Tarih: Prş Tem 27, 2006 10:31 am Mesaj konusu: Ey Şehir, Bombalar Bitiremez Seni!
.
Israil’in teröre ‘ölçülü’ cevabının ardından binlerce Kanadalı mülteci için Türkiye’de, Mersin’deki spor salonları geçici olarak sığınma noktaları olarak düzenlenmiş. Tv görüntülerinde bir Alman kadın Beyrut’tan ayrılırken ağlıyor. ‘Yahudi Soykırımı’nın mağdurlarından biri o.
Kanadalı Yahudi kökenli şarkıcı şair Leonard Cohen, Nisan 1993’de Çalıntı isimli müzik dergisinde de çıkan röportajında günümüzü 13 yıl öncesinden betimliyordu: “Evet, biz rahat evlerimizde, sürdürüyoruz...Ama sokağımızın biraz aşağısı yanıyor.Yangın sokağın bizim tarafına ulaşamadı henüz. Ama geliyor. Belki gelecek yıl, belki bir kaç yıl sonra. Ya da geçen yıl gelmişti zaten. Dünya ateşler içerisinde her halükarda. Belki Kopenhag ve benzeri, bizim oturma ayrıcalığına sahip olduğumuz bir kaç yer daha hariç. Ama dünyanın diğer yerleri.”...
“Saraybosna’dakiler de inanmıyorlardı ona önce. Gürcistan’dakiler de...”
Pink Floyd’tan tanıdığımız Roger Waters ise Amused to Death albümümün Perfect Sense başlıklı parçasında;
“and the Germans kill the Jews
And the Jews kill the Arabs
And the Arabs kill the hostages
And that is the news”
diyordu faşizmin ve şiddetin milliyeti olmadığını anlatan dizelerinde.
İşin ilginci ise geçenlerde çıkardığı yeni parçası Leaving Beurit,(Beyrut’tan ayrılış) tam da İsrail’in Lübnan’ı işgalinin ardından gene popülerlik kazandı.
“Willa ve ben ayrıldık Beyrut’tan, o doğuya Bağdat’a ve ondan arta kalanlara doğru yol aldı, bense kuzeye…”
Sanatçı daha önce de geçen yıl ekim ayındaki Paris’teki göçmen intifadısının arefesinde Ça Ira isimli Fransız Devrimi’nin 200. yılı anısına oluşturduğu operayı yayınlamıştı garip bir tesadüf olarak.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinin vatandaşları mülteci durumuna düşüyor. Ne kadar trajikomik. Lanet olsun demek istiyor insan, daha 15 gün öncesine kadar futbolla ‘uyutuluyorduk’, şimdi ne oldu bize. Dünya Kupası neredesin? Aslında uyutan futbol değil insanı, şiddetin kendisi. Dozu fazlalaştıkça, ruhlarımızın telore edebiliyor daha ufak çapta olanını. Sporla, sanatla ise biraz olsun insan olduğumuzu anımsamıyor muyuz?
İnternet’te dolaşan görüntüler var Lübnan’dan gelen. İsrailli kız çocukları başka çocukları öldürecek olan bombaların üstüne “sevgilerle” yazıyorlar. Her savaş kirlidir, kirlidir ama savaşın kirinin çocukların eline bu kadar bulaştırıldığı bir an ben hatırlamıyorum. Hangi ebeveyn böyle bir düşünce içinde olabilir. Nazilerin yaptığından kitlesel olarak yanına (çok şükür-şimdilik) yaklaşamasa da da vicdani olarak daha büyük bir vahşetle karşı karşıyayız.
Şimdi maalesef kimse o kadar Üzülmeyecek! Ve Schindler’in Listesi’ni bir daha izlediğimizde daha önceki izleyişimiz kadar içimiz burkulmayacak. Dürüst olmanın bazen provakatörlükle suçlanabileceği bir dünyada yaşıyoruz, lakin ben kendi adıma eskisi kadar içimin sızlamayacağını söyleyebilirim. Faşizmin milliyeti yok da vicdan da her yerde vicdan. Ve ne yazıkki Lübnanlıların, Filistinlilerin hiç bir zaman lobileri, Spielberg gibi bir yönetmenleri olmayacak ama her daim Schindlerler tarafından kurtarılmayı bekleyecek listeler dolusu kurbanı olacak gibi gözüküyor. O Schindlerlerin de artık hiç bir dünya sorununda etkisi olmadığı iyiden iyiye görülen Avrupa Birliği ya da güvenilmez Amerika olduğunu düşünürsek…
Son gelişmelere en çok kahrolanda geçtiğimiz 20 Hazirandaki İstanbul konserinin ardından 22 Hazirandaki Tel Aviv konserinde (Konser mekanı da sanatçının resmi sitesinde “Peace Village”* olarak belirtilmiş ki burasınnı Filistin ve İsraillilerin biradada sorunsuz yaşadığı bir mekan olduğu söyleniyor) Roger Waters’ın şarkılarını söyleyen İsrailli ilerici insanlar olmalı.
Filistin’de yokluk içinde büyünen çocuklar, İsrailde yaşıtlarını yakarak, parçalayarak katledecek bombaların üstüne “sevgilerle” yazdırılan çocuklar.Bu bu çocuklar nasıl getirecek Ortadoğu’ya barışı. Peace Village’larda barış şarkıları dinleyenlerin çocuklarına kalıyor iş gene…
Ünlü İngiliz rock grubu The Smiths’in de solistliğini yapmış olan Morrissey;
“America, America your head's too big, Because America, Your belly is too big. And I love you, I just wish you'd stay where you is”
diyor ve olduğu yerde kalmasını istiyor Amerika’nın; lakin Amerika kendisinin bile beceremeyeceği ya da tepki almaktan çekinebileceği bir vahşeti (sivillere karşı olanları gözönüne alıyorum) yapan İsrail devletine, destek veriyor, “teröre karşı ölçülü savunma” diyor bunun adına. Ve Dışişleri bakanı Rice, yüzlerce sivilin öldüğü bir anda acil ateşkese ihtiyaç olmadığını buyurabiliyor. Amerika kafan o kadar büyük ki. Göbeğin o kadar büyük ki bünyende bir kalbe yer yok Amerika…
Pink Floyd’un bir başka Roger’ı, kurucu üyesi Syd Barrett öldü tüm bu hengamenin arasında…
Shine on your crazy diamond…Ona da bir selam yollamak gerekir bu arada…
“I know a mouse, and he hasn't got a house.
I don't know why. I call him Gerald. He's getting rather old, but he's a good mouse.”
Yaşadığımız dünya onun şarkılarındaki kadar naif bir yer olur belki bir gün...
Leonard Cohen demiştik girişte, bizden müzisyenlerle noktalayalım. Ezginin Günlüğü 1993 yılı İstavrit albümünden. Beyrut için yazılmış bir şarkı, Hüsnü Arkan imzasıyla:
“Bu yol bir şehre giderdi, güneşin tutuştuğu denize batmış güle
Mavi ıslak gecelerde ne sevgiler açardı, dünya menekşe bahçesinde alev alev
Ey şehir sen yoksun.
Uyudun uyandın büyü bozuldu, bir kapı kapandı geçmişe
Toprak yok artık su yok, sevinç telaş yok, ey şehir sen yoksun
Bu kıyıda bir ağaç yeşerdi, sedefin toprağında diz çöktü maya
Bir masal vardı bu şehre dair, sütü bal koyuluğunda gözleri kara
Ey şehir sen yoksun.”
(*) Konser için once Tel Aviv stadyumu seçilmiş, ancak Filistinlilerden gelen tepkiler üzerine böylesi anlamlı bir yere taşınmış organizasyon.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız