Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 205 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Turtles Can Fly


Turtles Can Fly

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> İzlenesi Filmler
Yazar Mesaj
atestenkalbe
Yeni Üye


Kayıt: May 22, 2006
Mesajlar: 27

MesajTarih: Pzr May 28, 2006 11:40 am    Mesaj konusu: Turtles Can Fly Alıntıyla Cevap Ver

.

KAPLUMBAĞALARDA UÇAR

Bahman Ghobadi:


"Kaplumbağalar da Uçar" adlı filminin Türkiye'de gösterime girmesi nedeniyle İstanbul'a gelen Bahman Ghobadi Irak-Türkiye sınırına sığınan, mayın toplayarak 'gündelik' yaşamlarını idame ettirmeye çalışan çocukları anlatıyor. Ghobadi yeni projesini de Türkiye'de çekmek istediğini ve mümkün olursa filmdeki başbakan rolünü de bizzat Tayyip Erdoğan'ın oynamasını istiyor.

Bizde de gösterime giren ilk filmi "Sarhoş Atlar Zamanı" ile uluslararası platformda önemli bir çıkış yapan İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi üçüncü filmi "Kaplumbağalar da Uçar"in sinemalarımızda gösterime girmesi nedeniyle İstanbul'a geldi. Ghobadi ile savaşın yıkıcılığı, çocuklar ve yeni projesi hakkında konuştuk...

"Kaplumbağalar da Uçar" filmine nasıl başladınız? Bölgeyi daha önce ziyaret ettiğinizi biliyoruz, nasıl gelişti proje?

--Çekimlere başladığımızda elimde senaryonun sadece yüzde yirmisi vardı. Daha önce bölgeye gittim, bir kaç geçirmiştim orada. Oyuncu seçimi filan, onlarla bir süre yaşadım. Ama dediğim gibi elimde tamamlanmış bir senaryo yoktu. Hergün o günün veya bir gün sonrasının senaryosunu yazarak çektim. Orada çekim sırasında da yaşadıkjlarımız bize çok yol gösterici oldu.

Sınır çadırlarındaki o manzara, dev füze mermileri filan orada mıydı yoksa yeniden bir dekor mu oluşturdunuz?
--Tabii helikopterleri kiraladık, ABD askerlerinin bir kısmını biz getirdik. Ama bir kısmı da belgesel. Barzani kontrolündeki bölgeden yani Kerkük ve çevresinden film için gerekli olan askeri malzemeyi TIR'larla taşıdık. Bu bölgede inanılmaz bir 2. el silah ticareti var. Türkiye ve İran'dan tacirler, yöre halkının, çoğunlukla da çocukların topladığı mayınları, boş havan ve tank mermilerini Türkiye ve İran'da işliyor, yeniden ülkeye getirtip Avrupa'ya satıyor. Bunlar Türkiye sınırına yakın bir yerde olup bitiyor.

"Kaplumbağalar da Uçar"de de önceki filminiz gibi çocukların trajik yaşamına odaklanıyor ve hayatta kalmak için ölümcül bir 'oyuna' giren çocukları izliyoruz.
--Orada yaşam malesef savaş üzerinden dönüyor. Dışardan bakan birisi için korkutucu olabilir ama onlar için savaş malesef gündelik yaşamın bir parçası. Hatta orada günde en az bir iki çocuk bu mayınlar yüzünden ölüyor. Ama bu mayınları satarak geçimini sağlayanlar için 'normal' bir şey oluyor.

Mayınlar o bölgenin 'kazancı' niteliğinde, çocuklar tgopladıkları mayınları sonuçta Birleşmiş Milletlere dönecek aracılara satıyorlar, ama nihayetinde yine o topraklara yeniden dönecekler. Burada sonsuz bir kısır döngü var değil mi?
--Bence bu olay bitmeyecek. Silah sektörü bugün dünyada çok büyük bir sektör. Satıcılar sürekli parası olan ülkeleri arıyorlar. Özellikle Ortadoğu ülkelerine hep mayın satıyorlar. Mesela Irak Kürdistanı?ndan toplayıp öbür tarafta İran?la Irak sınırına tekrar mayın döşüyorlar. Çok iğrenç bir sektör. Bunları satmak için her şeyi yapıyorlar. Önünü almak pek mümkün değil. Mesela Amerikalılar veya Almanlar bu mayınları döşüyor, sonra Irak hükümeti aynı adamlara kucak dolusu para verip söktürüyorlar. Traji komik bir işleyiş yani.


Film savaşın başlamasından hemen önce açılıyor ve Saddam'ın yıkılışına kadar olan süreyi izliyoruz. Hatta Saddam'ın heykelinin kolu pazar yerinde satılıyor...
--Orası çok ilginç bir bölgedir. Çocukların oyunlarının mayın toplamak olduğu bir bölge. Oyunları öyle hediyeleri de böyle. Bazen mayın hediye ederler bazen de Saddam?ın kolunu. Biraz da hiç bir şeyin değişmediğini vurgulamak için yazdım o sahneyi.

Filmde ABD müdahalesine bakışınız da çok net olmasa da oradaki insanlar için fazla bir şeyin değişmediği gerçeği var.
-- ABD müdahalesini Irak'a ve Kürtlere barış ve refah getirecek bir eylem olarak görmüyorum. Filmimde, ABD'nin Kuzey Irak cehennemini cennete çeviremeyeceğini semboller kullanarak vurguladım. Filmdeki öngörüm, ABD gelirse işler çığırından çıkacak şeklinde.

Çoğunlukla ?politik sinemacı? olarak tanımlanıyorsunuz, yorumunuz nedir?
--Ne politik bir adamım ne de politik bir yönetmen olmak istiyorum. Politikadan nefret ederim. Kürdistan?da çocuklar politikanın ne olduğunu bilmiyor ama politikanın içinde yaşıyorlar. Tanklar, tüfekler, çatışmalar... Ancak ne yazık ki Kürdistan?da insanlara iki rol biçiliyor: ya politikacısındır ya da savaşçı. Siyaseti bize zorla yüklüyorlar. Ben politik bir film yapmadım, çocukların yaşamıyla ilgili bir film yaptım.Öncelikle kendi tarzımı, üslubumu bulmak istiyorum. Başka İranlı yönetmenlerin peşinden gidip onlara benzemek değil. Hatta yeni projemde kendi sinemamdan taviz vermeden halkın daha çok izleyebileceği bir film yapmak istiyorum.

Geniş kitlelere uzanmak istiyorsunuz yani, biraz bahseder misiniz yeni filminizden?
-- Filmim bir mahrumiyet bölgesinde geçecek. Hükümetin hizmetlerinin asgari düzeyde bulunduğu bir sınır köyünden 11 kız çocuğu, başbakana 'Burada yaşlanıyoruz' diye bir mektup yazıp yardım istiyor. Başbakan da bir danışmanını bölgeye gönderiyor.
Film danışmanın bir tercümanla birlikte sınıra doğru yolculuğu üstüne kurulacak. Trajikomik bir öykü olacak. Eğer Başbakan Erdoğan kabul ederse onun da başbakan rolünde bizzat görünmesini çok isterim. Eğer bir Türk yönetmen İran'da film çekecek olur da cumhurbaşkanı Hatemi'ye teklif götürürse yüzde 90 kabul eder!

.
Başa dön
nazenazen
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 14, 2005
Mesajlar: 738

MesajTarih: Pzr Ksm 05, 2006 9:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Savaşı çocukların penceresinden görmek, küçücük yüreklerin mayınları oyuncak edinmesi ve utanç.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2739

MesajTarih: Pzr Ksm 05, 2006 9:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

nazenazen sen hatırlarsın bu konuda daha önce yazılmış mıydı?hani çocuk yalan yanlış ingilizce tercüme yapıyordu ya?
Başa dön
nazenazen
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 14, 2005
Mesajlar: 738

MesajTarih: Pzr Ksm 05, 2006 9:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Forumda var mı o yazı bilemiyorum ama forumdan sevdiğimbir arkadaşımın bu filmle ilgili muhteşem yazısını okumuştum.
Başa dön
AyEsHa
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 27, 2006
Mesajlar: 1090

MesajTarih: Prş Arl 07, 2006 10:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Agrin, küçük anne...
İnsan empati kurmaktan bu denli korkar mıymış? Ben korktum işte... Kurmadım da...
Başa dön
asya
Yazar


Kayıt: Sep 20, 2005
Mesajlar: 192

MesajTarih: Cmt Arl 09, 2006 3:06 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

film, ağzımda bozguna uğrayanların acı tadını

üzerimde fena halde asap bozukluğu bıraktı

sevemedim bu filmi demiştim o vakit.

şimdi düşünüyorum neden diye?

film gibi değildi çünkü

çok gerçekti

sinir bozacak kadar...

sevilmeyecek kadar gerçek

hayal ürünüyle yoğurulmuş, edebi bir üslupla jelatinlenmiş bir acı değil

elle tutulmuş

saf bir acı, kan gibi kırmızı boyasız....

sevilesi değil ama izlenesi bir film kanımca
Başa dön
asya
Yazar


Kayıt: Sep 20, 2005
Mesajlar: 192

MesajTarih: Cmt Arl 09, 2006 3:07 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

çocukların acı çektiği filmlerden nefret ediyorum..
çocuk cehennemi gibi...
Başa dön
AyEsHa
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 27, 2006
Mesajlar: 1090

MesajTarih: Cmt Arl 09, 2006 3:13 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"çok gerçekti
sinir bozacak kadar... "


aynen öyle...!
Başa dön
utarant
Forum Admin


Kayıt: Apr 24, 2005
Mesajlar: 763

MesajTarih: Pts Oca 08, 2007 12:17 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kaplumbağalar da ağlar.

Bir anne ağlar mı düşmanının oğluna
oğulcuğuna
bir anne kıyar mı oğulcuğuna
düşmanının oğluna...

Anne olmanın en zor, en dayanılmaz hali...

Uçmağa uçmak bu, ateşe uçmak bu. Arafta kalmak bu...

Mazlumun zulmünü görmek kahreder insanı. Mazlumun zulmü bu...

Kanla ve kinle yoğrulmuş bir coğrafyanın anneleri...

Bir tek anne var filmde, bir tek kadın, küçücük... Sırtında oğulcuğu, sırtında zulüm, sırtında şefkat, sırtında kambur, sırtında geçmiş, sırtında gelecek, sırtında dünyalar. Kaldıramadı...

Ortadoğu da kaldıramadı binlerce yıldır tanrının üzerine yüklediğini...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> İzlenesi Filmler Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke