West Indies,Kızıl Elma,İtaki,Maçin!
Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı şuç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların arasında uygunsuz biriyim
vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbuki suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargı yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Bir hayatı,ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım muşta
gibi lükslerim de burda kalacak
siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Sabah şairin üstüne yağıyor
Yaşamaktan bir güneşle kaplanıyor onun kalbi
Onun kalbi topraktan sıyrılıyor
Aşk dahi sıyrılıyor topraktan
Gözlerini tanıyorsunuz:çaylak sürüleri
Beyni:aç kuşlardan bir ambar.
Bir kıyısına ilişmiyor dünyanın
Allah’ın ve devletin dibinde insanlar
Onu barutla karıştırıyor
Ve zerdali çiçekleriyle.
Ahali kapısını taşlıyor onun
Onun için develer kesiyor halk
Aşka ve kavgaya aydınlık getiren kalbi
Topraktan sıyrılıyor.
Ben
Topraktan sıyrılıyorum
Buğular
Ve aşiret rüzgarları kanımda.
Arklardan gece vakti sular
Kaç zaman ayaklarıma
Yaslı bir selam gibi dokundu
Kopartılmış yapraklarımdan ibaretti hüzün
Dedim rahmet yağar ben yürürken
Gece benim ardımda
Taşıdım kara gençliğimi dağların damarından
Hep döşümde yaratkan,patlayıcı bir kimya
Beynimde hep manalı bir uçurum.
Benim hayranlığımdan inlerdi şehir
Ben atlara ve uzaklara hayrandım
Kendi ehramlarını bile tanımayan kadınlar
Ansızın patlak verirdi baharda.
Dudaklarımda çürükler vardı
Dağ çiçeklerinden ötürü.
Irmaklara salardım kendimi
Ruhumda kaynar adımlarla gezinen dünya
Bana hain sevgilimdi.
Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan
Beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz
Çünkü ben ayaklanmanın domurmuş haliyim
Yürüsem rahmet boşanacak
Ve sana bir karşılık vereceğim.
Sana bir karşılık vereceğim
Toprağı deşen boğuk sesimle
Sana bir karşılık vereceğim
Amansız kum fırtınası altında
Sana bir karşılık vereceğim
Birbiri üstüne yığılırken günler
Ey taşan suların imkanı
Ey taşan suların bekareti sana bir karşılık vereceğim.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız