Kayıt: Jul 05, 2005 Mesajlar: 78 Nereden: her yerden
Tarih: Pts Tem 31, 2006 11:03 pm Mesaj konusu: Meleklerimin İşi Çıktı
Meleklerimin İşi Çıktı
Bıktım günlerce oturup dünyaları kurtarmaktan.Sonra bekledim beni kurtarmaya gelen olacak mı diye ama olmadı?
“Sen çok bencilsin !” dediler iyilik melekleri.Ve ardından eklediler : “Biz şimdi gidiyoruz biraz işimiz var sen şimdi burada uslu uslu otur,sakın ağlama,sakın bağırma ve bir delilik yapmaya kalkma”
Bir şey diyemedim onlara.Ne ağladım,ne bağırdım.
Kendi kendimle konuşmaktan korkar oldum yalnızken.
Şarkılar söylemeyi bile bıraktım artık.Ağzımdan hiçbir ses çıkmıyor,dilimden bir kelime bile dökülmüyor artık.Sesimi duymak istemiyorum kendimin,nefret ettim kendimle kala kala.
Eskiden çok eskiden, ben daha bu değilken insanlardan sıkılırdım,kendimden değil.Bu yüzden aram iyi olmazdı fazla onlarla.Ama şimdi o insanlardan sıkıldığım kadar sıkılıyorum kendimden.Ve acaba onlara mı benzedim diye de sormadan edemiyorum.
Hep eskilere dönmek istiyorum hep.Çünkü eskiden hep iyi olduğumu,hiç şikayet etmediğimi hatırlıyorum sanki zar zor da olsa hafızamı zorlayıp.
Hep öncesini istiyorum.Bundan birgün öncesi,bir hafta öncesi,bir ay öncesi,bir yıl öncesi…Hep gerilere hep!
Bir saat gerisine bile dönmek isterdim bir zaman makinem olsa.Belki çok film izliyorum ya ondandır!
Senaryoya müdahele etmek istiyorum.Ama yönetmenliğime diyecek yoktur hani! Hiçbir kareyi,hiçbir gülüşü,üzülüşü,kini,nefreti unutamam,silemem objektiflerimden.
İyilik meleklerim nerede?
Meleklerimin işi çıktı.Küçükken yanımda olurlardı hep –belki de hayal gücüm o zamanlar çok güçlü diyedir! –
Onları istiyorum geri.Ama işleri çıkmış.Başka çocukların yardımına gitmişler.Tabi onların da işi zor olmalı böyle bir dünyada! Haklılar,yoğun mesai,düşük ücret ve sigortasızlık!
Bu şartlar altında meleklik zor!
Ama geleceğim dediler ya ben ondan bekliyorum belki gelirler hani.
Dünyanın merkezi sanki şu dört duvar beton yığınım.Yanında,sağında,solunda bir yığın komşum var, daha adını bile hiç bilmediğim.Garip bir yerdeyim.ELM sokağı gibi de ürkütücü.Ondan fazla çıkmıyorum sokağa.
Gözlerim bir insan arıyor.Yok aslında “insan” değil.
“İnsan” yanlış kelime olur.İnsan aramama gerek yok nitekim sağım solum önüm arkam insan bu beton deliklerde.Onlar merhem olmaz sürekli büyüyen yarama.
Bir “kalp” arıyorum ben önce.Sonra görebilen bir “göz”.
Sonra sadece hayırına çalışabilecek bir “beyin” arıyorum.
Garibim.Ve daha böyle bir yığın garip isteğim var.
Keşke karşı balkonda gazete okuyan adam Dostoyevski olsaydı da akşamları ona çay içmeye gidip bana Suç ve Ceza’yı nasıl yazdığını anlatışını dinleseydim.
Veya yan komşum her gün eve bir karış asık suratla gelen bir cerrah yerine Kurt Cobain olsaydı da oturup beraber gitar çalsak,şarkılar söylesek,dertleşseydik.
Hemen alt katta Al Pacino otursaydı keşke de bana her akşam bedava orijinal dvd’ler verse hatta bunla da kalmayıp beraber izlediğimiz filmlerden sonra Jim Carey ve Robin Williams’a bir telefon açıp eve çağırsa oturup Hollywood anılarını anlatsalardı oracıkta,hoş bir sohbet ortamı doğsaydı böylece.
Ya ne güzel olurdu değil mi tüm bunlar ve daha bunun gibi sayamayacağım nice güzel sonsuz istekler.
Mesala okulda beni reddeden kız arkadaşım bana dönse benimle sonsuza kadar bu harikalar diyarında yaşasa her akşam beraber Kurt Cobain’i, Dostoyevski’yi, Robi’yi ve diğer arkadaşlara ev gezmelerine gitsek orada pasta kek yesek ne de güzel olurdu ama?
Sonra küçük bir kızımız olsa pembe pancurlu evimizde.
Benimse insanın imanını gevretmeyen,eşek gibi öldüresiye çalıştırmayan bir işim olsa kendime yetecek.
Sonra kızımızı alıp her gün, karşı apartmanda oturan Yann amcaya (Yann Tiersen) piyano kursuna gitsek.
Yann amca bizi gülerek karşılasa ve piyano kursu için hiçbir ücret taleb etmese bizden ve küçük kızımızı sevse…
Ya işte böyle daha artar bu düşler durmadan biri beni durdurmazsa!
Bu düşler güzel şeyler.
Bu düşleri düşünürken ben bir de bakmışım meleklerim gelmiş yanıma.Gelirken bana uyku getirmişler yanlarında hediye olarak.
“Hadi sen artık yat, uykun geldi, yine saçmalamaya başladın huysuz çocuk!”
Evin kırmızı pancurlu olmasını tercih ederim.Narçiçeği kırmızısı...sohbet etmek için Jim Carey yerine daha ağırbaşlı birini isterim. O daha çok maskotluk etme işine yarar.O'nu küçük kıza bırakmak lazım.
Kayıt: Jul 05, 2005 Mesajlar: 78 Nereden: her yerden
Tarih: Çrş Ağu 02, 2006 12:44 am Mesaj konusu:
Evet hayal kurmadan önce onu ben de düşündüm.Jim yerine Robert De Niroyu çağıralım demiştim hem Al Pacinoyla daha iyi anlaşırlardı...
Ama Jim gibiler de ortama renk katmak için birebirler yoksa gerçek dünyadan ne farkı kalır bunun?
Hem Jim'in o harika filmlerini nsaıl unuturum ben:Thuraman Show,Aman Tanrım,Maske...Süper şeyler ya!
Kızım zaten Yann'dan piyano kursu alacak merak etme, arada bir Jim de eğlendirir hani...
Senden bile daha muhalif olmak istemem ama,bir dahaki denemede fiziksel çevreyi de anlatmalısın(manzarayı) ve orası erişilmez olmalı.Nasıl olsa erişemiyeceğiz....
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız