" Mavrova dan aldım sümbül, bir okka nohut
Al beni bre sar more sümbül yanında uyut "
Eskiden beri bildigim bu türkü gecen pazar İstiklal'de calmaya baslayınca özledigimi farkettim. İnsan türküleri özlüyormus tıpkı bir insanı özler gibi...
" Yedi da sene mahpusta yatsan alacam seni "
Ama hic bir türküyü Drama Köprüsü kadar sevmedim. Türküler gercek olaylardan yola cıkılarak yazılmıstır. Hepsi degilse bile en azından bir cogu öyle. Ve bir cok kez türküleri sarkılara tercih etmisimdir...
Drama köprüsü mü ? Çünkü icinde adım var !
" Drama koprusu Hasan dardir gecilmez.
Soguktur sulari Hasan bir tas icilmez. "
mesajı geri cekmekte gec kaldınız fadim : ) Ona aften birseyler karaladım...
...
Her ne kadar sarkılar icin konussamda İmesh de " seytan diyor ki yanaş şuna, adını anma sataş şuna " nidalarını duyunca icimde bir kıpırdanma da olmuyor degil ha !
Sag yanım türküye sol yanım şarkıya bulasmıs.
Enya'ya yer kalmamıs !
Enya'da cıkmıs bir dagın tepesine.
Dagın bir tarafında Yanni, Loreena, Kitaro diger tarafında Tchaikovsky, Ravel ve Amadeus oturuyorlarmıs. Hepsi de hergün sıranın kendisine gelmesini bekliyorlarmıs.
ben akşamları sevmem. akşamlar sorun yaratır.
ben konuşmayı da sevmem, gidişler hep o gidiştir.
senin geçtiğin yollardan yalnızlık çıkagelir.
ve böyle akşamlarda, içim biraz daha erir.
...
" bırak seveyim, rahat edeyim "
durup duruken insanın nesesini alıp, sisli dagların ardındaki ülkeye götüren bir Nazan Öncel sarkısı...
Her gün dinlenesidir.
Lakin arada hüzünde gereklidir, gözyaşı da...
Arka fonda burusturulan kagıt sesinin ve burun cekme sesinin, kendi dogallıgına tavan yaptırdıgı icli sarkı...
Seni sevmek icin bahanem olmasa bile
sadece bu sarkı icin sevebilirim seni...
Savruk, depresif halin,
bugulu sesin, hoyratlıgın,
özgürlügün ve rahatlıgın icin
sevebilirim seni...
Bir sarkı tut senin olsun
bir sarkı tut benim olsun
Hepinizin gecmis kandilinizi bir hayli gecikmiş olsa da kutlarım. Yasemin ve Kukulkan'ın da...
Sıkıcı yaz ayları gelip geciyor son sürat bir hızla. Evet sıkıcı dedim yanlıs görmüyorsunuz. Bana sıkıcı geliyor yaz ayları. Sıcağın, rehavetin ve tembelligin tavan yaptıgı bu mevsimi sevmiyorum. ( Simdi yaz ayını öven ve seviyorum dedigim bir yazımı gösterirseniz ayvayı yedim demektir. )
Karakutu'da da durum aynı. Gündem asırı yüklü ama cok fazla bir hareket yok. En azından eskisi gibi yok. Sizce neden ? Tabi ki yaz ayından !
Ne mi yapıyorum ben ? ( belki merak edeniniz vardır )
Hala izine cıkamadım. Durmadan calısıyorum.
NTV nin 10 yıllık almanagını okuyorum.
Bir domain aldım amatörce bir web sitesi yapmaya calısıyorum.
Yaşamaktan sıkıldıgımı ve yoruldugumu düsünmeye basladım
Hepsi bu kadar !
Gerisini unuttum gitti.
...
yağmasın sen yağmurları
hasatsız kalsın kalbim
ıssızlar ben olayım
dikenler büyüsün bağrımda
kanaya kanaya
ben senden arınayım
sen yoksan
yarama yaranı sarınayım
...
Böyle demiş şair* Sen nehri adlı siirinde.
Issız bir adaya düşseniz yanınıza ne alırdınız ?
Yalnızlıgınızı mı, ruhunuzu mu ?
Yalnız olamıyoruz demis nevrotik arkadasımız. Oysa ki yalnızız biz. Farklı yalnızlıklarla birlikte yasıyoruz. Bu baslıkta cok önceleri anlatmıstım yalnızlıgın cesitlerini. Bize, size, sana, bana uyan elbet bir yalnızlık vardır.
gel benim kararsızım,
kalbe ziyan amansızım
karda kısta boranlarda
bana inat havalarda gel
Gözlerinize yazık olacak. Belki biraz yorulacaklar ama sacmalama hakkımı kullanıyorum idare edin artık...
Hiç bir zaman.
Asıl risk ya da bedel, en ağır ve zor olanı kendi içine bakabilmesinde insanın... Orada ne gördüğü, orada gördüğü ile baş edebiliyor olmasında... Orada beğenebileceği bir "kendi" görürse, kimseyle derdi olmaz zaten...
...
yağmasın sen yağmurları
hasatsız kalsın kalbim
ıssızlar ben olayım
dikenler büyüsün bağrımda
kanaya kanaya
ben senden arınayım
sen yoksan
yarama yaranı sarınayım
...
Böyle demiş şair* Sen nehri adlı siirinde.
Issız bir adaya düşseniz yanınıza ne alırdınız ?
Yalnızlıgınızı mı, ruhunuzu mu ?
Yalnız olamıyoruz demis nevrotik arkadasımız. Oysa ki yalnızız biz. Farklı yalnızlıklarla birlikte yasıyoruz. Bu baslıkta cok önceleri anlatmıstım yalnızlıgın cesitlerini. Bize, size, sana, bana uyan elbet bir yalnızlık vardır.
gel benim kararsızım,
kalbe ziyan amansızım
karda kısta boranlarda
bana inat havalarda gel
Gözlerinize yazık olacak. Belki biraz yorulacaklar ama sacmalama hakkımı kullanıyorum idare edin artık...
Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Koku bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim
Birşeyler karalamalı mutlaka, başıboş olsa da yazmalı diyorum bu sıralar kendime, hoş demesem de yazılacağı varsa yazılıyor meret...Hiçbir niyet karşılıksız kalmaz diyorum bir film repliğine atıfta bulunarak bu sıralar...Hiçbir niyet karşılıksız kalmıyor hakkaten...
Dört gözle "düş ve hayat" sıramı bekliyorum. Bekletenime selam ediyorum, kolaylıklar diliyorum. Her kelimesini merakla, özlemle anıyorum. Onun da elinden gelen birşey değil, düş ve hayat yazılmak isterse ve ne zaman isterse öyle yazılabiliyor. Sadece kendisi isterse var olur kelime; yoksa dilimizden, kalemimizden ne düşse makbul değil, olmuyor. Benden bile diktatör oldu başımıza, biz öyle alıştırdık. Nasıl olursa olsun, başımızın üstünde yeri var, her şekilde şekilsiz, biçimsiz, öylesine en çok da beklentisiz seviyoruz "düş ve hayat'ı". Nasıl olduğundan bağımsız, aslının ne olduğuna bakıp; "iyi ki varız" diye geçiriyorum içimden hep...Bugün dedim ya sana, tek bir şey yazma hakkımız olsa onu yazardık ikimiz de...
Dün ilk yazarlık teklifimi aldım bir dergiden, bu yaşta" hayrola" dedim kendime...Dur hele, bir adam ol önce dedim...
Okuyorum bu yaz, bir süre kitaba bölündüm. Mesnevi, Mantık al-Tayr, Nietszche, İhsan Oktay, Cemil Meriç, Alev Alatlı, İ.Pala, Sartre ve dahası... Okumak, ihtiyaçtan da öte...
Yazmak ihtiyaç gibi de değil, zorla da değil...İçimden geldiğince, söz dilimden düştükçe, aleme varıp, selam verdikçe ve sadece yazılmak isterse yazıyorum. Düş ve Hayat'ın hayatında tek rengim olsa ne ala...Yeter bana...
Eski yazıları düzenlemeye karar verdim uzun sürecek. Karakutu'yu takip ediyorum, eskisi kadar hareketli değil sanki, gündem hepimizi konuşamayacak hale mi getirdi ne? Her ne ise teşhisi; tedavisi yakın olsun istiyorum kendi adıma...
Tian abimi bugün sinirlendirmişler, onun yerine ve onunla birlikte " La havle ve la kuvvete..."dedim. Sevgili kukulkanın muhteşem dünya başlığındaki son eklediği resme bayıldım, kendime de benzettim niyeyse : ) Buradan teşekkür etmeliyim yeri gelmişken...
Bu sıralar yoğun geçiyor hayat, hepsine de yetişiyorum. Güya tatildeyiz. O da yakında bitecek, okul açılınca göreceğim hanyayı konyayı ama tabi en çok Ankara'yı. Hayırlısı...
Dua edersem tek bişey istiyorum bu sıralar... İstememeyi istiyorum. O'ndan başka kimseden hiç birşey istememeyi diliyorum. Halimi en iyi bilenim, her ettiğimi görenim, herşeye gücü yetenim... Senden başkasından istemeyi, dilemeyi gösterme bana... Herşeyi hakkıyla bilenim, hakkımızı gözetenim; hakkım olmayanı da istetme bana...en çok şükrediyorum... Şükür olanlarıma da, olmayanlarıma da...
Uzun zamandır buraya yazmamıştım, özlemişim...
Vesselam...: )
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız