Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 68 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

"Ve" Asla Sadece Bir Bağlaç Değildir...


"Ve" Asla Sadece Bir Bağlaç Değildir...
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19 ... 30, 31, 32  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt May 17, 2008 9:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çıkış yok...

Sesimin son perdesi de suskuya dönüşünce, kıdemli üsteğmen sazı aldı eline ve neredeyse tüm bölüğün bizi dinlediğine emin oluncaya kadar bağırıp çağırıp sayıp sövdükten sonra "Mozambik ordusu mu ulan bura?" diye bağladı lafını. Bu olayın arkasından adımız bir iki hafta kadar mozambik askerine neye çıktıysa da, tutmadı ve asıl lakabım 'Joko' ya geri dönüldü. Bu joko "joker komando" nun kısaltması. Nereye gönderirsen gider, ne iş versen yapar ve şakacı kimliğiyle bu arada kendi dalgasına bakar hesabı ben özel şapkama joker yazdırmıştım oradan kalma. Yine dağılmayalım, sonra iş ne yapalıcağı kısmına geldi. "Kaç kişi var senin atış yapmana?" diye sordu en sonunda. "Kabaca hesaplayıp bir rakam söyledim, "Git bölüğe bağcıklı pantolanla geri gel ve atış sırasını sakın kaçırma!" diye bağladı azap yolunu. Uyanığımya hemen tüfeği bırakmaya yeltendim, ama ne mümkün, "Tüfekle gideksin!" kükremesi geldi anında. Koştur babam koştur, az buz yol değil, asos'u tırman sağa dön bir kilometre yol al, ardından iki üç kilometrelik düz yol ne derken bölüğe vardım ama depocu arazi ve benim tüfekle yukarı çıkmam yasak. Gözümü karartıp merdivenlere yöneldim ki nöbetçi subayla burun buruna geldik. "Hayırdır?" gibisinden karşıladı, durumu izah ettim ve o korktuğum kural önüme dikildi, "tüfeğini bırak yatakhaneye öyle çık!" Depocu yok oğlu yok derken çaycı askere rastladım ve bu benim kurtuluşum oldu. Beni sever, çayocağını açtı ve tüfeği bırakmama ve beni beklemeye söz verdi. Es kaza ortadan kaybolsa, tüfeksiz geri dönmemin yolu yok ama düşünecek zaman da yok, koşa koşa tırmandım merdivenleri. Gittim çamaşırhaneden kirliler arasından elime ilk geleni ve muhtemelen en çamurlusunu ama sağlam bağcıklı olanını giydim indim aşağı. Tüfeği sırtlandığım gibi aynı yola vurdum kendimi, bir ara orucu bozma gibi bir fikir geldi aklıma koşarken ama, aman oğlum gavura kızıp dellenme diye avuttum kendimi. Çok şükür sıram gelmeden yetiştim ve "Emir yerine getirilmiştir!" komutanım diye soluk soluğa esas duruşta tekmil verdim üsteğmene. Kurumuş çamurları üzerinden dökülen pantolonumun paçalarına baktı ve "Geç sırana!" dedi sadece. Gel de atış yap tüm bunlardan sonra, elbette üç atışın üçü de karavana...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt May 17, 2008 10:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu arada sevgili Yasemin amcanıza 265'i dönemden selamımı iletin lütfen. "Karpuz çeşmesi" ismi aklımda kalmamış ancak kesin nasiplenmişimdir suyundan. Ayrıca burada yazdıklarımdan şikayet ettiğim anlamı çıkmasın, ben bu eğitimden geçtim ve döktüğüm ter neticesinde bröve almaya hak kazandım ve dönem yüzüğünü hala parmağımda taşıyorum gururla...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Çünkü ben bu ülkenin gördüğü en iyi yazarım! Durmayın gülün, gülün, ama bir gün gelecek ve eserlerim öyle ünlü olacaklar ki, insanlar Fransızca konuşun yerine, Moliere'in dilini konuş diyecekler..."

Moliere, film, bir yazar sarhoş masalarına kendini anlatıyor.

Dile hakimiyet ve onu mükemmel kullanarak ölümsüz kılma fikri! Yeniden doğsaydım veya yeniden başlamak için daha genç olabilseydim eğer sadece bu ülkü için harcardım her nefesimi, sadece bu ideal benim anlamım olabilirdi ve o zaman korka korka değil, göğsümü gere gere "Ben yazmak için yaratıldım!" sözünün hakkını verebilirdim. Türk dili layık olduğu yazarını henüz bulamadı ve şimdi boşlukta salınan bir sandal gibi rotasız ve kaybolmuş ilerlemek zorunda. Bu konuda yaram derin...

Drsitare, Kertenkele ve Kumsaati'ni özledim bu akşam...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Pts May 19, 2008 8:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dumanlanarak ve hayatın akışına hayran ve dışında yeralarak, anlamadan, kırmadan, haykıra haykıra susarak, koşarak, düşerek, dizinin yara kabuğunu soyup etin yeniden kanlanmasını seyrederek, ağlayıp gülüp, herşeyin eninde sonunda dibe vurduğunu düşleyerek...

Modern Cyrano nasıl olunur? Mesaj yazılmasına yardım ederek. O kadar yazıp çiziyoruz bari işe yarasın hesabıyla, de neyse görünen o ki bugün yazmak nasip değil bu mevzuyu, yarına Allah kerim...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Sal May 20, 2008 12:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Gereksiz Faruk" tamlamasının "gereksiz" kısmının icadı bana ait. Faruk ben dükkana ilk geldiğimde askere gitmeye hazırlanan oto elektrik kalfasıydı. En olmadık zamanlarda tuhaf isteklerde bulunması, haftalığının iki katını benim dükkandan aldığı ıvır zıvıra harcaması, diyelim ki ben müşterilerle meşgulum, elinde ufak bir bozuk para ile şu ne kadar, bu ne kadar diye sorması saflığından kaynaklanıyor anlıyorum ama kimi zaman da çekilmez bir hal alıyor birader, ben de tuttum buna gereksiz lakabını taktım. Askere gitti yine kurtulamadık, bu seferde telefonla çağrı bırakma olayları başladı. "Ne var?" diye açıyorum telefonu, "bişey yok, nöbetten geldim" diyor, "Ee" diyorum, anlatıyor birşeyler ve lafın sonunu "abi bana kontör göndersene..." diye bağlıyor. "Kapat lan telefonu, çavuş geliyor yanına şimdi..." diye kızıyorum buna, aradan bir kaç gün geçiyor yine aynı terane.

Sonra askerden geldi ve fabrikaya işe girdi, ilk iş cep telefonunu yeniledi. Vardiya saatleri dışında yine benim buralarda takılır, ama herhangi bir işim düşsün, hiç sektirmeden ve para mara almadan yapar. Annesi epeydir kız bakıyor bizim Faruk'a, Gebze kesmedi, Iğdır'a gidecek bu yaz ne derken, uzak akrabalarından bir hatun meğer gizliden gizliye bizim oğlanı gözüne kestirmiş epeydir. Bir kaç akşam önce yine Faruk bana çağrı bıraktı, şu ana kadar benimle çağrısız telefon görüşmesi yaptığı görülmemiştir, zaten kontör yüklediğinin ertesi dakikası kontörü biter dananın. Herneyse bu sefer bizim ilkokul iki terk Faruk'a kız mesaj göndermiş ve bizimki ne demek istediğini ve ne yazmamız gerektiğini soruyor gece yarısına çeyrek kala. Bir yandan da dükkanı kapatıyorum, bu bir kaç çağrı daha yapıyor, kulak asmıyorum ve en sonunda dükkanın kapısını içerden kapayıp bir bira ısmarlıyorum kendime. Kız uyanık, sadece düğmeye basmış ama net olarak hiçbir açılımı yok mesajın. Bu tür şeyler mahremdi ne pek de düşünmüyorum, cevap vermem gerektiğini varsayıp, ortalama bir yol izleyerek, bir kaç bariz dil ve imla hatasını da içine serpiştirerek yazıyorum mesajı gönderiyorum Faruk'a. Daha sonra bu bana yine çağrı atıyor ve küfrederek herşeyi yarına erteliyorum. Yolda giderken aklıma geliyor, es kaza benim hanım telefonun mesaj kısmına baksa ve Faruk başlığı altında yazılanları okusa, hızını alamayıp cevabına da okusa nasıl bir komedi yaşanır diye. Hayatta işi olmaz, o benim ciğerimi bilir zaten, uyy ana muhteser! (Lazca dediler, doğrumu bilmem, anan kurban olsun sana gibi bir anlamı varmış...) Herneyse ben bela almışım meğer başıma, ertesi gün akşama kadar mesaj yazdık birlikte, son demlerinde artık alışması gerektiğini söyleyerek mesaj yazma işini kendisine devrettim, bu seferde kontrol etmem için getirmeye başladı. Bu arada parça kontör parası beş liranın benim kasadan çıktığını ve Faruk'un hesabına yazıldığını bilmem ki söylemeye gerek var mı? Kız da cevval birader, iki dakika durmuyor, derken akşam dokuza doğru olay farklı bir boyuta geldi, kız demez mi "sen evin tek oğlusun evlendiğimiz de ben annenlerle birlikte oturmak istemiyorum!" diye. Bir yandan harbi olması güzel, diğer yandan dakka bir gol bir, ben dedim "...ktir et oğlum!" ama bizimki farklı frekansta. "Ne halin varsa gör..." diyerek geriye çekildim. Gece birlere kadar devam etmiş mesaj trafiği, sabah oldu hala devam, inşallah kız aradaki farkı anlamamıştır diyorum bir yandan. Ama devam ettiğine göre iyi kıvırmışım bu işi. Herneyse bu telefon işi farklı şeylere sahne olabiliyor, Avcılar'da başımdan geçen bir telefon mevzusu daha var ki evlere şenlik, ama onun hikayesi de akşama artık...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Sal May 20, 2008 7:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Avcılar'da matbaa ajansında çalıştığım vakit dükkanı eski ortağıma bırakıp İstanbul'a yerleştim. Ama haftasonları Gebze'ye geliyorum ve dükkanı çekip çeviriyorum ne derken benim eski çırak Demirel lakaplı çingene Bülent uğradı bir pazar ve bana bir telefon numarası verdi kendine ait olduğunu söyleyip. Üç beş ay aklıma gelmedi ama bir akşam arayacağım tuttu. Üç beş bekledim baktım ses seda yok kapadım telefonu ve ışıkları kapatıp nete takıldım. Aradan bir iki saat geçmedi bilmediğim bir numara beni aradı genç, sinirli ve sert bir erkek sesi ve daha yeşile dokunup "Alo" der demez "Sen kimsin!" hitabıyla karşıladı beni. Şerbetliyimdir, "Sen beni aradığına göre, sen kimsin?" dedim sektirmeden. Adam, "Benim karımı aramışsınız bir kaç saat evvel, söyleyin siz kimsiniz? Ve nerede oturuyorsunuz?" diye daha alçak perdeden saydırmaya başladı. "Kardeşim ben kimsenin karısını kızını aramam, işim olmaz, bir yanlışlık falan olmalı..." diyorum, ama "Bakın burada telefon elimde ... ....... nolu telefon sekiz kırk iki de çağrı bırakmış, bu telefon size mi ait?" "Aynen öyle, ancak ben ne sizi tanırım ne de eşinizi, bir yanlışlık var bu işte" diyorum ama, amca heyecanlı heyacanlı devam ediyor. Biraz alttan alıp, onu sakinleştirme yollu konuşmaya başladım bu sefer, "Kardeşim benim ismim Ahmet Hamdi Turhan, İstanbul Avcılar'da ikamet ediyorum üç beş aydır, sizin telefonunuza çağrı bırakmam mümkün değil, üstelik ben nişanlıyım, iki ay sonra düğünüm var..." deyince bizimki kendisinin Konya'da oturduğunu ve yeni evli olduğunu söyledi. Aklıma hala bizim Bülent gelmiyor. Neyse "İyi akşamlar!" diyerek kapadık telefonu ve daha kapatır kapamaz Bülent'i aradığım aklıma geldi. Tamı tamına sekiz kırk iki de aranmış. Açtım telefonu hemen "Kardeşim kusura bakmayın, ben bir arkadaşımın telefon numarasını alırken hata yapmışım, ben sizi değil onu aradığımı düşünüyordum ancak açılmayınca kapadım ve siz öyle söyleyince de aklıma gelmedi..." diye özür diledim. Bana mutluluklar bile dileyerek kapadı ve hemen Bülent'in yanlış verdiği telefon numarasını çöpe gönderdim. İyi de şöyle bir senaryo da aklıma gelmedi değil ondan sonra. Diyelim ki o an aksi bir anımdayım ve bu denli kaba bir başlangıca, küfürle ve olumsuz yanıt verme gafletinde bulundum olur ya. Amca zaten heyecanlı ve belli ki normalin üstünde kıskanç bir kişilik, evde bu mevzu yüzünden hiç suçu günahı olmayan o kadının pozisyonu ne olurdu düşünmek bile istemiyorum. Her zaman ağırbaşlı ve ılımlı olmakda fayda vardır gibi bir çıkarımı var tüm bu hadisenin.

Bir keresinde de yine Konya'dan genç bir kız beni tesadüfen aramış, canı sıkılıyormuş ve telefonu rastgele çevirip konuşarak kendini avutuyormuş, ayrıntıları geçelim, bir ton nasihat verdim ve bu şekilde ancak belasını bulabileceğini söyledim kendisine son söz olarak...

Slogan; "Hayat güzeldir",

Yeni üye olduğum site www.izdiham.com'un yeni logosu bir sigara üzerine yazılan "Yaşamak sağlığa zararlıdır!" yazısıdır ve Tuğçe'ye de hediyemdir,

Kertenkele ve Kumsaati özlemi bitti ama Drsitare halen devam etmekte,

ve,

Mahalleme hediyemdir;

Oya İşboğa, Ayşe Taş, Bülent Ersoy, Hamiyet Yüceses ve Umut Akyürek söylüyorlar,
Çekim kötü, ses ayarsız ama, Ayşe Taş'ı beğendim ben bu akşam, taş gibi bir yorum, oturaklı ve sade;

Bakmıyor çeş-i siyah feryade;
http://uk.youtube.com/watch?v=m30XdDVA9Ug&feature=related
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 328
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Sal May 20, 2008 8:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

tiananmenian...

. (bir nokta)
? (bir soru işareti)
ve
! (bir ünlem işareti)


soluklansın... şüpheduysun... hissetsin...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş May 22, 2008 11:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlk defa yazdığım bir şey yayınlandı, fotoğrafımı maymuna çevirmişler biraz, üstelik iki tane de çok bariz yazım hatası yapmışlar ama olsun, bugün benim yazımı İstanbul'da "Gaste" okuyan herkes gördü...

Ne bileyim yav ( ya hu da olur ama, canım konuştuğum gibi yazmak istiyor bu gece...), dolmuş şoförü Yamuk Nedim amcam sayesinde edindiğim o gazete kağıdında kendimden bir parçayı görünce bir tuhaf oldum. Çok özel bir duygu hali, bu gece Allah'a "beni bu an için var ettiğin için teşekkür ederim" deme günü...
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1438

MesajTarih: Prş May 22, 2008 11:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

genç köşe... tebrikler

fotoğraf değişebilir mi...?
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1458
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş May 22, 2008 11:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Vallahi ben dört * dört de ki sırtı dönük fotoğrafa razı idim, ama bunlar neredeyse yirmi adet poz çektiler, ama yayınladıkları fotoğrafta gözlükten başka hiçbir yeri benzemiyor bana. Çok da önemli değil elbette, görüntü hiçbir şeydir, beğenilmek gibi bir kaygımız yok çok şükür, beğenmesi gerekenin yüreğine taht kurmuşuz nasılsa, gerisi hikaye...

En son tiananmenian tarafından Cum May 23, 2008 8:46 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Cum May 23, 2008 8:21 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Yapacak bir şey yok... Ya bu deveyi güdeceksin, ya deve dikeni bölgesinde geberip gideceksin..."

Tebrikler tian.
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Cum May 23, 2008 8:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Seni tüm İstanbul, tüm Türkiye, hatta dünya okusun istiyoruz elbette. Ama yine de herkes okuyunca insan kıskanıyor. Ben her zaman, burada, sadece bize yazdığını veya en azından, yazılarını ilk bize okuttuğunu düşünmek istiyorum yine. Bencilimdir...

Bu arada, resim üzerinde hayli oynayıp, sanki daha çok Engin Ardıç'ın gençliği ile az Hasan Cemal karışımı bir şeye dönüştürmüşler, ortaya karikatürize bir durum çıkması normal tabii.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cum May 23, 2008 8:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"beğenmesi gerekenin yüreğine taht kurmuşuz nasılsa, gerisi hikaye... "


Asl'olan bu... di mi, Hocam:)

Ve de o tahtı korumak :)

Gerisi hikâye :)
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Cum May 23, 2008 8:56 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Zincir



“Burası
İstanbul... Herkes
haklıdır
kendi
meşrebince”



Yapacak bir şey yok... Ya bu deveyi güdeceksin, ya deve dikeni bölgesinde geberip gideceksin... Ekmek yemek, elektrik faturalarını ödemek, ayakkabı almak, sakız çiğnemek, rüya görmek, burnunu kaşımak, türkü dinlemek, el çırpmak, dişlerini fırçalamak, kaşlarını çatmak, bira içmek, uyumak, çarşafları yıkamak, kapıları kilitlemek ve benzeri binlerce eylemi günlük hayatına iliştirmek zorundasın bir kere.
Böyle dillendirildiği vakit saçma sapan yaptırımlar zincirine dönüştüğünün farkındayım ama kaçış yok. Çağla Şikel’in Bodrum’da giydiği bikiniden, Mustafa Sandal’ın son klibine; yüzlerce görüntüyü gün aşırı beyne enjekte etmek ve ardından hazmetmek de ayrı bir mevzu. “Ben hiçbir yere ait değilim” çığlığı bir rock müzik konserinin en orta yerinde kafa sallamaya yaramıyor, olsa olsa bira içip sızarken Allah’a, “Bugün de bana verdiğin hayata tahammül ettim, ancak yarın ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yok” derken bulursun kendini. Yastığa başını koyduğun andan itibaren aslında en ateşli eyleminin uyumaktan ibaret olduğu fikriyle oyalanırsın bir müddet. Hiçbir şey ile bir şey arasında sıkıntılı bir cenderedir geçirdiğin gün ve tozu alınmamış mutfak rafları kadar çaresizdir bedenin.

Bir başkasının gelip seni cehenneminden çıkaracağı hayali artık yol üstünde çalı dikeni eziyetten başka bir şey değildir ve ‘bir millet uyanıyor’dan o halde ‘ben niye hâlâ mahmur gözlerle onları seyrederek uykuya dalıyorum’a dönüşümdür olagelen. Bu arada Kadıköy’ün kalabalık caddesine sürüklendiğimi ve bir kızın önce bana sıkı bir omuz atıp, ardından “Önüne baksana be” deyişiyle irkiliyorum. Ben iki adım atar atmaz babamın ‘öküz’ ya da ‘ayı’ olduğuna dair düşünce beyanında bulunacağından adım kadar eminim. Gitsem yanına, “Aslında durum sandığınızdan daha farklı hanımefendi, babamın Sri Lanka Büyükelçiliği’nde İkinci Katip olması ya da mezbanede kasap olması benim keş veya dünya rekortmeni bir yüzücü olmamı zerre kadar ilgilendirmiyor. Hem bildiğim kadarıyla kendisi öküzü sadece annesinin köyüne gittiği vakit saban arkasında ya da kurban bayramı öncesi mal pazarında; ayıyı da her yaz memlekete gelip bir iki ay kalan çingene sirkinde sarhoş Bekir’in zinciri eşliğinde defle oynatılırken görmüştür. Vakit olsa size daha çok şey anlatırdım kendisine dair... Ancak İstanbul’da yaşama kuralları gereği görüyorum ki, beni kapkaççı veya sapık sanmanızdan irkilip yürüyüp gitmem gerekiyor yoluma. Üstelik omuzu yiyen de benim öncelikle, dalgın olmam size bana çarpma ve üstüne hakaret etme lüksünü bağışlamaz.

Ancak burası İstanbul ve herkes haklıdır kendi meşrebince. Sırf bu yüzden bazen gözlüklerimi çıkararak yürüyorum yollarda, kimsenin görüntüsü iki metreden evvel beni esir almasın diye. Hele güneşliyse hava daha iyi, siluete dönüşür İstanbul anında...


tiananamenian
Başa dön
issinabi
Yazar


Kayıt: Feb 13, 2008
Mesajlar: 133

MesajTarih: Cum May 23, 2008 11:13 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tian benim okuduğum en kendi ve en etkileyici yazardır. Türk matbuat tarihinin en yırtıcı yazarının kalemini kırması üzerine büyük bir boşluğu doldurmuştur. Büyük tesellimizdir. Metinlerini bizimle paylaştığı için minnettarız.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19 ... 30, 31, 32  Sonraki
18. sayfa (Toplam 32 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok "Varlık her zamankinden de çok v... KediKara Martin Heidegger 0 Cum Arl 05, 2008 1:53 am
Yeni mesaj yok " Doğan Grubunu boykot çağrısı&q... Poe Güncel Olaylar-insanlar 21 Prş Eyl 18, 2008 11:20 pm
Yeni mesaj yok "İyi şiir her zaman dinidir" Poe Şairler ve Şiirleri 0 Pzr Ağu 03, 2008 1:30 pm
Yeni mesaj yok Futbol Sadece Futbol Değildir akrebingozleri Güncel Olaylar-insanlar 9 Pts Hzr 23, 2008 3:45 pm
Yeni mesaj yok Ya Şimdi Ya Asla ozanyazar Kısa Öyküler 0 Sal Hzr 03, 2008 3:29 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke