GÜNLERDİR 'kayıp çocuk' vakası üzerinden ahlak dışı ilişkilerin çağdaş ve kutsal olduğu, etek mazbutluğunun çağ dışı sayılması gerektiği yolunda kampanya yürütülmektedir
Buna göre kocasından ayrı olduğu günlerde bir başka erkekle ilişkiye giren ve bir de çocuk edinen kadın bedeninin hakkını vererek çağdaşlığın gereğini yapmıştır. Evli iken başka kadınla ilişkiye giren beyefendi ise medyamıza 'namus denen şeyin apış arası ile bir ilişkisi bulunmadığını halka öğretme fırsatı' verdiği için ayrıca önemli bir kahramandır. Yasak ilişkiyi önemsiz bulan ve bahtsız meyvesini bağrına basan resmi koca ise uygarlık anıtıdır.
Tabii böyle olduğu için de, hikayenin dördüncü unsuru olan bir başka resmi nikahlı kadının aldatılması, feminist durumlar bakımından hoş görülebilir bir davranıştır. Zira uçkurcu medyamıza göre bazı aldatmalar kötüdür, bazıları iyidir. Aldatma eğer töredeki 'namus anlayışı' açısından yıkıcı örnek teşkil ederse yararlıdır. Öyle değil de dolaylı biçimde erkeğin çok eşliliğini onaylar nitelik yansıtırsa, mesela çok eşliliğe zor şartlarla da olsa izin veren İslam dinine kağıt üzerinde dahi uygun görünüyorsa, o zaman zararlıdır.
Malum, medyamıza göre adam eğer dini nikahla ikinci veya üçüncü eş almışsa, burada ilk eşine yönelik aldatma kötüdür. Fakat haklı veya haksız, yanlış veya doğru, kendince birden fazla eş saplantısını kendince dini bir onaydan geçirmeye çalışmadan gecelik beraberlik yaşarsa bu yararlıdır. Hatta bu beraberlikler gecenin bir veya iki saati ile sınırlı değil de sabah aynı yastıkta uyanmaya kadar uzanıyorsa ona daha büyük saygı duymak, 'aşk' demek gerekir. Açıkçası din ve töre kaygısı taşımadan canının çektiği ile yatarsan evli olup olmaman önemli değildir; çağdaş bir gerçekliktir. Şayet çok eşliliğine dini bir kılıf geçirirsen o zaman şehvet düşkünü, nikahlı eşini aldatan, dolayısıyla onun tarafından da aldatılmayı hak eden birisin...
Hemen kaydetmeliyim ki bazı dindar ve Müslümanlar'ın zina etmiş olmamak için, resmi eşinin gıyabında başka hanımlarla yaptıkları nikah akdine dini değer verenlerden değilim. Zira bir akdin anlamlı olabilmesi için arkasında yaptırım gücü bulunmalıdır. Sözgelimi Osmanlı toplumunda din ve hukuk görevleri iç içe olduğu için kıyılan nikahların arkasında gerekirse yaptırım uygulayabilecek bir kudret (=otorite) vardır. Kadın kadıya gidip şikayette bulunabilir, boşanma isteyebilirdi. Gerçi çoğu kadın bunu aklından bile geçirmez, erkek zulmüne çaresiz katlanırdı ama bir akdin hiç değilse hukuk mantığıyla geçerli sayılabilmesi için, gereğine bakacak bir merci en azından kağıt üzerinde mevcut bulunmalıdır.
Oysa günümüzde herhangi bir kişinin kıydığı farz edilen dini nikahların arkasında hangi kudretin imzası vardır? Beyefendi parası olduğu için hanımından gizli bir ikinci eş tedarik etme hakkını kendinde görmüş, kolayca bulacağı bir imam müsveddesi ile gizlice nikah akdi yapmış, vicdanını istirahat kerevetine oturtmuştur...
Peki sonra? Aynı beyefendinin canı başkalarını çekti ve eldeki yedek eşi başından atmak istedi... O kadının hukukunu kim kovalayacak?
İsterse kıyılırken saatlerce dua edilsin, hatta üzerine hatim indirilsin, böyle bir nikahın dini değeri nedir? Buna karşılık, tarafların birbirlerine karşı yapabilecekleri haksızlıklar için yaptırımlar öngören ve uygulayan bildiğimiz resmi nikah, sırf hukuki olduğu için dinen de asıl akittir değil midir?
Mesele, medyamızın cinsel aldatmalar konusunda çok ölçütlü oluşu ve yozlaşmadan yana kampanya yürütmesidir.
Dinle bir şekilde bağlantılı görünen aldatma adidir ve ilkeldir.
Kayıtsız-kuralsız şehvet düşkünlüğü ise yücedir ve çağdaşlıktır.
Doğrudan ve dolaylı biçimde ailesizliği yaymaya çalışan uçkur medyasından daha büyük bir Türkiye düşmanı hayal bile edilemez. Zira yeryüzünde her toplumdan üstün yanımız ve en büyük gücümüz, yıkmak için uçkur medyasının 'yükseltilen değer' ideolojisi ile gece gündüz saldırdığı ailemizdir.
Ömer Lütfi Mete
(Günlerdir bunaldığım bu meseleyi açmak istiyordum. Ama yazarımız konuşmuş. Bizim kekeme cümlelerimize gerek kalmamış.)
Yahu bir kadınla başetmek neredeyse imkansız, bunlar nasıl ikinci üçüncüyü alıyorlar anlamıyorum. sanırım yazarımızın değinmediği konu, önemli bir konu var;
Parası olduktan sonra ister arkasında bir güç olsun, ister resmi belgelere dayandırsın bu hiç önemli değil. İkinciyi alan kaşını gözünü sevdiği için değil cinsi münasebetini rahatça yapsın diye alıyordur. Bunun dışında ikinci eş mecburi hallerde alınmalıdır. Bu mecburi haller de az çok bilinir. Allah göstermesin
Bu başlığa haddim olmayarak, küçük bir ilavede bulunmak isterim.
Çağdaş ve batılı iddiasında bulunan uçkurcu medya; Ö.Lütfi Mete'nin de ifade ettiği gibi, birlikteliğin içeriği Dini nikaha dayanıyor ise; suçtur, ahlaksızlıktır, irticadır, gericiliktir, daha akıllarına negatif ne gelirse, öyledir. Fakat, bu şehvet düşkünlüğü içinde bir birliktelik ise, çağdaşlıktır, falan, filan.
Fakat, bizim uçkurcu ve bir o kadar da cahil medyamızın, bilmediği bir şey daha var. Batıda; Nikah dışı birlikteliklerde herhangi bir hak iddia edildiği takdirde, bu gayri resmi birliktelik; Hukuken resmi bir evlilik var gibi kabul edilir ve buna göre hüküm verilir.
Şimdi, Türkiye'de böyle bir kanun çıkarılsa, hatta çıkarmayı bırakın, böyle bir tasarı gündeme gelmiş olsa, ortalığın ne hal alacağını tahmin etmek pek de zor değil.
Bizim çağdaş uçkurucu medya başta olmak üzere, hemen yaygarayı basacaklardır. " İŞTE İRTİCA BUYRUN. ŞİMDİ DE İMAM NİKAHINA KILIF HAZIRLIYORLAR. ORDUUUU GÖREVEEEEE.." İnanın aynen olmasa bile, buna yakın bir yaygara kopacaktır.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız