Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 216 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

1984-GEORGE ORWELL


1984-GEORGE ORWELL

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Yabancı Kitaplar
Yazar Mesaj
BERNARD_SHAW
Yeni Üye


Kayıt: Mar 22, 2006
Mesajlar: 29

MesajTarih: Cmt Hzr 17, 2006 10:11 pm    Mesaj konusu: 1984-GEORGE ORWELL Alıntıyla Cevap Ver

George Orwell 1984’ünde; mutlak umutsuzluk taşıyan , içten içe düzen karşıtı Winston’ı, her zaman her yerde Tanrı misali Büyük Biraderi, kitleleri kendine üye olmaya mecbur eden, zorba partisi, kişinin yalnız dünyasında adeta kendi gerçekliğinden bile şüphe ettireceği Okyanusya’sı, belgelerin sürekli yok edildiği Arşiv dairesi ile düşünenlerin suçlu bulunarak buharlaştırıldığı, hapishaneye düşenlerin kendilerinden soyutlaştırılacak kadar ileri düzeyde işkence gördüğü, aşkın en büyük suç olup en korkunç ceza ile son bulduğu bir dünya sunuyor. 1984’ ün tek umut verici yanı ise düzene karşı gelen Winston’ı. Düzenin en önemli unsuru ise sık sık büyük Birader’ in gözüktüğü tele ekranı.

Bugünün dünyasında ise ilk bakışta gördüğümüz boğazımıza kadar eğlenceye, özgürlüğe algılayamayacağımız kadar çok enformasyona, bilgiye, cinselliğe ve gerçek görünen imajlara doyurulduğumuzdur. Günümüzde dünyanın büyük kesiminde bizi sürekli takip eden, aşkı yasaklayan, zorla partizanlık yaptıran zorba yönetimler yok. Ancak ne var ki, akışına bilinçli bilinçsiz kapılıp gittiğimiz, egemen kültürün bize sunduğu, etkin bir birey olarak yer alamadığımız ve kendi rızamızla kabul ettiğimiz, taraftarı olduğumuz bir dünya var.

Bu yeni dünyanın tele ekranı medya. Orwell’in 1984’ünde anlattığı ile örtüşmüyor görünen yeni dünyamızın aslında çok benzeşen temel kriterleri var. 1984’ün dikta düzeninin koruyucusu, ayakta tutucusu, polisi olan ve tele ekrandan sık sık görünerek bir nevi Tanrı niteliğinde, insanları ideolojiye bağlanmalarını sağlayan Büyük Birader, 20. yüzyılda dikta ile değil ama delicesine eğlence sözü veren, medya olarak kılık değiştiriyor. Aslında medyanın görevi tele ekran oluşundan bu yana hep aynı; kurulu düzeni sürekli ayakta tutabilmek. Temelde güdülen kurulu düzenin devam ettirilme çabaları, hatta egemen kültürün vazgeçilmezliğidir.
Başa dön
melki
Yazar


Kayıt: Dec 29, 2005
Mesajlar: 228

MesajTarih: Cmt Hzr 17, 2006 10:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Son zamanlarda okuduğum güzel kitaplardan bir tanesi not aldığım birkaç cümleyi buraya aktarıyorum

" Yığınlar asla kendiliklerinden isyan etmezler, sırf eziliyorlar diye de isyan etmezler. kendilerine kıyaslama için izin verilmedikçe ezildiklerini farketmezler bile"

"Egemen olmak ve bunu devam ettirebilmek için tek çare gerçek duygusunu bozmaktır. kendisinin hata yapmayacağına inanmak ve geçmişteki hatalardan ders almak işte hükümranlığın sırrı budur."

" Oligarşik düzenin sırrı babadan oğula geçmesi değil, ölenler tarafından yaşayanlara dikte edilen bir dünya görüşünün ve yaşam biçiminin sürekliliğidir.
Başa dön
Dimitri
Yazar


Kayıt: May 23, 2006
Mesajlar: 448
Nereden: istanbul

MesajTarih: Pzr Hzr 18, 2006 1:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kitaptan uyarlanan filmi de çok güzeldir. Tavsiye ederim..
Başa dön
BERNARD_SHAW
Yeni Üye


Kayıt: Mar 22, 2006
Mesajlar: 29

MesajTarih: Pzr Hzr 18, 2006 3:44 pm    Mesaj konusu: bir de HAYVAN ÇİFTLİĞİ ni okuyun/izleyin derim Alıntıyla Cevap Ver

Hayvan Çiftliği
(Animal Farm)


Ülkemizde ‘1984’ adlı romanı ile tanınan İngiliz yazar George Orwell’in çağdaş klasikler arasına girmiş ‘Animal Farm’ (Hayvan Çiftliği) adlı romanda olaylar yaşadıkları kötü hayat koşullarından şikayetçi olan hayvanların, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp, çiftliğin yönetimini ele geçirmesiyle başlıyor...

Amaçları daha eşit bir topluluk oluşturmak olan hayvanlar, aralarında en akıllı olan domuzları kendilerine önder seçerler. Ancak, kısa sürede bir beyin takımı oluşturan domuzlar, devrimi yolundan saptırırlar ve ne yazık ki, insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük oluştururlar... Güç, insanlarda olduğu gibi, hayvanların da sahip oldukları zaman, gözlerini kan bürüyecek kadar kuvvetli bir şeydir...

1984 gibi ,HAYVAN ÇİFTLİĞİ de sinemaya uyarlanmıştır.
Başa dön
BERNARD_SHAW
Yeni Üye


Kayıt: Mar 22, 2006
Mesajlar: 29

MesajTarih: Pzr Hzr 18, 2006 3:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

1984 adlı eserin bir bölümünde yer alan Yenikonuş diye bir dil icat edilmiştir.Eğer bu dilin özelliklerini dikkatlice okursanız size bir çağrışım yapabilir.


Yenikonuş İlkeleri
Okyanusya'nın resmi dili olan Yenikonuş, İngsos'un ya da İngiliz Sosyalizminin ideolojik gereksinimlerini karşılamak üzere oluşturulmuştu. 1984 yılında, Yenikonuşu henüz yazı ya da tek bir iletim aracı olarak kullanan kimse yoktu. Times'ın makaleleri bu dilde yazılmasına karşın henüz bir uzman tarafından gerçekleştirilen bir beceri gösterimi niteliğindeydi. Yenikonuşun, 2050 yılına dek, Eskikonuşun (ya da İngilizce'nin) tümden yerini alması bekleniyordu. Bu arada, Parti üyelerinin Yenikonuş sözcüklerine ve dilbilgisi yapılarına günlük konuşmalarda daha sık yer vermeleri sonucunda, bu dil yerleşmeye başlamıştı. 1984 yılında kullanılan ve Yenikonuş sözlüğünün dokuzuncu ve onuncu basımlarındaki biçimiyle Yenikonuş daha sonra silinmesi düşünülen; geçici, gereksiz ve geçerliliğini yitirmiş sözcük ve yapılardan oluşmuştu. Burada bizim ele alacağımız; dilin, sözlüğün on birinci basımında içerilmiş olan, yetkinleştirilmiş en son uyarlamasıdır.
Yenikonuşun amacı yalnızca dünya çapında bir tanımlar ortamı ya da İngsos'un izlerlerine uygun düşensel alışkanlıklar sağlamak değil, aynı zamanda düşüncenin tüm biçimlerini olanaksız kılmaktı. Yenikonuş benimsendiği ve Eskikonuş tümüyle unutulduğu zaman, İngsos'un ilkelerinden sapmak demek olan, kabul gören karşıt düşüncenin üzerinde düşünülmesini olanaksız kılmak amaçlanıyordu. Çünkü düşünce sözcüklere bağımlıydı. Yeni sözcük dağarcığı bir parti üyesinin açıklamak istediği tüm kavramları doğru ve ustaca kullanabilmesine izin verirken bütün dışındaki tüm kavramları ve onlara ulaşabilmenin dolambaçlı yöntemlerini ortadan kaldırmaktaydı. Bu kısmen yeni sözcüklerin kullanılmasıyla, ama daha çok, istenmeyen sözcüklerin dışlanmasıyla, dili etkin siyasal düşünceden arındırmakla ve tüm ikinci anlamları ne türlü olursa olsunlar ortadan kaldırmakla gerçekleştiriliyordu. Özgür (azade) sözcüğü Yenikonuşta hala yaşamaktaydı. Ama yalnız, "Bu köpek bitten azadedir," yada "Bu tarla yabani otlardan azadedir," gibi deyimlerde kullanılabiliyordu. Özgür sözcüğü, 'siyasal özgürlük' ya da düşünce özgürlüğü olarak artık kullanılmıyordu, çünkü, ne siyasal özgürlük ne de düşünce özgürlüğü kalmıştı; bu nedenle kavram bile olsalar artık onları adlandırmak gereksizdi. Kabul gören öğretilere karşıt sözcüklerin silinmesinden başka, söz dağarcığının azaltılması kendi içinde bir amaçtı ve yoruma açık sözcüklerin yaşamasına izin verilmiyordu. Yenikonuş düşünce alanının genişlemesi için değil daralması için tasarlanmıştı. Seçim yapılabilecek sözcüklerin en aza indirilmesi bu amaca yardımcı olmaktaydı.
Yenikonuş bildiğimiz İngilizce'nin üzerine kurulmasına karşın içerdiği yeni türetilmiş sözcüklerle, tümceleri, günümüz İngilizce'sini konuşan biri için pek anlaşılır değildi. Yenikonuş sözcükleri üç sınıf altında toplanmıştı: A grubu, B grubu (bunlar birleşik sözcükler olarak da anılıyordu) ve C grubu. Her grubu ayrı bir bölüm olarak açıklamak daha uygun olacaktır. Ama dilbilgisine ait ayrıntılar, A grubu sözcüklerine ayrılan bölümde işlenecektir, çünkü her üç grup için de aynı kurallar geçerlidir.
A sözcük dağarcığı. A sözcük dağarcığı günlük kullanım için gerekli sözcükleri içermekteydi; yemek, içmek, çalışmak, giyinmek merdivenden inip çıkmak, taşıt kullanmak, bahçıvanlık yapmak, yemek pişirmek ve bunun gibi, bugün de kullandığımız sözcüklerden oluşmaktaydı; vurmak, koşmak, köpek, ağaç, şeker, ev, arsa gibi, ama günümüz İngilizce'si ile karşılaştırılırsa, sözcük sayısı daha azdı ve anlamları daha sınırlıydı. Tüm belirsizlikler ve anlam kuşkuları içlerinden ayıklanmıştı. Bir yenikonuş sözcüğü, tek bir kavram belirten, kısa bir sesti. A sözcük dağarcığını, yazınsal amaçlarla ya da siyasal ve felsefi tartışmalarda kullanmak olanaksızdı. Bunlar yalnızca somut nesneleri ve fiziksel eylemleri belirten ve amacı açık olan sözcüklerdi.
Yenikonuş gramerinin olağandışı iki garip özelliği vardı. Bunlardan ilki, cümle içindeki farklı kelime kümelerinin birbirlerinin yerlerine geçebilmeleriydi. Dildeki herhangi bir sözcük (bu ilkece 'eğer' yada 'olduğu zaman' gibi soyut sözcüklere bile uygulanıyordu) hem edim, em ad, hem önad, hem de belirteç olarak kullanılabiliyordu. Aynı kökten oldukları sürece, bir edim ve bir ad arasında hiçbir fark yoktu. Bu durum kendiliğinden eski yapılıların tahrip edilmesini doğuruyordu. Örneğin düşünce sözcüğü Yenikonuşta yer almıyordu. Onun yerini hem ad, hem edim olarak 'düşün' sözcüğü almıştı. Bunu yaparken hiçbir etimolojik ilke izlenmiyordu; kimi yerde kalıcı olarak özgün ad, kimi yerde edim seçiliyordu. Eşanlamlı ad ve edimler kök olarak ilişkili değilseler, çoğunlukla bunlardan birisi eleniyordu. Örneğin artık 'kesmek' diye bir sözcük yoktu. Onun yerini bir ad-edim olan bıçak sözcüğü almıştı. Önadlar, ad-edimlere 'li' eki, belirteçler 'la' eki getirilerek oluşturuluyordu. Örneğin, 'hızlı' çabuk ve 'hızla' aniden anlamına geliyordu. İyi, güçlü, büyük, siyah ve gibi günümüz sözcükleri dilden çıkarılmamıştı, ama böyle sözcükler sayıca çok azdı. Bunlara gereksinim yok gibiydi, çünkü tüm önadlar bir ad-edim sözcüğüne 'li' eki getiriliyordu. Günümüzde kullanılan belirteçlerden 'la' eki ile bitenler dışındakilerden hiçbiri kalmamıştı, 'la' eki ise değiştirilemezdi. Örneğin 'alâ' sözcüğü 'iyilikle' olarak değişmişti.
Buna ek olarak, her sözcük -bu durum ilkece tüm sözcüklere uygulanabiliyordu- 'değil' sözcüğü eklenerek olumsuzlaştırılabiliyor ya da çiftartı sözcüğü eklenerek güçlendirilebiliyordu. Böylece, örneğin, soğuk değil sıcak, sırasıyla artısoğuk ve çifteartısoğuk, çok soğuk ve müthiş soğuk anlamına geliyordu. Günümüz İngilizcesinde de olduğu gibi, herhangi bir sözcüğün anlamı, 'na', 'sonra', 'yukarı', 'aşağı' ekleri getirilerek değiştirilebiliyordu. Bu yöntem sözcük sayısını inanılmayacak kadar azaltmıştı. Örneğin iyi sözcüğü olduğu için kötü sözcüğüne gerek kalmamıştı ve bu sözcük iyi değil sözcüğü ile tanımlanabiliyordu. İki sözcüğün doğal bir karşıtlık oluşturduğu durumlarda, tek sorun hangisinin silineceğine karar vermekti. Örneğin, isteğe göre karanlık aydınlık değil, ya da aydınlık karanlık değil olarak tanımlanabilirdi.
Yenikonuş gramerinin ikinci önemli özelliği, kurallara sıkı sıkıya bağlılığıydı. Bu nedenle, geçmiş zaman çekimleri tüm sözcükler için aynı idi. Çalışmak çaldı, düşünmek düşündü olarak geçiyordu ve dildeki kuraldışı tüm geçmiş zaman çekimleri iptal edilmişti. Tüm çoğul sözcüklere 'ler' ya da 'lar' eki getirilmişti. Adam, öküz, yaşam sözcüklerinin çoğulu sırasıyla adamlar, öküzler, yaşamlar olarak geçiyordu. Sıfatların karşılaştırılmaları, kural olarak 'ce' ve 'çok' ekleri ile oluşturuluyordu (iyi, iyice, iyiçok). Kuraldışı yapılar ve 'daha', 'en' yapıları kaldırılmıştı. (...)''
George Orwell-1984
Başa dön
Gezgin
Yazar


Kayıt: Jul 14, 2005
Mesajlar: 200

MesajTarih: Pts Hzr 19, 2006 12:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

kitap fena degildi....

filmi bastan sona seyretmeyi basaramadim...cok bogucu bir havasi vardi...TV yi kapadim kafayi yemeden Confused
Başa dön
denizzeynep
Yazar


Kayıt: Jul 02, 2006
Mesajlar: 218

MesajTarih: Pzr Tem 09, 2006 3:01 pm    Mesaj konusu: 1984 üzerine... Alıntıyla Cevap Ver

ne kitabını okumus ne de filmini izlemis olmama ragmen,itü sahnesinin sergiledigi bu oyun beni derinden etkiledi.Sahnelenenisinin(ne zor oldu yazmak) profesyonelligi de olabilirdi gözlerimi kamastıran ama metinde de mutlaka biseyler olmalıydı.George Orwell ın cagının ötesine uzanan bir yazar olduguna tanık oldum..eger rastlarsanız mutlaka izleyin,sinematografikti oyun ama oyundu nihayetinde..
Başa dön
nazenazen
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 14, 2005
Mesajlar: 738

MesajTarih: Sal Ağu 22, 2006 5:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Sözcükleri yok etmek çok güzel bir olay. Elbette, asıl bozgun, yüklemeler ve sıfatlarda, ama atılması gereken yüzlerce isim de var. İş yalnız eşanlamlı sözcüklerle bitmiyor, karşıt anlamlılar da var. Bir başka sözcüğün karşıtı olan bir sözcüğün yararı ne olabilir? Her sözcük, zaten karşıtını kendi içinde taşır. Örneğin, 'iyi gibi bir sözcük varken, 'kötü' sözcüğüne neden gereksinimimiz olsun? 'İyi değil' işimizi daha iyi görür. Çünkü bu, ilk sözcüğün tam tamına karşıtı, ötekiyse değildir. Ya da örneğin, 'iyi'den daha kuvvetli bir sözcüğü ele alalım; harika, olağanüstü ve benzerleri gibi, bir sürü saçmasapan sözcüğe ne gerek var, 'artı iyi' aynı anlamı verir ya da 'çift artı iyi', daha kuvvetli bir sözcük istiyorsak eğer. Bu sözcükleri zaten kullanıyoruz, ama Yenikonuş son biçimini aldığında, iyi ve kötü kavram-ları yalnızca altı sözcükle, gerçekte tek bir sözcükle anlatılacak. Buradaki güzelliği anlayabiliyor musun Winston? Elbetteki tüm bunlar en başından Büyük Biraderin düşüncesiydi," diye ekledi son söz olarak...''
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Yabancı Kitaplar Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok George.W.Bush. Onu hiç böyle görmedin... unlem_isareti insanlar 6 Cum Ağu 11, 2006 2:46 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke