İnsanın oluşturdukları aslında kendi isteğiyle olmamıştır.
İçindeki sesle olur,ve içimizdeki ses çoğu zaman bilmediğimiz,daha önce hiç duymadığımız,farkına bile varmadığımız şeyler sözler bize...
kişinin yaptığı(yaratmak kelimesini kullanmak istemiyorum) kendisinden "anlamlı olur" yerine "görünür" diyeceğim... insanda her zaman göründüğünden fazlası vardır. yaptıkları da kendisine aittir ve aslında kendisidir anlamlı olan.
Hayır. İnsan; kendisi mükemmel bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu sebeple, kendisinden daha mükemmel ve anlamlı bir eser meydana getirmesi söz konusu değildir.
İnsan ; Yaşadığı ortamda, herşeye hükmeden, yöneten bir varlıktır. Hatta , öyle ki; Doğa kanunlarına dahi müdahele eder duruma gelmiştir. Bu açıdan da bakacak olursak; İnsanın yaratacağı bir eserin de, yine insanın hakimiyetinde olacağı kesindir.
Bu soruyu kendime sormayalı uzun süre oldu. Bu iyi birşey mi, hayır değil.
Günah ve sevapları hayatında anlamlı bir yere oturtan her insanın kendisine sorması gereken bir soru bu. Günümüz toplumlarında son yıllarda unutula unutula üzeri iyice kaplanmış, adeta ona yüklediğimiz anlamlar kadar eskimiş bir soru.
Şirkten bahsediyorum. Peygamberin en çok korktuğu şeylerden birinden bahsediyorum. Kişi kendisine bu soruyu sorduktan sonra artık yaratılmış olmanın gerçekliği altında birçok sorumlulukla başbaşa kalır. Şirk olabilecek hayatımızda neler var diye sormanın başka bir şekli yani. Hayatımızda yer edindirdiğimiz, sevdiğimiz, bir amaç haline getirdiğimiz; veya ideallerimiz. Uğrunda çaba harcadığımız herhangi birşey bizim ürettmeye çalıştığımız değerlerden başka birşey değil.
Ve her zaman şu soru ile karşı karşıyayız; Sen birşeyi varettin ve O benden daha mı değerli. Buradaki ben insanın kendi nefsinden başka birşey değil. İnsanın nefsi herşeyden önce kulluk kıskacından asla kurtulamaz. Nefisten daha değerli ne varsa işte O, şirkten başka birşey değil. Tanrılar üretiyoruz bol bol, hayatımızda anlamlı diye üzerine eğildiğimiz ne varsa onları Tanrıya ortak ediyoruz. Bizden değerli olan herşey tanrının konumuna yükseliveriyor ansızın.
Şirk bataklığından bu şekilde çıkamıyoruz.
Sahi en son ne zaman dua ettik, Allah'ım beni şirk bataklığından koru diye?
olabilir
mesela bir çok insan
insanı tanrıdan anlamlı görüyor
sanırım mevlana demişti
biz yaradılanı severiz
yaradandan ötürü
yani biz yaratılmasaydık
yaradanı da sevmenin bir anlamı olmayacaktı
yani biz olmasaydık
kim sevecekti yaratıcımızı ?
yaratıcı her zaman tanrı konumundadır
baktığımız ve eleştirdiğimiz pencereye göre yaratan yarattığı şeyin tanrısıdır
var etme gücü olan ve yok etme gücü olan
hem kişinin ne yarattığı da önemli
kişi kişiyi yaratırsa, yaradılan daha anlamlı olabilir
bu bence anlamsız
ama öyle oluyor
her zaman değil tabii ki
ama genelde böyle olur
bu bir kural değildir, yaradanın, ne yarattığına da bağlıdır
örneğin
şeytanı da tanrı yaratmıştır
güzellikler, kendi içinde anlam kazanır
mesela azrail de bir melektir, ama can alır
o can alırken, kendisini yaradanın istediğini yapmaktadır
o yüzden kendi şekline, tanrının verdiği manayı yüklemiştir
yani yaradanın tam da istediği budur
yaradılanın daha anlamlı olması, yaradanın isteğini fazla yerine getirmesine bağlıdır
yaradanla, yaradılan arasında ki mana, böylelikle eşitlenir ve anlam diye bir kavram ortada kalmaz
yaradılan yaradılış amacına uyuyor mu
eğer yaradılan, yaratılış amacına uyuyorsa
hangisinin daha anlamlı olduğu kavramı ortadan kalkar
çünkü anlam, ihtiyaçları karşılamak değildir
bence anlam, yaradılan kontrolden çıktığında başlar
bu hem yaradana anlam kazandırır
hemde kontrolden çıkana
şeytan olmasaydı
yeryüzünde ki ilahi olan hiçbir şeyin bir anlamı olmazdı
herşey kendi istenilen düzeninde devam ediyor olurdu
tanrı istediğini yaratmış ve yaradılan tanrının istediğini yapmış olurdu
bu durumda da, anlamı olmayan bir duruma, anlam yüklemek manasız olurdu
ihtiyacını karşılamak için yaradıyorsa yaradan
yaradılan daha anlamlıdır
ama yaradılanın anlam kazanması, ihtiyacı karşılıyor olmasına bağlı,
ama kendi iradesinin dışında karşılamalı bu ihtiyacı
mesela tanrı can alsın diye azraili yaratmışsa
azraile başka şeyler hissedebilmesi, isteyebilmesi için bu görevden bağımsız bir irade vermişse
bu iradeye rağmen azrail, yaratıcının istediği gibi davranıyorsa
burada yaradılan daha anlamlıdır
ama kendi sınırları içinde
dışarıdan bakıldığında, herşey tam istenildiği gibi olduğu için bir anlamı olmayacaktır
bunun tam tersi durumunda da, yaratan anlam kazanır, şeytan tanrıya anlam kazandırmıştır
bence tanrısal boyutta bile olsa, herşey bir denge üzerine kuruludur, bunların hepsi olağan bir doğa kanunu gibi işlediğinde, bana göre hiçbir şeyin bir anlamı olmaz, önemli olan bu dengenin dışına çıkabilmektir
dengeyi hesaba katmayınca
düşünerek değil, hissederek yaşayınca
düşündüğünde zaten, anlamlı bir iş yaparak, kendi nesnel anlamını yitirmiş oluyorsun
çünkü hesap yapıyorsun, ortaya çıkan doğal bir şey olmuyor
belki düşündüğünde, tuğlaları nereye koyacağını önceden bildiğinde daha sağlam bir duvar yapabilirsin
ama bu senin duygularını yansıtmaz
bir şeyi anlamak istiyorsan onun içine girmelisin bu duygusal bir durumdur
ama anlamak için bilmek gerekir
ki bu da akıl ile alakalı bir durumdur
yani birincide kalp gerekiyor
ikinci de akıl
burada ki çelişkilerden bağımsız hareket etmek gerekir anlam kazanabilmek için
yani bazen aklınla seversin, bazen kalbinle
önemli olan ne ile sevdiğin değil, nasıl sevdiğindir
bazen kalbini aklının yerine koyabilirsin severken
aklın senin kalbin olur, kalbin kadar temiz ve güzel olur
o zaman anlam kazanmaya başlar yaradanda, yaratılanda
yani bu çelişkilerin dışına çıkmakta, kurallar ile sınırlamamaya bağlıdır davranışları
hani biraz önce söylemiştik, bir denge var diye
şimdi şöyle bir örnek daha var
şeytan tanrıya başkaldırdığı için anlamlı
tanrı kendisine başkaldıracak iradede canlılar yarattığı için anlamlı
melek tanrıya secde ettiği biat ettiği için anlamlı
tanrı kendi gerçeğini yaradılana gösterebildiği için anlamlı
yani davranışlar, anlam kazandırmaz varlıklara
içinden geldiği gibi davranırsın, davranışlarının geldiği yer anlam kazandırır
bu durumda davranışların geldiği yer yaradan olduğu için anlamlı oluyor amayaradan bir ihtiyaç için yarattığında anlamını yarattığı canlıya yüklüyor
örneğin, kendisine secde edecek varlığa ihtiyaç duyduğunda tanrı, veya yalnızlığını insanlarla çoğaltma ihtiyacı hissettiğinde, kendi manasını veriyor insana, yani yarattığına
eğer öyle olmasaydı, yaradılışın bir amacı ve bir anlamı olmazdı
yaradan yarattığı şeyi, amaçsız ve anlamsız mı yarattı ?
Evet aslında yaratılan şey yaratanın işi olduğuna göre, yaratan daha önemli gibi duruyor.Ama 'anlam'ın nerede vuku bulduğu tartışılır.
Sanat gözüyle bakıldığında, eser her zaman daha anlamlı olmalı. Aksi halde sanat anlamını yitirir. Requiem her zaman Mozart'tan daha anlamlıdır, bence...
Kişinin bulduğu, oluşturduğu ( ben de yaratmak kelimesini kullanmayacağım ) şeyler kişiden daha değerli gözükebilir. Böyle durumlar ve örnekleri vardır
Romanlar ve yazarları, Şiirler ve şairleri gibi. Çok şiir ve kitap vardır ki şairinden ötelere gitmiştir.
Bazı arkadaşlar demiş ki insanı Allah yarattı ondan daha iyisi olmaz.
Katılmıyorum. Allah sadece insanı değil insanın yazdığı şiiride, romanı da yarattı. Sadece insanın elinden, ağzından söyletti.
Evet, insanın bulduğu veya oluşturduğu şeyler insanın önüne geçebilir.
Sevgili Poe, yine yaptın yapacağını. Çık şimdi işin içinden. Çıkılabilirse tabii. ?
Poe rumuzunu, senin ile özdeşleştirerek mi, düşünmeliyim.? Yoksa; Poe derken, ünlü yazar Edgar A.Poe'yi mi, düşünmeliyim.
Ooof, bu sıcakta bu yapılır mı şimdi. Dediğin gibi olsun.
Aslında dediğim, bilinç6 rumuzlu arkadaşın söylediklerini desteklemek içindi. İnsanın bir kimliği diğer kimliğini bastırıp,onun önüne geçebiliyor. Çok kere başkaları bunu öyle algılıyor. Ya da bendeki gibi, bizzat insanın kendisi bunu görebiliyor. Keşke Poe kadar olabilsem, diyorum kendi kendime. Çünkü Poe gerçekten iyi biri. Nerdeyse kusursuz yanım.
Bizlerin birer okuyucu olarak ele aldığı yazar ve düşünür tayfası da şuur üstü bir algılamaya maruz kalıyor. Bir yerde demiştim, Necip fazıl kadar büyük birisiyim, diye. Bazıları anlamamıştı bu sözümü. oysa demek istediğim, Necip Fazıl'a üstünlükler vehmeden bizim olduğumuz gerçeğiydi. Aslında büyük adam olarak gördüklerimiz de bizim gibidirler. Ama biz onları eserlerinden yola çıkarak büyütürüz. (Bu dediklerim, onların küçük oldukları anlamına da gelmez.)
Hatta düşünüyorum ki, Necip fazıl şimdi bu zamanda yaşasa, belki bizim gibi forum yorumcusu olarak başlayacaktı işe. Veya Cemil Meriç derdini anlatmayı forumlarda deneyecekti.
Lütfen yanlış anlamayın. Kendimi kimseyle kıyasladığım yoktur. Sadece şuur üstü algılamalarımızın etkisine dikkat çekmek istedim.
Faust ta Goethe'den büyüktür. Goethe'nin hayatını okuduğumda, O'nun Faust'la özdeş olmadığını gördüğümde dumur olduğumu söyleyeyim. Yediği fındıklar Fiskobirlik'in stoğunu geçer.
Doğrudur, katılırım. Gerçekten de, kişiler kendi kendine ünlü veya büyük olmazlar. Onları büyük yapan, diğer insanların verdiği değerlerdir.
Güzel bir açılım. İtiraf etmeliyim ki, konunun bu yönünü hiç düşünmemiştim. İnsan, her saniye yeni bir şeyler öğreniyor. Her kim olursa olsun. Eğitim düzeyi ne olursa olsun, istese de, istemese de, son nefesini verinceye kadar öğrenmek devam edecek.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız