Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 157 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 OĞLUM İÇİN
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Futbol Sadece Futbol Değildir


Futbol Sadece Futbol Değildir

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Güncel Olaylar-insanlar
Yazar Mesaj
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pts Hzr 23, 2008 3:45 pm    Mesaj konusu: Futbol Sadece Futbol Değildir Alıntıyla Cevap Ver

"Gazze'de yiyecek, su, yok... Maç başlarken herkes ekran başında... Spiker, tarih boyunca bu aslanların ne mağlubiyetleri aşıp başları dimdik çıktıklarını gördük..."




Milli Takım’ın geniş coğrafyası ve derin tarihi

Üç maçta yaklaşık 400 dakika oynayıp sadece 9 dakikalık bir galibiyet serisiyle yarı finaldeyiz.

Bir gürültüdür gidiyor.

Kimisi “pes etmeyenlerin zaferi” diyor. Ama neden pes etmediğimizi anlatamıyor...

Kimisi “ne denirse densin, ballıyız” diyor. Ama bu kadar “bal”ın da tesadüfi olamayacağı noktasını sorgulamaya yanaşmıyor...

Kimisi işi derininden tutmak için değil, sırf kendi tahminleri boşa çıktığı için zevzekliğe vuran bir üslupla “okunmuş çocuklar” diye tarif ediyor bizimkileri...

İşi Fatih Terim’in karakter analizine ve “hangimiz Terim’den daha çok nefret ediyoruz” yarışmasına döken medyacılar var.

Olup bitenleri oturup uslu uslu, pür futbol mantığıyla anlatmaya çalışanlara gelince, Milli Takım değil ama onlar çoktan pes etti! “Futbol bu! Futbolu bunun için seviyoruz” deyip geçiyorlar.

Doğrusu ben de en azından şu an için bu “sakat top”lara girmeyi hiç düşünmüyorum.

Bugün başka bir şey anlatmak istiyorum.

Milli Takımımız’ın sadece ve basitçe futbol oynamadığını, aslında bambaşka bir “kavga” verdiğini anlatmak...

İşin ilginç yanı, bu gerçeği futbolcularımız biliyor, daha doğrusu bunu hissederek oynuyorlar da futbol yorumcularımızın bu taraklarda hiç bezi olmadığı için onlar “anlayamıyor!”

Anlamak için Hamburg’tan Gazze’ye; Üsküp’ten Tebriz’e çok geniş bir coğrafya’da dolaşmak gerek!

***

Geçen akşam 22. Dönem Sakarya Milletvekili, Sınır Tanımayan Hekimler örgütü üyesi Dr. Süleyman Gündüz’le karşılaştım.

Sohbet ederken gözleri yaşardı ve sonra açıkladı: “Çek Cumhuriyeti maçı sırasında Gazze’deydim, orada seyrettim.”

Bir süredir yedeklerini de askere çağıran İsrail ordusu Gazze’yi kuşatma altında tutuyor. On binlerce Filistinli mülteci çok zor koşullar altında; yiyecek, içecek, elektrik, su ve ilaç sıkıntısı yaşıyor.

Bizim maç başlarken bütün Gazze sokaklarını gezmiş Dr. Gündüz.

Herkesin evlerine çekildiğini, bizim maç için ekran başında toplandıklarını görmüş. Kazanmamız için bir ağızdan dualar ediliyormuş; heyecan inanılmaz yüksekmiş.

İki gol yiyip mağlup duruma düştüğümüzde Arap spiker şiirsel bir dille “tarih boyunca bu aslanların ne mağlubiyetleri aşıp başları dimdik çıktıklarını gördük, bu çocuklar döndürecek maçı” diyormuş. Ardından da ekran başındakileri tek yürek olmaya çağırmış: “haydi, Allah Türklerin ayağına kuvvet versin diye dua edelim!”

“Nihat’ın galibiyet golünden sonra bütün Gazze’nin nasıl sevinç seline dönüştüğünü görseydiniz, Türkiye’nin maçlarının oralarda sadece futbol olarak algılanmadığını hemen anlardınız” diye anlattı Dr. Gündüz.

Daha ilginci de şu...

Dr. Gündüz ve arkadaşları İsrail tarafına geçerken sınır kapısındaki İsrailli komutan da tezahürat yapmış: “Bravo Türklere, biz bu turnuvada milli takımınızı destekliyoruz”

***

Hırvatistan maçı sırasında Ülke TV’de Meksika Sınırı programı vardı.

Böyle bir maç oynanırken akıllı, uslu bir kültürel-düşünsel sohbet programını sürdürmek ne zordur, yaşayan bilir.

Sevgili İsmail, Selahattin ve Tarık da çok zorlanıyordu; hep “ah şu canlı yayın olmasaydı da, maça baksaydık” havasındaydılar.

Nihayet maç bitince Saraybosna ve Üsküp’deki arkadaşlarına bağlandılar.

Ama konuşmak ne mümkün!

Hem Saraybosna’da hem de Üsküp’de yer yerinden oynuyordu, telefondaki konuşmaları anlamak imkânsızdı. Galibiyetimizin sevinciyle Bosna ve Makedonya sokaklarına dökülen coşkulu kalabalıkların gürültüsü her şeyin önüne geçmişti.

***

Milli Takım kazandığında tarihsel-kültürel izlerimizin varlığını sürdürdüğü bütün coğrafyalarda bir başka rüzgâr esmeye başlıyor!

Bu galibiyetlerin futbol dışında bir “ruh”u var.

Bunu da bilelim artık.

Bu galibiyetler “çevre”ye itilip horlananların kibirli “merkez”e vurduğu darbeler olarak algılanıyor o coğrafyalarda.

Avrupa Şampiyonası’nda pes etmeyen Türk Millli Takımı, dünya coğrafyasında pes etmeye zorlanan ama direnen Müslümanların sesi artık...

Bundan hakikatten hoşlanmayanlar olabilir.

Bunun lafının edilmesini spor kültürüne ve siyasi kabullerine ters bulanlar olabilir.

Ama hakikat, hakikattir.


Haşmet Babaoğlu-VATAN
Başa dön
akrebingozleri
Yazar


Kayıt: Jul 26, 2007
Mesajlar: 214

MesajTarih: Pts Hzr 23, 2008 5:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ilk defa seninle bir konuda hemfikiriz poe,

Türk Milli Takımı, işin boyutunu futbolun sınırlarının çok ötesine taşıdı.

bir an vardı,

Hırvat maçından sonra Semih'in gülümseyen yüzü ile sahanın ortasında bir fotoğrafı vardı.
Viyana'nın orta yerinde bir Türk gülümsedi,
onunla beraber Bosna'dan Gazze'ye pek çok insan gülümsedi.
belki kimsenin yaşamında birşey değişmedi ama,
işte şu Türk'ler, yine yaptılar yapacaklarını.
pek çok insan sırtını koltuğa yasladı,
farkında olmadan mutlu bir ifade bir tebessüm kondu herkesin yüzüne,
uzun zamandır horlanan, itilen kakılan, yüzüne gülünüp, arkasından bin türlü
kumpaslar çevrilen şu Türkler, futbol yoluyla bile olsa ve bir anlığına dahi,
Avrupa'nın anlı şanlı ülkelerini kahretti ve kendisine şu coğrafyanın dört bir yanından ulaşan dua sahiplerini güldürdü.
o gün biz, bir an içinde olsa, "bin atlı çocuklar gibi şendik."
evet işin gerçeği,
Türk Milli Takımı ortaya koyduğu mücadele ile pek çok insana ilham veriyor.
bunu nasıl başardıkları bir muamma,
taktik teknik kondüsyon falan işin teferruatı artık.
ama dua ile olduğunu biliyorum.
o gece dua edenlerden biri de bendim.
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 328
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Pts Hzr 23, 2008 6:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Heryerde top, yuvarlak; saha,dört köşedir."

"Dünyanın tüm futbol izleyicileri birleşin! HAYATINIZDAN başka kaybınız olmayacak."
-Futbolcu K.Marks-
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 328
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Pts Hzr 23, 2008 7:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İşin içine kutsallık girince ciddi bir yaklaşım lazım canım,

En makbul dua:
“Ya rabbi, şu topun sekişine kuvvet, kalecinin dizine derman, benim gibi binlerce trubin manyağına son dakika bile olsa gol görmeyi nasıp et.”
-AMİN-

Futbolla ilgili birkaç hadis,
"Milli takımın tezahüratını ve heyecanlanmasını kendi içinde kırk bin kere tekrarlayanın yüzü cehennem görmeyecek. Öbür tarafta (türbinin öbür tarafında) benimle beraber haşrolunacaktır.”
-Hz. Mustafa DENİZLİ-


“Gooool diye yırtınanların, maç bittikten sonra konvoya katılıp korna çalanların, bayrak sallayanların, milli maç heyecanıyla galeyana gelip düdük seslerinin komuta ettiği bu maç gibi kutsal eylemlerden birleşme, dirilme , uyanma bekleyen herkesi ahirette bekleyen köşkler saraylar,statlar, şortlar, formalar, ve bir sürü yemyeşil futbol sahaları var.”
-Hz.Fatih TERİM ve Hz. Rıdvan DİLMEN-



“Daha fazla GOOOL yarabbi daha fazla GOOOL…’’’’.Bu futbol ümmetinin ve camiasının boynunu bükük bırakma….daha fazla …daha fazla…”
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pts Hzr 23, 2008 7:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Haşmet amcam demiş diyeceğini: 'Bunun lafının edilmesini spor kültürüne ve siyasi kabullerine ters bulanlar olabilir.'

Fildişi kulede havalar her zamanki gibi bozuk.
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 328
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Prş Hzr 26, 2008 5:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet...
Fotbolda bir yenilgi daha...
Allah, rakip seyircinin de duasını kabul edebiliyor. Allah sadece bir takımın ve bir milletin Allahı değil.


"Kim ne derse desin ilahi bir güç var bu yenilgide."
-Türk atasözü-
Başa dön
tenedian
Yeni Üye


Kayıt: Aug 18, 2007
Mesajlar: 45

MesajTarih: Cum Hzr 27, 2008 9:32 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tam da bugün, medyada mucize olarak adlandırılan türk futboluna dair bir yazı yayınlandı Taraf Gazetesi'nde. Yazının sahibi Gökhan Özgün...

Kendine has üslubuyla ve giderek daha da keskinleşen kelimeleriyle, noktasına kadar katıldığım bir yazı yazmış, paylaşmak istedim.



Mucizeler İttifakı


Maç çevirecek kalitede futbolcular + Değerini Türkiye sığlığında değil dünya derinliğinde idrak etmeyi kafasına koymuş dikkate şayan bir teknik direktör + Futbola yapılan onca yatırım + Başarıya duyulan açlık + Dünya piyasasında fiyatını yükselteme fırsatı = Yarı final. Belki de final.

Ve mucizeyle uzak yakın alakası olmayan bu sonucu, bir ‘Çılgın Türk’ mucizesi olarak sunmaya çalışan ucube Türk basını.

Bu denklemde ortada akıldan uzak bir şey varsa, o da Türk medyasıdır. Madem Allah’ın 70 milyon seçilmiş kulu ve onların iman gücü mucizelerin kudretiyle donatılmıştı, 20-30 yıl evvel bu kudret neredeydi?

Türk futbolu mucizelerden çok uzakta yaşıyor artık. Ama gelin görün ki, Türk medyası hâlâ kıçını omuzlarının üzerinde gururla taşıyan bir ucube olmaya devam ediyor.

Bu medyanın zihninde Erke Dönengeçi’yle Türk futbolu arasında hiçbir fark yok. Dahası, olmamalı da. Pozitif olanı imana tahvil eden, imana dair olması gerekeni pozitivizmle kırıp bozduran ruh hali, ruhban hali...

İşin garibi laf Türkiye’ye gelince, Avrupalı da aynı muhabbete bayılıyor. Aynı sularda serinliyor. Türk mucizesi diyor, onlar da. Ne mucizesi ulan!..

Bu ‘mucize ittifakı’na dikkat edin. Bu mucize çarşafında Avrupa’yla Türkiye’nin birbirini şehvetle okşamasına dikkat edin. Çünkü AB’ye girmeyi önemsiyorsanız, Avrupa ve Türkiye’yi hiç çıkmak istemedikleri bu sado mazo faşist yataktan çekip çıkartmak için çok ama çok uğraşmanız gerekecek.

Demokrasinin dilinde birbirine yaklaşamayan Avrupa ve Türkiye, mesele Türk Futbolu olunca, birbirine yumuluyor ve dillerini sado mazo bir arzuyla birbirine doluyor.

İşte Avrupa faşizanlığıyla Türk faşizanlığını, Avrupa gericiliğiyle Türk gericiliğini, Avrupa kavimciliğiyle Türk milliyetçiliğini bir araya getiren müstehcen ittifak. Mucizeler İttifakı.

Faşizan ittifaklarda kaçınılmaz olarak sadist ve mazoşist taraflar mevcuttur. Yalnız ve güzel taraf, mazoşist taraftır. Kader kurbanıdır. Ama güzeldir ya, Tanrı ondan yanadır. Mucizeler ondan yanadır. Sadist taraf da bunu seve seve kabul eder. Mucizeler senin olsun güzelim, hakikat de benim. Ben seni hakikatle ezerim, sen de beni mucizelerle hırpala. Ben seni 39 yıl döverim, ben sadoyum, sen de beni 40 yılda bir, sen de nasılsa mazosun. Ben seni hakikatime kabul etmem, sen de beni mucizene kabul etme.

Aslında Avrupalı Türk’e şöyle demektedir. Sen kendini mucizelerin hakikiliğine inanarak aşağıla, ben de kendimi hakikatimin mucizevî olduğuna inanarak yücelteyim.

İnsan ruhunun karanlığında mazoşizm yosun gibi ortalığı sarmasa, sadistlik neyle beslenir. Mazoşistin varlığı olmasa, sadist ne kadar da yalnız ve çirkindir. Avrupa’nın milliyetçisi Türk milliyetçisinin varlığına duacıdır.

Mucizeler İbrahimî dinlerin ‘pagan’ yanıdır. Mucizeler, Tanrının ‘kendi yarattığı’ dünyaya inip taraf tuttuğu, taraf tutmanın ötesinde meseleye bizzat müdahale ettiği anlardır. İlk yaptığı müdahale adilâne görünebilir, deniz yarılır, kurtuluş yolu açılır. Ama sonra bir bakmışsınız kurtulanlar kendini Tanrının seçilmiş kulu ilan etmiş. Onlar da haklı. Deniz önümde yarılırsa, ben de kendimi seçilmiş hissederim. İbrahimî dinlerin birbiriyle mücadelesi, seçilmişlerin mücadelesidir. Her biri bir başka türlü seçilmiştir. Medeniyetlerin ya da dinlerin mücadelesi değildir bu. Aynı medeniyetin içinde cereyan eden acımasız bir ‘seçilmişlik’ mücadelesidir. Mucizelerin mücadelesidir.

Müslümanlık peygamberini ve inancının temelini mucizelerden büyük bir incelikle uzak tutsa da, kültüründe mucizelerden zerre kadar uzak durmayı başaramamıştır. Ne de olsa temelinde aynı İbrahimî kültür.

Dine karşı ‘mesafeli’ olmayı seven cumhuriyet kültürümüz de, nedense din kültürü içinden en faşizan şeyi, mucizeleri çıkarıp başımıza taç etmeyi bilmiştir.

Avrupalı kavimciyle Türk milliyetçisinin ittifakı tatlıdır. Avrupalı büyük ve kalıcı mucizenin sahibidir. Onun seçilmiş çocuğudur. O ‘mucizenin’ adı, Batı Medeniyeti’dir. Burada Türk’e yer yoktur. Ama şu Çılgın Türkler yok mu, onların da kendi mucizeleri vardır. Sen onun küçük mucizelerine bulaşma ki, o da senin büyük mucizene bulaşmasın.

İşte bu yüzden Avrupa, en az Türkiye’nin ona muhtaç olduğu kadar Türkiye’ye muhtaçtır. Büyük Mucize’den kurtulmak için muhtaçtır. Ruhunun derinliklerindeki faşizmden kurtulmak için muhtaçtır. Avrupa Kültürü seçilmiş insanlara bahşedilmiş bir mucize değildir. Avrupa Kültürü, dışardan naklettiği kanı da hesaba katmayı unutmazsak, insanlığın eseridir.

Futbola gelince, futbol masumdur. Daha da önemlisi, futbolun masum olduğuna inanmayanın bunları tam da bugün böyle görebilmesi imkânsızdır.
Başa dön
akrebingozleri
Yazar


Kayıt: Jul 26, 2007
Mesajlar: 214

MesajTarih: Cum Hzr 27, 2008 1:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

futbol son derece basit bir konudur.
insanlar ona bir takım anlamlar yükler.
bu anlamlar belki onu bir parça yavanlıktan kurtarır.
ben ona mucizevi bir anlam yükledim. duanın gücüne inandım,
ben, gazze'den bosna'ya,
isviçre'yi-çek cumhuriyeti'ni-hırvastistan'ı-almanya'yı değil'de
onların karşısındaki türk'ü kendine daha yakın bulup,
onun sevinci ile sevinen insanlar ve coğrafyalar üzerinden bir anlam çıkardım.
ben viyana çimlerinin ortasında gülümseyen türk'ün şu an pek hatırlamadığımız
coğrafyanın insanlarını da gülümsetmesinin, türk'ün tarihi kaçınılmaz yazgısını
hatırlattığı sonucunu çıkarttım. herşeye rağmen sınırlarımız ötesinde geniş bir alanda
hala kalpleri bizim için çarpan insanlar olduğunu farkettim.
belki abarttım. belki şimdi herşey unutulacak.
belki de gerçekten futbol lineker'in dediği gibi onbirer kişinin oynadığı ve sonunda hep
almanların kazandığı bir oyun.
böyle bile olsa,
benim haziran ayı boyunca şu olup bitenleri bu gözle görüp, izlediklerime bu anlamları katıp,
bu sonuçları çıkarmamın gökhan özgün ya da kumsaati açısından ne sakıncası olsun ki.
ya da sizin olup bitenleri kendinize göre değerlendirmenizin benim için ne sakıncası olsun.
yakın zamana kadar evet, bu tür turnuvalarda elalemin takımını tutardık.
kimi zaman hollandayı, kimi zaman irlandayı.
kendi takımımız çıktı ortaya, bize son derece keyifli yaz akşamları geçirtti.
hepsinin emeğine ayağına sağlık.
bu bile bizi mutlu etmeye bundan keyif almamıza yetmedi ama. şu hale bakın.
Başa dön
akrebingozleri
Yazar


Kayıt: Jul 26, 2007
Mesajlar: 214

MesajTarih: Cum Hzr 27, 2008 5:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Türkün sihirli formülü - Ece Temelkuran


Hakikaten de insan havaya giriyor. ‘Neden olmasın?’ demeye başlıyorsun. Alman Milli Takımı’nı niye yenemeyelim? Nasılsa Almanların ne yapacağı belli. Onlar, sistem adamı. Biz öyle miyiz ya! Bizim ne yapacağımız belli değil. Aniden her şey olabilir. Öyle ki kimse ‘Oyunumuzu saha yansıtalım’, ‘Biz kendi oyunumuzu oynayalım’ falan gibi klişeleri bile söylemedi bu sefer. Bu sefer tamamen abrakadabralı durumlar var. Yani vardı... Ta ki...
El Cezire-İngilizce durmadan Türkiye Milli Takımı’ndan söz ediyor. Önceki günkü maçı yorumlayan spor haberleri sunucusu şöyle diyor:
“Almanlar, Türkiye’ye kendi ilacını tattırdı. Son dakika golüyle Türkiye turnuvadan elendi. Türkler bu turnuvanın galibi olmayabilir ama hiç kuşkusuz en renkli takımıydı.”

Neşeli, rahat bir hava
Bu rengârenk durum o kadar afişe oldu ki önceki gün İsviçre’den maçı sunanlar, dün maçı uluslararası kanallarda yorumlayanlar ne zaman Türkiye Milli Takımı’ndan söz etseler tatlı tatlı gülmeye başlıyorlar. Önceki günkü maçın havası da öyleydi. Oyuncular gülüyordu, seyirciler gülüyordu. Öyle neşeli, rahat bir hava. Olması gerektiği gibi.
Bahse girerim, dünya ulusları Almanya’yı değil Türkiye’yi daha çok izledi bu oyunda. Nihayetinde o sıkıcı sözü bütün dünya bilir:
“Futbol 90 dakika süren ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur”.
Almanların durmadan kazanan sıkıcı takımlarına karşılık Türkiye’nin, hakikaten sağı solu belli olmayan oyunu ve oyuncuları.
Ama bütün bunların ötesinde maçın en renkli görüntüsünü bence Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ve eşi verdi. Başörtülü kadınlar da sevinçten zıplayıp kocalarıyla sarmaş dolaş olabiliyorlarmış, Türkiye bunu gördü. Bence daha çok yapılmalı ve daha çok gösterilmeli.
Bu arada Cumhurbaşkanı Gül’ün her golden sonra Doğan’a dönmesi ve karşısında Çamlıca tepesinde kavuşan sevgililer gibi sarmaş dolaş olmuş Doğan çiftini görmesi de şahane bir hadiseydi.

Başka bir Türkiye görüntüsü
Maçın öncesinde, milliyetçi bir sima olan Rüştü’nün ırkçılığa karşı mesaj okuması olsun, Gül’ün Merkel’le AB’ye girmiş gibi yan yana oturması olsun, Doğan çiftinin yanak yanağa sevinç görüntüleri olsun, sahadaki oyuncuların sanki Fransızmış, ne bileyim Brezilyalıymışçasına rahat rahat oynamaları olsun... Başka bir Türkiye görüntüsü vardı İsviçre’de.
Dertsiz tasasız bir Türkiye görüntüsü. Darbeciler ve dinciler diye ikiye ayrılmamış gibi sanki. Sanki ekonomik ve siyasi krizleri yaşamıyormuş gibi. Başımız her bakımdan çok fena belada değilmiş gibi.

Sadece bir oyun değil
Maçı izlerken bunu düşündüm. Futbol, 90 dakika süren ve sonunda mutlaka Almanların kazandığı bir oyun değildir sadece.
Futbol, 90 dakika süren ve Türkiye’nin kendini başka ve daha aydınlık bir aynada görmesine neden olan bir oyundur.
En iyi ihtimalle penaltılara kalır ve oyun bittiğinde Türkiye gerçekliğine geri döner. Işıklar söner ve gösteri biter.
Not: Ne yalan söyleyeyim, bunları yazıyorum ama Paris’te Sorbonne Meydanı’nda maçı izlerken yerimden kalkıp dev ekrana uğur olsun diye dokunduğumu da itiraf etmeliyim. Bir işe de yaramadı, o ayrı.


_________________________________________________________________________

yani şöyle birşey de var işte.

yazıp çizdiklerinizde iyi niyetliyseniz, takmayın kafayı böyle ayrıntılara, bırakın kim ne görüp ne anlıyorsa öyle olsun, ister Türkün gücünü göstersin yaşananlar, ister defosunu
yok niyetiniz kötüyse, o zaman gölge etmeyin sevincimizin keyfimizin üstüne.

şunca sıkıntı, belirsizlik, kargaşanın içinde debelenirken,
bir an için de olsa unuttuk işte kim olduğumuzu,
4 yılın başı, 4 maç için de olsa, yüzümüz güldü.
çok görmeyin.
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 235

MesajTarih: Cum Hzr 27, 2008 5:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Almanya maçından önce Amcaoğluyla telefonda sohbet ettik. Umarım maçtan sonraki kutlamalarda ölen olmaz. Ben 100 kişiyi gözden çıkardım dedi...Smile Gülüşüp telefonu kapattık. Toplumun büyük kesiminin (Silahı olan hemen hemen herkesin) galibiyetten sonra silaha sarılacaklarını düşününce, biz finale çıkmayı haketmiyoruz ve yenileceğiz galiba diye düşündüm...

Finali ve kupayı da hakederiz bir gün inş...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Güncel Olaylar-insanlar Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR!!! hasanonur2 Yerli Kitaplar 7 Prş Ağu 16, 2007 12:44 pm
Yeni mesaj yok AYNI RÜYAYI GÖRÜYORSAK, GÖRDÜĞÜMÜZ RÜ... sabandal Genel 0 Pzr Ağu 12, 2007 3:08 pm
Yeni mesaj yok Bombalı eylemleri yapanlar sadece ter... kobe Güncel Olaylar-insanlar 2 Sal Hzr 26, 2007 3:21 am
Yeni mesaj yok Modern Şiir Ne Değildir? dereotu Genel 0 Pts Nis 02, 2007 1:30 am
Yeni mesaj yok Düşünmek bedava değildir. nazenazen Denemeleriniz 10 Pts Mar 19, 2007 4:03 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke