Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 29 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Çarem


Çarem

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
turkcer
Yeni Üye


Kayıt: Apr 24, 2005
Mesajlar: 62
Nereden: aDaNa

MesajTarih: Pts Şub 20, 2006 7:43 pm    Mesaj konusu: Çarem Alıntıyla Cevap Ver

Çarem


Bir simidi paylaşmaktı, bütün mesele
İstanbul olmasa da olur. Romantik abartıların, yani martıların ve güneşin batışının olmadığı bir yerde olur. Mühim olan sevişebilecek gözlerle yan yana olmaktır. Ellerimiz tutuşmasın, tutuşan yüreklerimiz var, kal yanımda, oturduğum kayanın sertliğini ve soğukluğunu paylaş benimle. Orda olmuşluğunla övünmem, söz. Korkarım zaten bencil sahiplenmelerimden.
Üstüne dökülen her susam tanesinde, sevinç gözyaşlarına boğuluyorum, her susam tanesi kanıtıdır hissedilen gerçekliğinin.
Hüzünlü gözlerinin üstünde, bir deli kartalın kanatları sanki kaşların, içime doğru dalışa geçen.
Sana bakmaya utanan, kıyamayan bir adam var içimde ve sürekli sana sarılmak “nerdeydin” diye haykırmak isteyen bir çocuk. Tanımadığın kalabalıklardan değilim ben, içinden çıkıp geldiğin o sessiz yalnızlıklardanım. Aynı topraklardanız, yolların uzunluğu kimin umurunda. Birini görmek, kendin gibi birini görmek nasıl bir şey bilir misin, ben mesela göçmen kuşlarında hep kendimi görürüm. Kaybolup giderim onlarla, sen de kaybolduğum gibi.
Geleceğini bilmiyordum ama hep inanıyordum, İçinde “sen” geçen satırları biriktiriyordum, yazamadıklarımdan. Tanığıdır şu an bakışlarınla dokunduğun gökyüzü, biliyorum eksik kalan bütün şiirlerimin devamı sende saklı.
Bak simit bitti, ama bitmiyor paylaşmak, aynı noktayı paylaşıyoruz bakışlarımızla, aynı ürkeklikle terliyor ellerimiz, yüzümüzde aynı rüzgârın tınısı.
O kadar yorulmuşum ki yokluğunda, insansı betonların arasında serçelerin sesini duyamamaktan, geceleri ay ‘ı görememekten o kadar yorulmuşum ki. Saçlarının kokusuyla yeniden kapatıyorum gözlerimi, cennetten kopup gelen o bahçeye tekrar giriyorum. Metalin hiçbir tonu yok bu bahçede, renkler asil ve huzurlu. Ayaklarıma nehrin davetkârlığı değiyor. Berrak elbisesinin altında durgun ve gizemli yansımalar yolluyor yüzüme nehir. Bırakıyorum kendimi, teslim oluyorum. Islanan gözlerle uyanıyorum, dizlerindeyim. Ellerin saçlarımda.
Uzaklara bir yolculuk halinde bakışların, ama sen buradasın. Gülüyorum kendimce, hasretin öfkeli haline bakıp, demiştim ayrılık hediye değildir, çaresizliktir.
Çarem, sonsuza kadar yaşar mı bu simitçiler, acaba diyorum böylece yaşlanabilir miyiz hemen buracıkta. Mendil ve gül satan bu çocukların nasıl büyüdüğünü izleriz hem, gökyüzüyle konuşuruz, ben sana öğretirim dilini, zaten yüreğinle ona bakman yeterli.
Sevenlerim ki hepsini unutuyorum, hak etmediğim sevgileri taşıyamıyorum çarem. Ama onlarla büyüyor insan, sevgiyle büyüyor, sevemese bile. Hepsine senin gibi birer sevgili diliyorum.
Hissediyor musun, aynı vücuda sığabiliyoruz, aşkın bir ölçüsü yok, var olan fedakârlığın tadını alabilmek. Tesadüf yoktur, biliyordum manası yaşayacağımı bu cümlenin.
Seninle bir simidi paylaşmayı seviyorum çarem.

- Hocam uyan.
- Hı! Ne! Ne oldu!
- Otobüsünüz geldi, 23:30 Tunceli otobüsünü bekliyordunuz değil mi?
- Evet, sağ olun.
- (Ulan simit yerken uyuyan insanı da ilk defa görüyorum.)
- Bir şey mi dediniz?
- Yo, yo acele edin dedim otobüs kaçmasın.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke