| Yazar |
Mesaj |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:49 pm Mesaj konusu: |
|
|
HANİ SEVMEK İÇİN ELLERİ
Bir sınırsız anlamsızda onu arıyorum erkekçe
Duvarlara çarparak büyüyor düşüncelerim
Bir sözcükte gizlidir, biliyorum, ama güç.
Demiri ha babam dövüyorum
Mutlak bulmalıyım, öyle güçsüz duramıyorum
Bir elim toprakta kalıyor, öteki bulutta
Belki bulutun, toprağın ötesi
Anlamıyorum
Tohum yeşeriyor, başak oluyor-güzel
Başak sararıyor ekmek oluyor-güzel
Tohum başak ekmek sizin olsun
Ben sarıyı yeşili istiyorum
Bir düşünce yanıp sönüyor bilincimde
Ne etsem bir türlü tutamıyorum
Siz varın bildiğiniz çayın kıyısına oturun
Ben habire deliriyorum
Akın karadan ayrımı ne, bilmiyorum
Güzelin çirkinden ayrımı ne, bilmiyorum
Hani o, hani gücü yüreğinin
Hani sevmek için elleri diyorum
(1959) |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:50 pm Mesaj konusu: |
|
|
İKİNCİ UYKUSUZ ADAM
Örneğin bir tohum yeşerdi ansızın
Büyüdü erkin ortamlarda bir fidan
Sonra bir rüzgâr esti, amanın
Silindi tomurcuk yaşamdan
Ölümsüz ne var kahrolası evrende
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Bir duvar ördü ağlamadan
Oysa seviler vardı görkemli, tutkular vardı
Büyüdü nedenli bakışlar göksel karanlığa
Düşünceler kopuk parmaklar gibiydi
Anılar çığlık çığlığa
Filmler yarım, öyküler yarım, bitse de.
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Demir attı şaraplı yalnızlığa
Demek bu göğü, doğayı, yıldızları
Kişinin alınyazısını o yarattı
Peki İsa'yı çarmıha geren kim
Yusuf’u kuyuya kim attı
Ve peki neden bütün suç Kabil'de
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Kalbini koparıp denize fırlattı.
(1961) |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:51 pm Mesaj konusu: |
|
|
EY UZAK
O en eski hüznümdür benim aydınlanan
Kurallar boyu büyüten ilkel özlemimi
Kim bilir sevgi ırmağımda nelerdi yaşanan
Karanlık denizlerden geçen hangi gemilerdi
Sepetine eflatun çiçekler doldurmuş
Mutluluğu bildik biçimlere sığmayan
Sarışın bir adam, pembe dişli bir kadın
Kuşlardır en gizli öpüşlerini duyan
Ansızın susuşunda mı, nehirler gibi
Ağır ve anlamlı, gecenin ortasında
Binlerce ölmek binlerce yerden bin yıl
Bin yıl büyümek sana ve sonsuza
Kimdi o, sıcak loşluğunda mağaraların
Dost öpücükleri anneme benzeyen
Sevgi anlatan, bir şeyler sezdiren usulca
Usulca alıp başını duygunun ormanına giden
Bitmesin, bitmesin ne olur bu sessiz uzayan
Kar yağar gibi usuldan gözlerime
Erkek ve özlemli ve ağlamasını bilen
Şimdi bir sana tapınmak ey uzak keman
(1961) |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
ÇOK GARİP BİR ZENCİ
Walt Whitman'ın oralardan bir zenci
Harlem'de yağmur sonu yaprakları
Bir kadeh cin bir duble cin vermut
Karanlıkta ben’i duyar gibi
Harlem 'de yağmur sonu yaprakları
Bırakılmış ellerim, etim
Susmasam kendi sesimden delirecektim
Benimle sanki bir başka ben vardı
Bir kadeh cin bir duble cin vermut
Sizin en güzel yerlerinizi düşündüm
En güzel yerlerinizi en çirkin yerde düşündüm
Unutmak ve ölmek o kadar kolaydı
Karanlıkta ben’i duyar gibi
Çok garip bir şeyler seziyordum
Harlem'e çok garip bir yağmur başlamıştı
Walt Whitman'ın oralardan üç zenci
(1962) |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:54 pm Mesaj konusu: |
|
|
GECEYDİ
Yüzümdü. Irmağa dönülür
Irmağa dönerdik geceyle
Yüzümü ürküten geceyle
Silahlar ve kuşlar çözülür
Irmağa dönerdi hepsi de
O zaman çarşılar başlardı
Balkonu usulca kuşatan
Hüznümü usulca kuşatan
Uzardı saçları çocuğun
Geceyi bilinen saçları
Bir adam. Babamdı galiba
Taşralı bir adam galiba
Anneyi sessizce ağlatan-
Sesine karışan o rüzgâr
Göçlerden kalandı en fazla
Geceydi. Irmağa dönülür
Irmağa dönerdik geceyle
Yüzümü eskiten geceyle
Hüzünler ve aşklar çözülüp
Irmağa dönülür hepsi de
(1962) |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:55 pm Mesaj konusu: |
|
|
KÖR BİR
Yüreği hüzünle dolduran hayat
güneşli bir nisan akşamında
her şey ölüp gidiyor ve
atıyla oynuyor komşunun çocuğu da
yaprakları kımıldatan rüzgâr
ölüm kımıldamaz ama
yağmurda, solgun güz kuşlarının
kim bilir nereye gittiği yağmurda
kuytu, naftalin kokan odalarda
akşamın evleri sardığı odalarda
bir çocuk uyurdu
kavaklar cevizler ıhlamurlar
sallanırlardı acıyla
o zaman ne çok hastaydım
sevgilim! ne çok hastaydım
gece yarıları şehri dolaşırdım
cebimde taslak halinde bir intiharla
şizofreni ve pompalı mızıkayla
tanrım! ne çok yalnızdım, dağlara-
doğru yürürdüm, ağlardım,
yüzümü tutup toprağa
şehri-
gözlerdim.
-gençliğimi hatırlatan o sıkıntıyla-
babasının yargıç olduğunu söyleyen hizmetçi sevgilim
gelirdi. o ve ay. odamın-
duvarına yazılar yazdım
başkaldırma ve ölmeme hakkında
hep uyanık kalmak pahasına
yazılar yazardım, Kafka
v.s. otururlardı bir kasabada
oturur ölümden konuşurlardı
bir kroki halindeki şapkalarıyla
bir taslak olan vücutlarıyla
ve bir cenin kadar zayıf omuzlarında
askeri ve trenci paltolar olurdu
onlar konuşurken akşam olurdu
biz sevişirdik acıyla
sevgilim! biz acıyla sevişirdik
ellerin soğan ve sabun kokardı
ayaklarını öperdim, sonra
gece gelirdi ağır bir homurtuyla
gece gelip beynimi örterdi
ışığı yakmazdım, gece gelirdi,
sen giderdin, o zamanlar ben hastaydım
beynim hastaydı, örtüler içinde-
bir vebalı gibi titrerdi
gece soluk soluğa
terli bir tren gibi ilerlerdi
kalbim!
sen yoksun.
sen tökezleyen bir şarkısın
köpüre köpüre akan
acıyla ve hüzünle beslenen
bir ırmaksın
akşam yankılanırken kasaba
çanların ve koyunların
mezarların
tozlu kasabasında
çocuklar ağlardı
dünya az renkli tebeşirden
bir resim kadar tozlu ve müphemdi
aşk müphemdi
sen
sessiz bir kinle şehri gözlüyorsun
kısık bir hüzünle camların arkasında
aşka ve merhamete hazırsın
şefkate ve nefrete ve
acı çekmeye o uzak yollarda.
bir kuleden seyrettiğin şehri
yani bir şehvet balkonundan
kimse bilmiyor
geçit yok şarkısına aşkın
ah her şey
bir pencereden göründüğü kadar
bir pencere kadar dünya
birkartpostal gibi geçtiğimiz dünya
kalbim.
kör bir çocuk gibi düşe kalka.
(1963) |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Sal Eyl 11, 2007 5:04 pm Mesaj konusu: |
|
|
YILDIZ SAVAŞLARI
ÜSTÜNE
ÇEŞİTLEMELER
Kurcalayıp
Duruyor aklımı:
Ne demek şu
Yıldız savaşları?
Bir bilen çıkar
Belki diye
Sordum önüme
Her gelene
Öfkeyle soludu
Ev kadını:
Neymiş... Neymiş ...
Yıldız savaşları mı?
Ben çarşı pazar
Savaşındayım
Sorunuzdan
Bir şey anlamadım”
Burnu havada
Geçen genç kız
Kırıtıverdi:
“Çok kurnazsınız ...
Terazi burcunda
Doğmuşum ben
Barışıktır
Yıldızım herkeslen ...”
Minübüs şoförü
Aniden solladı
“Savaş mı dedin?
Sat anasını!..”
Sonra bir kaset
Koydu pikaba
İnledi ses:
“Batsın bu dünya…”
“Her şey sözcüktür”
Dedi şair
“Ne varsa yaşama
Ölüme dair ...
Yıldız ve savaş…
Ne ilginç sözcükler…”
-Ve not etti-
“Teşekkürler…”
Politikacı
Ciddileşti :
“Kesin bir şey
Diyemem şimdi…
Ama mutlaka
Bir şeyler yapmalı
Kim kışkırtıyor
Şu yıldızları?…”
Abdest alan
Bir dindar kişi
Aşağdan yukarı
Süzdü beni
“Ne yıldızıymış
Bu hemşerim?
Her şey Allah’tan…
Allah Kerim…”
Islak bakışlı
Delikanlı
“Bırakın -dedi
Şimdi savaşı ...
Savaş yapma aşk yap
Gerisi boştur. ..
Yıldızların altında
Sevişmek ne hoştur ...”
Ünlü sinema
Yıldızı önce
Anlamlı anlamlı
Baktı yüzüme
“Savaşan -dedi
Küçüklerdir.
Soruyu onlara
Sormanız gerekir ...”
Eski muharip
Kederliydi:
“Eskiden savaşlar
Böyle miydi ...
Yıldızları
Savaştıranlar
Robotlara
Madalya taksınlar ...”
Soru sormaktan
Bıktığım bir an
Kör bir adam
Gördüm, yaklaşan
Geçirdim caddeyi
Girip koluna
Durdurdu beni
Kaldırımda
“Gökte çok mu
Yıldız var bu gece?”
Şaşırdım, öyleydi
Gerçekten de.
“Evet -dedim-
Nerden bildiniz?”
Gülümsedi
Belli belirsiz
“Onları tenimle
Duyarım -dedi
Ve işitirim
Dediklerini...
Bilseniz neler
Konuşurlar...
Şakacı ve
Duyguludurlar...
Bakıp dururlar
Bize öylece...
Çoğu kez acırlar
Halimize ...”
Usulca yürüyüp
Gitti sonra
Yüreğindeki
Yıldızlarla
Bakakaldım
Bir süre ardından
Utandım ondan
Ve yıldızlardan...
Düşün Dergisi / Ekim 1987 / |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Çrş May 14, 2008 12:20 pm Mesaj konusu: |
|
|
PENCERE
Bir şiirden ...
Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini |
|
| Başa dön |
|
 |
akrebingozleri Yazar

Kayıt: Jul 26, 2007 Mesajlar: 214
|
Tarih: Prş May 15, 2008 5:49 pm Mesaj konusu: |
|
|
BU YANGIN YERİNDE
Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak
Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak
Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek
Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak
Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek
Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek
Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek
"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak" |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Cum May 16, 2008 6:57 pm Mesaj konusu: |
|
|
TOPRAĞA DÜŞEN
Ona "Haydi
Savaşa dediler
Başkaca birşey
Söylemediler
Aldılar köyünden
Davulla zurnayla
Geride üç çocuk
Bir eş ve bir ana
Eline bir silah
Tutuşturdular
Ve karşılaştı
Düşman ordular
Vurulup düştü
İlk çatışmada
Göğsünde bir oyuk
Üç delik alnında
"Ey bu topraklar için
Toprağa düşen"
Bir karış toprağın
Var mıydı yaşarken? |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Cum May 16, 2008 6:58 pm Mesaj konusu: |
|
|
KAPININ ÖNÜNDE
DURAN ÇOCUĞA GAZEL
Kapının önünde duran çocuk
Bir kır görünümünü andırıyor
Güneş tütüyor saçlarında
Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor
Kapının önünde duran çocukta
Bütünleşiyor bütün zamanlar
Dağlar doğuyor çatırdayarak
Derinleşiyor okyanuslar
Aşklar başlıyor ve bitiyor
Dünya sürdürüyor dönmesini
İzliyor şaşmaz düzeninde
Gece ve gündüz birbirini
Kapının önünde duran çocuk
Habersiz bütün bunlardan
Hayat akıyor durmaksızın
Onun içinden ve dışından |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Cmt Hzr 28, 2008 8:38 am Mesaj konusu: |
|
|
İŞİM NEDİR Kİ
İşim nedir ki
Bulutlara yazılır geçer
Yüzüm nedir ki
Akar suya çizilir geçer
Ömür nedir ki
Kurulur bozulur geçer
Sevda nedir ki
Dokunursun süzülür geçer
Şiir nedir ki
Sezilir geçer
İnsan nedir ki
Bir şeylere sevinir üzülür geçer |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Cmt Hzr 28, 2008 8:39 am Mesaj konusu: |
|
|
ÇOCUKLUĞUM
Çocukluğum bu kadar bir şey aslında
Taşlar arasında yeşeren otlar
Ve bir tavuk tüyü
Çocukluğum bu kadar bir şey aslında
Biraz sevinç, biraz keder
Biraz yalnızlık ve büyü
Çocukluğum bu kadar bir şey aslında
Biraz güneş, biraz gökyüzü
Tamamlamak için o türküyü |
|
| Başa dön |
|
 |
gunfrfd Hiç

Kayıt: Oct 14, 2006 Mesajlar: 4207
|
Tarih: Pts Tem 14, 2008 3:31 pm Mesaj konusu: |
|
|
BEYAZ, İPEK GİBİ YAĞDI KAR
Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
Şarkılar çaldı odalarda
Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
Düşmanlarımız dışında
Düşmanlarımız çünkü
Sevgiyi yok ettikleri için
Düşmanımız oldular.
Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif yüreğiyle
Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
Uzaktaki şehir
Uykuya dalmıştır şimdi.
Düşündüm bir bir
Kardeşlerimin ne yaptıklarını
Nihat
Uyumuyor olmalı.
-Nefis bir şarkı
Söylüyor yandaki odadaki kız
Bir Rus
Halk şarkısı.
Ve şimdi koroyla
Başladılar-
Nihat düşünüyordur
Karanlıkta.
-Sanırım
Bir saatten sonra
Hapishanede
Dışardan söndürüyorlar ışıkları-
Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kelebek adımlarıyla
Geçip gitti karın üzerinden.
İnsanlar kendi şarkılarını
Kendi hayallerini taşıyorlar.
Çağdaş şarkılar
Gerekli onlara
Hem hayatlarının
Derinliklerinden söz eden
Gerçekleştirilmiş
Gerçekleştirilmemiş duygularından,
Hem
Kavgayı ateşleyen
Somut
Anlaşılır
Akıllı şarkılar.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Acılarla dolu bu dünyaya.
İnsafsızlık
Vahşet
Hala güçlü
Ve hala iktidarda.
İnsanlar
Ölüyorlar.
Gepgenç
Sımsıcak
Ölüyorlar
Sanki
Ölmüyorlarmış gibi.
Bir yandan sürüp gidiyor
Hayat;
Bir yanda tel örgüler
Parmaklıklar.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Yağdı kirpiklerine bir kızın
Yağdı mavi bir nehre
Saçlarıma yağdı
Otobüslere
Ağaçlara
Evlere.
İçimden okşadım onu.
Kelebek adımlarını
Yanımdan geçen kızın.
Herhangi bir kız
Hayalleri olan.
İstedim ki
Daha güzel
Olsun şu dünya.
İstedim ki
Beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Bitsin artık
Bu sürüp giden alçaklıklar.
Bir bebek
Ölüm tehdidi altında yaşamasın
Beşiğinde.
Ve paramparça olmasın
Sımsıcak
Capcanlı
Yaşayıp giderken insanlar.
Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun.
Yaşayalım
Özgür
Güzel
Düşünceli.
Anlatalım
Düşündüklerimizi birbirimize.
Sevinç egemen olsun her yerde
İnsanca
Bir kaygı.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar.
Yağsın.
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar. |
|
| Başa dön |
|
 |
|