Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 55 Üye Adayı ve 7 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Ahmed Arif


Ahmed Arif
Sayfa Önceki  1, 2
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Prş May 15, 2008 9:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu başlığı hazırlarken Ahmed Arif’in tüm şiirleriyle; dergilerdeki hakkında yayınlanmış yazıları harmanlamayı düşünüyordum… Ama yerleştirme aşamasında, ana sayfada hemen hemen tüm şiirlerinin olduğunu gördüm…

Şimdiye dek yeni bir başlığa başlarken genelde var olan verileri incelemeden girişmezdim… ama gözümden kaçmış / dalgınlığıma gelmiş…

Bu durumda şiirleri tekrar vermek yersiz olacak…

Bir iki konuşmayı daha ekleyerek başlığı kapatacağım…
Başa dön
ANLAM-SIZ
Forum Yöneticisi


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 839

MesajTarih: Prş May 15, 2008 10:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ellerinize sağlık sn gunfrfd. Burada da olması gerkiyormuş demek ki.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Prş May 15, 2008 11:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Ellerinize sağlık sn gunfrfd. Burada da olması gerkiyormuş demek ki.


Sağolun Sn. ANLAM-SIZ ... ama ben gene de ilgili yazıları yerleştireyim... Şiirler için ana sayfadan yararlanalım :)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Prş May 15, 2008 11:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Alıntı:
«DOLU YÜREĞİN HINCI» BİR OZAN
AHMED ARİF



Fikret Otyam / Ankara - 22 Aralık 1968



Yıllar yılı, dağ bayır dolaşıp derlediğim kutular dolusu halk türküleri ses bandlanndan birinin listesinde «15-210. Ahmed Arif: Ben de bu dünyaya geldim geleli ve Ahmed Arif 'in kendi sesinden şiirleri» yazılıdır.

Kutular dolusu türkü bandlarının arasında, Ahmed'in, kendine has deyişiyle «Ben de bu dünyaya geldim geleli» türküsünün hemen ardından, sanki halkın yüreğinden fışkırmış şiirler vardır, Almed'in, kendi sesiyle.

Ahmed Arif'in şiirleri soylu halk türküleri ağıtlar gibi, arı, keskin, acı ve namusludur, Bunları, yani Ahmed'in şiirlerini, dinleyenlere bakmışımdır köyde, odalarda, abalarda en ufak bir yadırgama görmemişimdir. Halk, iyi bir türkü dinlermiş gibi, kendi sesini, kendi acı burukluğunu, zaman zaman çaresizliğini ve zaman zaman yaşama sevincini, karşı koyma ve dayatma gücünü, o soylu umudu bulmada bu şiirlerde. Onun için işçisiyle, köylüsüyle halk, asla yadırgamaz Ahmed'i.

Evime gelen ak saçlı, başından kaç kez sürgünler, iskânlar, çeşitli belâlar geçmiş bir Doğu'lu milletvekili bandları dinlerken birden «dur» demişti.

O'na bir türkü dinletmek istiyordum… «Dur hele…» Durmuştum ...

Makinada Ahmed'in şiiri dönüyordu, şiir bitince bir ,daha, bir daha tekrar ettirdi. Gördüm ki, koca adam, usul usul ağlıyor! Unutamam bunu».

Aynı şey, Roma'da, Budapeşte'de, Sofya'da da oldu.

Türkçe bilenler, bilmeyenler, anlayanlar, anlamayanlar tam deyimiyle «çarpılıyor ve tarifsiz bir haz» duyuyorlardı bu şiirleri dinlerken. Tek kelime dilimizi bilmeyen William Saroyan ile Konstantin Simonov da bu hazzı duyanlar arasında.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Prş May 15, 2008 11:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ahmed bir başka okur şiirlerini. O'nu dinlediğim zaman kitaptan okurken aldığım «haz» dan çok daha öte duyular içine girerim. O'ndan gayrı birinden dinlediğim zaman ise hep «Amma berbat okuyor» diye kızarım içimden... Şivesinden mi, kendine has uzatmalardan, vurgulardan mı bilemem. Bildiğim bir şey varsa şiiri O'nun kadar «duyan ve duyuran» birine bugüne kadar rastlamadığımdır.

Bir gece Sivas'ın köylüğünden gelen bir halk ozanı:

Ahmed'in okuduğu «Leylim Leylim»e sazla eşlik ediyordu... Ahmed, «Kırk Düğme» yeleğini hafiften çözmüş, şiiri gürül gürül okuyordu. Halk ozanı, sazına abanmış dokunuyordu sarı tellere. Hepimiz bi-hoş olmuştuk. Halk ozanı, dayanamadı, o biçimli başını küt küt diye duvara vurmaya başladı. Şaşırmıştık. Ahmed, daha bir içten başladı, kaldığı yerden... Âşık Feyzullah Çınar, belki de ömründe en güzel tezeneyi o gece vurdu sazın döşüne. Şiirden çarpılıp da başını duvara vurduktan sonra...

Konuklar gittikten sonra bi kez daha düşündüm, Ahmed'in şiirleri ile halkın yaşantısı arasındaki ilişkileri, duygu benzerliğini, acı gerçeği.

Halkın, köylüsünün kentlisinin, okumuşunun, okumamışının bu şiirlerden neden böylesine etkilendiğini düşündüm. Ahmed halkın kendisidir, sesidir, yüreğidir, hasretidir. Evet ezilen, horlanan, yıllar yılı kurşunlanan, parçalanan, talan edilen ama yine de ayakta duran, iyi ve mutlu günler düşleyen halkın ta kendisidir Ahmed.

Ahmed Arif'i, yıllar öncesi, Diyarbakır'da bir dergiye gönderdiği yazılardan tanıdım ilkin, korkusuz, zehir zemberek yazılardı bunlar. Sonra, Ankara'da «Adiloş Bebenin Ninnisi»ni ve «33 Kurşun» destanını kendisinden dinlediğim an sarsılmaz bir dostluk kuruldu aramızda. O gün, bu gündür, Ahmed'in kendisi, yaşantımızın bir parçası oldu. Üç bebem, Ahmed'in şiirleriyle büyüdü.

Ahmed, evde çocuklar katında, ne «amca»dır, ne de «dayı». Bebelerim O'na «Ahmed Arif» derler salt. Bebelerle «bebe», ariflerle «arif» tir Ahmed. Ve bebelerle oynaşır, şakalaşırken öyle mutludur ki, dünyada bir benzeri zor bulunur bu halin...
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Prş May 15, 2008 11:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ben burada Ahmed'in, şiirini, sanatını anlatmıyorum, bu cânım şiirleri yazan bir kardeşimi, bir can dostumu anlatmak istiyorum.

Ne bileyim, belki kızar, belki gönül kor, belki katılmaz ama, bencileyin Ahmed'in şiirleri bir çeşit «LSD» dir sanki. İnsanı öyle çarpar ...

Doğu'ludur Ahmed Arif ve bundan onur duyar. Doğu Anadolu insanlarında apaçık görülen mertlik, sertlik, gönlü yücelik, birleşir, kaynaşır ve sel gibi şiirine katılır.

Doğduğu topraklara ve o toprakların halkına, yiğit ve namuslu insanlara yürekten vurgundur Ahmed Arif. O'nun asıl mesleği vatanseverliktir. Bunda ustadır da. Ve der ki:


«Biz ki ustasıyız vatan sevmenin
Umut, saklımızda ölümsüz bayrak
Kırmızı, kırmızı
Dalga dalgadır.»



«Namuslu ve yoksul halk»a yüreğinin olanca sevdasıyla vurgundur dedik. Halkla soluk almak, her an bu namuslu ve yiğit halkı yaşamak, duymak ve bu halka onurlu, mutlu bir gelecek düşünmek, hazırlamak kolay olmamıştır, olmuyor da ...

Ahmed Arif, çatal yürekli bir devrimcidir. Ve de ustura gibi keskin... Yaşayan ozanlar içinde apayrı bir sestir. Gerçek bir halkçıdır, sözüyle, sohbetiyle, yazısıyla, şiiriyle ve yaşantısıyla.

Benim gibi çok yakın bir iki dostundan başka kimse bilmez ama çilelerin, acıların en korkuncunu çekmiştir. İşkence dehlizlerinde, zindanlarda geçmiştir en güzel baharları. Zincire vurulmuştur. Ve hasretinden prangalar eskitmiştir.

Öyle işkencelere katlanmıştır ki bunun hikâyesini dinleyecek çok kimsenin dudağı uçuklar... Ölümü göze almış ama arkadaşlarına, inancına, insanlığa ihanet etmemiştir ... Çıldırması için «dört yanı puşt zulaları» ile çevrilmiş, çıldırması için akla hayale gelmez, korkunç şeyler yapılmıştır. Şiirlerindeki o zehir zıkkım acılık, o korkunç öfke ve sonsuz derinlik, içe dönüklük, acep bundan m'ola derim kendi kendime ...

Devrimci bilinci, vatan tutkusu, halkından kopmazlığı, doğruluğu, usta kalemi, namuslu dünya görüşü ve bilgisidir, Ahmed'i ozan eden, Ahmed Arif eden.

Düşmanlarına karşı Ahmed'in en ağır küfürü «aşağılık burjuva» yahut «pis faşist» tir. Bundan başka hani şu «ayıp», dedikleri soydan ama kendine özge küfürleri de vardır. Bir bakıma tadına doyum olmaz küfürlerdir bunlar ama, burada yazmanın, anlatmanın oluru, olanağı yok... Yüreksizlere, iki yüzlülere apaçık «has ... tir» çektiği için zor sevilir. Ödün vermek nedir bilmediği ve dobra dobra olduğu için zor sevilir ama, bir kez sevilince de, öl dese ölünür.

Çiğ köfte yoğurmakta ustadır. Evine patates, makarna ve hamur işi besin girmez. Kendi deyimi ile «Etoburdur». Cıgarayı bırakalı yıllar oldu, rakıyı ancak kendisini gerçekten sevenler arasında ayda yılda bir içer. «İşçiyiz» der. «Her akşam içmek bize göre değil. Sabah erken işe gitmek gerek... Karaciğeri de çürütmek, kavgadan bir çeşit kaçmak değil mi? » Namuslu, cevherli şairlere hiç toz kondurmaz. Ama «Soytarı» dediği yeteneksiz ve şarlatan şairleri hiç mi hiç hoş görmez ve yüzlerine karşı basar kalayı.

Bir yıl oldu evereli. İşten eve, evden işe, «Kırar boynunu yürür ... » «Belinde Diyarbekir Kuşağı, zulasında kim bilir hangi hınç, hangi mısra. Yürür namus bildiği yolda ... »

«Budur ol hikâyet... ol yiğit Ahmed ... »
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Prş May 15, 2008 11:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

AHMED ARİF


Şiir el sallıyordu hafiften
Ölgün Sezar gibi bizlere
Dönmez sanırdım gittiği yerden
Bir gün Lorca'ya çalan yüzüyle.

Senin şiirindi niceden
Çiçeği gizli açan akasya
Lav gibi tomurcuğu geceden
Patladı çıktı işte, sabaha.

Sıcacık düşlerindi yıllarca
Dişlerinde sancı gibi beklettin,
Şiirinle, insandolu sevdanla
«Hasretinden prangalar eskittin.»



Nedret Gürcan
(Yeditepe Dergisi, Mart 1969)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Alıntı:
AHMED ARİF
KAHRAMANLIĞI



Şevket Apalak (Soyut Dergisi, Mart 1969, Sayı: 11)




Türk şiir çizgisinde oluşmuş merkezler içine girmeyen, onların merkezkaçı dışında kalmasını bilmiş ozanlar var. Toplumculuğu yüklenmiş, bu inançları ve erekleri uğruna ödün vermeyen ozanlar. Ahmed Arif onlardan biri; en değişikleri…

Bir başkalığı, yereyselliği en çok taşıyan; yabanın kokularını, inançlarını, havasını en çok duyuran biri. Dolaylı olarak değil, doğrudan doğruya halkı veren ve halkla karşı karşıya gelen bir halkçı ozan. Şiirini bulvarlarda, içkisinin önünde değil; yurdun köylerinde, dağlarında, hamaklarında, subaşlarında kurar. Onların söyleyişiyle oraların sıkıntılarını, sorunlarını, özlemini yazar. Kentleri,. kent sokaklarını anlatırken bile bir kopukluğa varmaz. Kişiliğini oturtmuştur, bütünüyle kurmuştur devrimci sanatını.

Ve ulaşır destanına... arzulu ulaşır.

Yaklaşılması en kolay ozan olarak kendini vurguluyor Ahmed Arif. Bütün toplum katlarında anlaşılma olanağı olan bir şiirin yaratıcısı olmanın sevimliliğini, içtenliğini taşıyor şiirleri.

Çeşitli özelliklerle belirginleşen bir büyük topluluğa seslenebilmeyi sağlayan nedir? Bu ondaki Yunus'luktur, yüzyıllar sonra bütün bir insanlığı etkileyebilen, duygulandıran, sevdiren Yunusluk.

Halkın ozancalığı, imgesi, söyleyişi egemen Ahmed Arif’e. Yetiştiği yerlerden, öğrendiklerinden kopmamasını ve bu yaşamın, gözlemin oluşturduğu birikimi iyi kullanmasını biliyor. Bu kaynaklarla o büyük şiirlere, hercai menekşe kokan, tüfenk (Anadolu’da tüfek anlamına geliyor) gürültüleri taşıyan; insancıl, devrimci bir yörüngeye oturmuş şiirlere varıyor.

Şiir biçimini de iyi seçmiş, destan. Zaten böyle bir öze başka kılık da düşünülemiyor.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ahmed Arif halk gibi söyleyişin doruğundadır. Bunu; kimi halk deyimleri, sözcükleri; kimi de halk şiiri özellik ve biçimini kullanarak yaratır.

Halk türkülerinden, deyimlerinden yararlanmış diğer ozanlarla Ahmed Arif arasında benzerlik kurmak yanlış olur. Onlar her şeyden önce kentlidirler, kentsoylu izler taşırlar.

Hasretinden Prangalar Eskiten, Ay Karanlık gecelerde, Leylim-Leylim çağıran Ahmed Arif ise halk oluşuyla bambaşka bir özellik kazanır.

Ahmed Arif'in halk gibi söyleyişi, arada halk ozanlarının deyişine varır. Şu dizelerin altına Yunus'un, Karacaoğlan'ın, Ruhsati'nin imzalarını koysak yadırganmaz:


Hakikatli dostun muydu
Can koyduğun ustan mıydı,
Bir uyumaz hasmın mıydı
“Oooof” de bunlar olsun muydu



Yanlış anlaşılmasın, Ahmed Arif halk şiiri geleneği, alışkın kalıpları içinde değildir. Bu kaynakta doğan, olanaklarını taşıyan ama çağdaş şiir sanatının içinde yer alan bir ustadır o.

Dev soluğu kalıpların, kayıtların içine sığmaz. Yürekli, soluklu söyler; bağıra çağıra söyler. Bir kükremenin, bir destanın satırlarıdır dizeler.

Akşam- akşam, kara sevdam ağırır
Amân, amân hey ...


Onun değişik halk kaynaklarının yanı sıra, somut olanaklar olarak tanımlayacağımız halk deyimlerini, argo sözcüklerini şiirlerinde kullanması diğer bazı ozanlarda sırıtan özentilere benzemez.

«Filinta endam», «çatal yürek», «Zula» gibileri, ondaki yiğitçeliğin karşılığıdır, gözleridir, kanıdır şiirinin.

Bunların yanında katıksız bir halk insanının, kendi dışında oluşan deyim ve sözcükleri, kendi açısından yorumlayarak yarattığı söyleyişlerine de tanık oluruz. Yadırganmayan, sevimlilik taşıyan söyleyişler bunlar:

Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 10:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Söyleyiş biçimlerini, öğelerini halktan çıkaran, halkın yakınlık duyduğu, özendiği, katıldığı kaynaklara uzanan ozanda, şiirleme bu söz konusu söyleyişe uygun düşer. Bağırtılı, ferman dinlemez bir kılıktır bu. Yıllarca bekleyip birdenbire solumanın coşkun, duygulu ve görkemli özelliklerini taşır.

Ahmed Arif böylesi bir biçimi yeni duyarlık ve olanaklarla renklendirir. Dize içinde ve izleyen dizelerde tazelik, içtenlik taşıyan tek sözcük, kümelerini yineler. Özellikle bölüm başları ve sonlarında tanık olduğumuz bu oluş şiirin odağı olarak gerilimi oluşturur. Halk şiiri anlayışından gelmedir bu da. Ahmed Arif'in şiirini önder yapan, bu söyleyişin yanında dizelerini, şiirin kemiklerini ınım ınım saran iri bir insancıllık, toplumculuk, devrimciliktir. O, yüzünün her yanıyla ileriye dönüklüğünü, insancıl şavkını iletir. İnsana olan sevgisi, dostluğu büyük duvarlıklara erişmiş kahramanların simgesiyle bütün yeryüzü vatandaşlarına ulaşır.


Nasıl severim bir bilsen
Köroğlunu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri ...



Tertemiz, katıksız insan nasıl kirlendiğini, itildiğini, ezildiğini duyar. Onu soyanları saptar, gösterir, iletir çoğunluğa. Koşullanmalara, kurallanmalara karşın doğrunun, gerçeğin taşınması eylemine girişir. Bu itilmişliğin,


«Kalmışım bir başıma
Bir başıma ve uzak.»



diye anlattığı yalnızlığın, kopukluğun nasıl tükeneceğini, nasıl yolların çiçekleneceğini ışıklanacağını da önerir. Görevini, eylemini bellemiş ozanın eğiticiliği burada boy atar. Savaşı ve uğraşı gösterir, umudundan, umut çiçeklerinden söz eder. Geleceğin, özlenen günün kurucuları olacak genç ve namuslu kızlar, oğullar, Fikret'in umudunu bağladığı ve Halûk'un kişiliğinde simgeleştirdiği «elektrikçilerle» birleşir. Onun umudu yüreksiz, emeksiz birinin buruşuk ve yüzyıllanmış duygusu değil; bileli, sargın bir ülkünün itici, tırmalayıcı duygu yüksekliğidir.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 10:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapına kadar namuslu



Onun umudu bütün bir Anadolu'yu içerir. “Toros, Anti-Toros ve asi Fırat”, “Şahmurat suyu ...” , “Kökü Altındağ'da İncesu'dadır” söyleyişleriyle anlatılan Anadolu ve bu topraklarda yaşayan çilekeş Anadolu insanıdır.

Çağlardan yansıyıp gelen, savaşta ve barışta, tasada ve sevinçte, tarlada ve yuvada bir doğa gerçeği olarak soluklanan insanımız en güzel, katıksız olarak bu destana perdelerden sıyrılır. Yenilgisiyle, ezikliğiyle ve sevgi tüttüren yüreğiyle yakınımızda yaşamaya başlar. Yeryüzünde süren ortak yaşamanın sakat tutumlar sonucu ortaya çıkardığı sorunların etkisiyle kimi kaçakçı, eşkiya; kimi rençber; kimi «içerde» insanlarımızı dinleriz. Bu insanlık öyküsü hiç bir zaman ağlatıcı olmaz. Üzüldüğümüzde öfkemiz, yüreğimiz çoğalır, sesimiz gürül gürül vurur yeryüzüne.


Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Dom dom, kurşunu
Param parça ağzımdaki...



Bu insanlar çileden doğarlar. “Yalancı peygamberlere”, “Haydutlara” karşın yalnız, ama yürekli doğarlar. Sırtlarında mavzerin yükü, önlerinde kurşun, verirler yaşamak savaşını. Kardeşçe ve sıkıntısız yaşamanın umudu içinde vuruşurlar. Yüreklerinde umut yanında sevgi de tüter. Sevgisi de yiğitlik, içtenlik taşır, yüksek düzeylerde söz açılır.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 10:14 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Yediveren gül kardeşi bir arzu”da kaynağını bulur sevgisi, çağıldamaya başlar.

Savaşta, uğraşta ansınır, birden ortak olunur yola. Bazen bir tüfenk sesiyle, bazen bir akşam karanlığında görünüverir:


“Cellât nişangâhlar aynasındasın
Oy sevmişem ben seni…”



Aç, susuz, tütünsüz ve kelepçeli günlerinde bile kopmayan, tazeliği ve içtenliği süren sevgisi çeşitli kılıklarda belirginleşir. Bazen duyarlı, ince bir sestir:


İçmek,
Gözlerinde içmek ay ışığını



Ahmed Arif'in halkçı söyleyişini, dünya görüşünü kuran temel taşlarını aşağıya aldığımız dizelerde bulabiliriz. Halk söyleyişinin doruğunu belgeleyen bu dizeler onun bilimci, emekçi, savaşçı özelliklerini; umuduyla, sevgisiyle perçinleyerek su üstüne çıkarır. Ve çakılır usumuza, son zamanların en güzel söyleyişi olarak yüzyıllara koşmaya başlar:


Dayan kitap ile
Dayan iş ile,
Tırnak ile,
Diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.



Ahmed Arif söyleyebildiklerimizin yanında bitmiyor, uzuyor. O, bazen üzgün, bazen yiğit ve çokça umutlu oluyor; Urfa’lı Nazif’i, Ayşe’yi, Elif’i ve de Lorca’yı, Bedrettin’i taşıyan yüreğiyle yabanlardan iniyor; söylüyor…. Söylüyor….
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Arif Damar karelin Şairler ve Şiirleri 1 Çrş Tem 25, 2007 6:30 am
Yeni mesaj yok ahmed arif AyEsHa Şairler ve Şiirleri 21 Çrş Tem 05, 2006 8:37 pm
Yeni mesaj yok ARİF AY ihvan insanlar 2 Cmt Tem 01, 2006 6:02 pm
Yeni mesaj yok Arif Nihat Asya erdemolmez insanlar 2 Cum Hzr 09, 2006 2:17 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke