Tarih: Cum Mar 03, 2006 6:49 am Mesaj konusu: Çay Nasıl Karıştırlır ?
Sizde hayatınızın önemli kısmında bu büyülü sıvıyı içmişseniz.
Sabah uyanır uyanmaz düşüyorsa aklınıza, sigaranızın dumanı bile özlemekte ise onu.
İnce bel denilince başka şey düşünemez oluyorsanız, tavşan kanı dediğinizde dönüyorsa başınız .
Söyleyin bakalım çay nasıl karıştırılır ?
Şaire kulak verirseniz:
Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
Hele iyi demlenmiş ise hele Ramazansa ve hele karnımı az da olsa doyurmuşsam iftarda, sahura dek dostlar hazırsa muhabbete söyleyin bakalım çay nasıl karıştırılır ?
Uzun-kısa bayram için düşmüş isem yollara bilmem hangi karayolunun bilemem hangi kilometresindeki dinlenme tesisinde kasetmi canlı mı diye merak ettiğim “zartzurt turizmin sayın yolcuları kaptanınız 30 dk (neden 30 dk) ihtiyaç molası vermiştir” anonsu ile uyanmış isem aklıma gelen hayati ihtiyacım sallama değil demlenmiş, durulmuş , öneminin ve benim için değerinin farkında ince belli bardakta kırmızı beyaz desenli tabağı ile her yolcuda olan yolda olmanın mahsunluğunu kaldıran bir bardak çay….
Karıştır çayını zaman erisin;
Çay tek başına zihin açıcıdır, uzun süren öğrenciliğimin ürünü diplomalarda en yakın destekcimdir çay….Bitmeyen sınavlar, fotokopiler, bezmişim, Allah’ım biter miydi çaysız bu okul ?
Öğrencisiniz, çekyat denen yüzyılın icadına sahipsiniz, üstelik memleketten koli göndermiş anneniz, hazine sandığı açar gibi açmışsınız, yüzünüzde güller açmış, anneniz kokan reçeller, poğaca, kurabiye, erişte ve ve ve ve…..
Akşam ev arkadaşlarınızla gazeteleri sermişsiniz (ki bu gazeteleri o halde okumak ne güzeldir) odaya, en becerikliniz menemen yapmış acılı, taze ekmek, tabak kirletmemek için 500 gramlık plastik kabında yoğurt, o mutlu sofrada en büyük sıkıntı içine şeker doldurulmuş sarelle kasesine ıslak çay kaşığını daldırıldığında nemlenen şekerlerdir. Bilmem kaç defa ocakta unutulan çaydanlık, isli, eski....
Karıştır çayını zaman erisin;
Terk edilmişlik, yalnızlık, gariplik çökmüş içinize, kanayan yüreğinize merhemdir sallanmış, poşetlenmiş değil demlenmiş, kendine gelmiş bardak bardak çay.
Kışın soğuk gecelerde üşümüşseniz, gökler gürlerken, bardakta huzur dolu değil mi ?
Dudaklarınızda dua gibi çay…
Ne mutlu çay demleyenlere, hayatıda çayıda sallamayıp, namuslu çay demleyenlere, yarenliklere, ne yazık hayatıda poşet çayın ince ipliği ile ancak bağlayanlara. Çaydanlıktan yükselen buğuya karışan hayallerimize, şekerin erimesi gibi eriyen geçmişimizin hayatımıza verdiği tada ...
Tarih: Cum Mar 03, 2006 7:54 am Mesaj konusu: shaziyece
hayatta en uyuz olduğum seslerden biridir, çayın, şekeri erimesine rağmen ısrarla karıştırılması. kulakları çınlatan çak çak çak çak çak çak çak çak çak çak çak sesi...tanıyım yada tanımayayım karıştırırken abartanı uyarırım.
bu arada resim pek bir güzel oturmuş yazıya.alkış kıyamet benden:)
bir fincan kahveye 40 yillik ömür bicilmis.cayin ömrü de icene münhasir... degisken...(tabi sevenler icin ).
Özellikle erzurumlularin cok cay ictigine sahit olmustum.ve oldukca acik iciyorlar, yaninda limon ve kesme sekerleriyle.Hüner dil altinda sekeri saklayip en yavas sekilde eritmek demisti bir ihtiyar...
Dil altinda bir kesme sekerle kac bardak cay icilebilir?Denedim ama ilk iki yudumdan sonra seker kendinden geciverdi . )..hüner isteyen bir is olsa gerek
Kıtlama şekeriyle içilir. Bildiğimiz bakkal market küp şekeri değildir o, taş gibi sert, kolay erimeyen iri parçalı kıtlama küp şekeridir. Normal küp şeker tek yudumda erir.
pek muhterem hazine vekili eskiler yine kelam-ı kibardan söyleyip: "çayın rengi kandandır; içen dervişandandır." demişler. ol sebepten size bu işin sırrını dervişlerden sormanızı salık vereceğim. bilhassa çaya derin tasavvufi manalar atfeden nakşibendi dervişlerinin bu işin derununa vakıf olacaklarını düşünüyorum.
pek muhterem albiz bey kardeşim..teşekkürler tavsiyelerine.. lakin, benim meşrebime pek muvafık değil nakşiler.. Tıpkı Niyazi Mısri hazretleri gibi cehri yoldan cehd etmek isteriz, turuk-Aliyye den ve Hasan ve Hüseyinden ayrı düşmek bize ziyadesiyle ağır gelir..(Babamız nakşi olsa bile biz Osmanlının suyuna gitmek değil aykırı düşüp Limni'lerde İmrozlar'da gayret gütmek isteriz..ve dahi, Hakdan gayri düşmemektir en büyük muradımız..
Gönül çay ister ne çayhane,
Gönül muhabbet ister,
Çay kahve bahane..
Çay nasıl karıştırılır derken, çay nasıl demlenir mevzuuna geldik.Efendim!
önce soğuk suyu çaydanlığa ve demliğine dolduruyoruz, demliğe yeteri kadar çay koyduktan sonra, atıyoruz ateşe. Kaynayınca, altını kısıyoruz ve kısık ateşte yaklaşık bir saat demlenmesini bekleyip, kırmızısının tonu farklı olan , tadı doyumsuz olan bir çay lezzetine ulaşmış oluyoruz.Bu çayı,mümkün olursa kıtlama denilen, şekerini içine atmadan ki, şekeri içine attığımızda çayın kimyasını bozduğunu da söyleyenler vardır. Afiyet olsun diyorum, bu koyu çayın yanında ,koyu bir muhabbeti olanlara.
İnce bellide de kupada da olsa içilen çayın lezzeti hep muhabbete gebe...
En iyi yemek afiyetle yenir, en iyi çay yemekten sonra... En iyi muhabbet çaydan sonra... Önce bir yudum alırsın, sonra muhabbeti yudumlarsın. Hele bir de hava soğuksa ister anı anlatılsın ister masal, dinleyesi gelir insanın. Sonra bir bardak daha... "Ziyade olsuna" kadar devam eder muhabbet. Aman sabahlar olmasın, Allah bozmasın.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız