Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 5:38 pm Mesaj konusu: Derin Devlet Savaşları
Anadolu'da bir yer. Sıradan bir köy; Yıllar önce köye bir adam taşınır. Adam Kazakistan' dan geldiğini söyler. Dedesinden kalma (!) arazilerin tapusu vardır elinde ve ne hikmetse o
çorak arazilerde eski, kapatılmış maden ocakları vardır. Neyse adam zamanla köyle, köylüyle kaynaşır, bir marangoz atölyesi açar hatta köyden biriyle evlenir, çoluk çocuğa karışır. Bir zaman sonra adam köyde ki tek telefon bulunduğu muhtarın
evine ziyaretleri sıklaştırır. Sıkı fıkı olmuştur muhtarla. O aralar muhtarın evinde de tadilat çalışmaları başlamıştır, çatı yenilenir bahçeye çit döşenir. Adam Kazakistan’ da ki hasta annesiyle konuşmaktadır sürekli ve anne İbrani olduğu için
Türkçe bilmemektedir. Bunun için adamın söylediklerinden bir şey anlamaz hane halkı, zaten muhtarında pek umurunda olmaz, o tadilat işlerini bedavaya getirmenin keyfini sürmektedir.
Gel zaman git zaman adamın telefonları azalır ve bir gün
aniden kesilir.
Adam artık eve kapanmıştır. Bir zaman sonra marangoz olan adamımızın kardeşi gelir köye
Adam annesinin öldüğünü cenazesini bile göremediğini en azından vasiyetini yerine getirmek için Kazakistan’a geri dönmesi
gerektiğini söyler eşe dosta. Çocuklarını ve karısını alır evi, atölyeyi ve tapuları kardeşine bırakıp çekip gider.
Kardeş sessizdir. Maden mühendisi olduğunu ve madenlerde inceleme yapmak için geldiğini söyler birkaç kişiye. Köylü bunu çabuk
kabullenir hatta dalga geçenler olur adamla. “deli kardeşim bu herif, o eski maden de ne bulacak sanki.” Bu gelişmeler yaşanırken meclisten bizim köyle ilgili bir karar çıkar sessiz sedasız. İhale yapılmıştır ve ihale sonucu bizim
köydeki madenler (marangozun madenleri(!)) bir yabancı şirkete satılır. Yabancı şirket madenler de, doğada çok az bulunan bir tür madde araştıracaktır. Bu maddenin ısıtma sistemlerinde kullanılacağı açıklanır....
Mühendis bey çalışmaları
hızlandırmış hatta son model donanımlarla gelen bir ekip, madenliğin civarında kamp bile kurmuştur. Adamlar sürekli çalışır ama bir şey anlamaz köylü.
Devlet nerde midir? Devlet yenilenen belediye konağında Kazakistan malı koltuklarda
oturmaktadır. Köyün yıllardır eksik olan köprüsünün açılışındadır devlet. Mühendis bir de köye sağlık ocağı yaptırır, köylü kullansın diye. Devlet ocağın gülen doktorudur.
Amma ilaç gelir sağlık ocağına kamyonlarla ve aynı kamyonlar madenin
yanındaki yoldan geçer gider geceleri.
Birkaç yıl geçer böyle.
Köyün bir ilkokulu vardır artık. Mühendis sever çocukları ara sıra elinde hediyelerle okulu ziyaret eder.
Sonra madendeki işler bir den durur bir gün. Kaza sonucu bir işçinin
madende öldüğü haberi salınır köye. Mühendis çalışmalarının bittiğini , artık Kazakistan’a karısının ve çocuklarının yanına dönmesi gerektiğini söyler. Evini kütüphaneye çevirir amma kitabı vardır mühendisin, ama kitapların bir çoğu ecnebi
malıdır.
Kütüphaneyi köye bağışlar çeker gider mühendis. Madenin kapı sına da kilit vurmayı unutmaz yalnız.
Kütüphaneye köyün, şehir okullarına giden gençleri ilgi duyar. Ocağın doktoru da kütüphanede müdürdür artık. Ocağı yeni
doktorlar gelmiş yöreye alışan doktor tayin alıp gitmek yerine istifa etmiş ve bir dilekçe yazarak 2. günü kütüphaneye müdür atanmıştır.
Ne si gariptir ki bunun , “Doktor mürekkep yalamış, koca koca üniversiteler den diploma almış,
dünyalar iyisi şehirli bir adamdır, elbet vardır koca Ankara’da bir tanıdığı”
.... der köylü.
Kütüphaneye ilgi duyan gençler bir bir üniversite yoluna düşer. Köyde bir bahar havası;
Çocuklar okuyup adam olacak ve memlekete
hayırlı birer evlat olacaklardır. Doktorun da hakkı yenmez hani, geceleri bile ilgilenip okumaya teşvik etmiştir çocukları.
Çocukların tercih ettiği bölümlerde iyidir hani hepsi aklıselim kararlar vermiştir;
Hukuk, tarih , siyasal bilimler fakültesi ve
güzel sanatlar..
Tarım ve madencilikle geçinen bir köyde ne bir ziraat seçen olur, nede madencilik.
Aman canım okuyup büyük şehirde adam olsunlar da. Hem maden okuyup ne olacak yabancı mühendis bile boşuna uğraştı, onca
yıl.....
Bir gün kahvede pişti oynayan Kadir’in dikkatini bir şey çeker . Masanın üstündeki gazetede oğlunu gördüğünü sanır. Yok canım oğlu değildir o. Dayanamaz eline alır gazeteyi bakar bakar bu sakalı ve bıyıkları traş yüzü görmemiş
adamı tanımaya çalışır yorgun gözleriyle.Yanında oturan kardeşine sorar ;
-Lan Bekir ! bu bizim Enver’e benzemiyor mu ?
Enver okuduğu 4 yıl boyunca çok nadir ailesini aramış ve hep iyiyim, ama dersler çok yoğun İnşallah
seneye geleceğim demiştir.Demiştir de bir türlü o seneler gelmez, gelen Enver in kampüs te kafasına yediği sopa darbeleriyle öldürüldüğünü anlatan gazete haberidir, babasının elinde tuttuğu.
Bütün köy haberle çalkalanır, herkes genç
Enver’in yasını tutar.
Alakasız ama muhtarın küçük oğlu Edip’in bir yürüyüşte Molotof kokteyl ile polis yaralamaktan hapse girdiği zamanlardır. Edip te Enver gibi üniversite okumaktadır büyük şehir de. Enver’ in
öldürülmesinden kısa bir zaman sonra bir gece iki el silah sesi duyulur Kütüphane civarında.
Kütüphaneye koşan köylüler doktorun çıplak cesediyle karşılaşırlar, hepsi şok olur kanlar içindeki cesedi görünce Ama asıl şok sonradan gelir çünkü
bu erkek cesedinin erkeklik organı sünnetsizdir. Tam aralarında yorumlar yapmaya başlamışken muhtarın büyük oğlu Ersin’in dikkatini bir şey çeker. Doktorun bir eli yumruk halinde bir şeyi sıkmaktadır. Yumruğunun arasından aşağı
doğru bir zincir süzülür. Babasının ve diğerlerinin ikazlarına aldırış etmeyen Ersin yumruğu açar ve avucunun içinden artı şeklinde parlak bir metal çıkar.
Ersin babasına döner :
- baba bu şeyi biliyom. Ağrıda askerdeyken öldürdüğümüz bir
teröristinde boynunda da vardı bundan.
Muhtar:
- bu herif kesin ecnebi !!!..... dediği sıralarda;
Köyün sınırını koyu lacivert, sahte plakalı bir Mercedes terk eder.
Talip Apaydın, Fakir Baykurt tadında olmasa da o tarzda bi köy hikayesi. ama başlık çok iddialı.. "derin"lik var, "devlet" var,"savaş" hatta "laR"
var.
Kazakistan da her ne kadar başındakiler satılmış moskof ve politbüro kalıntısı da olsa bi Türk ülkesidir, ve Kazaklar da bir Türk koludur.. Kazakistan çok yanlış bir tercih bence.. Köyün hangi bölgede olduğunu bilimiyoruz ama muhtmelen
Güneydoğu.. o halde Suriye'den gelebilirdi o yabancı.. fakat müellifin takdir yetkisinde olan bir husus olduğu için müdahale etmek istemem..fakat, ben derin devlet'e mütedair bir im, imaj, imge, imleçe rastlıyamadım..
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız