Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 193 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Güle güle Türkçe


Güle güle Türkçe

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri
Yazar Mesaj
monaroza
Okur


Kayıt: Jul 11, 2006
Mesajlar: 82

MesajTarih: Sal Tem 18, 2006 7:47 pm    Mesaj konusu: Güle güle Türkçe Alıntıyla Cevap Ver

Pop çağının siyasete, sanata ve okumaya uzak gençleri Türkçeyi kendi
dünyalarına göre yorumlayıp konuşuyor. Kelimeler internet diline
göre törpüleniyor. İngilizce-Türkçe karışımı konuşuyor, sesleri
farklı çıkarıyorlar.


Seyirci kelimesi "seyircıı" oldu bile. Bundan birkaç yıl önce müzik
kanallarındaki DJ kızların, kelimeleri İngilizce gibi telaffuz
ederek İngilizce-Türkçe karışımı konuşmalarını şaşkınlıkla
izliyorduk.

Giderek bu duruma alıştık. Aradan bir süre geçti, bir de
baktık ki, siyasete, sanata ve okumaya ilgi duymayan gençler, gün
boyu müzik kanallarını seyrediyor ve konuşma tarzları buradaki
sunucuları bile geride bırakıyor.

Türkçeyi düzgün konuşma derdi olmayan gençlerin konuşma dilini internet yazışmaları ve pop kültürü yönlendiriyor.

Artık yüklemi, öznesi belli olmayan bir "internet dili" oluştu.

İşte bir gencimizin internet yazışmalarındaki kültür yüklü cümleleri:

"Akşam telefon faturasını görünce oha falan oldum. Anneme söyledim.
Aaa ne oluyo falan oldu. Napıcaz şimdi yani olduk. Bunun üzerine bir
de su faturası kabarık gelince bismillah olduk yani."


Yeni bir ceket aldınız. "Güle güle kullan", "iyi günlerde eskit"
gibi iyi dileklerde bulunmak artık modası geçmiş bir ifade. "Abi
ceket yapmışsın"
cümlesi yukarıdaki anlatımı üç kelimede özetliyor.

Biri duygu sömürüsü yaptığı zaman "vicdan yaptım" diyerek karşılık
verilebiliyor. Duygu sömürüsü yapma, ya da vicdanımı sızlatıyorsun
nevinden bir şeyler denmek isteniyor.

Yapmak ve olmak da neredeyse tüm fiillerin imdadına yetişen yardımcı fiillerden. "Tavır yapma" (olaya tavrını koymak ya da küsmek), "su yapma" (ciddiyetini muhafaza etmemek) yeni çarpıcı cümleler arasında.

Bunların yanı sıra internet yazışmalarıyla gündeme gelen birçok
kısaltma sözcük, normal yazı ve konuşma diline de girdi.

Selam sözü artık internet harici yazışmalarda slm (selam), mrb
(merhaba), grsz-by (görüşürüz) şeklinde kullanılıyor. Nasılsın
sorusuna karşılık "Sen nasılsın?" şeklindeki soru ise İngilizce'de
kısaca bu anlama gelen "u?" diye yazılıyor. İnternette yazışmaya
chat'leşme demeye çoktan alıştık. Ancak, Türk Dil Kurumu bu durumdan
son derece mustarip.

Türkçeyi çözmen için İngilizceyi de bilmen gerekecek!

Bu şekilde dile hem yazılışı hem de okunuşuyla birlikte giren
yabancı kelimelere getirilen eklerin kesme işaretiyle ayrıldığı,
ancak bu şekiller Türkçenin ses uyumu kurallarına uymadığı için işi
daha da çıkmaza sürüklediği ifade ediliyor.

Bu durumu dilin hem ses yapısının, hem yazı özelliğinin, hem de söz
varlığının bozulması olarak yorumlayan Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü
Halûk Akalın "İngilizceyi Türkçeye katarak söylenmek istenen şuNeutral

"Ey vatandaş sen şu metni okuyup anlamak istiyorsan yalnızca Türkçe
bilmen yeterli değil, biraz da İngilizce bileceksin!

Şu anda İnglizcenin `fesahatçı'ları var. Yazıldığı ve okunduğu gibi
uyguluyorlar. İmlada yeni bir kargaşa ortaya çıkıyor. Dilde yabancı
ögelerin artması söz varlığını bozuyor. Hacker'lar deniyor.
Hacker'in okunuşunu bilen biri bu kelimeyi çoğul olarak yazarken
hacker'lar diyor. Bunun anlamını bilmeyen biri ise Türkçe okunuşuna
göre hacker'ler olması gerektiğini düşünerek `-lar' ekine anlam
veremiyor.

Eski dilde ileri gelen, reis gibi anlamlar içeren sözün yazılışının
benzeri olan İngilizce server ise sunucu anlamına geliyor. Server
diye yazıp "sörvır" şeklinde okuyorlar. İmlada bir karmaşa oluşuyor.
Bunun Türkçe karşılığı var. Sunucu denilmesi gerekir" diyor.

Dilimize girmekte olan güncel yabancı kelimeleri tespit eden ve
Türkçe karşılıklarını yayınlayan Türk Dil Kurumu'nun Başkanı Akalın,
bu verileri kitle iletişim kurumlarına da gönderiyor. Türkçe adına
en çok gazetecilere, yazar ve gazete-dergi editörlerine görev
düştüğünü belirtiyor. Çünkü insanlar yabancı kelimeleri ilk önce
televizyon ve gazetelerden öğreniyor. Okumaya ilgi duymayan kesimin
Türkçe bilgisine de aynı şekilde kitle iletişim araçları yön veriyor.

"Döncem ben sana"

Gençlerin konuşma dilinin başkalaşmasını ilk keşfedenler ünlü
komedyenlerdi. Beyazıt Öztürk'ün üniversiteli gençleri karikatürize
eden tiplemesinin kulağına yapıştırdığı cep telefonu ile sürekli
sağa sola sallanarak konuşması ve herkese "Döncem ben sana" diyerek
telefonu kapatması gerçek hayattaki "tiki" gençlerin tipik bir
kopyası.

Kıyafetleri hip hop tarzı olan gençlerde ne gam belirtisi var ne de
huzur. Arada kalmışlık ve umursamazlık her hallerinden akıyor.
Tofita reklamındaki genç kız yadırganmıştı. Heyecanlarını çığlık
atarak ve anlamsız sözlerle ifade eden karakterlerin tasviriydi.

Kelimeleri ağzında yuvarlayarak ve harfleri değiştirerek
konuşuyordu. "Seyirci"yi "seyircıı" diye telaffuz ediyor, yaka
anlamına gelen "degaje"yi göğüs yerine kullanıyordu ama onu çok
sevdik. Gözümüze en az Tofita kadar hoş göründü!

Son zamanların fazla şehirli dizisi Avrupa Yakası'nın Selin
tiplemesi ne geçim derdi ne de kültürlü olma endişesi taşıyan bir
kimlik. Bir süre yurtdışında kalmış. Türkçeyi ancak birkaç kelime ve
bağlaçlar vasıtasıyla konuşuyor. İnternet gençliğinin diline
pelesenk olan "Oha falan oldum yani" çıkışıyla hiç de âdâba uygun
konuşmuyordu fakat biz onu eğlenceli bulduk.

"Çocuk da yaparım kariyer de" diyerek çalışan genç kadınlara da
cesaret veren "özgür kız" Nil Karaibrahimgil, gençliğin yaşam
şekline yeni jargonlar ekledi. İngilizcevari aksanıyla dilde de
özgür olduğunu kanıtlamaya çalıştı ve başardı da. İnce kumaştan
tasarlanan giysileri ve uçuk kaçık, çocuksu hareketleriyle onu da
sevdik!... Çünkü şarkısı tutuldu. "Kırıcan mı belimi" diyecek kadar
fütursuz değildi. Ama biz bu sözleri de kanıksadık. Güfteler de
artık gündelik Türkçeyle yazılıyor. "Ayağını yerden kescem senin"
diyen Gülben Ergen bu trendi (!) yakalayanlardandı.

"Azerbaycan'da terledim"

Gençlerin bu dilini bir tepki dili ve gelip geçici görenler de var.
Kültürün yüksek değerlerini tekrar edebiyata, konuşma ve yazı diline
kazandırmak bir özlem. Toplumun sığ bir dil kullandığına dikkat
çeken Yavuz Bülent Bakiler, ülkemizi Batı dünyası ile kıyaslıyor.
Bakiler,

"Batı dünyası 8 yıllık eğitimde ders kitaplarını 71 bin kelime ile
yazıyor. Bu rakam Japonya'da 44 bin, İtalya'da 32 bin, Türkiye'de 6
bin'dir. Çağdaş medeniyet seviyesine sıçramak mecburiyetinde olan
bir ülkede, çocuklarımızı 6 bin kelimenin içerisine hapsetmek
gericiliktir"
diyor.

Azerbaycan Yazarlar Birliği'nden Anar Rasulzade'nin "Biz, 1990
yılına kadar Sovyet emperyalizmi altındaydık. Birtakım yanlışları
bilerek yapıyorduk. Benim anlayamadığım, Türkiye hür ve müstakil bir
ülke, size kim emrediyor, kim doğru yoldan uzaklaştırıyor?" dediğini
hatırlatan Bakiler, "Bu, bizim Türk ve İslam dünyasıyla bağlarımızı
kopartma isteğidir. Şu an konuştuğumuz dil ileride Türkçenin sonu
olur"
diyor.

"Biz de farklı bir dil kullanmıştık"

Öğretim görevlisi ve Türkçenin doğru kullanımı üzerine kitapları
olan Feyza Hepçilingirler ise, gençlerin Türkçe konusundaki
duyarsızlığını yeni neslin kendini ispat etme hevesi olarak
nitelendiriyor.

Hepçilingirler'e göre, dilde jargon da denilen alt grupların oluşma
nedeni gençlerde kedisinden farklı olanın anlayamayacağı özel bir
dil oluşturma isteği. Hepçilingirler bunun gelip geçici bir akım
olduğunu düşünüyor. "Biz de kendimizi ifade etmede farklı bir dil
kullanmıştık" diyor.

Eski TRT spikerlerinden Erkan Oyal ise dildeki sorunları gençlerin
kimlik arayışıyla ilintiliyor. "Kullanılan anlamsız ifadeler bana
göre çok tehlikeli. Popüler bilimciler ise olur böyle şeyler diyor.
Dildeki bu sorunun Türkiye'de yaşanan sosyal ve iktisadî kaostan
kaynaklandığını düşünüyorum" diyor.

Market Türkçemiz var ya...

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğretim görevlisi Ahmet Turan Alkan
ise konuyu daha farklı bir açıdan ele alıyor. Alkan,

"Bütün dünyada pop kültürün egemenliği var. Ticarî olarak büyük
pazar değerine sahip bir endüstri. Eurovision yarışmasına bakın bir
kere; her ülke pop tarzında besteyle yarışıyor. Pop kültürün ve
müziğin egemenliği tartışılmıyor; dünyanın en tabii şeyiymiş gibi
karşılanıyor. Pop kültürün bir de `pop dil'i var. Popun kültürü
satıh kültürü olduğu için dili de, kelime haznesi de satıhta
kalıyor. Dikkat ettiniz mi, Türkiye'nin yarışa İngilizce sözlü bir
şarkıyla katılması bile kimseyi rahatsız etmedi, itiraz gelmedi pek.

Bu, işin evrensel tarafı; bize ait kısmına gelince, gençlerimize
dilin imkanlarını, genişliğini, başka hangi işlere yarayabileceğini
öğretemiyoruz. Çocuklarda bırakın Türkçeyi, dil şuuru yok, pek
zayıf. Gördükleri eğitim yetersiz, yaşadıkları dünya da öyle aman
aman dil zenginliği gerektiren bir zorlamada bulunmuyor. Daha
fazlasını niçin talep etsinler ki, market Türkçesi yetiyor da
artıyor bile" diyor.

Türkçeyi umursamayan gençler olduğu kadar onu korumak için mücadele edenler de var.

Bilkent Üniversitesi'nde başlayan "Türkçesi Varken"
kampanyası hızla yayılıyor. Umarız konuyu gençler kendi aralarında
tartışır ve bu kez Türkçenin hayırına olacak jargonlar geliştirirler.

TÜRK DİL KURUMU BAŞKANI PROF.DR. ŞÜKRÜ PROF.DR. HALUK AKALIN:
METROSEKSÜEL DEĞİL BAKIMLI ERKEK

– Gençler birkaç bağlaçla (yani, falan oldum gibi) meramlarını
anlatmaya çalışıyorlar. Türkçeyi düzgün konuşma kaygıları da yok. Bu
durumu neye bağlıyorsunuz?

Ana dilimiz Türkçeye ilgisizliğe, kayıtsızlığa bağlıyorum. Ancak bu
kayıtsızlık yalnızca dilimize karşı değil, genel olarak kültür
değerlerimize karşı bir ilgisizlik, aldırmazlık, kayıtsızlık söz
konusu.

İngilizce sözleri bir İngiliz veya bir Amerikalı gibi söylemeye
çalışanlar, sınırlı sayıda bildikleri Türkçe sözleri ise Türk gibi
değil de bir yabancı gibi söylüyorlar. Söz dağarcıkları da sınırlı
olduğu için birkaç sözle konuşuyorlar. Duygularını, düşüncelerini
tam olarak ifade edemeyen kişiler, bildikleri birkaç kelimeye de
olmadık anlamlar yüklüyorlar ve olur olmaz her yerde bu sözleri
kullanıyorlar.

– Gençler içlerindeki güzellikleri dil ile ifade edemiyor.

Dilin zayıflamasının psikolojilere de etkisi olacaktır. Dilin
anlatım gücünden yararlanamayanların ruh hâline bu durum elbette
olumsuz olarak yansıyacaktır. Duygularını anlatamayan genç, "Beni
neden anlamıyorlar, neden anlaşılamıyorum?" diyerek kabuğuna
çekilecektir.

Aile içinde sağlıklı ilişkilerin ve iletişimin kurulmasında dilin
önemi de ortaya çıkıyor. Ana babaların da dili kullanmaları
açısından çocuklarından farksız olduğunu gözlemliyoruz.

– Türkçenin geliştirilmesiyle ilgili projeleriniz var mı?

Üzerinde önemle durduğumuz çalışma Türkçenin Temel Söz Varlığı Veri
Tabanı Projesidir. Türkçenin bütün söz varlığını büyük bir sözlük
veri tabanı halinde kullanıma sunacağız. Bu benim hayalimdi. Şimdi
TDK'nın amacı haline geldi. Bu veri tabanının içinde neler olacak?
Öncelikle, yazı dilimizin sözlüğü Türkçe Sözlük, bu veri tabanında
yer alıyor. (http//tdk.org.tr) Türkçenin en gelişmiş ve en güncel
sözlüğünü ücretsiz olarak hizmete sunduk.

Basılı Türkçe sözlüklerin hiçbirinde tetiklemek,
derogasyon=ayrıklık, ötelemek gibi sözleri bulamazsınız. Bu sözlükte
güncel olaylar sonucunda dilimize giren kelimeler bire bir takip
ediliyor. Bu, Türkiye Türkçesinin en gelişmiş sözlüğüdür. İçinde 100
bini aşan söz, deyim, anlam varlığı bulunuyor.

Temel sözlük veri tabanında, "Terimler Sözlüğü" de var. Bütün bilim
ve sanat dallarındaki terimler araştırılıyor. Ayrıca Kişi Adları
Sözlüğü, Derleme Sözlüğü, Tarama Sözlüğü, Tarihsel Türkçe Sözlük ve
Türk Lehçelerindeki Sözler olmak üzere 7 ayrı bölüm altında geniş
bir içeriğe sahip olacak. Bu veri tabanı aracılığı ile elektronik
ortamda insanlar istedikleri kelimenin Türkçede gelmiş geçmiş bütün
dönemlerde ve mimarlık, sanat tarihi gibi bütün alanlarda ne gibi
anlamlarda kullanıldığını öğrenebilecekler. Bu projemiz 2007'de
tamamlanmış olacak.

– Türkçe'ye girmiş yabancı kelimelere karşılık olarak Türkçe kelime
üretmek doğru mu?


Türk Dil Kurumu olarak dilimizin söz varlığına katılmış,
yaygınlaşmış ve Türkçeleşmiş yabancı kökenli sözlere karşılık
türetmekten çok dilimize girmek üzere olan sözlere karşılıklar
buluyoruz. Anchorman, arboretum, derogasyon, metroseksüel gibi
toplumumuzun yeni karşılaştığı kavramlara karşılıklar buluyoruz.

– Edebiyat dili anlamında Türkçe yetersiz mi?

Türkçe, tarihinin her döneminde edebiyat dili olmuştur. Bizim ilk
yazılı kaynağımız Orhon Yazıtları, Türk edebiyatının söylev
türündeki en büyük eserlerimizden biridir. Türkçe asla yetersiz
değildir. Türkçenin gücünden haberdar olmayan, Türkçenin söz
varlığından bîhaber kişilerin dili yetersizdir.

TÜRKÇESİ VE DOĞRUSU VARKEN

YanlışNeutral Doğru
Şok olmak: Şoke olmak
KontürNeutral Kontör
Derogasyon: Ayrıklık-ayrıcalık
Show: Şov
Start almak: Başlamak
Trend: Eğilim
Spontane: Kendiliğinden
Center: Merkez
Check etmek: Kontrol etmek
Laptop: Dizüstü
Provoke etmek: Kışkırtmak
Adapte olmak: Uyum sağlamak
Feedback: Geri bildirim
Printer: Yazıcı
Revize etmek: Yenilemek
Elimine etmek: Elemek
Televizyon izlemek: Televizyon seyretmek
Blok (bloğu)Neutral Blok (bloku)
Parlemento: Parlamento
Dinazor: Dinozor
Azerbeycan: Azerbaycan
Ambiyans: Hava, ortam
Partner: Eş
Entegre olmak: Bütünleşmek

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MÜSTEŞARI PROF.DR. NECAT BİRİNCİNeutral EĞİTİM
TÜRKÇENİN TAM ORTA YERİNDE


Türkçenin, anaokulundan ilköğretimin 5. sınıfına kadar son derece
bilinçli ve ağırlıklı bir şekilde öğretilmesi gerekir. Buradan,
diğer öğretim kademelerinde bu konu daha hafif yer tutabilir anlamı
çıkmamalıdır. Milletler ana dillerine özel önem verirler. Çünkü ana
dil, milletin varlığı ile doğrudan ilişkilidir.

Yukarıda sözünü ettiğimiz eğitim devresinde Türkçe, dilbilgisi
kuralları çerçevesi içinde değil, çıkış noktası söze dayalı metinler
aralığından öğrenciye verilmelidir. Bu metinler, masallar, halk
hikâyeleri, atasözleri, deyimler, bilmeceler, tekerlemeler
olmalıdır. Dilin büyülü, çekici, hoş dünyası bu metinlerle, bu yaşta
öğrenciye hissettirilmelidir. Bu devrede dilbilgisi kurallarını öne
çıkarmak ve bu kuralları öğrenciye belleten bir sistemi uygulamak,
öğrencide dil zevkini köreltir.

Öğrencide dil zevkini uyandıracak, öğrencilere okuma alışkanlığı
kazandıracak metinler hazırlanmaktadır. Bu çocuk kitapları üzerinde
uzman arkadaşlarımız çalışıyor. İlköğretimin 6. sınıfından orta
öğretimin sonuna kadar okutulmak üzere 100 temel eser tespiti
çalışmamız vardır. Değişik kültür çevrelerinden, üniversitelerden,
yayın dünyasından, edebiyatçılar arasından belirlenmiş 35 kişilik
bir grup, başlangıcından bu yana Türk edebiyatının 100 eserini
belirleyecek.

Bu komisyon ilk toplantısını yaptı. İkinci toplantı haziran ayı
içinde yapılacak. Bu toplantılardan çıkacak neticeler sonrasında bu
eserler belirlenmiş olacaktır. 6. sınıftan orta öğretimin sonuna
kadar bu eserlerin yüzde altmışı, bir program dâhilinde ve
öğretmenlerin rehberliğinde öğrenciler tarafından okunacak. Bu düz
bir okuma değil, eserlerin dil, kültür, düşünce ve estetik varlığını
ortaya koyan bir çalışma şeklinde olacak.

Seçilecek bu yüz eserin içinde Cumhuriyetten sonra yazılmış olanları
kelime varlığı yönünden ayrıca ele alınacak ve bunlardan bir sözlük
oluşturulacak. Bu sözlük, Türkçe'nin bir genel sözlüğü değil, orta
öğretimi bitirmiş bir öğrencinin öğrenmek durumunda olduğu
kelimeleri ihtiva eden bir sözlük olacaktır ve 4 ilâ 5 bin civarında
kelimeyi ihtiva edecektir.

Ayrıca Türkçe öğretimi içinde şiir ezberleme çalışmaları teşvik
edilecek. Bu yol ile öğrencilerin en olgun dil metinleri ile
karşılaşması sağlanmış olacak.


Meral Yılmaz
Başa dön
nazenazen
Yazar


Kayıt: Aug 14, 2005
Mesajlar: 738

MesajTarih: Sal Tem 18, 2006 8:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Son zamanlarda hiç ÖSS sorularına göz attınız mı?Özellikle Türkçe soruları, oldukça kaliteli, ve her soru, okuma bilinci, yazım dünyası vs. ile ilgili.Dilbilgisi ve anlatım bozuklukları ile ilgili sorular da var.

ÖSS'ye giren gençler, bu konularda, okulda ve dershanelerde yeterince eğitiliyorlar ki, bu soruları çözebiliyorlar.Tekrar belirtmek istiyorum, Türkçe soruları gerçekten kaliteli.

Şimdi sorun şu, madem bu konuda eğitildiler, bu soruları çözdüler, sonra nasıl oluyor da hayata geçiremiyorlar öğrendiklerini? Çok mu zor? Yıllarc aşina oldukları şeylerden, nasıl bu kadar uzak kalabiliyorlar?

Beni en çok, eğitildikleri halde doğru dürüst konuşamayan, yazamayan kitle şaşırtıyor.O yüzden bu konuya değindim.

Sebep, elbette 'ezberci' dediğimiz mantık.

Yabancı dillerle ilgili sorun ise tamamen kendi komplekslerimizden ileri geliyor; yabancı olursa şık olur mantığı.

Anadil önemlidir. Anadile yeterince hakim olamayan kişi, doğru dürüst düşünemez bile.Çünkü düşünce-dil ilişkisi o kadar kuvvetlidir ki, kişi bilmediği, duymadığı bir kavram üzerine düşünemez. O yüzden dil hakimiyeti, sağlıklı bir düşünsel yapıyı da beraberinde getirir. Bu yüzden anadilini iyi öğrenmeli insan.

Sevgiyle
Başa dön
erufuk
Okur


Kayıt: Mar 26, 2006
Mesajlar: 56
Nereden: dünya

MesajTarih: Sal Tem 18, 2006 9:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bye bye türkçe ''OKTAY SİNANOĞLU''
Başa dön
AyEsHa
Yazar


Kayıt: Jun 27, 2006
Mesajlar: 1090

MesajTarih: Sal Tem 18, 2006 11:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet öğrenciler bunu gerek dershanelerde,gerek okullarda öğreniyor.
Ancak hayata aksettirmek istediğimizde;
(En basitinden birilerini uyarmakla başlamaktır bu kesinlikle)
İnsanlar inanılmaz tepki gösteriyorlar ve saldırgan davranıyorlar.
Ben bunu bu forumda yaşadım mesela, vay efendim ne gerek varmış...
Kimilerine zor geliyor kalacağım yazmak, onlar uğraşamazmış "kalcam" demenin nesi varmış???!!!

İşte durum böyle ama ilgilenenler olduğunu bilmek çok güzel...


En son AyEsHa tarafından Prş Hzr 28, 2007 6:05 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
shamata
Okur


Kayıt: Jun 08, 2006
Mesajlar: 40

MesajTarih: Çrş Tem 19, 2006 12:41 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu konuyla ilgilencem Smile
Başa dön
monaroza
Okur


Kayıt: Jul 11, 2006
Mesajlar: 82

MesajTarih: Çrş Tem 19, 2006 8:11 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Epey oldu şu aşağıdaki yazıyı yazalı..

Ne dersiniz, hep birlikte yanlış kullanılan kelimeleri bu bölümde yazalım mı?

Bir de aşağıda unuttuğum "muhatab-p" kelimesi var, o da yanlış..

"Muhattap" diyorlar, doğrusu muhatab-p olacak..

Lütfen sizler de katılın Wink





TÜKENİYOR MUYUZ?
Günlük hayatımızda yanlış kullandığımız bir çok kelime var maalesef..

Her gün bir kelime, her gün bir kelime yitire yitire sonunda tüketeceğiz galiba güzelim dilimizi..



Ben diyorum ki;

Buna “dur!” demek için,

Gelin her önümüze geleni ikaz edelim Neutral


Ben başlıyorum, şu anda aklıma gelenlerle..


Dahî­ ----- Bu kelime “Dâhi” şeklinde yani “a” uzatılarak kullanılıyor genelde ki yanlıştır..

Böyle kullanıldığında “çok zeki, çok bilgili” anlamına gelir..

Örnek: Ali bir dâhidir: Yani; Ali çok zekidir.

Diğer kullanıma örnek: Ali dahî bizimle gelecek.. Yani “i” uzatılacak..


Makam---- Bu kelime ilk “a” uzatılarak söyleniyor; mâkam şeklinde..

Yanlış.. Doğrusu “Makam” dır.. Yani uzatma yok..



Nasip----- Bu kelime de ilk “a” uzatılarak “nâsip” şeklinde telaffuz ediliyor..

Yanlış.. Doğrusu; nasip.. Uzatma yok..

Arapça’dan alınma şekliyle söylersek; Nasîb olur..


Mütevâzı----- Bu da sondaki “ı” “i” olarak söyleniyor genelde..

Yanlış.. Çünkü böyle olursa; “paralel” demek Arapça..

“ı” olacak..



Şefkat--- Bu kelimeyi de bazıları ısrarla “şevkat” şeklinde yazıp, teleffuz ediyorlar..

Yanlış tabii ki.. Doğrusu; şefkat olacak..



Kur’a----Kur’a biliyorsunuz; Çekliş demek.. Ama bunu bazıları “Kurra” şeklinde söylüyorlar Neutral ) Böyle deyince tabii ki anlam da değişiyor; Kurra, okuyucular demek..



Rakam
--- Aynı şekilde bu kelime de yanlış telaffuz edilenlerden.. “Rakkam” diyorlar ki yanlış..



Maddeten----- Bu kelime de bir dert.. Herkes “mânen ve madden” şeklinde yazıp, okuyor.. Yanlış!.. Madden olmaz!.. Doğrusu “maddeten”..



Herkes----- Bu da “herkez” şeklinde söyleniyor..

Yanlış!.. “Herkes” olacak..


Yarın----- Buna da nedense hep “Yârın” deniyor..

“a” uzatılıyor.. Yanlış!..

“Yarın” olacak, uzatma yok..


Zarar---- Burada da “a” lar uzun okunuyor;

Zârârı şeklinde.. Yanlış!..

“a” larda çekme yok.. Zararı olacak..



Eşkıya--- Bu da “i” ile teleffuz ediliyor yanlış.. “I” olacak..



İâde etmek--- Bu da anlam olarak yanlış kullanılanlardan..

Mesela deniyor ki;

“Bunu bana geri iâde et” Yanlış!.. İâde etmek zaten geri vermek demektir..



İkametgâh--- Bu kelime de “ikâmetgah” şeklinde yanlış telaffuz edilenlerden..

“a” inceltiliyor ki yanlış.. “a” kalın olacak..



Kullandığımız yabancı kelimeler de bir dert..

Ya bilmiyoruz ya da özelikle mi yapıyoruz ne?..



Mesela; Mâli portre deniyor.. Ne ya bu?..

Portreyi az-çok herkes bilir Neutral )

Doğrusu mâli potre olacak..



Yine konuşma sırasında “anti parantez” deniyor..Konu dışı bir şey söyleneceği zaman, güya parantez içine alıp ta söylüyor diyeceğini Neutral ) Ama anti parantez; parantez dışı demek aslında..



Almanya, dolar, tablo gibi kelimeler “L” harfi inceltilerek söyleniyor genelde ki yanlış.. “L” kalın olacak.. Kibarlık mı yapıyorlar ne Neutral )

Hani fıkradaki Bolulu aşçı, kibar görünmek için “Bölülüyüm” dermiş ya.. Onun gibi Neutral )



Eşofman; doğrusu bu aslında, fakat bu kelime; “eşortman” olmuş nedense..


Dilimize sahip çıkalım lütfen..Yoksa yok olup gideceğiz..


Son olarak; Selam konusu..

Selamı yazarken de çok hatalar yapılıyor..

Esselamu aleykum dur doğrusu..

Buna “esselamuN” diyenler var. Olmaz!..Başta “el” takısı olduğundan, sondaki tenvin düşer..

Ama; Selamun Aleykum olur, çünkü başta “el” takısı yoktur..

Bu da “selamu aleykum” olmaz! Çünkü başta takı olmadığından tenvinle söylenmesi gerek..

Bazıları da “selamın aleykum” diyorlar..Yapmayın ya..

Bizi tüm Müslüman kardeşlerimize bağlayan bi selamımız var, onu da doğru söyleyelim..



Şimdilik aklıma gelenler ve derleyebildiklerim bunlar..

Ben tabii ki konunun uzmanı olmadığımdan, yanlış bildiklerimi,sinir olduklarımı Neutral ) bilebildiğim kadar yazdım..

Dilerim aramızda, konunun uzmanı olsun da, bizleri en azından her hafta bu konuda aydınlatsın..

İnanın buna çook ihtiyacımız var..


Bu yazdıklarım, Yavuz Bülent Bâkiler Hocamız’ın “Sözün doğrusu”programından aklımda kalanlar artı benim eklediklerimdir biline..

Selam ile..

monaroza
Başa dön
kobe
Okur


Kayıt: Jun 24, 2007
Mesajlar: 38
Nereden: karakuyu'dan

MesajTarih: Prş Hzr 28, 2007 5:17 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YılNeutral 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim."

YılNeutral 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim."

YılNeutral 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim."

YılNeutral 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Fenâ hâlde kal geldi yâni. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim."

YılNeutral 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni. Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar yu yavrum?'

YılNeutral 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden. Off, ay dont nov âbi yaa. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita. 'Hay beybi..'"

Hey Türk titre ve kendine gel!

Türkçedünya.com
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Türkçe Öğretim Problemleri Ve Sınıf İ... El-Muallim Eğitim Sorunları 0 Sal Hzr 03, 2008 10:19 am
Bu başlık kilitlenmiştir, cevap yazamaz ya da mesajları değiştiremezsiniz Yabancı dil "Türkçe" krizi akrebingozleri Güncel Olaylar-insanlar 26 Pts Tem 30, 2007 10:26 am
Yeni mesaj yok Türkçe-Almanca mizah dergisi Don Quic... fadim Karikatür 4 Pts Arl 04, 2006 1:25 pm
Yeni mesaj yok Türkçe kelimeler kullanmaya özen göst... aeg Karakutu'daki Hatalar 13 Pts Tem 24, 2006 9:49 am
Yeni mesaj yok Türkçe “Off” / ŞÖYLE FALAN OLMAK monaroza Yanlış Kullanımlar 10 Cmt Tem 22, 2006 12:48 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke