Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 39 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...
 Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!
 Seçmece
 İmkansızın peşinden koştunuz mu hiç ?
 Hakim Anlatı

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Türkiye'nin başdöndüren değişimi


Türkiye'nin başdöndüren değişimi

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji
Yazar Mesaj
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2044
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Cum Ekm 07, 2005 2:55 pm    Mesaj konusu: Türkiye'nin başdöndüren değişimi Alıntıyla Cevap Ver

Farkındayım, başdöndürücü bir başlık attım. Fakat bunu yapmamın altı gerçekten de boş değil. Çünkü ülkemi durup gözetmeye çalışan birisi olarak gördüklerimden gerçekten başım dönmüş durumda.

Ara bir düşünür tayfasından kimileri de bunları söylüyor. Nedir söylenenler: 1980 sonrası, dışa açık bir ekonomi anlayışı ile Türkiye kabuk değiştirmeye başladı. Tüketim malları ithalatı ile aynı zamanda dışardan hayat tarzlarını da ithal ettik. 90'larda bu ivme hız kazandı. Altyapısı şekillenmişti değişimin. Şimdi ise üst yapı inşasına başlanmıştı. Ve son nokta: Üst yapının şekli şemali iyice belirgin olmaya başladı. Kaba inşaatı yükseldi. Teferruatlara, ince işlere kaldı bütün iş.

Gözlemlerimizi aktarmaya devam edelim... Hep bilinen bir söylemdi, ve gerçek: Ülkemizde oldum olası bir devlet destekli burjuva oluşturulmaya çalışılmıştır. Devletimiz, ilk kuruluş yıllarında buna güç yetiremedi. Rejim kaygısı yüzünden devletle özdeşleşmiş Chp kontrölü dışında bir sermayenin oluşmasına da izin verilmedi. Çok partili seçimle güçlenen Demokrat Parti, yerel ve taşralı esnafın partisiydi adeta. Ama ne o zamanlarda, ne de 80'lerin başına kadar ciddi ve bağımsız bir ekonomik güç yoktu. Koç ve Sabancı'ların elitlerle iyi geçinmesinden kök saldığını hepimiz biliyoruz. Bu yüzden onları ayrık tutarak konuşuyoruz. O zamanki ithal ikameci anlayışla ve yüksek gümrük duvarlarıyla korunan bir kesim vardı. Ki bunlar dediğimiz türden devlet icazetliydi. Zaten bir çok ekonomik mal ve değerin üreticisi bu zmana kadar devlet olmuştur.

80'ler dışa açık bir ekonominin geçiş aşaması. Ancak bu geçiş aşaması ansızın vuku buldu. İhracatın son gaz desteklenmesi, teşvikler vs ile hükümete yakın ekonomik yıldızlar parlamaya başladı. "Hükümetin adamı olma" deyimi bu zamanda şekillendi en çok.
Sancılıydı bu gidişat; zira alt yapı tamamlanmadan dışa açılma yaşanmıştı ve ofsaytta kalınmıştı. Bunun ceremeleri daha sonra yani 90'larda ortaya çıkmaya başladı. Yükselen borç stoku karşısında ödenmesi gereken faziler; devletin borca dayalı kalkınma politikası; içerde üretmeden tüketme devrinin had safhaya ulaşması ve ithal ürünler sayesinde milli gelirin dışarıya harcanması... Bir yandan da parayı yutan ayrı bir karadelik: terör.

Bu sancıların devam etmesi, ekonomik iyileşmenin sağlanamaması ve dışardaki konjonktürel dalga ile Refah'ın yükselişi... Ve Refah'a karşı hem yönetici elitin, hem de kendi hayat tarzlarına tehdit olarak görmelerinden dolayı oluşmaya başlamış burjuvanın refleksi. İkisi aynı anda ve birbirinden destek olarak Refah'ı bitirdi sonuçta. Burjuvanın -ki bunlar İstanbul odaklı Tüsiad ve Ankara'da yağlı ihaleleri yağmalamakla zenginleşmiş tayfa- hayat tarzını korumak güdüsü kadar, Refah'ın içborçlanmayı kısıcı tedbirlerini de anmak gerekir. Çünkü 90'ların ilk senesinde başlayarak içborçlanma artan bir hız kzanmıştı ve faiz geliri önemli ve vazgeçilemez bir gelir kaynağı olmuştu sermayedarlar için. "para parayı çeker" olayı sanırım bu oluyor.

Elbetteki bu sermaye sahiplerinin istediği bir hayat tarzı vardı; bu batılılaşmış bir hayat tarzı oldu. Ve elbetteki bir tüketim kültürü olarak batılılaşıldı. Hem bu kültürel dönüşüm, hem de reel eonomik sebepler sermaydarların yönetici elitle bir davranmasına sebebiyet verdi.

Ve bizi uğraştıran gündem meselesi... 97'deki darbe ile iç ekonomik yapının ve istikrarın darbe yemesi kadar, dış krizler de eklenince ekonomik olarak uzun yıllar bir gerileme devresi yaşandı. Kriz ve bunlalım anlarında zihin iyi çalışır. Öyle oldu yine. Sermayedarların kendi varlıkları da tehlikeye düştüğü için, artık reel düşünmeye başladılar; ihracata yöneldiler daha fazla. Ürünlerimiz dış pazarları zorlamaya başladı. Bir yandan da AB üyelik süreci çerçevesinde ve bu durumdan kurtulmak için mevzuat oluşturulmaya çaba harcandı. Kurumsal altyapı düzenlemeleri... Birçok yüksek kurum oluşturuldu. Enerji Piyasası, Şeker piyasası, Rekabet Kurumu vs.

Ve seçimler ve Akp. Akp, ekonomik olarak değişen ve gelişen muhafazakar sermayenin siyasal yansıması olarak kendisine bir yer buldu. 90'larda küçüklükten orta düzeylere adım atan muhafazakar girişimcilerin etkin olma ve daha büyüme isteği... Akp, alt ve orta gelir grubu insanları kucaklayan ılımlı bir söylem tutturdu kendisine. Tam da sessiz çoğunluğun sesi oldu. Akp'nin farkettiği bir şey oldu: İnsanları kursaklarından yakalamak lazım! Ve bütün gücünü ekonomiye odakladı.

Sözkonusu ekonomik iyileşme olunca büyümek ve gelişmek isteyen tüm ekonomik unsurlar bu siyasete destek verdi. Son 3.5 yılda bir çok mevuzat düzenlemesi yapıldı. Sermayenin istediği tarzda ilerledi herşey. Onlar değişmek ve güçlenmmek istiyorlardı ve Akp de yollarını açıyordu. Bu yönde Akp bütün iç ve dış rüzgarları başarıyla kullandı. Türkiye'de yönetici elitin de temel hedefi olan AB sürecine, ülkedeki sermaye sahipleri de kaçınılmaz olarak destek verdi. Gelinen noktada, yönetici elitle ters düşüldü nihayetinde.

Avrupa'nın öyküsüdür bu: Ticaretle ve üretimle güçlenen burjuvazi, önce kralla işbirliği yaparak aristokrasiyi yıkar. Bu sayede iyice güçlenen burjuvazi bu defa gözünü kralın tahtına çevirir. Ve yeni devlet herkese hayrlı olsun.

Aynen bunun gibi, artık bir burjuvazimizin oluştuğunu herkese ilan edelim. Bunların ideolojileri de var: kendi hayat tarzlarını özgürce yaşayabilecekleri liberalizm. Veya 2. Cumhuriyetçilik. Sözcüleri de var. Artık resmi ideolojiden yakmıyorlar; hatta onu güne uyarlamak istiyorlar. Daha fazla sermaye onları cezbediyor. Sermayede renk ayırımı artık önemli değil. Önemli olan ayakta güçlü bir şekilde durmak. Dünyaya açılmak ve bütünleşmek istiyorlar. Ülke kurumlarının da buna uygun olmasını istiyorlar. Bundan böyle, hükümetleri belirleyecek güç burjuva ile olan münasebetlerdir. Ülkenin yüzde 10-12'lik Yeni Avrupa'lı sınıfı (Deyim Alev Alatlı'nın) Avrupa sınıfında yer almak istiyor. Geri kalan yüzde 85'lik kısım ise bu iki sınıfa birden girmek istiyor biran önce.

Değişimimiz herkese hayırlı olsun.

(Sabırla okuyanlara teşekkür ederim. Atlayarak, zıplayarak okuyanlara da...)
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Prş May 18, 2006 11:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Güzel çalışma. Sanırım yeterince doyurucu olmuş ki hiç itiraz gelmemiş, eline sağlık.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2044
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Prş May 18, 2006 2:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İtirazın gelmemesi okunmadığından .

Okuma zahmetine katlanmışsın ya tebrik ederim. Sağol..
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Prş May 18, 2006 3:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Okumaya zahmet değilde yükümlülük olarak bakmaya çalışıyorum.
48 kez görüntülenmiş yazı, bence itiraz edilmemiş.
Very Happy
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2044
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Prş May 18, 2006 3:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yükümlülük görmek çok üst bir anlayış.. yukarıya selam..
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Prş May 18, 2006 3:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yoo, o nu kastetmek istemedim. Çocukluğumdan beri böyle. Birinci sınıfta çocuk klasiklerinin çoğunu okumuştum, takvim yapraklarını okurum, ansiklopedileri bile okurum. Hastalık benimkisi. Kabus gibi.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2044
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Prş May 18, 2006 3:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

0 daha iyi işte..

kişisel sohbete dönmesin iş dostum..forum içeriği için hoş manzara değil.. saygılar..
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Sosyoloji Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke