Konu meyda iken, dikkate şayan bir noktayı değinmeden geçemeyeceğim. Futbolda bir taktik olarak 'uyutma metodu' vardır. Hani rakip gaza gelmiş bastırıyordur. Bunaltan ataklar, sağlı sollu ortalar, kalecinin ve defansın ecel terleri döktüğü dakikalar. İşte bu durumda uyutma taktiği devreye girer. Futbolcu bir bahanede yere yuvarlanır, iki dakakayı çimlere gömer; topu saha dışına gönderir her fırsatta. Yersiz itirazlarla hakemi, dolaysıyla oyunu meşgul eder ve maçta rakibin hızı kırılır. Sonra her fırsatta topu ayağında tutarak, yanlara ve geriye oynayarak, ve bütün bunları hep ağır çekimde yaparak herkesi iyice uyutur. Bunu sadece bastırılan taraf yapmayabilir. Yenen taraf ta, maçı öyle bitirmek için bu taktiklerle maça yatar; ta ki bitiş düdüğü ile istediğiniz kazanmış olsun.
Sarıkız, Ayışığı.. Darbe günlükleri ortaya çıktığından beridir hakim medya hep bu uyutma taktiğini seçti. Sıradan bir şeymiş gibi sundular en fazla. Çünkü hakim medya, kendisi görevlendirilmemiş olsa bile, bu işin gönüllü destekçisiydi. Dolaysıyla üstünü örtmek, hiç bahsetmeyerek olayı görünmez kılmak için gizli bir anlaşma halindeydiler. O kadar ki, gündemi sıcağı sıcağına tartışan bizler bile bunlardan öyle adamakıllı bahsetmedik. Hadi hükümet karşıtları (tabi hükümet sadece bir sembol) için bu durum normal, işe gelmeyen bir durum gözardı edilir. Ancak biz nasıl uyduk ve uyutulduk, onu anlamıyorum. Bu darbe günlükleri bir yıl öncesinde ortaya çıktı, ancak bunlar ışığında gerçekleştirilen ve herşeyin başlatıcısı konumundaki olayları bile yeterince masaya yatıramadık. "Kayıp bombaları, siyasi suikastlari" hep karşıya yıkmak için gerçekleştirilen eylemler zinciri olduğunu söylemeye çalıştık ama bunu malesef yeterince başaramadık. Hep birilerinin uyutma taktiğine, hedef saptırmalarına maruz kaldık.
Ancak bir konuda yanılmadığımı görmek beni sevindirdi. O da güç rekabeti ile ahlakı ayırmam. Hakim medyanın bilinçler üzerinde nasıl bir tahakküm kurduğunun ve bu totaliterliğin ancak karşıt medya yaratılarak kırılabileceğini çok iyi görmüş oldum. İktidar ortağı olan medyanın yerlebir olması, yine ancak medya yoluyla olur. Ve böylece gördük ki, bu kabarık suç dosyasının peşini bırakmayanlar, elbetteki bir kısım, öteki medya, hatta dinci medya oldu. Hepsine minnettarım şahsen.
İyi de, darbeyi kim özlüyor.?Kimlerin geçim kaynağı darbelerdir.Halkın en cahil kesiminin bile istemediği bir durumdur , darbe. Halkın istemesinin yollarını bulanlardır, darbeciler. Özgürlüğümüzü yitirince neyin özgürlük olduğunu da hatırlayamayız. Diye bir kelam okumuştum. Kim söylemişse ne güzel demiş.
Cumhuriyet Gazetesi bombalandığı zaman, büyükçe bir sitede, hemen ortaçağ karanlığı manzaraları sunuluyordu yurdun dörtbir yanında. Türkiye nereye gidiyor, diye soruluyordu. Vahşiyane yorumları döşeyen döşeyeneydi. Tabi tek ses. Dedim ki, "Sizler kadar kolayca provoke edilecek bir azınlık varken, Türkiye'de daha çok oyun oynanır." Ve ardından ekledim: "Allah bilir, Cumhuriyet Gazetesine bombaları atan da kendi içlerinden." Öyle dedim, ama bunun böyle olduğuna inanıyordum. Hiçbir gerici, kendi adamları iş tutmuşken, kendi kalesine gol atacak eylemlere imza atmaz. Bunu ancak, iş başındakinin ayağını kaydırmak isteyenler yapabilir; suçlu veya zanlı konumuna iterek. Buna da ancak aydınlar inanır. Neyseki aydın değildim ve kandırılmadım. Tabi bir yığın gazaba uğradık ama çok ta...
Darbeler, geçim sorunu olmayanların geçim kaynağıdır. Bir miting için İngiltere'den kalkıp gelenlerin, Bodrum'daki tatilini kesenlerin ben sanmıyorum ki halkın geçim sorunu dert olsun.
İşçinin kendisi ile işçinin sesi bile ayrıdır bu ülkede. İşçi ekmek peşindedir, işçinin sesi başka başka yerlerde. İnanmayan açılan pankartlara baksın.
Taraf olmak husunda , 28 şubat günleri yaşanırken bir akradite gazeteciye paşalardan biri şöyle demişti; öyle ortada dolaşmak yok, ya bizden yanasın , ya da onlardan. Bu bana çok manidar gelmişti ve taraf sözcüğü bana hep bunu hatırlatıyor.
Bugün Mustafa Balbay sorgulamasını ve yargılanmasını anlattı. Sanırım (ki eminim) bunu hiçbiriniz merakta etmiyor. İfadesi alınırken gelişen komediyi görmek ve anlamak için bulunduğunuz tarafın penceresini kapatmanız yeterli.
Bu gelişmelere Hukuk, Demokrasi, Yasa...hepsini geçtim bir insan olarak bakmaya ne zaman başlayacaksınız.
Dilinizden DARBE kelimesini ne zaman atacaksınız? Bu kadar DARBECİ bir bakış açısıyla çok yırtındığınız Demokrasinin içine ediyorsunuz. Ama zaten sizlerden istenen de o!
Tekrar soruyorum ÖZDEN PAŞA İÇERDE Mİ?
Yoksa Sayın Recep Efendi ile çocuklarının şirketleri için güzel gelecekler mi planlıyorlar? Kimin cepleri doluyor gün gibi ortada ama anlayacak ve anlatacak adam gerek!
Tarafım ''insan'' tarafıdır. Yatak odalarına kadar dinlenen insanlara linç girişiminde bulunmak biz Allah' ın zavallı kullarına göre değil!
Bak bir soru daha takıldı aklıma;
Yücel Aşkın Davası' nın sonucu ne oldu?
''Hukuk, Sosyal vs. Devletin '' başındaki Sayın Başbakan nasıl baskılar yaptı STK' LARA VE SİYASETÇİLERE...
***
GİRDAP
Davalar birbirine girdi. Savcıyı vuran kuş beyinli herşeyi eline yüzüne bulaştırdı, Vakit gazı unutuldu, Malatya Katliamı, Tandoğandaki Patlamayı unuttuk, rehin alınan askerler, USA yardımı ile gemi dolusu silahların yakalanması, Günlükler, Paşalar, OLMAYAN BİR DARBENİN, OLMAYAN BİR GİRİŞİMİN SUÇLULARI içerde. Okur mektuplarının gazetecilere suç dedili olarak sunulması onu da geçtim yazarın kendini anlatması için KİTAPLARINI VERDİĞİ SAVCININ BUNLARI SUÇ DELİLİ SAYMASI...BEN BU GİRDAPTA BOĞULMAM, BAŞTAN SÖYLEMESİ....
İnsan gözüyle görmeye çalışın biraz. Ama beceremiceğinizden eminim! Çünkü siz TARAF' sınız!
Yazarın dediği gibi;''dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak herşey.''
Sizi seviyorum! İyi ki varsınız.
***
Ve sizler geçmişiteki mitinglerden söz edeceksiniz, eski sol dangalak takımıyla ''darbelere geçit yok'' diye haykıracaksınız ve ben ikinizin arasından sizlerin düştüğü durumla gırgır yapacağım.
Merak ettiğim bir konuda; Bu kadar önemsizleştirmeyi nasıl kaldırıyorsunuz?
Ak ve karayı ayırmadan polis devleti rolüne soyunan hükümet ve savcıları çuvallayacak. Umarım şimdi çuvallarlar. Zamana yaydıkça memleketin çivisini çıkartıyorlar. Bunu da çok istiyorlar...
***
Acı olan taraf ne biliyor musunuz?
Son 4 aydır ve özellikle bir haftadır tv olsun, dergi olsun, radyo olsun, konferans olsun bilgi hazinemize katkı yapacak herhangi bir haberi, yazıyı, programı paylaştığım insanlara telefon açıp haber vermekten korkuyorum. Balbay' ın okurundan gelen yazının ''suç delili'' olmasını da katarsak; biz ne konuşuyoruz ki?
AKP' li Belediye' ye Jandarma baskın yapıyor. Evrakta sahtecilik vs. Vatandaş DARBE olduğunu sanıyor.
Şimdi AKP/GÜLEN-JANDARMA SAVAŞI mı dersiniz?
ya...
Vatandaşın DARBE yorumuna ne dersiniz?
Memleketin bu ruh hali hoşunuza gidiyor mu?
Her türlü darbeyi AKP/GÜLEN' NİN İSTEDİĞİNİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
CEVAP GELMEYECEĞİNİ BİLİYORUM AMA SORDUM BİR KERE.
Vallahi helal olsun dostum! Meseleyi savcılar 2500 sayfalık iddianamade çözemeden sen sonuca bile ulaşmışsın. Ne Recep Tayyip Erdoğan'mış arkadaş kendi partisini kapattırmak ve generalleri emekli olmadan evvel kendi düşüncelerini gerçekleştirmek için kullanıyor ve onlar yıllar boyunca bu iş için uğraşıyorlar, arada emekli dahi oluyorlar ve heyhat bunun farkında bile değiller!..
Türk ordusu bu generaller tarafından yönetiliyorsa eğer eyvah ki eyvah, hadi başbakanın oyununa gelmişler, ya Fethullah Gülen gibi en nefret ettikleri adamın oyununa nasıl gelmişler acaba? Yarın bir gün bu iki isimden farklı iç ya da dış mihraklı art niyetli kimselerin oyunlarına gelmeyeceklerinin garantisi var mı?
Dostum Başbakanı ve icraatlarını sevmeyebilirsin, partisinden ve onlara oy verenlerden nefret de edebilirsin ama biraz da insaf et gözünü yiyeyim, bu kadar desteksiz bir çıkışı Fatih Altaylı'nın Özden Örnek yazısından yola çıkarak ortaya koyuyorsan, elimizi başımızın altına alıp uzun uzun düşünmemiz gerekiyor.
Şimdi istersen güzel dostum, ana planını çizdiğin komplo teorisinin alt başlıklarını birlikte inceleyelim;
*Bu olayda darbeciler değil darbe karşıtları asıl darbecidir,
*Göz altına alınan paşalar aslında darbeci değildir, onlar sütten çıkmış ak kaşıktır, ama sütten çıkarken Ak Parti'nin akına bulaşmış olma ihtimalleri mevcuttur,
*Ak partinin akına bulaşmış ve akılları başından gitmiş paşalar, emekli olduktan sonra bir takım faaliyetler ile Recep Tayyip Erdoğan ve Fetullah Gülen'in gerçekten istedikleri şeyi akıllarına koymuşlar, yetinmemiş miting düzenlemişler, kesmemiş C4 ve el bombası depolamışlar, olmadı medya da kendi çıkarlarına hizmet edecek medya mensupları örgütlemişler, yememiş darbe ortamı oluşturmak adına bir takım eylemlere girişmişler ve bu arada sevgili başbakanımızın ve Fetullah Gülen'in oyununa geldiklerini kendileri bile anlamamış , hatta Fatih Altaylı ve sevgili dostum Yazarım'dan başka kimse de anlamamış
Vallahi şimdi gitsem ben bunları içerde ki emekli generallere aynıyla söylesem, hakaret ediyor diyerek beni sille tokat kovarlar yanlarından...
Taraf olmak ile taraftar olmak arasında epeyce fark var ve tüm bunlardan sonra sevgili dostum bana Akp'li demezsen sevinirim, herhangi birşeysem ben kendim söylerim zaten, anlaştık mı?...
En son tiananmenian tarafından Pzr Tem 06, 2008 10:07 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sevgili Yasemin Cemil Meriç alıntınız için size teşekkür ediyorum, gerçekten çok güzel...
Güzel dostum Yazarım'ın ikinci yazısına cevap yazma gereği duyduk ancak daha önceden ilk mesajına yazdığım uzun cevabı bitiremeden elektrik kesintisi nedeniyle gönderememiştim. Bu işin arkasında da Recep Tayyip Erdoğan yoksa eğer Kedaş var baştan adını koyalım...
Toparlamaya çalışırsak eğer;
Bulunduğumuz tarafın penceresi neresi, biz bilmiyoruz ama sevgili Yazarım kafadan bu bilgiye sahip, Akp li derse güler geçerim, dinci derse müslümanım derim, işim mi belirler bu pencereyi, büfeciyim, yaşım mı belirler, memleketim mi, fikirlerim mi? Ben tarafım! Pencerem kelimelerimdir, insanlık tarafının sorgulanması ve değerlendirilmesi kelimelerimin muhatabının sorunudur, çözmek ya da dağınık bırakmak da benim işim!
Mustafa Balbay'ın tutuklanmasında ve serbest bırakılmasında ki komediyi anlamadım ben sevgili dostum biraz açarsanız sevinirim, herkes her türlü ithamla yüz yüze gelebilir, ardından yüce mahkeme değerlendirme yapar ve gerekirse salıverir, bu cumhuriyet başyazarı veya çoban da olsa değişmez bu düzen, uygulamada farklar olabilir, en azından isim sahibi kişilere daha nazik davranılır isimsizlerin nasıl uygulamalara maruz kaldıkları da konumuz dışı...
Vallahi dilimden darbe kelimesini atmak istiyorum, hatta darbe ile ilgili hiçbir şey düşünmemek istiyorum, öyle ki bu kelime kullanılmaya kullanılmaya yıllar içerisinde sözlüklerden silinsin istiyorum, bu sözlerimde çok ciddiyim ama bırakmıyorlar ki güzel dostum, ben kaçıyorum onlar kovalıyorlar, illa beni hizaya sokmak istiyorlar, ben de alışkanlık yaptı artık zırt pırt darbelenmek. Yakın tarihimizin dökümünü yapmaya gerek yok sanırım, en son cübbeli olanı ile başımız belada. Vallahi demokrasinin içine etmek gibi bir derdim yok, ama bazıları memleketin içine etmeye çalışıyorlarsa da değersiz cümlelerimle içimi döküyorum, ki bu demokrasinin içine etmekse de demokrasi yapısı gereği buna katlanacak, bırakın da gerçek demokratlar düşünsün bu sorunu...
Özden paşa içerde mi? Neden bu soruyu siz cevaplayıp içimizi ferahlat mıyorsunuz sanki? Fatih Altaylı ortaya bir kılçık attı hemen ipine sarıldınız? Darbe fikri Başbakanımızın fikriymiş! Kargalar bile güler bu fikre, Fetullah Gülen gülmez ama, hatta O ciddiye alır, üzerine de ağlar.
Tarafınız insan tarafı amenna! Recep Tayyip Erdoğan, Akp oluşumu, onlara oy verenler, biraz daha genişletelim türban takanlar, hızımızı aldık cemaatler, liste uzar gider vesaire acaba sizin gözünüz de uzaylı mıdır yoksa insanlık ailesinin sınıfları da var mıdır? Darbecilere linç girişimin de bulunmayalım söylemi yukarda saydığım kişileri de eklemleyerek genelleştirilebilir mi?
ve
Yine bir soru ve yine cevapsız, lütfen güzel dostum, eğer daha kapsamlı yazarsanız verilecek cevabımız olur karşılığında? Yücel Aşkın davası sonucunu da bekliyoruz sizden haberiniz olsun!
Başbağlar nasıl Sivas olaylarının karşılığı değilse! Birini lanetlerken diğerini de hatırlamak ve aynı laneti onun da üzerine yağdırmak gerekiyorsa, taraf olmak da aynı zamanda insaflı olmayı da gerektirir. Akp de şunları şunları yaptı diye darbecilere gerekçe aramak, Başbağları kınayıp Sivas olaylarına sessiz kalmaya benzer ki, en azından hakkaniyete ayıp olur. Yeri geldiğinde Akp'nin icraatlarını da eleştiririz, ama bu darbecileri hoş görmememize mesnet olmamalı...
Girdap ile başlayan cümle; Olayların birbirine karıştırılması ve gelişi güzel yan yana gelmesinden ibaret, siz bu girdaptan sağ sağlam çıkmış olabilirsiniz ama ben şahsen içinde boğuldum baştan itiraf edeyim. Olmayan bir darbeye 2500 sayfalık bir iddianame hazırlanmış ve iki orgenaral içeri alınmış ve ülke gündemi günlerdir bu konuyu konuşuyor ve siz nereden biliyorsunuz olmadığını açıklama zahmetine katlanır mısınız lütfen?
Ve tüm bunları insan gözüyle bakarak ortaya çıkarmışsınız, biz amipler gözüyle hala darbe planlanmış, medya organize edilmiş, patlayıcılar depolanmış zannediyoruz öyle mi? Ne diyelim Allah bize de insan olmayı nasip eder inşallah bir gün! Neden? Çünkü biz tarafız?
Siz taraf değil misiniz?
Yordunuz beni akşam akşam...
Neyse güzel dostum, bir yazıyı ikinci kere yazmak zorunda olmak sıkıcı oluyor gerçekten, az sonra yine elektirikler gitmezse bunu da göndermeyi başarırım inşallah, selametle...
En son tiananmenian tarafından Pzr Tem 06, 2008 10:47 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Ben nasıl kaçırmışım bu yazıyı, geç oldu ama sonunda rastladık çok şükür, Taraf'tan Ahmet Altan, Nokta'da böyle yazarmış meğer, buyrun;
Kemalizm maskesi
Bilmiyorum, koca bir toplumu utandırmayı nasıl başarıyorlar.
Sanki bunun için eğitim almışlar, bütün öğrencilikleri, akademik kariyerleri "şöyle davranırsanız kendinizi de toplumunuzu da rezil edersiniz" söylevleri dinleyerek geçmiş.
Bu eğitimin tepe noktasına varınca da rektör olmuşlar.
Geçenlerde bir profesör, "Kemalizmin gericilik" olduğunu söyledi.
Bir profesör bilgileri ışığında dilediği sonucu çıkarır.
Bunun tam tersini düşünen profesörler de var.
Peki, bunu söyleyen profesörün ders verdiği üniversitenin rektörü ne yaptı?
Ne yapacak, koca bir toplumu utandırmayı göze alarak profesörün derslerini durdurdu.
O rektör gibi düşünmeyenlerin üniversitede yeri olmayacağını cihanı âleme gösterdi.
Türkiye'de üniversitede ders vereceksen "Kemalizm ilericiliktir" demek zorundasın.
Kemalizmi öveceksin.
Yeryüzünde kaç ülke kaldı böyle?
Bir Kuzey Kore, "Kim il Sung" öğretisini sorgulayamazsın; bir iran, Humeyni hakkında konuşamazsın; bir de bizim Türkiye, ne Atatürk'le ne de Kemalizmle ilgili eleştirel bir söz söyleyemezsin.
Benzediğimiz ülkeleri gördüğünüzde, bu gerçek sizi utandırmıyor mu?
Hem her tarafa "en hakiki mürşit ilimdir" diye yazacaksın hem de Mustafa Kemal'e de Kemalizme de bilimsel bir gerçekçilikle bakamayacaksın.
Şaşkınlık mı bu, ikiyüzlülük mü, ne söylediğini bilmemek mi?
Neden Atatürk'ün bütün söylediklerini bir arada değerlendiremiyoruz?
Niye bütün konuşmalarını okuyamıyoruz?
Neden yönetim biçiminin adını koyamıyoruz?
Neden, bu ülkenin yakın tarihindeki en önemli politikacılardan birini "Kim il Sung"laştırıyoruz?
Mustafa Kemal bunu ister miydi?
Kim il Sung ve Humeyni düzeyine indirilmeyi arzu eder miydi?
Pek sanmıyorum.
Ayrıca nedir bu Kemalizm meselesi?
Kemalizm diye bir şey var mı gerçekten?
Varsa ne?
Mustafa Kemal her söylediğinin bir de tersini söylemiş, her yaptığının bir de tersini yapmış, çok çalkantılı bir dönemde yeni bir cumhuriyet kurabilmek için sürekli ittifak değiştirmiş bir lider.
Nasıl onun sözlerinden ve davranışlarından bir ideoloji çıkartabilirsiniz?
Tutarlılığı yok ki sözlerinin.
Zaten bana sorarsanız Kemalizm diye de bir şey yok.
Olabilmesi de mümkün değil.
Kemalizmin günümüzde bir tek anlamı var:
"Ordu politikanın içinde ve merkezinde dursun."
Bunun dışında Kemalizmin orijinal bir fikrini bilen varsa söylesin, daha önce söylenmemiş ne söylüyor Kemalizm, bir anlatsın.
Kemalizm, cumhuriyet elitlerinin orduyla birlikte iktidarı elinde tutup, halkı politika dışına itebilmek için uydurdukları bir tabu.
Onlara göre "Kemalizm" olmazsa ve ordu politikadan çekilirse, "halk" yani bu ülkenin insanları, yani bu ülkenin gerçek sahipleri, kendi gelecekleri hakkında karar vermeye kalkışırlar.
Buranın halkı külliyen "hain" olduğundan da ülkeye ya şeriat getirir ya da burayı böler.
Kemalizm dediğiniz tuhaf şeyin ana fikri bu.
Kendi halkından korkmak.
Dahası kendi halkından nefret etmek.
Orduyla, Ankara'nın bürokratları ülkeyi kendi "halkından" korumasa burası mahvolacak.
Bugüne kadar ülkeyi "halktan" korumanın bizi nerelerle getirdiğini gördük, yaşam standardı olarak Yunanistan'ın 69 basamak altındayız.
Avrupa'nın en fakir ülkesiyiz.
Hala aşiretler, hala töre cinayetleri var.
Hala kış gelince köy yolları kapanıyor.
Hala fikrini söyleyen profesörü işinden kovacak adamları rektör yapıyoruz.
Hala bir trafik sorununu bile çözmekten aciziz.
Hala insanlarımıza doğru düzgün bir sağlık hizmeti veremiyoruz.
Hala ülkenin dört bir yanı çetelerle dolu.
Bu mu Kemalizm?
Kemalizm, gericilik değildir bence.
Kemalizm diye bir şey yoktur.
Kemalizm, bu ülkeyi "halkı dışlayarak" yönetmek isteyenlerin taktığı bir maskedir.
Ama her işin bir sonu olduğu gibi bu kandırmacanın da bir sonu bulunuyor.
Ve biz bu sona yaklaşıyoruz.
Halk, kendi ülkesinde, sahibi bulunduğu topraklarda kendi geleceği hakkında söz sahibi olmak istiyor.
Üniversiteyi kışlaya çevirmeye çalışan, koca bir toplumu rezil eden adamları rektör yapmak bunu önlemeye etmez.
Generaller de, bürokratlar da, onların parasını ödeyen, onların maaşlarını kendi alın terleriyle denkleştiren insanların hizmetine girecekler.
Onların istediğini yapacaklar.
Bunca yıl "olmayan bir ideolojiyle" insanları korkutup susturmanın tadını çıkardılar.
Kendilerini yüceltip ülkeyi batırdılar.
Amma artık yeter.
izin verin de biraz da halk yönetsin bu ülkeyi.
Şu sizin de içinden çıktığınız ve sonra beğenmediğiniz halk.
AKP' li Belediye' ye Jandarma baskın yapıyor. Evrakta sahtecilik vs. Vatandaş DARBE olduğunu sanıyor.
Şimdi AKP/GÜLEN-JANDARMA SAVAŞI mı dersiniz?
ya...
Vatandaşın DARBE yorumuna ne dersiniz?
Memleketin bu ruh hali hoşunuza gidiyor mu?
Her türlü darbeyi AKP/GÜLEN' NİN İSTEDİĞİNİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
CEVAP GELMEYECEĞİNİ BİLİYORUM AMA SORDUM BİR KERE.
Memleketin ruh hali hiç hoşuma gitmiyor. Ama bu kist bütün vücudu sarmadan ameliyattan başka çare de yok sanırım.
AKP ya da Gülen istese bile yapamazdı böyle bir ameliyat...
poe ve tian ergenekon soruşturmasının asıl büyük balıklarıdır.
tian gebze'de "büfeci" kisvesi ile kendini gizlemekte, perde arkasında olayları
yönetmektedir. tian'ın büfesinden bira alıp bazen parasını ödemeyen çingeneler de
işin içindedir. ayrıca eski kedisi pascal da irtibatı sağlamakla görevli bir kuryedir.
darbe ile ilgili günlük gelişmeler ve planlamalar "ve asla bir bağlaç değildir" ile
"kelimelerim" başlıkları altında şifreli olarak yer almaktadır.
ayrıca tian, darbe oluşumunun kasasıdır. (her ne kadar ay sonunu zor getiriyor görünse de)
bütün bu bilgilere tian'ın "karakutu'da bu gün" başlığı altına yazdıklarından ulaşılmıştır.
başlık tarafımızdan deşifre edilince, tian "alındım gücendim" bahanesi ile hemen başlığı terketmiştir.
poe ile warlord ise 2009 un 9.ayının 9.gününde 99 foruma virüsler göndererek, internet alemini felç etmeyi böylece "halkı hükümete karşı internetli isyana teşvik etmeyi" planlayan kişilerdir. nerden mi biliyorum, mahallenin bakkalı söyledi. ayrıca poe nin kendi el yazısı ile mahalle bakkalına gönderdiği sipariş listesi var elimizde delil olarak.
zaten herşey 17 ağustos depremi ile başlıyor. o zamanlar bunların darbe için biriktirdikleri çatapatlar aşırı sıkışmadan patlayor, herkes bunu deprem zannediyor ama değil öyle. işin aslı bunların gölcük ve adapazarındaki cephaneliklerinin patlamasıdır. o zamandan beri takipteyiz.
gelişmeleri ve soruşturmanın ayrıntılarını yeni şafak-vakit-el sabah-star ve the washington taraf mecmualarından izleyebilirsiniz.
keşke herşey yukarıdaki gibi şaka kıvamında olsa.
kuddisi okkır.
ergenekon'un kasası olmak zannıyla gözaltına alındı. resmi olarak ne ile suçlandığı hala belli değil. işin komik yanı neden tahliye edildiği de belli değil. acı olan yanı ise adamcağız öldü ve geride bir dünya hastane vb. borcu bıraktı. dünyaya geldiği yalova'nın bilmem ne köyünde toprağa verildi. suçlu ise, neden salıverildi. değil ise ölmekten beter olması neden beklendi. karısı bir hastanede yerde bir şilte üzerinde bulmuş adamdan geriye kalanları.
tabi şu gözle de bakılabilir;
üniversite kapılarında mağdur edilen genç kızların acılarına hiç ortak oldunuz mu ki şimdi kendi acınıza merhamet bekliyorsunuz.
sanıyorum pek çok arkadaş bu anlayışta şu an.
zaten bu tepinmelerin bize en büyük hediyesi de bu.
biz sonunda belki ordunun kışlasında oturduğu gerçekten özgür bir ülke olacağız
ama birbirimizin duygu dünyasını da yeterince allak bullak etmiş olacağız sanırım.
ben gerçekten çok merak ediyorum şu 2500 sayfalık iddianameyi.
En son akrebingozleri tarafından Pts Tem 07, 2008 5:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız