Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 294 Üye Adayı ve 7 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Kargalar ve Türkler...
 Çakallar ve Araplar
 William Street, birinci sokak
 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Kötü Şair Şerafettin


Kötü Şair Şerafettin

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
tohum
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 01, 2006
Mesajlar: 553

MesajTarih: Cmt Hzr 24, 2006 3:51 pm    Mesaj konusu: Kötü Şair Şerafettin Alıntıyla Cevap Ver

.
Bir 'Kötü Şair' hikayesi

ÖKÜZ dergisindeki "foto-şiir" sayfasından tanıdığımız Şerafettin Kaya turneye Diyarbakır'dan başlamak istiyor. "Anlaşılmaz bulabilirsiniz ama orada birileri beni anlamak için bekliyor" diyor

"Hadi düş önüme serçe / Kavgaya gidiyoruz / Kurutun ağaçlar gövdelerinizi / Ölün hepiniz ölün / Darağaçları olun / Binlerce asacağım kendimi..."

Öküz Dergisi'ndeki "Kötü Şair" tiplemesiyle bilinen Şerafettin Kaya, çocukluktan başlayarak, bugünlere uzanan kavga dolu macerasını "Bir Kötü Şair Hikayesi" ismiyle oyunlaştırdı. Şimdi ise, yazıp oynadığı tek kişilik bir oyun olan "Bir Kötü Şair Hikayesi"ni, gördüğü ilgi üzerine Anadolu'ya taşıyacak.

ÖKÜZ DERGİSİYLE BAŞLAMIŞTI

Her şey bir anlık olmuştu. "Olur mu, olmaz mı" tartışmalarına başlamadan kurmuşlardı dergilerini. Bundan da önemlisi, "Satar mı, satmaz mı?" demeden... Aslında en çok da bunu düşünmeleri gerekiyordu. Çünkü bir amaç uğruna yayıncılık yapacaklardı: "Bu ülkede kültür sanat dergileri de çok satar..."

Kısa sürede tutturdukları tirajla bunu ispatladılar. Sonrası tam bir tiryakilik oldu. Ve Öküz geride koskoca bir altı yıl bırakarak, hiç beklenilmeyen bir anda, "Biz görevimizi yaptık, gidiyoruz" diyerek gitti. Gelişi ilginçti, gidişi de ilginç oldu. Bundan da ötesi, yaptıkları ilginçti. Öküz anılarda kaldı ama yaptıkları hala yaşıyor. Dergideki birçok köşe yazarı ve köşe formatı bir ilkti. "Kötü Şair Şerafettin" de bu ilklerden birisiydi. Dergideki "foto-şiir" köşesinde her ay, en yeni ve "en kötü" şiirlerini, fotoğraflarla okuyucusuyla paylaşıyordu.

Şerafettin Kaya şimdi, "Öküz öldü ama ortaklık bozulmadı" felsefesiyle, "Bir Kötü Şair Hikayesi" isimli tek kişilik oyununu sahnelemekle meşgul. Bir de "Kötü Şair Hikayesi" kitabını hazırlıyor.

BİR ŞAİRİN YALNIZLIĞI

"Bir Kötü Şair Hikayesi" isimli tek kişilik oyununda, çocukluktan başlayan bir başkaldırıyı konu edinen Şerafettin Kaya, öfke ile beslediği içsel macerasını anlatıyor. Yolu, köylerden, imkansızlıklardan, yatılı okullardan, büyük şehirlerdeki yalnızlıklardan, ama bütün bunlara rağmen öfkeden, direnmekten ve başkaldırıdan geçen herkesi anlatan bir oyun bu. "Oyun içerisindeki önemli unsurlardan birisi, kendimi nasıl var edebilirimin peşine düşen, kendini özgür kılma adına hayatın her ince ayrıntısıyla ilgilenen bir çocuğun, öfkeyi ve isyanı öğrenmesi..." diye özetliyor Şerafettin Kaya.

SONUÇLANMAYACAK BİR ARAYIŞ

Peki bu yolculuğu nasıl sonuçlanıyor dersiniz? Aslında bu henüz sonuçlanmamış bir arayış. Kötü Şair'e kalsa hiçbir zaman da sonuçlanmayacak. Çünkü bu arayışın sonu, insanın kendini bulması: Sonuç olarak kendisini bulmasıyla sonuçlanıyor. Ama o da tam bir son değil. Kendine güvenini kazanıyor. Kendi durduğu yerden, hayata seslenerek, son sözlerini söyleyerek çekiliyor. İşte son sözleri:

"Ulan gökyüzü / Seni bir mermide alırdım aşağıya / Lakin yapamam /Komşularım uykuda..."

KÖTÜ ŞAİR ANADOLU YOLCUSU

Oyunu yazıp oynama fikrini ilk başta fazla uçuk bulmuş Kötü Şair. Sonrasında oyunda da kullandığı meşhur söz gelmiş aklına: "Kısır kalmaktansa iyi değil midir düşük yapmak!" Amatör bir ruhla başlattığı macerası, izleyicinin ilgisiyle karşılaşmış. Belki de oyunun şiir ağırlıklı olması onun için bir avantaj olmuş. İstanbul'da Düşün Sahnesi'nde son defa Tiyatrolar Günü'nde sahne aldı. Şimdilik biraz ara vermiş. Ne zaman başlayacağını kendisi de bilmiyor. Onun şimdi bir isteği var. "Bir Kötü Şair Hikayesi"ni gidebileceği en uzak yere götürmek. Birçok yerden talep var. Fakat Kötü Şair Diyarbakır'dan başlamak istiyor.

Peki neden Diyarbakır? Bu sorunun cevabını net veremiyor. Ama bize net olarak açıklamasa da kendi içinde bir cevabı var: "Diyarbakır son zamanlarda bir kültür şehri olarak gündemdeki yerini aldı. Sanat ve sanatçıya çok duyarlı bir halkı var. Sanki orda biraz anlaşılır gibi olacağımı hissediyorum. Bu sadece bir sezgi. İçimde bir his var ve beni Diyarbakır'a çağırıyor; orada birileri beni anlamak için bekliyor olabilir. Çok tuhaf ve anlaşılmaz gelebilir insanlara ama böyle."

'HEP KAHIR YERİNE HEP İSYAN'

Kötü Şair Şerafettin'in şiirlerinde ön plana çıkan en önemli öğelerden birisi başkaldırı. Başkaldırının, isyanın ve öfkenin çok ayrı bir yeri var şiirinde. Hatta o kadar sert davranıyor ki, şiire bile uçkur çözüyor:

"Şiire uçkur çözüyorum/ Çünkü ağzıma yalan kaçtı/ Çünkü ay bulutların arkasına saklandı/ Rüzgarın sesine uyanan aşk/ Yalnızlığın fahişe dudaklarında aradı kendini/ Şimdi çekip gitmek var/ Dokunmaların uzağındaki bir hayale/ Oysa şiir yanımda/ Şiire uçkur çözüyorum..."

Kötü Şair Şerafettin, şiirlerindeki bu asi tavrı, "Hayata karşı öfkeliyim. Çünkü, haksızlıklar üstüne kurulu bir hayat var karşımızda. Sürekli tüketim, gösteriş, edinim üzerine kurulmuş bir düzen var. Adaletsizlik en önemli değer olmuş. Sistemin içinde birey sürekli susturulmuş. Geleneksel ahlak ve sistemin koyduğu kurallarla sürüler haline getirilmiş bir kitlenin içerisinde hem yalnız kalırsın, hem de öfkeli olursun. Doğrunun katledildiğini görüyorum. Herkes kendi çıkarı için doğruyu bırakıp, genel doğruların peşinden gidiyor. Ben de çıkar için genel doğruların peşinden gitmekten nefret ediyorum. Korkak olmaktan da nefret ediyorum. Çünkü genel doğruların peşinden gitmenin bir nedeni de korkaklık. Bu çok kahredici bir şey. Ayrıca hayattaki en dürüst şeyin şiir olduğunu düşünüyorum. Şair de dürüst olmalı, şair dürüst olursa şairdir. İkiyüzlü bir insandan asla şair olmaz" diye açıklıyor.

AYKIRI BİR PORTRE

Bütün bunların dışında, Ordu'nun Ünye ilçesi, Gölceğiz köyündeki bir köylü çocuğunun karşılaştığı ilk kitaplara duyduğu hayranlıkla başlayan bir macerası var Şerafettin Kaya'nın. Köyden şehre, herkes çalışmak için, o ise okumak için kaçar; orada başlar yalnızlığı. Babası tarlada çalıştıracak bir işçisini kaybettiği için Şerafettin'e tavır koymuştur. Sefil bir şekilde geçen ilk ve ortaokul yıllarının ertesinde, askeri liseye girer. Amacı asker olmak değil, yatılı liseyi okuyup, yalnızlığını bitirmektir. Liseden sonra da göreve başlar, kendi deyimiyle, "hayatının en büyük devrimlerinden" birini yaşayacağı görevine. Askeri liseye asker olmak için değil, yalnızlığını gidermek için giren ve astsubay olarak çıkan Şerafettin'in savruk, dağınık, daha çocukluktan isyanı, disiplin gerektiren iş için müsait değildir. Ve başlar sürgünler... "Yalnızlık bir kader midir?" diye düşünür uzun süre. Çünkü koca birliklerde, yüzlerce belki binlerce kişinin içinde yalnızdır. Ruhu büyük boşluktadır. Hele bir de bu boşluğa, tıpkı bir şairin şiirindeki, "Bir sürgün kasabasına, bir eski zamana" Beytüşşebap'a sürgün de eklenince, asıl isyanlar o zaman başlar.

Bir savaşın ortasında, asla savaşmayacak birisi niye durur ki? O da durmaz orada, "sıyırır" ve "Birliğe yararlı olmuyor" yazısıyla tayini İstanbul'a çıkar. Bütün koğuşu gece yarısı uyandırıp, yeni şiirini okuyan Şerafettin iflah olmaz bir şairdir artık. En sonunda karar verilir ve Şerafettin o çok özlediği sivilliği tercih eder. Çünkü şiir ve arayışlar yakasını bir türlü bırakmaz. Gerçi sivilliğe geçmesi, ruhundaki fırtınaları dindirmeye yetmez ama, en azından dağınık ve nizamsız bir şekilde yazar artık şiirlerini. Şimdi h‰l‰ arayışta, bir yerlere gitmeye çalışıyor, onu çağıran yerlere...

Kötü Şair nasıl doğdu?

Diyarbakır da hissediyor mu Kötü Şair'i bilemeyiz ama, çocukluğunun ortasından geçerek, köyün en yüksek tepesine çıkıp, dizleri karnında hayal kuran ve hayata halen oradan bakan, şiirlerini oradan yazan bir şairin arayışı var karşımızda. Kötü Şair Şerafettin'in doğuşu ise Öküz dergisi öncesine dayanıyor. Şerafettin Kaya'ya ilk başlarda şiir çevrelerinde, şiirleri beğenilmediği için "Kötü şair" lakabı takılıyor.

Sonrasında Öküz dergisindeki köşesinde de aynı lakabı kullanıyor. "Kötü şair" bir süre sonra, Şerafettin Kaya'nın önüne geçiyor, hatta dergiyle birlikte yakaladığı popülariteyle, bir dönem kendisini beğenmeyenlere karşı çok önemli bir "silah" oluyor.

'ÜZERİME GİYDİRDİLER'

Şerafettin Kaya, işin bu tarafını çok fazla önemsemediğini söylüyor. "Ben yaptıklarımla ortadayım" diyor ve sözlerine şunları ekliyor: "Kötü şair diye anılıyordum. Sonra dergide de köşenin ismi oldu. Bir süre sonra Kötü Şair Şerafettin, Şerafettin Kaya'nın önüne geçti. Bu benim dışımda bana giydirilen bir elbiseydi. Ben istemesem de giyecektim. Madem öyle, bir aynaya bakayım dedim, baktım ki üzerime yakışıyor, o zaman kalsın dedim. Ama bütün bunların ötesinde, Kötü Şair'in ne yazdığı önemli benim için... Onların tartışılmasını diliyorum..."


NOT:şair'le ilgili bilgiler Ö POLİTİKA gazetesinden derlenmiştir
Başa dön
yolcusun_47
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Jul 06, 2006
Mesajlar: 12

MesajTarih: Sal Tem 11, 2006 11:10 pm    Mesaj konusu: şero Alıntıyla Cevap Ver

yazar şerafettin kaya yani kötü şair şimdilerde esmer dergisinde yazıyor ve nu yazar panik ataklarını güzel bi dille anlatıyo ki hayran kalırsınız şimdilerde kitabı cikan yazar eminim bunuda panik atak yapmıştır
verdigin bilgilerden dolayı sagol....
Başa dön
unlem_isareti
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 08, 2006
Mesajlar: 1126

MesajTarih: Çrş Tem 12, 2006 3:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yabancı amcalardan biri şöyle demişti, yanlış hatırlamıyorsam;

Sevgilinin elindeki kirden bahsetmek gamzelerinden bahsetmekten daha şairanedir.





heideggerdi galiba.

ama onun tarzı değil bu söz, yine yanlış attım herhalde. Ama önemli biri olduğu kesin.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok ŞAİR RIFAT ILGAZ YAZARIM insanlar 7 Pts Şub 11, 2008 9:09 am
Yeni mesaj yok Yok Hiç'ten Kötü müdür¿ iLizyOn Felsefe 34 Cmt Eyl 08, 2007 9:34 pm
Yeni mesaj yok kötü eğitim kuduz Okur Adayları İçin 2 Sal Tem 31, 2007 10:29 pm
Yeni mesaj yok Kötü vaiz, iyi şair / İsmet özel tu_ce İsmet Özel 20 Cmt Hzr 30, 2007 9:47 pm
Yeni mesaj yok Durum o kadar kötü değil sabandal Güncel Olaylar-insanlar 0 Cum Hzr 22, 2007 8:11 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke