- Düşünenin görevi: insanından kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları irşada çalışmak, kızmadan, usanmadan irşat. Gerçek sanat ayırmaz, birleştirir.
- Aydın olmak için önce insan olmak lazım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer. Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan: "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs."
- Kelimeleri tarif etmeden girişilecek her tartışma kısır kalmağa mahkum.
Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkum etmek değil midir?
Düşünmek, insan üzerinde düşünmek, mutlaka yasak bölgelerden birkaçına dalıp çıkmakla olur. Zaten demokrasi ve liberalizm yasak bölgeleri kaldırmak manasına gelir.
- Pamuk ipliğinden biraz daha sağlam tek bağ: düşünce birliği. O da rüzgarın her an tehdit ettiği bir kandil. Düşünce birliği, düşünen insanlar arasında olur.
- Gerici, ilerici... Düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.
- Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.
- Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla. Kamusa uzanan el namusa uzanmıştır.
- İzm'ler idraklerimize giydirilen deli gömlekleri. İtibarları menşe'lerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı.
- Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür.
- Biz ne kendimizi tanıyoruz, ne Avrupa'yı. Tarihimiz mühürü sökülmüş bir hazine.
- Gerçek bilgi, disiplinli ve denenmiş bir bilgidir.
- Gerçek aydın yabancı dil bilmese de olur, çok kitap okumasına da ihtiyaç yok. Yeter ki ana dilini gerçekten bilsin.
- Kendini yığın haline getiren bir millet payidar olamaz. Tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz.
- Birçokları kitabı ucuz olduğu için almaz. Düşünmez ki kitabın tek değeri okunmasındadır.
- Felaketimizin kaynağı kültür yokluğu.
- Hayatı anlamadan geçip gidiyoruz. Olgunlaşmak kalbin daha hassas,
kanın daha sıcak, zekanın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.
İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat coşkunluğu duyanla dünyanın biricik hakimleridir.
- Her kitapta kendimizi okuruz. Kendimizle yatarız her kadında. Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün.
- Zeka rüzgarda unutulan mum, bencillik fanus. Senin fanusun yok. Ve şuurun hasta bir hayvanın korkularını aksettiren kırık bir ayna.
Bu sözler Cemil Meriç'in BU ÜLKE, MAĞARADAKİLER, KIRK AMBAR,
JURNAL ve BİR FACİANIN HİKAYESİ adlı kitaplarından alınmıştır.
Her kitapta kendimizi okuruz. Kendimizle yatarız her kadında. Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün
İnsanlar çizmesini yaladıkları bir şefin sonradan suratına tükürecek kadar aşağıdırlar... kurtlar ihtiyar kurtları parçalarlar ama onlara hakaret etmezler... oysa insanlar karşısında küçüldükleri insanı affetmezler...
Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına acık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar. Arkalarından bir ışık geliyor.. uzaktan, tepede yakılan bir ateşten. Ateşle aralarında bir yol var, yol boyunca alçak bir duvar. Gözbağcıları seyircilerden ayıran setleri bilirsin, üzerlerinde kuklaları sergilerler, öyle bir duvar iste... Ve insanlar düşün, ellerinde eşyalar: Tahtadan taştan insan veya hayvan heykelcikleri, boy boy, biçim biçim. Bu insanlar duvar boyunca yürümektedirler, kimi konuşarak, kimi susarak. Garip bir tablo diyeceksin, hele esirler daha da garip. Doğru.. O esirler ki ömür boyu başlarını çeviremeyecek, kendilerini de, arkadaşlarını da, arkalarından geçen nesneleri de duvara vuran gölgelerinden izleyecekler. Şimdi de mağarada seslerin yankılandığını düşün.. Dışarıdan biri konuştu mu, esirler gölgelerin konuştuğunu sanır, öyle değil mi? Kısaca onlar için tek gerçek var:
---Kuşlara benzer kelimeler, odana dolarlar bir akşam. Nereden gelirler bilinmez. Kah çığlık çığlığadırlar, kah sesleri işitilmez.
--Çiçeğe benzer kelimeler: turuncu, erguvan, beyaz. Bir rüzgâr sürükler hepsini. Bulutlara güven olmaz
--Bu zavallı satırların hiçbir okuyucusu olmasa bile. Denize atılan bir şişe onlar. Belki dalgalar asırlarca sonra aşina bir ele tevdi edecek onları
--Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar.
Eski tanrıların yerini ideolojiler aldı... hepsi birbirinin kafiyesi olan ideolojiler...
**
Her 'ist' koltuk değneği olmadan yürüyemeyeceğini ifade eden bir zavallıdır...
**
Kanun... büyük sineklerin yırtıp geçtiği küçük sineklerin takılıp kaldığı bir örümcek ağı...
**
Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Şuurun sesi çığlık değildir. Yabani bağırır, medenî insan konuşur. Bu çocuklar yıllarca konuşturulmadı. Hınçlarını üç beş kelime ile suratımıza tükürüyorlar. İdeolojilerini yasakladığımız için hısımlarına uğradık. Demokrasinin demopedi olduğunu kimse düşünmedi. Aczin
hürriyetperverligi, yalanların en nâmussuzu. Bahsedilen hürriyet, ölmek ve öldürmek hürriyeti.
" Her kitapta kendimizi okuruz. Kendimizle yatarız her kadında. Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün"
Yazar kim için yazar sorusu geliyor insanın aklına. Okur için mi yoksa kendisi için mi?
Sessiz giden gemiler
Ufuklarda kaybolan birer ümit.
Nehir gibi akmıyor günler, Heraklit, Heraklit
Masal kuşlarına benziyor zaman,
Abus, kocaman, sakit.
Ve geceleri
Alnında dolaşıyor biteviye
Kirli, soğuk pençeleri.
yıldızları söndürmüş fırtına
Batan bir gemidesin
Senden ne kalacak yarına?
Kıyılardan imdat isteyen sesin
Cemil Meriç
Murdar bir halden, muhtesem bir maziye kanatlanmak gericilik ise, her namuslu insan gericidir .
Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milletleri ...(Cemil Meriç)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız