Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 159 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 HAYAT
 ÖZGÜRLÜK
 Bugün Sokağa Çıktım!
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Ey gönlümün zırıltısı


Ey gönlümün zırıltısı
Sayfa Önceki  1, 2, 3
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire
Yazar Mesaj
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 399

MesajTarih: Çrş Şub 27, 2008 1:58 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Herkes uykuda.Herkes bedenini avutuyor yine. Bense muhtaç oldum sana ey uyku ilk defa . Kirpiklerime inmeni bekliyorum ,gözlüyorum göz göz.

Bedenim öylesine yorgun ki sesi çıkmıyor ama sadece 8- 10 saattir. Daha 1 güne bile tamamlayamadık hayırlısı bakalım.

Ruhumsa coşmuş, geçmiş ekran başına. Ama unutmuş kelimeleri adeta. Sıralayamıyor.

10 binlerin hücumunda ,1950 de 9 kişi ne kadar zor bir ihtimalse, o kadar zor işte iflah olmasıda herşeyin.

O 9 kişi ne kadar gerçekse o kadar gerçek yaşadıklarım.

Ve o 9 kişiden birisinin yerine geçmem kadar saçma işte çektiğim acılar.

Herkes uykuda. Uyuyun dostlarım avutun o güzel bedenlerinizi. Verin suyunu hergün ki size ihanet etmesinler.


En son gifrer tarafından Çrş Şub 27, 2008 2:57 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 399

MesajTarih: Çrş Şub 27, 2008 2:37 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bugün Tagore 'un şiir kitabı geçti elime. Ondan mıdır bilemedim bu duruluğum. Hayran bıraktı kendisine şair.ölümünden son bir hafta önce yazmış bu dizeleri.

Yeni ortaya çıkan Varlık'la yüzleşen ilk günün güneşi sordu:
"-Kimsin sen?"
Yanıt gelmedi
Sonsuz yıllar geçti aradan
Batı denizinin kıyılarındaki sessiz gecede son günün güneşi sordu:
"-Kimsin sen?"
Yine yanıt gelmedi...


Ençok ateşböcekleri şiirlerini sevdim.
Canlı ışık lekecikleri,
Karanlıkta gözkırpıştıran
Ateş böcekleridir.
O dikkati çekmeyen,
Sesleri, yol kıyısı hercailerinin
Mırıldanır bu gelişigüzel çizgilerde.

Zihnin uykulu karanlık mağaraları içinde,
Rüyalar
Günün kervanından dökülen parçalarla,
Yuvalarını yaparlar.

Bahar, geleceğin meyveleri için değil
Fakat bir anın kaprisi için
Çiçeklerin petallerini saçar.

Neş´e kımıltısız yerin zincirinden kurtulmuş
Sayısız yapraklara doğru
Koşar ve dans eder
Bir gün için havada.

Hiçbir önem taşımayan kelimelerim
Zamanın dalgaları üstünde hafifçe dans edebilirler,
Mana ile ağırlaştıkları zaman dibe çökerler.

Zihnin derinliklerinde güveler
İnce kanatlarını büyütürler;
Ve veda ederek uçuşurlar,
Gün batımı göğünde.

Kelebek ayları değil, fakat an´ları sayar
ve yeter zamana sahiptir.
Benim düşüncelerim, kıvılcımlar gibi, kanatlanmış
Sürprizler üzerinde giderler,
Tek bir gülüş taşıyarak.
Ağaç sevgi ile bakar kendi güzel gölgesine
Buna rağmen onu hiçbir vakit kucaklıyamaz.

İzin ver, güneş ışığı gibi, aşkım seni sarsın
Ve yine de aydınlık özgürlügü versin sana.

Renklendirilmiş kabarcıklardır günler,
Dipsiz gecenin yüzüne çıkan,

Hatırlamanı istemek için armağanlarım çok küçüktür;
Ve bunun için
Onları sen hatırlamalısın.

Çıkart, at ismimi armağandan;
Bir yük olacaksa,
Ancak şarkım kalsın.

Nisan, bir çocuk gibi,
Çiçeklerle tozlar üzerine hiyeroglifler yazıyor.
Onları siliyor ve unutuyor.

Hatıra, rahibe, hali öldürüyor,
Ve onun kalbini ölü geçmişin türbesine sunuyor.

Mabedin kasvetli heybetinden
Çocuklar tozda oynamak için dışarı koşuyorlar,
Tanrı onların oyununu seyre dalıyor,
Ve rahibi unutuyor.

Zihnim, düşüncelerinin akışında
Birdenbire yanan bir ışık gibi çalışmaya başlar,
Asla tekrarlanmayan akıcı notasıyla bir küçük ırmak gibi.

Dağda, sessizlik kendi yüksekliğini bulmak için
kabarmaktadır,
Gölde, hareket kendi derinliğini tahayyül etmek için
hareketsizleşir.

Veda eden gecenin
Sabahın kapalı gözlerine kondurduğu öpücük
Şafak yıldızında parlıyor.

Ey bakire, senin güzelliğin bir meyve gibidir,
Henüz olgunlasmamış ve açılmamış bir sırla dopdolu.

Onun anısını yitiren acı
Kuş seslerinden uzak,
Fakat yalnız ağustosböceğinin ıslığının duyulduğu sessiz karanlık saatler gibidir.

Gerilik onun öldüren bir pençe ile gerçeği elinde güvenle
tutmaya çalışır.
Zayıf bir lambayı canlandırmayı arzulayarak uzun gece
bütün yıldızlarını ışıklandırır.

Hernekadar O
Dünyayı
-Gelini-
Kollarında tutuyorsa da,
Gök,
Sonsuzluğa kadar
Uzaktadır.

Tanrı, dostlar arar ve sevgi diler,
Şeytan, eserler arar ve itaat ister.

Toprak hizmetine karşılık
Ağacı kendisine bağlar,
Gök ise hiçbir şey istemez
Ve onu özgür kılar.

Çocuk, tarihin tozu ile aydınlanmış
Yaşı bilinmeyen zamanın gizliliği içersinde
Edebi olarak oturmaktadır.

Uzakta olan O,
sabahleyin bana geldi,
Işık tarafından alınıp götürüldüğünde daha da yakınlaştı.

Beyaz ve pembe zakkumlar buluştular
Ve, ayrı lehçelerde neşe ile eğlendiler.

Sessizlik
Kendi kirlerini
Süpürüp yürüyünce
Fırtına olur.
Başa dön
elif_naz
Okur


Kayıt: Jan 13, 2007
Mesajlar: 88

MesajTarih: Çrş Şub 27, 2008 3:53 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

gifrer demiş ki:


....

Hernekadar O
Dünyayı
-Gelini-
Kollarında tutuyorsa da,
Gök,
Sonsuzluğa kadar
Uzaktadır.

Tanrı, dostlar arar ve sevgi diler,
Şeytan, eserler arar ve itaat ister.

Toprak hizmetine karşılık
Ağacı kendisine bağlar,
Gök ise hiçbir şey istemez
Ve onu özgür kılar.

...

Sessizlik
Kendi kirlerini
Süpürüp yürüyünce
Fırtına olur.[/b][/i]



....
Başa dön
peruza
Yazar


Kayıt: Aug 19, 2006
Mesajlar: 462

MesajTarih: Prş Şub 28, 2008 1:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

zırıl zırıl gönlün telkini:
bedeninin parçaları dağılma arzusuna girmeden bilincinin parçalarını ahenge kavuştur. kendine oyunlar oynamayı bırak. kendini kendinde seyretmeyi bırak. bütün bütün hayal ol ya da hakkıyla gerçek.

pardon gifrer Rolling Eyes
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 399

MesajTarih: Prş Şub 28, 2008 2:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Her tokat yedikten sonra kendine gelir insan. ne kadar sürer o tokatın acısının ve izinin geçmesi. İşte bu kadar işe yarıyor bendeki gönül telkini.

Gerçeğin hakkını vermek için hayal olmak gerekir. Bir başka alternatife yada yadalara izin yoktur kanımca.
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 399

MesajTarih: Prş Tem 17, 2008 4:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bugün zırlamayı kestim, kesti. Acımadı hiç. Süründürmedi beni. Yapış yapış. Sündürmedi.

Bugün sustum sandım. Yılanın deliğine sokuldu ruhum. Sımsıcacıktı. Ağlamadım.

Bugün isyan etmedim. Gözlerim yine batan güneş manzarası edasında.

Bugün yine anlatamadım , anlamadım da zaten.
Başa dön
nevrotik
Okur


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 68
Nereden: İSTANBUL

MesajTarih: Prş Tem 17, 2008 10:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ölüm Noktürnü
seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm

çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
ellerine dokundun; sana inandı ölüm

o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden
uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm

akkor dudaklarından ağı düştü içime
yollarında yürürken sanki insandı ölüm

viran eylediğin gün yorgun hayallerini
ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm

bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük
bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm

süründü yıllar yılı karanlık köşelerde
benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm

her akşam tufanında harap oldu güneşim
gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm

sensizliğin en ağır fermanıydı içimde
dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm

ölüm seni sevmektir bir celladın elinde
bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm


Nurullah Genç
Başa dön
Beau
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Jul 09, 2008
Mesajlar: 13

MesajTarih: Cum Tem 18, 2008 1:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bazen

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...

William Shakespeare
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 399

MesajTarih: Cum Tem 18, 2008 8:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mesela bugün güneşi kahvaltıya çağırıp , ekmeklerimizin üzerine bir tutam geceden kalma ayla sürüp afiyetle yesek.

Mesela benim yine karnım ağrısa, ve üstüne gökyüzü içirsen, iyi gelse bana.
Deniz suyunu kaynatıp buharında serinlesek. Bir bardağa doldurup senelerimizi, seyre dalsak sonra sinema keyfi kıvamında. Ben birden bardağı altından tutup sarssam. Suların döküleceği kaygısına yansam ben, sen bardağın kırılacağı korkusuna bürünsen. Sonra hiçbirşey olmamış gibi izlemeye devam etsek sinemayı mesela.

Sen birden bir ceviz olsan, kabukların sert, kırılmayı hiç istemeyen ama kırılsanda uzun süre bozulmadan kalabilen bir ceviz.
Ben de şu ucuza pazardan aldığımız bir şeftaliye dönüşsem, biraz sıcak gördüğünde eriyemeye, çürümeye yüz tutan.
Sonra oyunbozanlık yapıp oyunu terketsem. Bu ne kadar değiştirir senin ceviz sakinliğini. Hayret etsem.

.............................

Ben bir siyah örtü bulup içine saklanıyım en iyisi serinlemek için, gün ışığında.

Yine iştahım kaçtı.
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 399

MesajTarih: Pts Ağu 18, 2008 12:10 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ilk...
İlk kez renkleri seçmeye başladığım zamanlardı. Yani çok eskiden. Göz kapaklarımı kaldırıp göğe baktım ilk. Gökyüzü ne muhteşemdi. Kendi semasını da bu kadar net görebiliyor muydu insan? Yoksa adının kuyruğuna bağlanmış bir kurdele gibi doğum günü hediyesi miydi bu yağmur, gökten?
İlk kez ağlamaya başladım. Gözyaşlarım ilk kez yaktı gözlerimi. Islak ıslak serinletti yüzümü. Ve o gün ilk kez yağmur yağdı. Gökyüzü ağladı.
Önceleri mevsimsel döngülere inanırdım, kar yağar, sonra çiçekler açar sonra çok sıcak olur, sonra güz olur yapraklar sararır, yapraklar düşer, düşmesiyle davet ederdi beyazlıkları . Artık döngülere inanmıyorum, mevsimsel ihtiyaçlara da. Mevsimlerin etrafında ben dönüyormuşum meğer. Döndükçe döndüm bir müddet. Döndüm , döndüm, başım döndü sonra, bayılmışım hatırlayamaz oldum hiçbir şeyi. Unutuyordum. Baktım ki düne dair birçok anı silinmiş. Anlar ne den ibaretmiş bilemez oldum. Dünü sepetleyip çöpe, yeni günü hediye paketi yapmaya çoktan koyuluyordum çöp sepetine armağan etmek için. Çöp kutumda bir sürü gün biriktirdim.

İnanmadığım mevsimsel döngüleri, inanmadığım fiziksel ihtiyaçlar kovaladı. Uyumuyordum mesela. Saatinde yatıp saatinde kalkıyordum sadece. Esiri olduğun şey ihtiyacın olur muydu?
Beynimin içine bir sürü kurt hücum etmiş. Kurtlanmıştı yediğim elma , Havva’nın artığı.
Didik didik yediler beynimi.

Erken pes ettim ben, erken yoruldum. Gardırobumda erken yaşıma rağmen farklı maskelerim vardı. Var mıydı acaba bu kadar çeşit bir başkasında. Yine de en çok hüzün maskemi sevdim. Küçüklüğüme ait bir fotoğrafı anımsatıyordu hep bana.

Üstüm başım kir pasak içinde gözlerimde derin bir hüzün inadına. İşte bırakmadı peşimi yıllardır o iğreti hüzün.
Hüznüm konjenitaldi. Kurtulamıyordum bir türlü . İğreniyordum bazen. Bazen yaşamayı öğreniyordum onla. Bir özürdü benim için belki. Yürümeyen ayaklarım, tutmayan kollarım, duymayan kulaklarım, görmeyen gözlerimdi.

Yine geliyordu işte, bitip tükenmeyen beni tüketen nöbet sekansları. Artık susturamıyorum eskisi gibi kendimi. Artık sus demekle susmuyor . Artık söz geçiremiyorum özürlerime .
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3
3. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke