Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 39 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...
 Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!
 Seçmece
 İmkansızın peşinden koştunuz mu hiç ?
 Hakim Anlatı

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

CAHİT SITKI TARANCI


CAHİT SITKI TARANCI
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> insanlar
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş Arl 26, 2007 12:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HEP YAŞADIĞlMA DAİR


Bu gölge yer pazar günü,
Bu şehir, bu tren sesi,
Gök bildiğim bu mavilik,
Yeşil dallardan süzülen.
Oturduğum rahat koltuk,
Beyaz örtüsü masanın,
Sigaram, kahvem, gazetem,
Elimin çizdiği kavis,
Kovmak için sinekleri;
Kolumda işleyen saat
Ve esnemem arada bir,
Hep yaşadığıma dair.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş Arl 26, 2007 12:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İNSAN HALİ


Bana da yolculuk göründüğü gün,
Bulunmasına bulunur sanırım
Tabutumu taşıyacak üç beş dost;
Arkamdan ağlayacak bir kızcağız.
Fakat zamanla dostlar unuturlar;
Sevgiliyi bir başkası avutur.
İstemem o dehşet gün gelip çatsın;
Bana kimseler anam kadar yanmaz.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş Arl 26, 2007 12:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

GARİP KİŞİ


Bu akşam ilk olarak ağladım,
Bekâr odamın penceresinde,
Hani ev bark? Hani çoluk çocuk?
Ne geçti elime bu hayatın
Meyhanesinde, kerhanesinde?
Yatağım her gece böyle soğuk.
Saadet bu ömrün neresinde?
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş Arl 26, 2007 12:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

CEM


Besbelli bu kadeh senden yadigâr ey Cem;
Elimizde garip garip parıldar ey Cem,
Vermiyor amma sana verdiği neş'eyi;
Nerde senin dem sürdüğün zamanlar ey Cem?
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş Arl 26, 2007 12:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HERKESİN GECESİ


Tut kendini, belli etme kardeşim,
Görmeyeyim gözyaşını valide,
Ne dalarsın öyle güzel daktilo,
Beni rahat bırak küçük satıcı,
Ne gelir ki elimden sizin için?
Benim de dertlerim bitmez söylesem!
O kadar çok ki etrafta karanlık.
Herkesin gecesi kendine yeter.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş Arl 26, 2007 12:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ADA'YA DAVET


Bana sor güzelim, üzme kendini,
Ben şairim,
Elbette bilirim
Bu yağmurun ne zaman dineceğini;
Ne zaman açacağım havanın;
Adaya kaçta vapur var.
Çamlarda nasıl sevişir âşıklar,
Tadını, lezzetini o sevdanın
Şöyle bir gülümseyiver,
Derhal dinecek yağmur.
Haydi bizi bekliyor vapur;
Bu tramvay Köprüye gider.
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 333
Nereden: ankara

MesajTarih: Cum Nis 18, 2008 8:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dördüncü Sevgiliyi Ararken/ Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956)

-Üç tane sevgilim var, dedi. Birincisi on dört yaşında, siyah önlüklü, kısa çoraplı, kumral saçlı, iri ela gözlü, saz benizli, ipincecik bir mektepli kızdır. Haftada iki gün, pazartesi ve perşembe akşamları, saat üç buçukta, Maçka'daki Taşlık'ta buluşuruz. Uysal ve sessiz mizacı gibi, solgun yüzüne uygun ağlamaklı sesi de gevezeliğe hiç müsait değildir. Ben de onun yanında, susmayı konuşmaya tercih ettiğim için, orta malı olmuş kelimelere emanet edemediğimiz samimi, saf ve kırışıksız hislerimizi muhabbetli bakışlarla, veciz tebessümlerle, öpücüklerle ifade etmeye alıştık Küçük ve bence mukaddes başını göğsüme yasladığı ve günahkâr elim kadife yumuşaklığında olan saçlarında gezindiği zaman, dünyanın döndüğünü, yaşımın yirmi sekiz olduğunu, günün birinde öleceğimi unutacak kadar kendimden geçerim. Zaten beni ona bağlayan şey de bu hasletidir Beni realiteden uzaklaştırmak. Kimin nesi olduğunu, Beşiktaş'ın hangi sokağında hangi numaralı evinde oturduğunu bilmiyorum. Bildiğim şey adının Nükhet olduğu ve beni sevdiğidir. On dört yaşındaki bir kız tarafından sevilmenin insanı ne kadar dinlendirdiğini bana sorun... Onun, bana aşıladığı saffet sayesindedir ki hadisata ve eşyaya her gün tazelenen bir hayretle bakabiliyorum.
İkinci sevgilim bir daktilodur. Onun geceler hazinesi koyu siyah, kesik saçları, mehtaplı kuyular gibi esrarlı ve güzel sözleri, kendiliğinden esmer ve son derece tatlı teni kadar canlılığı, konuşması ve kaydıhayat şartıyla benimsediği neşesi de hoşuma gider. Parmaklarının daktilo makinesindeki gündelik talimlerde mütevellit hassasiyeti, kan gibi, vücudunun her tarafında -kulaklarında, burnunda, dudaklarında, boynunda, göğsünde, kalçalarında, bacaklarında... ilah...- kendini gösterir. Sabahları işime giderken tramvayda ekseriya beraberiz. Diyebilirim ki tramvayda herkes onu dinler, çünkü öyle pervasız, tatlı sürükleyici bir anlatışı vardır. Ama nelerden de bahsetmez, bankadaki arkadaşlarından, şefin kel kafasından, kendisine kur yapmak isteyen budalalardan, komşuların radyosundan, sinemadan, balodan, tuvaletten... ne bileyim daha bir sürü şeyden... Bu çeneyle at başı giden keskin bir zekâsı da var. Değil yalnız aklınızdan geçeni, aklınızdan geçirmek istediğinizi bile çakacak kabiliyettedir. Hele giyinmekte bitirmiştir. Az ve ucuz şeylerle kendini öyle bir süslemesini bilir ki! Ve müsaadenizle giydiğini yakıştırır da! Onu kolunuza takıp istediğiniz sosyeteye girebilir ve ''nişanlım!'' yahut ''karım!'' diye takdim edebilirsiniz. Sizi mahçup etmeyeceğine söz veririm. Onunla aramızda, platonik aşkla alakası olmayan, güneş gibi ısıtıcı, bahar gibi coşturucu bir sevgi var. İkimiz de realistiz. Bu hararetin ve bu coşkunluğun devam edip etmeyeceğini bilmediğimiz için, nişanlanma ve evlenme gibi tatsız şeylerle birbirimizin keyfini kaçırmıyoruz. Taşa taş, çiçeğe çiçek, kâğıda kâğıt ve insana insan muamelesi yapmasını ondan öğrendim, beni realite ile ve onun kanunlarıyla karşı karşıya koyan ilk mahluk Şevkiye'dir. Cumartesi ve pazarları öğleden sonra ister bir sinemada, ister Beyoğlu'nun tenha pastanelerinden birinde olsun, onunla beraber geçirdiğim saatler, dedikodularıyla, şakalarıyla, muziplikleriyle, kahkahalarıyla beni dünyanın en tasasız, en nikbin, en bahtiyar adamı yapar.
Üçüncü sevgilime gelince; o, bir dul kadındır. İkinci kocasından üç ay evvel ayrıldı. Beş yaşında bir kız çocuğu var. Açık kumral saçlarıyla muayyen bir rengi olmayıp mevsimine, gününe, saatine, anına göre değiştiği halde, daima tehlikeli cazibeler yatağı müstesna gözleriyle, her cins kadehe değmiş, etli, şimşekli ve alev lezzetli dudaklarıyla, çocukları, baştan çıkaracak ve ihtiyarları çıldırtacak kadar tahrik edici, göz karartıcı, harikulade vücuduyla o, aşkın potasında pişmiş nadide bir macundur. Bu fizik imtiyazlarının yanında onlardan aşağı kalmayan kafa ve ruh zenginlikleri de yabana atılamaycak kadar çoktur. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye devam edememişse de -böyle güzel bir kızın derhal kapılacağı kolayca tahmin edilebilir- kitaplarla alakasını kesmemiş, kendi kendine edebiyat ve felsefe kültürünü arttırmış, birinci kocasıyla Paris'e gittiğinde yarım yamalak Fransızcasını da ilerletmiş... Konuşmasını, oturmasını, yürümesini, sade ve zarif giyinmesini, etrafındakileri incitmeden idare etmesini bilen zeki ve aynı zamanda iyi kalbli...
Onu bir düğünde tanıdım. Bir Fransız romancısı üzerinde birleşen hayranlığımız, benim o akşamki müstesna cerbezem bizi birbirimize yaklaştırmakta gecikmedi. Bir hafta sonra, Pangaltı'daki garsoniyerime geldi. Süheyla gibi adım başında rastlanmaz bir güzeli kollarında sıkabilmek her babayiğidin kârı değildir. Yakışıklı, hiç değilse zengin olmadığım halde, böyle bir devlet kuşunun nasıl olup da başıma konduğuna hayret etmiyorum desem yalan söylemiş olurum.
Şimdi hayatımı bu üç kadın paylaşmaktadır. Kıskanılacak bir adam olduğunu söylemeyin, çünkü bu vaziyet beni memnun edeceğine bilakis üzüyor ve yoruyor. İstiyorum ki Nükhet'in saffetini ve masumiyetini, Şevkiye'nin canlılığını ve neşesini, Süheyla'nın olgunluğunu bir tek kadında birleşmiş bulayım; zira kendimi bölmekten usandım. İstiyorum ki tasımı ç ayrı çeşmeye tutacağıma bir tek çeşmeye tutayım da bütün susuzluklarımı birden gidereyim! Sizin anlayacağınız, şimdi dördüncü ve asıl sevgilimi arıyorum. Her genç kıza, her kadına alıcı gözüyle bakmam bundandır. Aradığımı bulabilecek miyim? Yaşım henüz otuzu geçmediği için, dördüncü sevgilimi bulmaktan ümit kesmeyebilirim, değil mi?
(Cumhuriyet, 30 Temmuz 1939)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Sal Nis 29, 2008 7:34 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YARIN PAZAR DEĞİL


Ben mi öylesine sevdalıyım,
Sen mi sahiden bunca dilbersin!
Herhalde sevişmek hârika şey;
Kolların boynumdan çözülmesin.

Yarın pazar değil karıcığım;
İşe gitmek var, takdir edersin.
Keşke hiç bitmeseydi bu gece,
Daha, daha çok sevişmek için.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Sal Nis 29, 2008 7:36 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

FERMAN
SENDEDİR



Nedim'in gözünden ırak o dilber,
O dilbersin ki hüsnüan sendedir.
Rüyada görülen bahara benzer,
Bülbülleri mest gülistan sendedir.

Saç bir yana, dünya bir yana düşer;
O gözlere dalan ummana düşer.
Hâlim nakleylemek yârâna düşer;
Yarayı ben aldım, derman sendedir.

Emreyle at koşturam deryalarda
Gemi, vapur yürütem sahralarda;
Kuş olam, kanat çırpam semalarda;
Emreyle güzelim, ferman sendedir.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş Nis 30, 2008 7:13 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

KARASEVDA


Bir kerre sevdaya tutulmayagör;
Ateşlere yandığının resmidir,
Âşık dediğin Mecnun misali kör;
Ne bilsin âlemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür döne dolana
Ağladığım yar penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Çrş May 14, 2008 10:47 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YALNIZLIĞA DAİR


Can yoldaşın olmazsa olmasın,
Y alnızım diye hayıflanmayasın.
İğilmiş üstüne gökyüzü masmavi;
Bir anne şefkatine müsavi;
Üç adım ötede deniz;
Dosttur ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara;
Ağaç yaprak verir sır vermez rüzgâra.
Ve kış yaz
Dalda kuş eksik olmaz.
Dağ başında duman.

Yalnızlık nedir göreceksin öldüğün zaman.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Prş May 15, 2008 11:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HAYAL ETTİĞİM ŞEY


Gök mavi mavi gülümsüyordu,
Yeşil yeşil dallar arasından.
Altın sesi birdenbire sordu:
“Ne haber eski aşk yarasından!”

“Kapandı, dedim, bitti karanlık;
Vuslatla sona erdi o çile;
Bu huzur şelâlesi aydınlık
Yeni bir çığdır başlar seninle.”

Mevsim bahar devamı bir yazdı;
Okşamak devresindeydi rüzgâr;
Yukarda bulutlar bembeyaz,
Gelinlik elbisesi bulutlar.

Nihayet bahtiyar başımızı
Bir yastığa attığımız günden,
Aşkın hayata verdiği hazzı
Neden sonra tattığımız günden,

Bir ömür sürüyoruz, bîhaber,
Günün beyhude dağdağasından,
Gök hâlâ mavi mavi gülümser,
Yeşil yeşil dallar arasından.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Sal May 20, 2008 9:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Y ALNIZLIĞIMIZ


Koskoca Tanrı gökler ardında,
Beyler, paşalar saltanatında,
Birçokları sefalet katında,
Mecnun'u, Leylâ'sı vuslatında,
Kim yalnız değil ki hayatında?
Ya ölüler serviler altında?
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Prş Hzr 12, 2008 11:53 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ŞİİR


Kızoğlan kız güzelliğinde şiir;
Hem sevgili hem dost, hem anne yüzü.
Hâlâ beni mest ettiği gecedir
Sanırım hem yeryüzü hem gökyüzü.

Mecnun'um: Şikâyet etmem Leyla' dan;
Başıma ne dertler açtığı halde.
Ne mümkün vazgeçsin bu sevdadan?
Bir kerre karar kıldık bu hayalde.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3937

MesajTarih: Prş Hzr 12, 2008 11:54 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Böylece OTUZBEŞ YAŞ kitabındaki tüm şiirler başlık altına yerleştirilmiş oldu...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> insanlar Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
8. sayfa (Toplam 8 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok B.Sıtkı Erdoğan/ Hancı sabandal Şairler ve Şiirleri 0 Pzr Eyl 09, 2007 6:47 pm
Yeni mesaj yok Cahit Berkay sabandal Yerli 1 Çrş Eyl 06, 2006 8:25 pm
Yeni mesaj yok CAHİT ZARİFOĞLU nazenazen insanlar 11 Cmt Hzr 10, 2006 9:27 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke