Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 58 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Sanatçı küstahtır


Sanatçı küstahtır
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel
Yazar Mesaj
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 11:59 am    Mesaj konusu: Sanatçı küstahtır Alıntıyla Cevap Ver

Sanatçı dediğin küstahdır. Bir formüle, bir kabule sığmayacak, alışılagelen davranışlardan, basmakalıp düşüncelerden, toplumsal güdülerden, "moda" yaklaşımlardan bağımsızdır.

Anlamak da zordur, anlatmak da, sanatçıyı. O mod'da olan birini ortalama akıl ve alışılagelen düşünce sistemiyle kavramak oldukça zordur.

Toplum çok zaman anlayamasa da, yaptığından keyif alacak kadar da akıllıdır. Yapamadığı bir resmi beğenmesi, kendine göre yorumlaması, yazamadığı bir şiire hayran kalması gibi.

Sanatçı küstahtır. Ve varoluşu, duygu ve ifadelerinin eserlerine dökülmesi ile bir meydan okumaya dayanır. Bir Fikret Mualla, bir Van Gong'tur.

İçindekileri, simgeleyen, o şifreyi çözebilecek veya en azından çözmeye niyetli kişilere sunan Ahmet Haşim'dir.

Sanatçı küstahtır. Amacı küstahlık ve aykırılık olmasa da, farklılığının farkındadır. Toplumun tersine küreğini sallasa da zaman zaman, ters olanın, herkese göre karşısındaki olduğunun bilincindedir.

Küstahtır sanatçı. Tek olmayı, sürüye takılmaya yeğleyendir. Kimi yaşarken, kimi ise ölümünden bile anlaşılmayan, ama kendini herkesten iyi tanıyandır sanatçı.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2149
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 1:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ne küstah olmak isterim, ne de sanatçı. İlkeli bir insan olmak için, doğrularını yaşayabilmek için ikisine de gerek yok. Bence asıl mesele, sanatçıların kendilerinde bir küstahlık görmeleri ve hatta sanatçılığı insanlıktan ayırmaları. Yani "sanatçı küstah olmalı" inancını taşıyan sanatçılar.
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 2:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Poe,

Sanatçı ilkesiz,
sanatçı doğruları yaşamayan,
sanatçı insanlıktan ayrı
anlamı mı çıkıyor yazımdan? Ki sanat alemini, topunu bir kazana toplayıp yakmışsın.

Sanırım sen, ismini verdiğim (tarzdaki) sanatçılardan farklı gurupları kastediyorsun. Konu o(nlar) değil.

Üstelik, buradaki küstahlık "terbiyesizlik, ilkesizlik, huysuz bir kişilik gibi olumsuz" anlam(lar)da değildir".

Sanatçı, yaratıcılığı ile de küstahtır. Olanı farklılığı ve gerçekötesi ile de gören ve gösterendir.

Sevdiğiniz sanatçıların niye küstah olduğunu anlatabilirsiniz.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2149
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 3:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Özü konusunda gerçek sanatkarlığı zaten vermişsiniz; benim eleştirim daha çok küstahlığı bir tarz olarak görmeye. Bir hayat biçimi. Çünkü küstah olmak, daha öncesinde bir kibri gerektirir. "Bir tek ben doğruyu görebiliyorum, herkes uyuyor" yaklaşımı vardır bu anlayışta. Gerçekten uyanık olabilir o manada, ancak bunu yalnızca kendi şansı olarak değerlenirebilirse, ve kalabalığa da anlayışlı yaklaşabilirse, itidalli olurdu.

Küstahlık, daha çok aydınlanma ile alakalandırılmış oluyor böylelikle. Zaten sanatçılar genelde toplumların aydınlıkçı kesimlerini de oluştururlar. Kendini aydın ilan etmenin, kendini sanatçı ilan etmenin ikisi de kibir ve küstahlık taşıyor.

Bunun dışında, gerçekten sanatında ilerleyenler vardır; ancak bu da benim için bir meslekte uzmanlaşmak ile aynı anlamı taşıyor. Akıl, yetenek değil sadece, ruhtur aradığım. Bugünün alkış sesleri ile kulakları dolanlar, orda burda kendinden söz ettirenler, ve hatta gerçekten sanatından bahsedilmeye çalışanlar bile benim için sanatçı değildir.

Bir diğer önemli nokta şu: Sanatçının her eleştirdiği şey yanlış değildir; eleştirdiğinin yerine koyduğu da doğru olmayabilir.

***

Gerçek sanatkar var mı? Var muhakkak. Ama Kore Savaşı sırasında kendisinin kahramanlığı reklam edilmek istenen Türk askerinin verdiği cevap, bu soruya da cevap olabilir: "Gerçek kahramanlar savaşta öldü."
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 5:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Poe,

Konunun dağılmasını ve polemiğe dönüşmesinmi istemiyorum. Derin kavram(a) farklılıklarımızın olduğunu söyleyebilirim.

Konu "sanatçının küstah" olmasıdır. Küstah(ların) sanatçı(lık taslaması)" değil.

Kibirli olmayan kişi, aykırı farklı ve üstelik sanatçı olamaz mı? Bir ney üstadına kibiri nasıl yakıştırabiliriz ki? Ama o sakin mizacın altında toplumsal kavgaya bir karşı çıkış, genel kabule karşı gelme eğilimi, içrekliği, bir tarz küstahlık olamaz mı?

Alıntı:
Küstahlık, daha çok aydınlanma ile alakalandırılmış oluyor böylelikle

Bu kişilerin aydınlatması sözkonusu. Işık tuttuğunuz şey yansır. Ama güç yansıtanda değil ışıktadır. Cahilin küstahlığı ve kibri yok mudur demek oluyor bu. Kavrama bakışınız bana göre ters.

Alıntı:
Akıl, yetenek değil sadece, ruhtur aradığım. Bugünün alkış sesleri ile kulakları dolanlar, orda burda kendinden söz ettirenler, ve hatta gerçekten sanatından bahsedilmeye çalışanlar bile benim için sanatçı değildir.

Sanatçı sanırım sizin siparişiniz üzerine ödevini yapıp gelen birisi gibi görüyorsunuz. Parasını verip, biletini aldığınız kişinin gösterisini seyrediyorsunuz. Ruhunu satın almıyorsunuz. Bir Yıldız Kenter için bu sözleriniz ne kadar ağırdır değil mi? Aradığınız ruh, başkasının aradığı ruhla farklılık gösteriyor ise, sanatçı hanginize servis yapacaktır? Nasıl yapacaktır? Yoksa ıslık çalarak kendi gönlünden geçen şeyi mi yapacaktır? İstemeseniz de, anlamasanız da, önemsemeseniz de.

Alıntı:
Sanatçının her eleştirdiği şey yanlış değildir; eleştirdiğinin yerine koyduğu da doğru olmayabilir.


Haklısınız. Sanatçı bir bilim adamı değildir. Gerçekçi de olmayabilir. Melankolik hali on(d)a farklı ufukları gösterebilir. Kimine göre saçma kimine göre yalan.

Türk Askeri'ni yersiz kullanarak verdiğiniz örneğe göre, gerçek sanatçılar öldü. O halde sanat (çağı) bitti demek lazım. Katılamadığım düşüncelerinize ve tespitlerinize bunu da ilave etmeli. Gör(e)meyebilirsiniz. Bu durumun değişik çözümleri vardır. Ama sizin görmemeniz, bunun olmadığı anlamına gelmez.

İlk başta söylediğim gibi, bu konunun gereksiz bir polemiğe dönüşmesini görmek istemiyorum.

Dediğim gibi sanatçı küstahtır. Küstahlık bazen fırçadan tuvale sürülen 2 farklı rengin seçiminde, bazen bir şiirin dizesindedir. Müziğin bizi kıpırtatan bir vurgusu, gözlerimizi yaşlandıran bir namesindedir. Sezen Aksu küstahtır. Olunamayacak kadar, fakat olması gerektiği kadar, üstelik O'nun kadar küstahtır.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2149
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 9:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Öncelikle şunu söyleyelim dostum; benim maksadım da polemik çıkarmak değil. Sanat benim de üzerinde düşündüğüm önemli bir mevzuu. Nasıl olmasın ki! Edebiyatı hayatının merkezine koyup, orda kendini varetmeye çalışan herkesin meselesidir. Hatta bu yüzden teşekkür dahi ederim; çünkü konuyu açmış oldunuz. Biz de her zamanki gibi, konuyu derinleştirmeye çalışırken, kendi fikirlerimizi de doğrultmuş olacağız; yanıldığımız nokta varsa onu göreceğiz, bilmediklerimizi öğreneceğiz.

"Kahramanlar gelmedi; onlar savaşta öldü. " Aşağı yukarı o söz böyleydi. Bunu örnek getirmem; gerçek sanatçıların öldüğü anlamına gelmiyor. Ama şunu ortaya koyuyor: Gerçek sanatçı, o yola baş koymuş ve uğruna hayatını harcamış kimsedir. Son tahlilde bunun sağlamasını da 'ölüm' yapacaktır.

Dostoyevski, sanatını bir mabedin merdivenlerini çıkmak olarak görüyordu. Aynı doğrultuda düşünüyorum. Sanatkarlık, Kaf Dağı'nın ardında. Ama bu bir ömür boyu sürecek yolculuktur; gerçekten talip olanlar için.

Ancak benim katılmadığım nokta, sanatkarlığı küstahlık olarak görmenin kendisidir. Çünkü aykırılık, kendiliğinden, sanatkarın varlığından ileri geliyorsa, bir anlam ifade eder. Yok eğer sanat yoluyla küstahlık peşindeyse, benim için sanatkar değil. Sanatçı olabilir, ama sanatkar olamaz. Hele ödüllendirilmeyi bekliyorsa bu sayede. Yine Dostoyevski buna benzer bir durumu anlatır Ecinniler'de. Kendini siyasal muhalif yapmış bir aydınımsı, sürekli takip edilmenin, kovuşturmanın vehmi içindedir. Hele bir de hapse girerse, değmeyin zavallının keyfine! O zaman şanı yücelecek, parmakla gösterilecek; çileci denecek! İşte bu ve buna benzer riya, kibir durumları.

Tanımlamalar bir tuzak içerir; çünkü kendisini zihne yapıştırır ve sınırlar çizer. "Sanatçı küstahtır" yargısı, sanatkar olmaya hevesli birisini rahatlıkla baştan çıkartabilir ve o da sivri olmanın bir takım yollarını aramaya başlar. Sonra her ele avuca sığmaz şımarıklıklarını insanlara sanat diye yutturmaya çalışır. En azından kendisinde bir bağışlanma sebebi olarak gösterir. Sanki sanatçılığı bütün hal ve hareketlerini temize çıkartacakmış gibi.
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 9:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dostum tabirin için teşekkür ederim.

Kaf dağının ardında ise sanatçılık, yolu o kadar uzun, meşakkatli belki de hayal edemeyeceğimiz bir dönüşümün sonrasında ise, bir çok tehlike ve tuzakla da kaplıdır. Yolundan döndürücü ve yanlış yola saptırıcı çok unsur çıkabilir. Küstahlık yapmayı sanatsal bir ifade görüp oradan sapanlar da bu tuzağın kurbanlarıdır. Ve asla ulaşamamıştır o ifade ettiğiniz Kaf dağının ardına.

Sanatkar küstahlık peşinde değildir. Fikrinin ve eserinin peşindedir ve o da topluma duruşu küstahçadır.

Düşünen adam heykelini tasarlar biri, var olana farklı bir bakıştır. Anormaldir ama anormal olmak için yapılmamıştır. Düşünen adam heykeli bir atelyede benzerlerinin binlercesi fabrikasyon olarak yapılır ve her yere konulabilir. Fakat o "normal"dir. Kabul edilen, farklı olmayan, özgün olmayan.

Genel kabul gören toplum yargıları çok zaman yetersiz kalır anlamak için sanatçıyı. Belki de bu sebeptendir bir çoğu için söylenen, "öldükten sonra değeri bilindi" ifadesi.
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 10:17 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Susması küstahlıktır konuşanlara,
Konuşması küstahlıktır ne konuştuğunu bilmeyenlere,
Bilmesi küstahlıktır cehalete,
Eserleri küstahlıktır, alışılageleni terkedip, farkedilmeyen bir içrekliği dışa vurması ile,
Tevazusu küstahlıktır, kendini bilmezlere,
Kendini bilmesi küstahlıktır, kendini bilmez küstahlara.
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 106

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 2:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

.....

En son solipsist tarafından Pts Tem 28, 2008 9:27 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 9:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Benim cevabım Solipsist'ten sonra idi.

O'nun susma ile biten yazısına cevap olan benimkisi susma ile başlıyor idi. Şiirlerin de mısralarını değiştirir misiniz? Kelimelerinizle müdahil olabilirsiniz, neşteriniz buraya yakışmamış.


Küstahtır vakurluğu ve varlığı ile sanatçı.

Kendisi ilahi yaratılmış topluluğunun en küçük parçası olduğu halde, varlığı bütün olarak eline alıp, onunla zıpzıp oynayacak kadar küstahtır.

Nefesiyle kainatı içine ve beynine çekendir sanatçı.

Kendisi, sevdaları boyutlandıran dillendiren bir küstahlıktadır.

Kimbilir belki de; aşk'ı, aşkın olmadığı kadar güzel anlatarak, aşık olmayanları da aşka aşık ettiği için küstahtır sanatçı.
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 388
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 11:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

sanatçının biri- ki kim olduğunu bilmez pek kimse- der ki;

"yazık senin gençliğine
bir sevda türküsü, bir sevda şiiri bile bilmiyorsan eğer..."
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 106

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 11:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...........

En son solipsist tarafından Pts Tem 28, 2008 9:28 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Sal Hzr 10, 2008 12:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Solipsist lütfen yazınız.

Var vardır.
Yok da vardır.

Var ile yok aynı mıdır?
Peki daha garibi, farklı mıdır?

Yetiş yetiş ey varlık muhasebesi diyor ya Necip Fazıl. Bir düşüncesiz sürüsünü, varlık muhasebesine çağırmıyor mu? Farklılığı ve hoyratlığı var olan( davranış)a karşı bir küstahlık değil mi?

Tartışmıyoruz. Tanışıyoruz. Bilgisel olarak tanışıp, paylaşıyoruz. Küstah derken hakaret yok.

Ama duranı ayağa kaldırıp silkeleyen bir eylem de mi yok. Sanatçının yeri hepimizce değerli. Ama ben küstah yanına vurgu yapıyorum. Terbiyesiyle küstah, aykırılığı ile küstah.
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 106

MesajTarih: Sal Hzr 10, 2008 3:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

.....................

En son solipsist tarafından Pts Tem 28, 2008 11:13 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
sabritalat
Yazar


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 145
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Sal Hzr 10, 2008 10:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yokluğun yok olduğu düşüncenize katılmıyorum. Derin felsefi tartışmaya girecek dermanım yok. Sanırım bilgim de.

Fakat bildiğim bir şey var ise, Vahdet kavramı içinde, var ve yokun bir bütünü oluşturduğu. O şekliyle Vucud olabiliyor.

Yok yok olsa idi, yok kelimesine bile gerek olmazdı. Kavramların hepsi var olan üzerine tarif edilmiştir. Solipsist, bana göre yok; vardır.

Sanatçı konusunda orumlarımız uygun adım gidiyor ve tamamen size katılıyorum. Küstahlığı överken bir arkadaşımızın şakasına kurban gitme ihtimali olsa da, devam etme niyetindeyim.

Bak ne demişsin;

Alıntı:
sanatçı kendine eder ne ederse, edilenin kendinden öteye kimseye bir şey etmediğinin hakikatini bilendir.


O yüzden ilk yazılarımda bahsettim; Fikret Mualla'yı. Yazınıza sanırım güzel bir örnek olmuştur.

"RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA" konusundaki ifadeler. Bu iki kişinin özellikleri ve bu konuda geçen film de ilginç. Seyrederken, çok farklı duygulara saplanış(ım) sözkonusu (idi). Onlarda gördüğüm küstahlık mı? Hem de her çeşidiyle.

Örnekleri çoğaltmama yardımcı olur musunuz?
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke