Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 229 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Neresinde kalmıştık yaşamanın
 OĞLUM İÇİN
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Ataol Behramoğlu


Ataol Behramoğlu
Sayfa Önceki  1, 2, 3
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HANİ SEVMEK İÇİN ELLERİ


Bir sınırsız anlamsızda onu arıyorum erkekçe
Duvarlara çarparak büyüyor düşüncelerim
Bir sözcükte gizlidir, biliyorum, ama güç.
Demiri ha babam dövüyorum

Mutlak bulmalıyım, öyle güçsüz duramıyorum
Bir elim toprakta kalıyor, öteki bulutta
Belki bulutun, toprağın ötesi
Anlamıyorum

Tohum yeşeriyor, başak oluyor-güzel
Başak sararıyor ekmek oluyor-güzel
Tohum başak ekmek sizin olsun
Ben sarıyı yeşili istiyorum

Bir düşünce yanıp sönüyor bilincimde
Ne etsem bir türlü tutamıyorum
Siz varın bildiğiniz çayın kıyısına oturun
Ben habire deliriyorum

Akın karadan ayrımı ne, bilmiyorum
Güzelin çirkinden ayrımı ne, bilmiyorum
Hani o, hani gücü yüreğinin
Hani sevmek için elleri diyorum

(1959)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İKİNCİ UYKUSUZ ADAM


Örneğin bir tohum yeşerdi ansızın
Büyüdü erkin ortamlarda bir fidan
Sonra bir rüzgâr esti, amanın
Silindi tomurcuk yaşamdan

Ölümsüz ne var kahrolası evrende
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Bir duvar ördü ağlamadan

Oysa seviler vardı görkemli, tutkular vardı
Büyüdü nedenli bakışlar göksel karanlığa
Düşünceler kopuk parmaklar gibiydi
Anılar çığlık çığlığa

Filmler yarım, öyküler yarım, bitse de.
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Demir attı şaraplı yalnızlığa

Demek bu göğü, doğayı, yıldızları
Kişinin alınyazısını o yarattı
Peki İsa'yı çarmıha geren kim
Yusuf’u kuyuya kim attı

Ve peki neden bütün suç Kabil'de
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Kalbini koparıp denize fırlattı.


(1961)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

EY UZAK


O en eski hüznümdür benim aydınlanan
Kurallar boyu büyüten ilkel özlemimi
Kim bilir sevgi ırmağımda nelerdi yaşanan
Karanlık denizlerden geçen hangi gemilerdi

Sepetine eflatun çiçekler doldurmuş
Mutluluğu bildik biçimlere sığmayan
Sarışın bir adam, pembe dişli bir kadın
Kuşlardır en gizli öpüşlerini duyan

Ansızın susuşunda mı, nehirler gibi
Ağır ve anlamlı, gecenin ortasında
Binlerce ölmek binlerce yerden bin yıl
Bin yıl büyümek sana ve sonsuza

Kimdi o, sıcak loşluğunda mağaraların
Dost öpücükleri anneme benzeyen
Sevgi anlatan, bir şeyler sezdiren usulca
Usulca alıp başını duygunun ormanına giden

Bitmesin, bitmesin ne olur bu sessiz uzayan
Kar yağar gibi usuldan gözlerime
Erkek ve özlemli ve ağlamasını bilen
Şimdi bir sana tapınmak ey uzak keman


(1961)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ÇOK GARİP BİR ZENCİ


Walt Whitman'ın oralardan bir zenci
Harlem'de yağmur sonu yaprakları
Bir kadeh cin bir duble cin vermut
Karanlıkta ben’i duyar gibi

Harlem 'de yağmur sonu yaprakları
Bırakılmış ellerim, etim
Susmasam kendi sesimden delirecektim
Benimle sanki bir başka ben vardı

Bir kadeh cin bir duble cin vermut
Sizin en güzel yerlerinizi düşündüm
En güzel yerlerinizi en çirkin yerde düşündüm
Unutmak ve ölmek o kadar kolaydı

Karanlıkta ben’i duyar gibi
Çok garip bir şeyler seziyordum
Harlem'e çok garip bir yağmur başlamıştı
Walt Whitman'ın oralardan üç zenci

(1962)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

GECEYDİ


Yüzümdü. Irmağa dönülür
Irmağa dönerdik geceyle
Yüzümü ürküten geceyle
Silahlar ve kuşlar çözülür
Irmağa dönerdi hepsi de

O zaman çarşılar başlardı
Balkonu usulca kuşatan
Hüznümü usulca kuşatan
Uzardı saçları çocuğun
Geceyi bilinen saçları

Bir adam. Babamdı galiba
Taşralı bir adam galiba
Anneyi sessizce ağlatan-
Sesine karışan o rüzgâr
Göçlerden kalandı en fazla

Geceydi. Irmağa dönülür
Irmağa dönerdik geceyle
Yüzümü eskiten geceyle
Hüzünler ve aşklar çözülüp
Irmağa dönülür hepsi de


(1962)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Hzr 24, 2007 2:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

KÖR BİR


Yüreği hüzünle dolduran hayat
güneşli bir nisan akşamında
her şey ölüp gidiyor ve
atıyla oynuyor komşunun çocuğu da

yaprakları kımıldatan rüzgâr
ölüm kımıldamaz ama
yağmurda, solgun güz kuşlarının
kim bilir nereye gittiği yağmurda
kuytu, naftalin kokan odalarda
akşamın evleri sardığı odalarda
bir çocuk uyurdu
kavaklar cevizler ıhlamurlar
sallanırlardı acıyla

o zaman ne çok hastaydım
sevgilim! ne çok hastaydım
gece yarıları şehri dolaşırdım
cebimde taslak halinde bir intiharla
şizofreni ve pompalı mızıkayla
tanrım! ne çok yalnızdım, dağlara-
doğru yürürdüm, ağlardım,
yüzümü tutup toprağa
şehri-
gözlerdim.
-gençliğimi hatırlatan o sıkıntıyla-
babasının yargıç olduğunu söyleyen hizmetçi sevgilim
gelirdi. o ve ay. odamın-
duvarına yazılar yazdım
başkaldırma ve ölmeme hakkında
hep uyanık kalmak pahasına
yazılar yazardım, Kafka
v.s. otururlardı bir kasabada
oturur ölümden konuşurlardı
bir kroki halindeki şapkalarıyla
bir taslak olan vücutlarıyla
ve bir cenin kadar zayıf omuzlarında
askeri ve trenci paltolar olurdu
onlar konuşurken akşam olurdu
biz sevişirdik acıyla
sevgilim! biz acıyla sevişirdik
ellerin soğan ve sabun kokardı
ayaklarını öperdim, sonra
gece gelirdi ağır bir homurtuyla
gece gelip beynimi örterdi
ışığı yakmazdım, gece gelirdi,
sen giderdin, o zamanlar ben hastaydım
beynim hastaydı, örtüler içinde-
bir vebalı gibi titrerdi
gece soluk soluğa
terli bir tren gibi ilerlerdi


kalbim!
sen yoksun.
sen tökezleyen bir şarkısın
köpüre köpüre akan
acıyla ve hüzünle beslenen
bir ırmaksın
akşam yankılanırken kasaba
çanların ve koyunların
mezarların
tozlu kasabasında
çocuklar ağlardı
dünya az renkli tebeşirden
bir resim kadar tozlu ve müphemdi
aşk müphemdi


sen
sessiz bir kinle şehri gözlüyorsun
kısık bir hüzünle camların arkasında
aşka ve merhamete hazırsın
şefkate ve nefrete ve
acı çekmeye o uzak yollarda.
bir kuleden seyrettiğin şehri
yani bir şehvet balkonundan
kimse bilmiyor
geçit yok şarkısına aşkın

ah her şey
bir pencereden göründüğü kadar
bir pencere kadar dünya
birkartpostal gibi geçtiğimiz dünya

kalbim.
kör bir çocuk gibi düşe kalka.

(1963)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Sal Eyl 11, 2007 5:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YILDIZ SAVAŞLARI
ÜSTÜNE
ÇEŞİTLEMELER



Kurcalayıp
Duruyor aklımı:
Ne demek şu
Yıldız savaşları?

Bir bilen çıkar
Belki diye
Sordum önüme
Her gelene

Öfkeyle soludu
Ev kadını:
Neymiş... Neymiş ...
Yıldız savaşları mı?

Ben çarşı pazar
Savaşındayım
Sorunuzdan
Bir şey anlamadım”

Burnu havada
Geçen genç kız
Kırıtıverdi:
“Çok kurnazsınız ...

Terazi burcunda
Doğmuşum ben
Barışıktır
Yıldızım herkeslen ...”

Minübüs şoförü
Aniden solladı
“Savaş mı dedin?
Sat anasını!..”

Sonra bir kaset
Koydu pikaba
İnledi ses:
“Batsın bu dünya…”

“Her şey sözcüktür”
Dedi şair
“Ne varsa yaşama
Ölüme dair ...

Yıldız ve savaş…
Ne ilginç sözcükler…”
-Ve not etti-
“Teşekkürler…”

Politikacı
Ciddileşti :
“Kesin bir şey
Diyemem şimdi…

Ama mutlaka
Bir şeyler yapmalı
Kim kışkırtıyor
Şu yıldızları?…”

Abdest alan
Bir dindar kişi
Aşağdan yukarı
Süzdü beni

“Ne yıldızıymış
Bu hemşerim?
Her şey Allah’tan…
Allah Kerim…”

Islak bakışlı
Delikanlı
“Bırakın -dedi
Şimdi savaşı ...

Savaş yapma aşk yap
Gerisi boştur. ..
Yıldızların altında
Sevişmek ne hoştur ...”

Ünlü sinema
Yıldızı önce
Anlamlı anlamlı
Baktı yüzüme

“Savaşan -dedi
Küçüklerdir.
Soruyu onlara
Sormanız gerekir ...”

Eski muharip
Kederliydi:
“Eskiden savaşlar
Böyle miydi ...

Yıldızları
Savaştıranlar
Robotlara
Madalya taksınlar ...”

Soru sormaktan
Bıktığım bir an
Kör bir adam
Gördüm, yaklaşan

Geçirdim caddeyi
Girip koluna
Durdurdu beni
Kaldırımda

“Gökte çok mu
Yıldız var bu gece?”
Şaşırdım, öyleydi
Gerçekten de.

“Evet -dedim-
Nerden bildiniz?”
Gülümsedi
Belli belirsiz

“Onları tenimle
Duyarım -dedi
Ve işitirim
Dediklerini...

Bilseniz neler
Konuşurlar...
Şakacı ve
Duyguludurlar...

Bakıp dururlar
Bize öylece...
Çoğu kez acırlar
Halimize ...”

Usulca yürüyüp
Gitti sonra
Yüreğindeki
Yıldızlarla

Bakakaldım
Bir süre ardından
Utandım ondan
Ve yıldızlardan...


Düşün Dergisi / Ekim 1987 /
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Çrş May 14, 2008 12:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

PENCERE


Bir şiirden ...

Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini
Başa dön
akrebingozleri
Yazar


Kayıt: Jul 26, 2007
Mesajlar: 214

MesajTarih: Prş May 15, 2008 5:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BU YANGIN YERİNDE

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak

Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak

Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek

Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek

Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek

Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek

"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cum May 16, 2008 6:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

TOPRAĞA DÜŞEN


Ona "Haydi
Savaşa dediler
Başkaca birşey
Söylemediler

Aldılar köyünden
Davulla zurnayla
Geride üç çocuk
Bir eş ve bir ana

Eline bir silah
Tutuşturdular
Ve karşılaştı
Düşman ordular

Vurulup düştü
İlk çatışmada
Göğsünde bir oyuk
Üç delik alnında

"Ey bu topraklar için
Toprağa düşen"
Bir karış toprağın
Var mıydı yaşarken?
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cum May 16, 2008 6:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

KAPININ ÖNÜNDE
DURAN ÇOCUĞA GAZEL



Kapının önünde duran çocuk
Bir kır görünümünü andırıyor

Güneş tütüyor saçlarında
Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor

Kapının önünde duran çocukta
Bütünleşiyor bütün zamanlar

Dağlar doğuyor çatırdayarak
Derinleşiyor okyanuslar

Aşklar başlıyor ve bitiyor
Dünya sürdürüyor dönmesini

İzliyor şaşmaz düzeninde
Gece ve gündüz birbirini

Kapının önünde duran çocuk
Habersiz bütün bunlardan

Hayat akıyor durmaksızın
Onun içinden ve dışından
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Hzr 28, 2008 8:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İŞİM NEDİR Kİ


İşim nedir ki
Bulutlara yazılır geçer

Yüzüm nedir ki
Akar suya çizilir geçer

Ömür nedir ki
Kurulur bozulur geçer

Sevda nedir ki
Dokunursun süzülür geçer

Şiir nedir ki
Sezilir geçer

İnsan nedir ki
Bir şeylere sevinir üzülür geçer
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Hzr 28, 2008 8:39 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ÇOCUKLUĞUM


Çocukluğum bu kadar bir şey aslında
Taşlar arasında yeşeren otlar
Ve bir tavuk tüyü

Çocukluğum bu kadar bir şey aslında
Biraz sevinç, biraz keder
Biraz yalnızlık ve büyü

Çocukluğum bu kadar bir şey aslında
Biraz güneş, biraz gökyüzü
Tamamlamak için o türküyü
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pts Tem 14, 2008 3:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BEYAZ, İPEK GİBİ YAĞDI KAR


Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
Şarkılar çaldı odalarda
Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
Düşmanlarımız dışında
Düşmanlarımız çünkü
Sevgiyi yok ettikleri için
Düşmanımız oldular.
Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif yüreğiyle
Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
Uzaktaki şehir
Uykuya dalmıştır şimdi.
Düşündüm bir bir
Kardeşlerimin ne yaptıklarını
Nihat
Uyumuyor olmalı.

-Nefis bir şarkı
Söylüyor yandaki odadaki kız
Bir Rus
Halk şarkısı.
Ve şimdi koroyla
Başladılar-

Nihat düşünüyordur
Karanlıkta.
-Sanırım
Bir saatten sonra
Hapishanede
Dışardan söndürüyorlar ışıkları-

Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kelebek adımlarıyla
Geçip gitti karın üzerinden.
İnsanlar kendi şarkılarını
Kendi hayallerini taşıyorlar.
Çağdaş şarkılar
Gerekli onlara
Hem hayatlarının
Derinliklerinden söz eden
Gerçekleştirilmiş
Gerçekleştirilmemiş duygularından,
Hem
Kavgayı ateşleyen
Somut
Anlaşılır
Akıllı şarkılar.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Acılarla dolu bu dünyaya.
İnsafsızlık
Vahşet
Hala güçlü
Ve hala iktidarda.
İnsanlar
Ölüyorlar.
Gepgenç
Sımsıcak
Ölüyorlar
Sanki
Ölmüyorlarmış gibi.
Bir yandan sürüp gidiyor
Hayat;
Bir yanda tel örgüler
Parmaklıklar.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Yağdı kirpiklerine bir kızın
Yağdı mavi bir nehre
Saçlarıma yağdı
Otobüslere
Ağaçlara
Evlere.
İçimden okşadım onu.
Kelebek adımlarını
Yanımdan geçen kızın.
Herhangi bir kız
Hayalleri olan.
İstedim ki
Daha güzel
Olsun şu dünya.
İstedim ki
Beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Bitsin artık
Bu sürüp giden alçaklıklar.
Bir bebek
Ölüm tehdidi altında yaşamasın
Beşiğinde.
Ve paramparça olmasın
Sımsıcak
Capcanlı
Yaşayıp giderken insanlar.
Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun.
Yaşayalım
Özgür
Güzel
Düşünceli.
Anlatalım
Düşündüklerimizi birbirimize.
Sevinç egemen olsun her yerde
İnsanca
Bir kaygı.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar.
Yağsın.
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3
3. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke