Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 63 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Dünyanın metafizik görünümü


Dünyanın metafizik görünümü

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Felsefe
Yazar Mesaj
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2149
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 2:33 pm    Mesaj konusu: Dünyanın metafizik görünümü Alıntıyla Cevap Ver

İnsanlar gerçekten hayatı, akıl ve mantık dairesinde, gerçekçi bir biçimde mi yaşarlar? Buna dair iddiaların, savunuların söylem bazında olması; onun gerçekten öyle vuku bulduğunun göstergesi olabilir mi? Gerçekçi olduğunu bize savlayan tüm bir dünya, aslında bizlere sürekli gerçeküstü bir imgelem sunmuyor mu? Kliplerin, varlığı değiştirilmiş sahte bir dünya sunan reklamların (örneğin kredikart reklamlarında zıplayan, dans eden tüketiciler, müşteriler), süperkahramanların, fan kulüplerin, dizi filmlerin, arkadaş edinme sitelerinin, sonsuz kız ve erkek resimlerinin, ister küçük, isterse de dev gibi ekranların içinde sürekli bir görüntü akışına kapılmamızın neresi gerçekçilik? Alışveriş merkezlerinde yitmek te neyin nesi? Sürekli geride kalmamak içinde peşinde koştuğumuz değişim değil mi gerçek olan? Ancak farkında olmadan içine kapıldığımız bu büyük anafor, bizleri daha büyük boyutlarda gerçeklikten kopar mıyor mu? Oysa, modernite-aydınlanma bize gerçeği sunmayı vaadetmişti.

Bütün bu içinde yaşadığımız gerçeklik, gerçeküstüdür aslında. Rüyalardan, fantazyalardan bile gerçeküstü. Dışladığı dinsellikten bile gerçeküstü ve metafizik (fizikötesi).
Başa dön
sabandal
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2006
Mesajlar: 726

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 8:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Parçalanmışlık başlığına yazdıktan sonra bu başlığa ait yazıyı oludum.Tevafuken olsa gerek metafizik değinmeleri düşünmüşüz. Zaten dünydaki sunni gündemlerin arka planındaki gerçek gündemin anafikridir, fizikötesi. Yakın gelecekte bunun ne kadar önemli olduğunu da öğreniriz, iş işten geçmezse bari.
Başa dön
tenedian
Yeni Üye


Kayıt: Aug 18, 2007
Mesajlar: 45

MesajTarih: Cum Hzr 06, 2008 2:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Muğlaklık sadece vizyonel olanlarda mevcut değil maalesef. O anlam fluluğu tüm algı sistemimizi, kültür birikimimizi, kişiyi ben yapan ne varsa, toplumları oluşturan ne varsa, söylenen söylenmeyen herşeye sirayet etmiş durumda.

Şimdiye dek bu durumun tespitinde bir nebze olsun soluk aldırabilecek görüşler Alev Alatlı'dan geldi. Schrödinger'in Kedisi isimli kitabında bilim-kurgu ekseninde, afazi olgusunun toplum üzerinde ne denli felaketlere yol açabileceğinden bahsetmişti ve zannımca çok da dikkat çekti. Öncelikle biraz bilgilenelim bu konuda.

Alıntı:
Sözyitimi (aphasia/afazi: latince; a-olumsuzluk eki; phasis: konuşma) aslında tıbbi bir terimdir: İnsan beynini diğer canlılardan büyük oranda ayıran en önemli özelliklerden birisi olan “lisan” özelliğinin bozukluklarını tanımlamakta kullanılan genel bir terim.

Beyin kabuğumuzda, adına “lisan” dediğimiz bu karmaşık mekanizmayı yürüten bir takım merkezler bulunur. Bu merkezler, görme ve işitme duyuları başta olmak üzere, duyusal yollardan algılanan verilerden yola çıkarak, kelimeleri algılama, anlamlarını kavrama, uygun anlamlı kelime dizileri üretme ve bunları konuşarak ifade etme şeklinde özetlenebilecek bir takım karmaşık süreçleri yönetirler. Tam mekanizması halen açıklığa kavuşturulamamış bu karmaşık süreçler sayesinde, “konuşma” ve “anlama” dediğimiz işlemler gerçekleştirilir. Eğer bu beyin bölgelerinden bir ya da bir kaç tanesi (yaralanma, damar tıkanması, beyin kanaması gibi) çeşitli nedenlerle hasara uğrarsa, hasar gören bölgenin işlevine göre özel bir sözyitimi tablosu ortaya çıkar. Bu konu, tıbbi pratikte oldukça önemli olup, bir çok farklı hastalık tipini içermektedir.

Burada bahsedeceğimiz (ve yazının geri kalanında ‘C.T.S.’ olarak kısaltacağım) Celbedilmiş Toplumsal Sözyitimi ise, organik bir rahatsızlığa/yaralanmaya/hasara bağlı olmayan; organik açıdan tamamen sağlıklı beyinlerde de görülebilen ve nisbeten yeni tanımlanmaya başlanan bir sözyitimi tipidir. Teşhisi ve tanımı –benim bildiğim kadarıyla- geniş anlamda ilk defa yazar Alev Alatlı tarafından yapılan C.T.S.’de sorun, iletişimde kullanılan kelimelerin anlamlarındaki muğlaklıktır. Kelimeler, kullanan kişiler tarafından farklı anlamlarda kullanıldıklarında veya farklı bağlamlara göre farklı anlamlar yüklendiklerinde, ortaya iletişimi engelleyen özel bir sözyitimi tipi çıkmaktadır.

Görünen o ki, bu toplumsal “hastalık” günümüzde yaşadığımız bir çok kavramsal sorunun da temelini oluşturmaktadır.


Tanım bize tıbbi bir olgunun yanısıra sosyolojik bir olgudan bahsediyor. Nasıl olduğunu ve nerede başladığını bilemediğimiz sebepler neticesinde, kelimeler gerçek anlamlarından uzaklaşarak onları anlamadığımız hale bürünüyorlar sanki. Özellikle soyut isimlerin anlamları o kadar muğlak oluyor ki, 5-10 kişilik bir topluluk içindeki konuşmada bir o kadar da farklı anlama bürünebiliyor. İşin en trajik kısmı da bu kişiler saatlerce konuşsalar dahi uzlaşıp bir sonuca varamıyorlar.

Bu anlam belirsizleşmesinin etkilerini de pek çok alanda görmekteyiz. Eski bir TV sektörü çalışanı olarak, klip, reklam, medya unsurlarının hazırlanmasında nelerin vurgulanacağını, nelerin arka plana alınacağını yakından gözlemleme şansım oldu. Bu sayede ekrandan tutulduğumuz imge bombardımanından az da olsa etkilenmeme şansına sahibim çok şükür. Konu ilerledikçe örnekler de vermeyi istiyorum.

Özetle; evet etrafımızda gerçekçi olmayan bir dünya yaratılıyor gitgide. Bu konuyu açtığınız için teşekkür ederim kendi adıma...
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2149
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Cum Hzr 06, 2008 5:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sahte gerçeklik mi, yoksa gerçeküstülük mü? Bu konuda bir şey diyemiyorum. Ancak, bilinçli, bilinçsiz bu olgunun yaratıldığını ve bizlerin de bilinçli, bilinçsiz buna uyduğunu artık görebiliyoruz. Sırf şuradan, bir gölge olarak, dünyayı etkilemeye dair olan güçlü inancımız bile gerçeküstüdür. Gerçi inanç zaten gerçeküstüdür, ancak bizim bu doğrutuda faaliyette bulunmamız aslolan. Bu bile diğer gerçeküstü yaşam tarzları yanında çok kalır.

Mesela filmlere bakalım. Dikkat edilirse bir yandan animasyon filmleri, her açıdan (görüntü, ses, efekt, konu) normal filmlere yaklaşıyor; bir yandan ise normal filmler de animasyonlaşıyor her açıdan. Mesela büyüler içeren diziler, filmler ciddi şekilde izleyici topluyor. Sanki gerçekleşme ihtimali varmış gibi bir yanılsama ile birlikte izleniyor üstelik.
Başka ne? Aslında her gün, her an buna dair izlenimler algılıyoruz, bu gerçeküstülüğe şaşıyoruz, ama onu somut şekilde aktarmak çok zor. Bu daha çok, bir görüntü akışına bürünen dünyanın bizi de kendini uydurmasından kaynaklanıyor. Hatta sürekli akış halinde olan insana bakıp; onun da bir likit olduğu sonucuna gidiyorsun.

Durabilen ise sadece bir yerde durabiliyor. Eğer kendini dışarıdaki akıştan kurtarabilmeyi başarmışsa ve açıksa bilinci, durmak o durmak oluyor.
Başa dön
sabandal
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2006
Mesajlar: 726

MesajTarih: Cum Hzr 06, 2008 8:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hangi Televizyonlarda ve filmlerde "25.kare"nin kullanılıp kullanılmadığını bilemiyoruz. Bu mevzunun en canalıcı karesi "25. kare "dir.
Başa dön
Amentu
Forum Yöneticisi


Kayıt: Jun 22, 2006
Mesajlar: 224

MesajTarih: Cum Hzr 06, 2008 8:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çağ marketing çağ. Küçük bir prodüksiyon ile insanları aldatmak mümkün. Foyanın çıkması yakın, akşamı bulmaz.
İnsan psikolojileri ile farkındasız ilerleyen birer biblo değil. Herkes olmasada çoğu insan zaten bunların farkında. Herşeyin olmasada bazı şeylerin farkında. Yani öyle insan toplulukları sosyolojik bir takım oluşumların peşinde deli dumrul gibi savrulup felan gitmiyor.
Buna çok insanda tanığım.
Ateş bulunmadan öncesi ile sonrası arasındaki en fazla 100 yıllık süreyi bile incelerseniz aradaki fark çıkar ortaya.
Hadi herşeyi anladımda ''Sanki gerçekleşme ihtimali varmış gibi bir yanılsama ile birlikte izleniyor üstelik.'' bunu kim fısıldadı size.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2149
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Cum Hzr 06, 2008 9:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çok ince kanallar. Ekranda gördüğü büyüye inanmayabilir, ama onun yananlamlarının peşine düşebilir. Nitekim medyumluk, son yıllarda artan psişik hallere yönelme gibi popüler olmuş alanlar var.

Muhakkak her insanın bu gerçeküstülüğü yaşadığına ben de inanmam. Kitle dönüştürücü araçların ulaşamadığı evler, mahaller en korunaklı yerlerdir bittabi. İzmir'de genç bir üniversiteli kızın "ben özgürüm" deyip anadan üryan denize girmesi hangi bilinçle açıklanabilir? İnsanlık tarihini, kültürü yeniden programlayıp yüklemek mi lazım; yoksa yeni bir algı çeşidi ile mi başbaşayız? Bize ekranlardan, sayfalardan sunulmuş bir algı. Üstelik bir yığın da havarisi var, aynı konuları vaazeden, inandıran.

İkincisi, farkında olmak ile o farkındalığı yaşamak ayrıdır bence. Kendimden bir örnek, tekonoloji hastalığına dair bir öykücük bile yazdım; ama bir dönemim "hangi dizüstünü alayım" diye delicesine katalog karıştırmakla geçti; yani eleştirdiğim olgu da kayboluyordum.
Başa dön
Amentu
Forum Yöneticisi


Kayıt: Jun 22, 2006
Mesajlar: 224

MesajTarih: Cum Hzr 06, 2008 9:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir film düşünün. İçinde bir karaktersiniz, yani karakteri oynuyorsunuz. Gerçek zamanınızı o film süreci ile başka bir karakterde geçiriyorsunuz. Komik bile olsanız size kimse film içinde gülmüyor, ama izleyenler gülüyor.
Şimdi bu karakterleri gerçek hayatta deneyin, mizah yapın mesela. Ve kalkıp hayır bu mizahtı diyebilin.
Demem o ki araya katabileceğiniz boşluk bir zaman yok. Rüzgar her çağda aynıydı, üşütür, ferahlatır, felan filan. Yani gerçek.
Ateş örneğini verdim, çünkü ateş başında ısınmamak, şarkı söylememek aptallık olurdu. Düşünüldüğü gibi değil, düşündüğün gibi.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2149
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Cmt Hzr 07, 2008 11:32 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dans sorgulandığı zaman, ortada dans kalmaz. Ben dünyanın gitgide aşkın boyutlara varmasını imlemeye çalışıyorum. Bu, önceki yıllardan hiçbiri ile kıyaslanamaz. Durmakla, kişi kendini kurtarabilir; ama başkasına faydası yok. Yani tepkisellik sadece özneldir; genel gidişatı etkilemez. Ancak seslendirebilir, onun etkisi olursa olur, başkası yok.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Felsefe Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok İç Dünyanın Elementleri Poe Felsefe 8 Sal Hzr 03, 2008 3:51 pm
Yeni mesaj yok Dünyanın en güzel aşk hikayesi: Cemil... fadim Öykü - Öykücüler 26 Pts Ağu 13, 2007 11:46 am
Yeni mesaj yok Genetik modern dünyanın kaderi mi ? Poe Sosyoloji 0 Çrş Ağu 30, 2006 1:37 pm
Yeni mesaj yok dünyanın en saf en doğal en değerli ş... serterk İmla-Yazım Yanlışı Olan Başlıklar 3 Pzr Ağu 20, 2006 8:34 pm
Yeni mesaj yok Dünyanın Hali/ Türkiyenin Hali unlem_isareti Güncel Olaylar-insanlar 4 Pts Tem 31, 2006 4:19 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke