Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 75 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

KONUSUN BENİMLE


KONUSUN BENİMLE
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 63, 64, 65 ... 80, 81, 82  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü
Yazar Mesaj
cibran
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 06, 2005
Mesajlar: 832
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt May 31, 2008 10:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

mavizeytin demiş ki:
Sıcak süt içiyorum isteyen var mı?

ve şu konuşun benimle başlığının olmayacağını bilerek msn gibi olmasını istiyorum burada kendi kendime konuşuyormuşum gibi oluyor falan oluyor filan oluyor...


Bende az önce cayın ardından meyva ( meyve de olur mu ? ) suyu iciyorum. Sanırım biraz karıstırdım...

mavi zeytin, MSN deyince aklıma Icq geldi.. Ben Icq yu daha cok seviyordum ki hala da seviyorum. MSN nin bir cok özelligi cok önceleri Icq da mevcuttu... Hey gidi günler !

MSN ye pek alısamadım. Zaten cogu kez de acmıyorum... Bence böyle daha iyi oluyor anlık konusmaya göre.

Unutmadan sen -kendi kendime konusuyorum- diye düsünüyorsun ama seni dinliyorlar burada emin ol...

Bu arada aöf sınavı icin birazcık ugrasıyordum yoklugumda... Yarın sabah tekrar sınav var...

Hayırlısı bakalım ne olacak...
Başa dön
cibran
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 06, 2005
Mesajlar: 832
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt May 31, 2008 10:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

tiananmenian demiş ki:
Sen yazmazsan, ben yazmazsam, o yazmazsa...

Cibran, forumun ender futbol yazarlarından birisin, sen yaz; ben, Ceve, Kukulkan ve Yazarım, seni takip ederiz merak etme...


Nasıl cıkar karanlıklar aydınlıga !

Vallahi tian ne bileyim işte, birseyler dürtüyor yaz, yaz, yaz diye ! Aslında ne var biliyor musun ben YAZARIM dan bir Çarşı yazısı merak ediyorum. Ama nedense yazmadı... Belki yazdı ama ben görmedim...

Ceve de artık transfer yapmaya basladıklarına göre cıkar ortalıga diye düsünüyorum... Yahu su Emre nasıl gitti onlara ? Ceve iyisin degil mi ?

Yahu aslında söyle bir Euro 2008 icin fikir görüş alışverişi yapsak bir kac kisi, hic fena olmazdı hani !

Bizim takımdan hic ümidim yok ama... Favorim Ruslar veya Hollanda...
Başa dön
cibran
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 06, 2005
Mesajlar: 832
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt May 31, 2008 11:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

care demiş ki:
Finaller kapıya dayandı. Okumanın yaşı yoktur diyenlere gıcığım bu aralar. (: Yaş ilerledikçe beynin kıvrımları kelimeleri geri püskürtüyor sanki. Ders çalışmak bir meydan savaşına dönüşüyor adeta.

Ben umudu çıkmış sorulara bağladım, umarım işe yarar.

Herkese kolaylıklar…


Sevgili Care, bu sabah sınavdan cıktıgımda kafam kazan gibiydi. Ardından işe gitmek zorundaydım. Sonrasını sen düşün artık... Belli bir yaştan sonra insanın hard diski doluyor galiba. Ama pes etmek yok !

Koca koca ögrencilere basarılar diliyorum...
Başa dön
cibran
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 06, 2005
Mesajlar: 832
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt May 31, 2008 11:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Vostok 1'in ( Yuri Gagarin'i uzaya cıkaran arac ) inişini iki öğrenci kız görür, şu şekilde tarif ederler:

"İki veya üç metre çapında dev bir toptu. Düştü, zıpladı, tekrar düştü. Yere ilk vurduğu yerde büyük bir çukur oluştu."

Bir çiftçi ve kızı, gökyüzünden paraşütle inen tuhaf turuncu elbiseli, başında miğfer olan bir insan görürler.

Gagarin olayı şöyle anlatır:

"Beni uzay elbisemle ve arkamda sürüklenen paraşütle görünce korkuyla gerilediler. Onlara 'Korkmayın, ben de sizin gibi Sovyet'im, uzaydan indim ve Moskova'yı aramak için bir telefona ihtiyacım var.' dedim."


1961 ! İlk insan Uzay'da.

Ve gecenlerde NASA Mars'a bir arac indirdi. Hatta forumda bir de baslık acılmıstı konuyla ilgili. Son günlerdeki en heyecan verici bir gelişmeydi benim için.

Carl Sagan'ın bir kitabında Mars ile ilgili birseyler okumustum vakti zamanında. Uzay'ın karanlık noktaları, gök cisimleri ve insanoglu'nun gezegenleri kesfi, dünya dışında yasanabilir bir yer arama cabası, her zaman ilgimi cekmistir...

Ama nedense her zaman NASA nın bazı seyler sakladıgı öngörüsü, her zaman aklımın ucunda bir yerde saklı kaldı...

Belki okumussunuzdur bir yerlerde; Kuzey kutbu icin bir kac ülke paylasım konusunu görüsüyorlar diye haber vardı... Halbuki oraları bütün insanlıgındı tıpkı Güney kutbu gibi..

80 li yıllarda Tercüman Cocuk dergisinin verdigi ( her hafta bir fasikül veriyordu ve o sekilde tamamlıyorduk ansiklopediyi. Hala saklıyorum o dönemden 10-15 tane ansiklopediyi ) bir ansiklopedi de Güney kutbu kasifi Amundsen'i, Kuzey kutbu kaşifi Peary'yi okumustum.

2008 de ise Kuzey kutbunun nasıl paylasılacagını okuyorum...

Zaman nasıl degisiyor ve hızla ilerliyor...
Başa dön
cibran
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 06, 2005
Mesajlar: 832
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt May 31, 2008 11:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Rus çarı 2. Nicholas’ın oğlu Rusya’nın veliahtı amansız bir hastalığa yakalanır. Çocuklarının hastalığına hiçbir çare bulamayan çar ile çariçe bir tanıdıklarının tavsiyesi ile umutlarını kestikleri anda Rasputin’i çağırırlar .

Rusya’nın veliahtını iyileştirdikten sonra odadan çıkan Rasputin’e veliahtın doktoru bunu nasıl yaptığını sorduğunda:

Onun ruhunu rahatlattım

cevabını alır. Doktor:

Ruh diye bir şey yoktur

karşılığını verir. Rasputin’in verdiği cevap ise doktorun inandığı maddi gerçeklerin yıkımıdır.

Düşünceyi ve duyguları da göremiyoruz, o zaman onlar da yoktur.


Ama uyandıgımızda sadece basını hatırladıgımız ve kısa bir süre sonra bir cogunu hatta tamamını hatırlamadıgımız düşlerimiz var.

Kuşlardan da kücük oldugunuz bir gece vaktinde,
aşkın elinizden tutması dilegiyle,
aşk'la kalın, hoşça kalın


Allah Rahatlık versin
Başa dön
birbardaksu
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 93
Nereden: keman sesinden

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 12:08 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



(istanbul-cadde bostan)



"Bir kentten daha geçtim
Buğdayları yakıyorlardı
Yedikleri pirinçti
Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı
Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı
Pirinçler gibi çoğalıyorlardı
Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum
Öpüp çıkıp gittim yelelerini "


Sezai Karakoç

..bir kentten daha geçtim..öpüp gittim yelelerini..

evet tam da buydu duygularıma tercüman olan şiir.
dört gün üç gece güzel bir istanbul seyehatiydi.daha önce gittiğim hiçbir sehre benzemiyordu.ne sabahı ne gecesi ne de yıldızları...her sey nazlı ve mağrur tıpkı buradaki güneş gibi..
yine her şeyine hayran oldum İstanbulun..büyük ve sabırlı ve inatçı ve sevgi dolu ve güzel ve ve ve...ve lerin en çok dilden dile dolaştığı şehir.


İstanbula giderken büyük bir heyecan vardı gönlümde..hayal ettiklerimden,düşlerimden ve gerçek olanlardan her seyden heyecan duyuyordum.saatler ilerledikçe O nazlı ve mağrur kente yaklastıkça içim içime sığmıyordu.bende bu heyecan olduğu için de ne İstanbul trafiği ne otobüsün içinde iki buçuk saat boyunca hiç susmadan ağlayan bebek moralimi bozmadı..aslında İstanbul bulunduğum yere yakın trafiği ile birlikte iki buçuk bilemedim üç saat uzaklıkta ama; ha deyince de gidilmiyor.bazen bazı şeyler dokunacak kadar yakınımızda olur da dokunamayız ya onun gibi bir şey : ) ama çok özlemiş olmalıyım ki ani bir karar sonucunda kalkıp gittim İstanbula ve her şey mükemmeldi..

aramızda İstanbulda yaşayan çok insan vardır fakat 4 gün boyunca İstanbula dair her sey benim oldu : ) yıldızları,güneşi,suyu,havası..

her ne kadar İstanbulun havasına pis de deseler inanın her içime çekişimde ayrı bir huzur buldum.bu şehirde insan gerçekten yaşlanmaz,yaşlanamaz..ne trafiği ne enflasyonu ne de başka bir şeyi..bir sahile inmekle insan her şeyi unutuyor.en çok zevk aldığım şey: deniz kenarına oturup denizin sesini dinlemek..bu çok ayrı bir şey ve herkesin duyduğunu zannetmiyorum

hani "şirinler" çizgi filminde "eğer gercekten uslu bir çocuk olursanız sizde şirinleri duyabilir ve göreilirsiniz" diyor ya bu da öyle bir şey Very Happy

evet siz de gerçekten yaşamaktan zevk alıyor ve İstanbulu seviyorsanız denizin mükemmel sesini duyabilirsiniz..
ve her şeyi düşleyebilirsiniz..

ve

"düş,ışıktan daha hızlıdır.."
Başa dön
birbardaksu
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 93
Nereden: keman sesinden

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 12:27 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver






"Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul..."


NFK
Başa dön
birbardaksu
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 93
Nereden: keman sesinden

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 12:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



(çamlıca tepesi)


"Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul..."








(bu iki resmi çekerken elim titredi ve ortaya hoş bir görüntü çıktı : ) )
Başa dön
birbardaksu
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 93
Nereden: keman sesinden

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 12:45 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver





"..otobüs camına kanlı bir ok ile...."

ahh İstanbul !!! Very Happy
Başa dön
birbardaksu
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 93
Nereden: keman sesinden

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 1:24 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bu arada unutmadan İstanbulda yaşayanlar için güzel bir müjde akbile yine zam geldi. Smile hayırlı uğurlu olsun diyerek geceyi kapatıyorum...

Allah rahatlık,huzur ve sıhhat versin.
hepinize iyi geceler..
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 245
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 8:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Annem geldi daha yeni.... Alıp beni de götürse İstanbula... Ya sen ya sen benim yerimede çeksen bir nefes şehri İstanbuldan... Akbilim anahtarlığıma takılı. Her an bir delilik yapıp gelemesem de artık...
Başa dön
ceve
Yazar


Kayıt: Mar 27, 2007
Mesajlar: 288

MesajTarih: Çrş Hzr 04, 2008 11:36 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Merhaba Cibran ve de karakutu müdavimleri. Yav cibran bir resim ekleyecektim sayfana ama nasıl yapıldığını unutmuşum yav. Biraz kurcalayayım elbet başarırım.

Dikkat ettin mi Emre olayına girmiyorum bile. Sadece şunu söyleyeyim hep beraber duran topların usta ismi, kıvrak bilek hareketler sahibi Emre'yi seyredeceğimiz için şanslıyız. Bir de fikstürde ilk hafta rakibimiz Galatasaray olsun başka bir şey istemiyorum.
Başa dön
cibran
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 06, 2005
Mesajlar: 832
Nereden: istanbul

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 12:48 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Birbirimize bir kaç aşk kadar
geç kalmış olmasaydık
...


Ruhum bana dün geldiğinde,
acılardan şikayet ederek,
ruhumun ruhuna bir sır fısıldadım:
şarkı söyle ey ruh, feryat etme! dedim

Bir şarkıdır bütün bir ömür,
ondan dinlediğin senin söylediğindir;
Yaşam bir tarladır, ekilir, biçilir;
ekip biçtiğin ona emanet ettiğindir.

Mihail Nuayme
Başa dön
yasemin111
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 731
Nereden: ...

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 12:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İnancım tam, içine ruh üflenmiş kelimelerin hem cana hem kana karıştığına, okuyarak doyanlara, okuyarak doymayanlara... ve hiç doymayacakların, midesi bedenine hükmedenlerin, sesi soluğundan çok çıkanların, boşların ve doluların da olduğuna, çocukların saf doğduklarının ama sonradan ve nokta tespiti mümkün olmayan bir anda değiştirildiklerinin ve tam o sırada değişimi farkedemeyecek kadar çocuk olduklarının, sonra büyümeye yeltendiklerinin ama büyüyünce ne olacaksın sorusuna geçiştirme cevaplar verirken söyledikleri kelime olmaya çalışmadıklarının, olmaya çalışsalar da pek azının olabildiğinin, sonra "sistem" yakınması içinde kaybolanların safında çığlık sahibi olduklarının ama en çok da çocukların masum olduğuna...İnancım tam doğrunun değişken olmadığına, tek olduğuna, aklın yolunun bir olduğuna...Hatırlatılmalı aslında "düşünüyorum, öyleyse varım" sözünün "düşünüyor olma" varsayımına ve şartına bağlı olduğu, içine ruh üflenmiş kelimelerin hem cana hem kana karışabildiği, bununla beraber ruhsuz kelimelerin de vücuda dahil olup insanı dert sahibi edeceğine... Hala arıyorum. Hala arıyorum. Ne arıyorsun diyorlar, arıyorum diyorum. Bu yazıyı neden yazdım? Söylesene bana. Düşünüyorum, bir yaşındaki o güzel mavi gözlü oğlan çocuğu, en çok seni düşünüyorum? Bu kabuk değiştirme, deri değiştirme gibi bile değil. Yılan gene yılan. İnsan, insan değil. Hangi kelime insanlığını çalıp, insanlığa seni karıştırdı bilmiyorum. Nerde başladı, ilk ne zaman söyledin yanlış kelimelerle kurduğun yamuk cümleleri? Değişim mi? Dönüşüm mü? İlk ne zaman vazgeçtin kendinden? Böceklik mi yapmaya kalktın? bari arı olaydın...Sen de vazgeçmeyi zor mu sandın? Vazgeçmek kolay, öyle kolay ki... Bir sen değilsin, senler var şimdi. Sorguladığım senler, bizden geçenler...Tek soru değil ne zaman dediğim, ömür değil zaman dediğim. Sen nasıl böyle oldun mavi gözlü, ısırılası yanaklı güzel çocuk? Kundağından çıkarıldığında, senden önce kundağından çıkarılmış olanların beşiklere yaptıklarını görünce ne hissettin? Ruhuna üfleyecek doğru kelimeler arıyorum artık. Bir arayışım da sensin... Tüm herşeyim senin için... Rüzgarları da meriçleri de senin için selamlıyorum, elimi suya değdiriyorum. Ağlayıp içimizi acıtmayasın.

Yasemin
Başa dön
yasemin111
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 731
Nereden: ...

MesajTarih: Prş Hzr 05, 2008 12:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Değişmeyesin...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 63, 64, 65 ... 80, 81, 82  Sonraki
64. sayfa (Toplam 82 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Benimle Oynar Mısın? Diaspora_Hedonist Vesaire 18 Pts Eyl 10, 2007 10:11 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke