Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 153 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Şiirleriniz


Şiirleriniz
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Okur Adayları İçin
Yazar Mesaj
nas
Yeni Üye


Kayıt: Jul 18, 2008
Mesajlar: 73

MesajTarih: Pts Tem 28, 2008 10:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Vurmalıymış meğer safkan kısrakları
Kanı bozuk türleriyle çifleştirilmeden

Kırmalıymış meğer kınalı elleri
Ömür boyu kıracak ellere verilmeden

Saklamalıymış meğer saf kalpleri
Kalp hırsızları görmeden

Kaçırmalıymış meğer beyaz gelini(liği)
Ak umutlarına kan akıtılmadan

Dalında soldurmalıymış meğer gülleri
Kara bahçıvan makasını vurmadan

Mil çekmeliymiş güzel gözlere.
Ağlatılarak bir ömür, kör olmadan

Celladı olmalıymış bir Şehrazat boynun
Binbirgece ölüm acısı yaşatılmadan


Her kıyıda yar’in görmemek için sevgililerini
Demir almalıymış her limanda


Hançerlemeliymiş meğer derince şu solyanı
Bin defa hançerlenmesinemeydan vermeden
Başa dön
Nymphe_0
Yazar


Kayıt: Jul 30, 2008
Mesajlar: 272

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 1:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SUSKUNUM SANA


Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece
Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde


Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir an'da kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık pınarı bir pınar olur soluğum


Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskunum
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki
Yorulmuşum


Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki
Bütün gürültüler kahrolsun.


Adnan YÜCEL
Başa dön
nas
Yeni Üye


Kayıt: Jul 18, 2008
Mesajlar: 73

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 7:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bütün fani sevgileri çıkartıp içinden

Kırmayacak olana gitme vaktidir



Tüm şehirleri bırakıp bir broşürde

Kutbül tayyibeye hicret vaktidir



Bütün yağmurları yağdırıp her tepeye

Sele kapılıp kaynağa akma vaktidir



Bütün denizlerin dalıp maviliğine

Yarılan denizden yol bulup kavuşma vaktidir



Tüm sokakları geçip hatıraları gölgeleyip

Bir kutlu sokakta kaybolma vaktidir



Kurban edilen O canı taştan kaldırıp

Kesmeyen kılıcı bileyleyip kurban olma vaktidir



Bütün yırtık abaları çıkarıp üstünden

Soyunmanın ve semai bir dönmeyle yükselmenin vaktidir



Bütün tutsak eden zincirleri kırıp

En sevgiliye seslenip çağrılmak istenmenın vaktidir



Tüm sözlerin söylenip bir tek sözün söylenmediğini

Anlamak, aldanmamak için İlm-i ledun istemenin vaktidir



Bütün isyanları yakıp kor bir ateşte

İmanla temizleyip suya çevirmenin vaktidir



Bütün cığlıkları atıp bir tepede

Bin çığlıkla susmanın vaktidir



Tüm bırakılmışlıklara, yalnızlıklara son defa bakıp

Bırakmayacak olana havale etmenin vaktidir



Bütün takılı kalınmış ölümlüleri öldürüp

Ölmeyene dönüp secdede ölme vaktidir



Hasetin iyi huyları kül etmesine mani olup

Haset edene gülümseyip külleri savurma vaktidir



Bütün duaları bir dua edip, Meryemi yakarışla

Sürgünlüklerinden bu faniliğin kurtulma vaktidir



Tüm üflenilmişlikleri, silinmişlikleri

Mansur-i bir neyle üfleyip dudağı çürütmenin vaktidir



Nefes almayı kaybetmeden şu kalp

Hay da dirilip, Hu da nefes verme vaktidir



Dayanılmaz bir sızıyla sızlayan şu sol yana

Kör hançeri batırıp sızan kanı çağıldatmanın vaktidir





Mağaraya, kuyuya, dağa, bir etten mescitte, yarılmış denize

Girmenin, atlamanın, tırmanmanın, saklanmanın, dalmanın
Vaktidir
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Cum Ekm 03, 2008 1:39 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

yerden yere çaldı felek
bir gün gözüm açar mı ki?
zaman aktı, gözyaş misâl
bezgin ruhum yıkar gibi...
Başa dön
laciverd
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Oct 03, 2008
Mesajlar: 3

MesajTarih: Cum Ekm 03, 2008 11:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

arkamda ay ve ışığı
önde gölgem, önde ben
böcek, rüzgar ve araba mırıltısı
iki yanda karanlık ağaçlar,ortada ben

o serinlik o canlılık,hayat
çocuk sesleri, gecenin yarısı
düşüncelerim, ayak sesim ve nakarat
garip mutluluk, hoş bir düş,canımın yarısı

hemen ilerde, ışıklı bir sapak, sonu ev
gitmemek, gitmekten yeğ, huzurluluk böyle olsa gerek
içimde onlarca keyifli, romantik ve tutkulu söylev
yürüdüm, aydınlandım ve ısındım, artık evde olmak gerek
Başa dön
giz
Yeni Üye


Kayıt: Nov 08, 2008
Mesajlar: 40

MesajTarih: Pts Ksm 10, 2008 9:39 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


-yazgıma düşenler-


ucube bir hayatın sessizliğine/sensizliğine tutunmuşken,
sessizlikte/sensizlikte hayat basmamam gereken mayınlarla dolu sanki…

düşlerim toprağın yedi kat dibinde kaldı, artık her gidiş, hüzün deryası kalbimi sarsar oldu.
yürek gurbete mi benzedi?! dil kavuşmayı sayıklıyor..
bu bir bekleyiş mi yoksa tükenişim mi?!
sesler duyuyorum doğru mu bilinmez.. neden inanasım geliyor o da bilinmez…
ah! şu deli kalbim…

şimdi bir tanığı oldum hoyrat sabahların
yüreğime kanlı sancılar saplanıyor…
ve sonra yapılması gerekeni yapmak geliyor içimden..
ah! şu deli kalbimin korkuları olmasa..
artık kalbimi kalbine katıp sonsuzluk kıyılarına varmak istiyorum…
aşk ile…

katar katar gelmek istiyor yüreğim sana her dem…
uzağı kayın kılıp gelmek isterim..

unutma beni denir her dem.. ben unut beni diyorum…
unut ki onulmaz firakımdan kanlı yaşlar süzülsün yine…

sen destanlar yazarken, ben eski acılarımı damıtayım yine seherlerde…
bu ne elem bir döngü.. bu ne karanlık ufuk…

bu melal nasıl anlatılır bana bir yol göster… bu elem kokan yüreğin aşkı nasıl anlatılır bir yol göster…
suskunluğun ağlamaları haram etmişken bana, bir yol göster nasıl anlatayım…
bir ömürlük âh!
bir damla kan..
bir sıkımlık can kaldı geriye…

oysa aşkım on dörlük dolunay gibiydi.. onu incitmedim/incitemedim.. sana yağmalanmış denizlerden gelmiş, kabuğundan yeni çıkmış inciler getirdim.
dinle aşk!!!
bir yürek nasıl darağacına çekilir
bir sen nasıl defterlere not edilebilir..
ve nasıl a-ş-k olunur dinle, gör.. ve öl!!!

kalbimin sana yazdığı şiirleri, şarkıları bu gün bir daha söylememek üzere unutuyorum. ben çoktan alışmışım sensizliği yaşamayı..
sen yüreğime cemresi düşmüş bir ilk bahardın.. gittin ve son oldu baharım… düşmedi bir daha yüreğime ilkbahar cemresi…

varsın tüm bitmeler bitsin.. varsın aşk’ı sahte yaşayanlar yürekleri kadar konuşsun karşımda... varsın bu sefer benim payıma da hasret düşsün…
ne çıkar?!
beni bilir kalbimin yegâne sahibi…

.onsekizi ağustosun
.iki bin sekiz
.katre katre aşk
Başa dön
serv-irevan
Yazar


Kayıt: Nov 07, 2008
Mesajlar: 108

MesajTarih: Çrş Ksm 12, 2008 10:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki;hayata
görmedim orada çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını.
yerimi yadırgadım.
yerim olmadı zaten, kendi mezarımdan başka.
çılgının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı.
durmadan bir beyaz aygırla taşardım derin göllerden.
bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara,
güneşin zekasıyla doymak isterdim.
kaba solgun kağıtlar sunardı, şehrin insanı bana.

şehrin insanı,şehrin insanı,şehrin
kaypak ilgilerin insanı,zarif ihanetlerin

O gün bugün dünyayı şehrin üstüne kapatıp bıraktım.
Kapattım gümüş maşrapayla yaralanmış ağzımı.
Ham elmalar yemekten göveren dudaklarım,
mırıldanmasın şehrin mutantan ve kibirli ağrısını.
Azıcık gece alayım yanıma yalnız.
Serçelerin uykusuna yetecek kadar gece.
Böcekler için rutubet,
örümcekler için kuytu.
Biraz da sabah sisi,
yabani güvercin kanatları renginde.
Biz artık bunlar olarak gidiyoruz
Eylesin neyleyecekse şehrin insanı.

Şehrin insanı şehrin insanı şehrin
Bozuk paraların insanı sivilcelerin.

İşte öldüm işte son kadife çiçekleri,
Son defneler baldıranlarla kefenlediler beni,
Bütün kaçaklar için ince bir melhem oldu benim ölümüm.
Bütün hoşnutsuzlar yanlarında saklayacak,
benim ölümümden yayılan kırpıntıları.
Boğaz tokluğuna çalışanlar,
özenle kilitleyecek göğüslerine,
benim ölmüş olmamı.
Hiçbir yaprak damarından,
hiç bir su, özünden atamayacak beni.
Ortaya benim ölümüm sürülecek,
pey akçesi olarak.
Tanrıların ölümünü bir üstlenen çıkınca;
ama neler olup bittiğini hiçbir ayetten
hiçbir vakit anlamayacak şehrin insanı.

Şehrin insanı şehrin insanı şehrin
pahalı zevklerin insanı ucuz cesaretlerin...

ismet özel
Başa dön
bengu_bade
Yeni Üye


Kayıt: Nov 20, 2008
Mesajlar: 31

MesajTarih: Prş Ksm 20, 2008 2:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ara Çağrı

Sen bir taze haber gibi gelmiştin, unutmadım.
Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım.
Aşktı alıp verilen, altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki, unutmadım.
Can oynardı evlerde, yollarda, meydanlarda
Can alınıp, can verilirdi hiç unutmadım
Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki , unutmadım.
Ah! sevgili, hayat görünürdü kapından.Bir çırpınış yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde unutmadım.
Toprağa düşen tohum , onda gizlenen renk, şekil, koku
Senin için biçimlenirdi, renklenirdi, kokardı senin için, unutmadım
Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah , unutmadım
O dirildi, O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki; sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım.
Ey aşk, ey dirilik soluğu, ey evrenin hareket kaynağı,
Nasıl unuturum, nasıl unuturum, hiç unutmadım...

Erdem Beyazıt
Başa dön
serv-irevan
Yazar


Kayıt: Nov 07, 2008
Mesajlar: 108

MesajTarih: Prş Ksm 20, 2008 9:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Köprü Kuran Adam

Boş bir yolda yürüyen yaşlı bir adam,

Akşamın karanlık soğuğunda

Geniş, derin, kocaman bir uçurum ile karşılaştı.

Alacakaranlıkta aştı uçurumu

Ve o kasvetli akıntıdan korkmadı.

Ama öbür yakada güvenliği bulunca,

Döndü ve bir köprü kurdu, kabaran suları aşmak için.



"İhtiyar" dedi o na eşlik eden cüce,

"Burada yaptığın işle gücünü boş yere tükettin.

Yolculuğun bugün sona erecek

Ve bu yoldan bir daha hiç geçmeyeceksin.

Sen zaten o derin ve geniş uçurumu aştın.

Neden akşamın kabaran sularına karşı bir köprü kurasın?"



Adam yaşlı, ağarmış başını kaldırdı

Dedi ki:" Dostum, geçtiğim yolda

Bugün ardımdan bir genç yürüdü,

Ayakları onu da buraya getirecek,

Ve benim için bir hiç olan bu uçurum,

Belki o sarışın gence tuzak olacak.

O da alacakaranlıkta geçecek buradan,

Dostum, bu köprüyü onun için kurdum."

Will Allen Dromgoole
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Okur Adayları İçin Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19
19. sayfa (Toplam 19 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke