağlamayın lütfen,o sizin için/de yağacaktır üstüme
yazın : henüz kurumamış toprağıma
"aşk varlığını yokluğunda buldu ..." diye başlayan
sakın efendim
bu sefer ağlamayın
tenime düşersiniz de
sizden bir parçayla yeniden acı çekerim
farkettiniz mi, ışıklar yanmasına rağmen karanlık
ve güneş kadar üşütüyorsunuz
şu yer/de/ ki kuru çiçeğe basmadan geçiniz,
olur mu ( ?)
ayağınızın kenarıyla, tüm kenarlara itiveriniz
bir zamanlar tazecikti,
sizi çarpmıştı ya güzelliğiyle
siz yeniden başlayın efendim
en içten tebessümüm olacaksınız
inanın...
ve arada gelip bir aşk hikayesi anlatınız
sebeb (siz) ölmüş olmayayım
...
Dönüp,
duruyorum,
bilin neden...
ben size gözlerimi versem,
bir de öyle okusanız...
gözlerinizi gözlerimden...
sakın efendim
bu sefer ağlamayın
tenime düşersiniz de
sizden bir parçayla yeniden acı çekerim
farkettiniz mi, ışıklar yanmasına rağmen karanlık
ve güneş kadar üşütüyorsunuz
şu yer/de/ ki kuru çiçeğe basmadan geçiniz,
olur mu ( ?)
ayağınızın kenarıyla, tüm kenarlara itiveriniz
bir zamanlar tazecikti,
sizi çarpmıştı ya güzelliğiyle
siz yeniden başlayın efendim
en içten tebessümüm olacaksınız
inanın...
ve arada gelip bir aşk hikayesi anlatınız
sebeb (siz) ölmüş olmayayım
ne diyebilirim sayın Turuncu
bu kadar ince bu kadar derin daha nasıl anlatılır ki
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız