| Yazar |
Mesaj |
bodosalbatros Yazar

Kayıt: Oct 28, 2006 Mesajlar: 388 Nereden: kuyu'dan
|
Tarih: Cum May 23, 2008 12:28 am Mesaj konusu: Seçtiklerim... |
|
|
makyajının üstünde kusursuz bir neşe taşır
bu neşe için çabaladıkça makyajının altında yüzünü
kör bir ağacın umutsuz bilgeliği sarar..çizgileri güneşe bakmanın sonucu olarak yorumlayacaktır.
ki-doğrudur..güneşe çok bakmaktan gözbebeklerinin ortasına bir sarı yılan çöreklenmiş ve gündüzü çekmiştir evinden.
..ağlamaz...kanamaz....sadece derisinin altında en altında hüzün pıhtılaşır.
dünyanin üzgünlük üzerine kurgulanmış gülen makyajı.renkler ısırır teni.siyah bir ter sızar çiçeğin birinin hanesine.gizli bir cehennemi sızdıran delikli yazgı yazın meyvelerine sinen o sabah buğusu.bütün göklerden kayar bir yıldız. ince yaldızlı-ince hırçın-ince burkulmuş-incelikle silinmiş-meleklerin mevsimi mi var.
....
bir gün beni suçlarınız yüzünden linç ederseniz..yüzünüzün gülümsemesini isterim..
gözyaşları güneşten kıymetlidir.içe akıtılarak bir nehir kurmak...bir sal yapmak..ve acının ötesindeki bir adaya kaçmak gerekir.
bir gün beni suçlarınız yüzünden yok ederseniz...nehrin içinde kanınızdan bir parça olmasın...
..............
eğik
Ehl-i: icindeki nedensiz katliamI tiye alan yIlan |
|
| Başa dön |
|
 |
bodosalbatros Yazar

Kayıt: Oct 28, 2006 Mesajlar: 388 Nereden: kuyu'dan
|
Tarih: Cum May 23, 2008 12:32 am Mesaj konusu: |
|
|
bugün 23 Nisan..
en çok çocukların günü..
ve en en çok onların günü olmalı.
sokağın şefkatine sığınmış ve sürekli kalbi hırpalanmış çocukların yani...en yenik onlar hayata başladı..ve en çok çocukluk onlarda eksik kaldı..
daha güzel bir yarın için kayıp günleri kuyu bu çocuklara daha sıkı sarılmak dileğiyle...
kutlu olsun...23 Nisan.
çocukluğu imkansız çocuklarınsa daha çok.
onlar ki.
avuçlarında masallar...insanlığın günahına dönüşürken.
ve inanmak istedikleri kahramanlar bakışlarındaki ışıltıya kadar onları soyarken..
ve sevmek istedikleri kediler gibi çöplerin içinde güneşi ararken.
kırılırken elleri madenin asık suratlı dünyasında.
biz hayatin kelebeklerini vururken..hala kendileri yüzünden sandılar.
Ehl-i: z_uyku |
|
| Başa dön |
|
 |
bodosalbatros Yazar

Kayıt: Oct 28, 2006 Mesajlar: 388 Nereden: kuyu'dan
|
Tarih: Cum May 23, 2008 12:53 am Mesaj konusu: |
|
|
iki kişiden biri omuzsuz diğeri sırf omuzsa diyalog bir cinayettir.
sırtını dönmek için yapması gereken omuzuyla yere paralel bir buçuk daire çizmek.
başlıyor ..cok basit.anlık..hemen bitecek bu buçuk dairenin işi.
diğeri bu daireyi işlemek zorunda..her milimine bir parça kalbinden bir parça
düşlerinden düşürmek ...zorunda.
iki kişi konuşurken biri
omuzsuz diğeri sırf omuzsa
bu konuşma bir infazın kara kuşağıdır.
iki ucuna da birer kelle asılır ama sadece biri öldüğünü bilir.
dışardan bakınca iki kişi ağız ağıza vermiş konuşuyor..
birinin ağzına mayın döşenirken..oysa diğerinin ağzı o birini yutuyor.
fincanı kırıyor bakan..fincanı kırıyor.
telve1
Ehl-i: icindeki nedensiz katliamI tiye alan yIlan |
|
| Başa dön |
|
 |
bodosalbatros Yazar

Kayıt: Oct 28, 2006 Mesajlar: 388 Nereden: kuyu'dan
|
Tarih: Cum May 23, 2008 10:46 am Mesaj konusu: |
|
|
düş kurana bu düştür dersen-düş kuran ölür
her düşçü düşünün bir iddasıdır.
bir düş tamamlanırsa
düşünü gezen gene ölür ..
hayat -düş arasına gerilmiş kalp çekilince;
düş dünyaya yıkılır-kıyamet.
sevmek gerekir kırıkları..bu sefer de dünyayı yaşamasına bıraktıkları
için.gene kıyamet .
.......................kırıklarının arasından görebilirsin ayı sadece..hem.
düşlerini kırarak koruyorlar inkarcıların göğünü.
çatlaklardan geçen martılardır gökteki tek mavi.
aşk dersen.martılardan umut için kopartılan çocuklar.parçalanmış kuş göğsü.
kıyametin külü.
kıyamet
Ehl-i: kriz-aL heceleyis |
|
| Başa dön |
|
 |
bodosalbatros Yazar

Kayıt: Oct 28, 2006 Mesajlar: 388 Nereden: kuyu'dan
|
Tarih: Cum May 23, 2008 10:49 am Mesaj konusu: |
|
|
...
En son bodosalbatros tarafından Cum Hzr 20, 2008 4:47 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 328 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cum May 23, 2008 7:29 pm Mesaj konusu: |
|
|
Kelebek bir rüzgar kızıdır. Dünya bu kelebeğe pervane. Kanat dünyaya değince metal kuşlar yumurtlamaya başlar havada. Patlayan yumurtalar kelebeğin hafifliğinden nefret eder. Hafiflik eğilir kadının cehennemine, ateş çalar ve bu ateşi doların üstüne yapıştırır.
Hikayeler ve darb-ı meseller gözlerini güneşe kapatmıştır. İçinde tuttukları ağırlığı insan oğlunun hafızasına böyle nakşedebilirler ancak. Ağırlık kelebeği börtü böcek yapar. Kelebek hafiftir. Eser, rüzgara dönüşür herkesin saçlarında modern bir tokadır o artık.
Parmaklarımız, kelebeğin oyuncakları. Toka uzun bir parmaktır. Bir düğmeye dokunur, halifeler kuyu kazmaya başlar.
Güneş, herkesin içinden çağırıyor kıyameti. “Bir daha çıkarmayacağım bu kalabalığı tepeme.”diye düşünürken, yıldızlar tarafından tokatlanıyor.
Küskün bir güneş,
Kalsiyum eksikliği yaratır. Kepek yapar.
Ve
Bana sigarayı bıraktırır.
Beş parmağını gösteren yıldızlar,
Dizlerini kırıp susan ayın cariyeleri.
Ay,
Modern zamanın ayak izi. Armstrong’un ilk kulübesi.
Sabır ihanettir. Zamanın sırtına yapışan kocaman bir diş. Eski paslı bir jilet. Herkesin eline gayrı ihtiyari tutuşturulan gelecek korkusu. Bu da paslı ve eski.
Çocukların seslerinden yaratılır insanların kalpleri.
Korkunç sessiz bir gürültü var orda.
Çarpar...çarpar…
Çarptıkça, damarlar kaçakçıların at kişneyişlerine dönüşür.
At ürker,
Kaçakçı düşer,
Ve ben,
Devlet olurum.
Çarptıkça bir kırba dökülür.
Biri uyanır yatağından
Ve
Yolculuk başlar.
Beş vakit namaz ve "beş rekat insan olmak” farz olur boşluğa.
.
.
. |
|
| Başa dön |
|
 |
|