Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 210 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Sarhoş Gemi


Sarhoş Gemi

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
unlem_isareti
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 08, 2006
Mesajlar: 1126

MesajTarih: Cum Tem 14, 2006 7:33 pm    Mesaj konusu: Sarhoş Gemi Alıntıyla Cevap Ver

Bir Rimbaud şiiri. Gemi, şair gibi çalkantılı bir hayatın, yurtsuzluğun sancısıyla haykırıyor adeta.

Duygusuz sularından inerken Nehirlerin
Gördüm değildim artık yönetiminde yedekçilerin:
Bağrışan Kızılderililer hedef yapmışlardı kendilerine,
Çırılçıplak çivileyerek onları alacalı direklere.

Hiç umurumda değildi tayfalar,
Ne Felemenk buğdayları veya ne de İngiliz pamukları taşıdığım.
Bu gürültüler de kesilince yedekçilerimle beraber,
Bıraktılar beni Nehirler gitmeye istediğim yere.

Gelgitlerin kudurmuş çalkantılarında, geçen kış,
Koştum! çocuk beyinlerinden daha sağır!
Ve yerlerinden ayrılıp kopmuş Yarımadalar
Rastgelmedi böylesine coşkulu bir patırdıya.

Denizde, uyanışlarımı kutsadı fırtına.
Kurbanlarının sonsuz yuvarlayıcıları denen
Dalgalar üzerinde ben,
Dansettim on gece bir mantardan daha hafif,
Özlemeden budala gözünü deniz fenerlerinin!

Çocukların bayıldığı mayhoş elmaların etinden
Daha tatlı olan yeşil su, işledi çam tekneme,
Savurarak her yere ne varsa çapa, dümen;
Yıkadı beni lekelerinden
Kusmukların ve mavi şarapların.

Ve o zaman, dalgın ve hayran,
Bazan, düşünceli bir ölünün indiği
O yeşil mavilikleri yutan Denizin,
Yıldızların parıldadığı sütbeyaz
Şiiri içinde yıkandım durdum.

Gündüzün parıltıları altında, birdenbire renklendirerek,
Mavilikleri, coşkuları ve ağır ses uyumlarını,
Alkolden daha güçlü, flütlerimizden daha engin,
Sevginin acı kızıllıkları mayalanır orada!

Şimşeklerle çatlıyan gökleri, kasırgaları,
Patlayan dalgaları ve akıntıları bilirim:
Ve akşamı, bir güvercin sürüsü gibi birden
Havalanan Şafağı bilirim ben,
Ve bazan, gördüm insanın gördüğünü sandığı şeyi!

Uzaklarda, kendi pancur titreşimlerini yuvarlayan dalgaları,
Çok eski dram oyuncuları gibi
Uzun mor ışık pıhtıları ile aydınlatan,
Gördüm, o gizemli korkularla lekeli
Alçakta asılı duran güneşi!

Gördüm ışıldayan karları ile yeşil gecenin düşünü,
Denizin gözlerine ağır ağır yükselen öpücüğü,
Özsuların işitilmedik dolaşımını,
Sarı ve mavi uyanışını şarkı söyleyen fosforların.

Azizelerin ışık saçan ayaklarının, açabileceğini düşünmeden
Soluğan Okyanusların burunsallıkla tıkalı burunlarını,
Azgın boğalar gibi ardından gittim aylarca
Kayalara saldıran dalganın!

Çiçeklere insan derili panter gözleri karıştıran
Bilir misiniz, inanılmaz Florida'lara gidip çarptım gövdemle!
Ve maviye çalan yeşil renkli sürüler için, denizlerin ufkuna gerilmiş
Dizginlerdi ebem kuşakları!

Sazlar arasında, koca bir Devin kokup çürüdüğü,
Mayalanan uğursuz geniş bataklıkları gördüm!
Durgun denizlerin ortasında açılıp yarılan suları,
Ve girdaplara çağıl çağıl dökülen uzaklıkları!

Buzulları, gümüş güneşleri, sedef renkli dalgaları, kor kor yanan gökleri!
Kapkara kokularla eğri ağaçlardan sarkarak düşen,
Böceklerin kemirdiği dev yılanların kaynaştığı,
Karanlık körfezlerin dibine, korkunç oturmalarını gemilerin!

Mavi dalganın bu kırmızı renkli balıklarını,
Bu altın balıkları, bu şakıyan balıkları
Göstermek isterdim çocuklara.
- Sürüklenirken koylardan engine,
Sallandım çiçekten köpüklerin beşiğinde
Ve zaman zaman kanat açtım anlatılmaz rüzgarlara.

Bazan, kutuplara ve kıtalara kanıksamış şehit düşmüş bir ölüydüm ben,
Hıçkırığı dalgamı yumuşatan deniz,
O sarı çekmenli gölge çiçeklerini sunardı bana
Ve diz çökmüş kadın misali kalakalırdım orada...

Bordalarımda kavgaları çalkandıran yarımada,
Ve sarışın gözleri ile yaygaracı kuşların pislikleri.
Ve ben, dolaşıyordum enginde tek başıma,
Çürük iplerimden geri geri,
Boğulmuş ölüler inerken uyumaya...

Ya da koyların saçları altında kaybolmuş,
Kuşları olmayan havaya fırlatılmış bir gemiydim fırtınada
Savaş gemileri ve Hanza kadırgaları
Benim suyla sarhoş cesedimi artık yeniden
Çekip çıkaramayacaklardı denizden.

Özgür, buğu buğu tüten ve mor sislerle örtülü,
İyi ozanlar için tatlı bir reçel olan
O güneş yosunlarını ve lacivert ağdaları taşıyan
Bir duvarı deler gibi deliyordum kızaran göğü.

Ufacık, ışıklı süsleri ile leke leke teknemle,
Koşuyordum yağız deniz atlarının eşliğinde,
Döverken kalın sopalarla temmuz güneşleri
Yakıcı hunileri ile deniz ötesi gökleri;

Mavi hareketsizlikleri sonsuza dek eğiren
Karanlık burgaçların ve azgın canavarların
Titriyordum duyarak uzak iniltilerini
Özlüyordum eski kaleleri ile Avrupa'yı!

Gördüm yıldız yıldız serpilmiş takım adalarını!
Ve çılgın gökleri gezgine açılmış adaları;
- Milyonlarca altın kuş, Ey Geleceğin Gücü!
Bu dipsiz gecelerde mi uyuyorsun sen,
Oraya mı sürgün ediyorsun kendini? -

Ama gerçekten çok ağladım ben! Şafaklar üzücü,
Aylar acımasız ve güneşler acı;
Buruk aşk, sarhoş edici uyuşukluklarla doldurdu ruhumu.
Ah! Omurgam çatlasın, Ah! denize gideyim!

Bir Avrupa suyunu özlüyorsam eğer,
Kokulu alacakaranlığına doğru akşamın,
Yere çömelmiş üzüntülerle dolu bir çocuğun,
Bir mayıs kelebeği denli dayanıksız bir gemiyi
Saldığı, soğuk ve kara
Bir su birikintisidir bu.

Sizin yorgunluklarınızda yıkandım, ey dalgalar,
Artık silemem izlerini pamuk yüklü gemilerin,
Delip geçemem gururunu bayrakların, flamaların,
Ne de bundan böyle yüzemem
Korkun gözleri altında dubalı köprülerin.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok RİMBAUD:Le Bateau Ivre/The Drunken Bo... sartre Yabancı Dildeki Şiirleriniz 0 Prş Hzr 14, 2007 10:42 am
Yeni mesaj yok Nuh'a Gemi Resimleri nazenazen Şairler ve Şiirleri 2 Pzr Şub 04, 2007 6:38 pm
Yeni mesaj yok DENİZ ve GEMİ MiskinYUNUS Şiirleriniz 1 Çrş Oca 24, 2007 12:22 am
Yeni mesaj yok Sarhoş.. birbilen Vesaire 17 Cmt Hzr 03, 2006 5:15 pm
Yeni mesaj yok gemi hayalet Poe Şiirleriniz 1 Prş Hzr 01, 2006 1:41 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke