Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 25 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 HAYAT
 ÖZGÜRLÜK
 Bugün Sokağa Çıktım!
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Kir...


Kir...
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 13, 14, 15 ... 17, 18, 19  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel
Yazar Mesaj
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 400

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 11:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kir seçimdir; seçebilene, açık seçik görebilene, seçip seçip serpilene... Ha bu biline !!!
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 311
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 11:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tanrı der ki: "Efele yanzurune ilel ibili keyfe huliket???"

Neyi seçeyim?
a- Deveyi mi?
b-Yaratılışı mı?


not: Tanrı cümlelerin sonuna ifham/soru işareti koymaz, sadece sorar.
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 400

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 11:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

" La tuharrik bihi lisaneke lita'cele bihi "

Seçimler neyi seçeceklerini seçemezler.
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 223
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 11:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yeni doğmuş bir nehir 50 yıllık bir kiri temizleyebilir mi?
Nil temizledi mi acaba firavunun kirini?
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 311
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Prş May 08, 2008 6:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Mızmızlık birden mızıkçılığa, mızıkçılık da “mızıkacılığa” dönüştü. Gecenin sahipliğini yapan “karanlık” tarafından azat edilmiş birer “Bremen Mızıkacısıydık.” O, eşeği oynamayı tercih etti. Ben, susmayı. O, seçim yapınca ben durakladım. Gecenin içinde parlayan bir çift “sıpa gözden” daha güzel ne olabilir? Sıpa gözlüm…

Bir evvelinde, ceviz ağacına tırmanmıştı yapraklarla saçlarını taramak için. Avucunda bir ceviz ve bugün, bana ceylan gözünden çok daha güzel “sıpa gözlerle” bakıyor. Islak bu gözler. Bakışları da ıslak. Daha demin bir çizgi filmden fırlamış gibi. Anlam vermeye çalışıyor. Bakıyor. “Susabilirim…”diyor. Buna “sonsuzluğu…” da ekliyor.

- “Susma ne olur!” diyorum. “Bak, diyorum. Bak, dört elif miktarınca gürültü yap.” diyorum.

Durgunlaştığını anlıyorum. (Daha demin, bir sürü müzik parçası arasında bir şeyleri aradığını görüyordum.) Kendisini mi arıyor, kendinden bir şeyi mi?
Bıraktı. Müzik döküldü masanın üzerine. Oralı bile olmadı.

Siyah renge takılı kaldı, ruhu-duyguları-siyah gözleri. Bir de iki “o”lu çook kelimesine.

Daha demin bir müzik parçası için çekiştiren o, zorbalığımı gösteren ben oldum. Dillendirdim hatta. “Bunu kabalık olarak kabul et.”dedim.

Güldü. Gülüşüyle benim bu tavrımı kabalıktan kurtardı.

Farklı bir müzik duyuyordum, o an. Aslında zorbalığım bunu duyumsamasına yönelikti. Kabalığımı, onun müziğine “stop” düğmesi yapmaktı amacım.
Oldu.

Sonra…
Sırlı bir metni okur gibi satır satır okumamı istedi gecenin sessizliğini,gecenin ritmini, gecede kendi yüzünü ortaya çıkaracak o tortuyu, o duyguyu, o ğubarı*.

“Ben okuma bilmem..!”diyecek ümmiliğim yoktu. Mecalimde…Sussam, avucundaki cevizi de, Bremen Mızıkacıları hikayesini de , Edit Piaf’ın cüsse ve ses uyumsuzluğunun güzelliğini de param parça edecektim. Saçlarından başladım tecvide . Dudaklarında “bir elif miktarı” , gözlerinde tecvidi “dört elif miktarı” uzattım.

Edit Piaf , “Padam padam’ı “ bıraktı. Bir el işaretiyle alkışı susturan kadın, bu sefer sahnede kendisi sustu.

Bremen Mızıkacıları, mızıkçılığı bıraktı.

Kendisi de gecenin başlangıcında bana dayattığı “Lili Marlen Türküsünden” bile vazgeçti. Duyduğum müziği duymaya duyumsamaya başladı.
Müzik, bir sıpanın ıslak gözleri.
Müzik, “ç” ile “k” arasında iki “o”lu bir susma…
Müzik, iki elin iç içe duruşu.


*ğubarNeutral Hattatların yeni yazdıkları yazıların üstüne serptikleri bir çeşit toz.

not:
Danstan kimseye söz etmeyeceğim. Yok…söylemeyeceğim.
Başa dön
peruza
Yazar


Kayıt: Aug 19, 2006
Mesajlar: 462

MesajTarih: Prş May 08, 2008 10:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mahrem kirlerin ifşasıyla nispet yapmak, nispet yapılanı kir münkiri etmez mi?
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 414
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Cum May 09, 2008 9:49 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...

En son bodosalbatros tarafından Cum Hzr 20, 2008 12:52 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 400

MesajTarih: Cum May 09, 2008 1:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. İki yolu var acı çekmemenin; birincisi pek çok kişiye kolay gelir: Cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli: Sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.
Görünmez Kentler'den

Kir'in Kaderi, Kir'in Kederi
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 311
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Cum May 09, 2008 7:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver


Durulanacak bir ortam mı arıyor insan?
Pek sanmıyorum.
İlkel ayinlerle barınaklar yaratıyor kendine. Kurşun döktürür başından aşağı. Suyu yirmi dört saatlik günlerinin her bir saatinden damıtır. Ne kadar geçmişten gelirse bu su kendi çocukluğuna bu kadar yaklaşır. Çocukluk, herkesin cadılar şehridir.

Büyür anılar insanın cüssesinde. Kendine bir cehennem arar. Aradığının farkında değildir ama. Bir şey bulur, dener ve cehenneminin inşasına mı; masallar diyarında yaşayan ALİS’in “Harikalar Diyarına” mı başlamıştır, bilinmez. Bilinen şey insana bir şeylerin ya dar geldiği yada çok bol.

Ritüele dönüştürülen sevaplar. Günahlar…Ritüelleştirilen haftalık çamaşır yıkama günleri. Kara Çarşamba, akşamları tırnak kesme …vb. bir sürü şey. Kutsallık atıfları. İnsan nasıl da kendine bir din yaratıyor, tanrısız. Hayatının her tarafına yayılır çocukluğunda bu ihtiyar dünyadan çaldığı kokular, korkular, dokular, tatlar.

Ve cehennemin inşası öyle bir hızlı sürer ki. Ezbere yaşanan her bir gün bu duvarı biraz daha kalınlaştırır. Yükselen duvarın arkasında kalan kimsesizliğimiz, eğilip bükülmelerimiz, islerimiz, sislerimiz, duvara yapışan hislerimiz, gizlerimiz…evet bizi biz eden kirliliğimiz/kirlerimiz bizden intikam alıyor.

Geçmişten getirdiğimiz ruhlarla kendi ruhumuzu kirletiyoruz
Farkında değiliz.
Biz diye bir şey var mı, yok mu? Bilmeyiz.
Toplumun ve en yakınlarımızın ifrazatıyız.
Şükrederiz.
Doğmadan hazırlanan bir kefenin içinde kendimize yaşama alanı belirlemeye çalışırız.
Kefeni şekillendirir, deli gömleğine çevirir öyle giyeriz.
Seviniriz.

Cehennemi inşa eder(burada burada…başka yerde değil.burada…) anahtarını bir büyük anneyle torunlarına uzatır,
Saçları ıslak , çırılçıplak birkaç kız çocuğu ayini izleriz,
Kirlerimizi ilkel bir ayin gibi severiz.
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 311
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Cum May 09, 2008 7:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

peruza demiş ki:
Mahrem kirlerin ifşasıyla nispet yapmak, nispet yapılanı kir münkiri etmez mi?


İsabet ettirmemişsem NİSPETİMDE,kabul.MÜNKİRİM...
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 414
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 8:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...

En son bodosalbatros tarafından Cum Hzr 20, 2008 12:53 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 311
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Cmt May 10, 2008 10:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

“Lili Marlen Türküsü sadece ve sadece benim şarkımdı.” Bunu söyleyince notaların içinde dolaşma payımı gördüm. Yarıladım. Yarı+sende ,yarı+bende.
Sıra sende
Ve
Sıra bende.

“Lili Marlen Türküsünü” yarılamanın adıydı hisler. Hisleri bir şarkının ta dibine atmanın yeri nedir, bilemem.

Sırası gelen bir şeyler yoktur belki de.
Erteleyeceğimiz ne kadar senlerimiz benlerimiz var? Ne işe yarar bu benler? Ben, afallayan bir cümle sadece. Kurala tabi tutulan, askıya alınan, bir kenara atılan ve “Etnik-i Eterya Cemiyetinin” bizdeki en sevimsiz üyesi.
Zararlı cemiyet.
Ben,
Bizdeki biz olmayan biz.
Ben,
Ağırlık yapan, yoran, terleten alışkanlığımız.
Ben,
Sesini duymak istemediğimiz ses.
Ben,
Mutluluğun avcısı. Vuranı. Tehdit edeni.
Ben,
Sahip çıkmaktan korktuğumuz çakı.
Ben,
“SEN’in” yanına koyamadığımız I.tekil şahıs zamiri, kiri.

“Lili Marlen Türküsü” hangi radyodan çalınırsa çalınsın ses benden çıkar. Dünyaya ben dinletiyorum bu müziği. Frekansı değiştirsem, Zagrep Radyosunun sesi mi kalır gök kubbede.
Zagrep Radyosu,
Lili Marlen Türküsü
Ve
Ben.

Bir de şairlerin bizim kirlerimize ortak olacak şiirleri.
Değiştirsem yıkık kentin çiçeklerinin saksılarını ne olur? Çiçekler mermi üretir yeri geldiğinde ve Bağdat yıkılmıştır. Hangi şehrin sırası geldi kim bilir? Şam’a aşığım. İstanbul, Buhara, Semerkant, Bosna, ve onun “Lili Marlen Türküsü.” Şehirler ve yıkıntıları.

Onun şarkısı ve benim şehirlerim. Sussa, bir bir şarkılar çökecek. Bir bir şarkılar yıkılacak.
Şehirleri işgal eden bir tını. Şarkılar, yalnızlıkla basılır her gece. Ve herkes kendi şarksının salyangozu. Ve herkes bir başkasında kendi izini sürer.

Bulunan şehirler.
Bulunan şarkılar.
Herkes bir şarkı besteler içindeki şehre. Herkes, bir şehir fetheder şarkı bestekarına. Şarkının bestekarı dinleyendir. Şehrin anahtarı şarkının içinde.

Sussan şair kenti yıkmaya başlar.
“Sussan yıkılır bu kent. Kuşlar da gider”

Kentlerin yıkıntıları arasında dolaşan Ahmet Telli’nin şiirini kirlerimize göre değiştirsek ne olur?

Susarsan yıkılır bu kent, kirlerim de gider
Bir çocuk gibi uzanırım gözlerinin içine
Adres bu, kimsesizlik ne demek
Ceviz yeşili olurdu bütün duygular
Kir midir yalnızlık, durmadan kalabalık olurdun
Güler miydik sen bir şarkıda diretirken

Susarsan kim okşar notaları
Kelimeler kimle barışır gece olunca

Hikâyeni düşünüyorum şimdi ve duygularını
Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor
İçimdeki caddelere adımlarını ekliyorum, susuyorsun
Kendime sığınıyorum ve ayak seslerine
Dudakların kalabalığın mahşeri oluyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma, susuyorsun

Unut selamı saygıyı yürümeyi ve sokakları
Belki seninle değişir tüm hurafeler
Geriye siyah bir renk kalır,
Konuşan, konuştukça dilenen saçlar
Tadını bilmediğimiz hisler kalır yalnız
Yalnızlığımıza alırız onları, kirletiriz.
Çıplak bir sandalyeyi giydiren bir kadınız her akşam

Susarsan Bağdat peçeli bir kadın olur acılarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Burnu akan çocuklar olur dokunduğun aşklarda
Kendini sıkıştırmaya çabaladığın çerçeveler
Ve duvara bir çivi çakılıyor tüm kadın parmaklarıyla
Fotoğraflar çerçeveler yerine kadın günahları
Ve bana aşk anlatılıyor tüm susuşlarında
Gel-gitler yalpalamalar yerine aşk hikayeleri
Bir lili marlen türküsü bir zagrep radyosu şimdi uzak
İşgali ve devrimi hatırlatıyor çarpan kalplere


Susarsan yıkılır bu kent kirler de ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde

Şiirin ağzını burnunu büktük kendi emellerimiz için. Lakin, “susma” kelimesinin geçtiği dizeleri bozmadım. Bozamaya kıyamadığım bir dize daha var:
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın”


not: Ceviz ister misin?
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 414
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 8:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...

En son bodosalbatros tarafından Cum Hzr 20, 2008 12:54 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
mavizeytin
Yazar


Kayıt: Mar 21, 2007
Mesajlar: 105

MesajTarih: Pts May 12, 2008 10:37 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Başkalarının kiriyle, arınmaya çalışırız bazen; ama sandığımız gibi arınmayız

sadece biraz daha kirleniriz...
Başa dön
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 400

MesajTarih: Pts May 12, 2008 10:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

biz onunla

ayrı çöplüklerin itiydik

kafiye çöplüklerinin

kayıp itleri

sen değersiz olan

ben gereksiz olan

dörtlüklerse inadına

hep tertemiz kalandı


Şimdi En Kirli kim?
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 13, 14, 15 ... 17, 18, 19  Sonraki
14. sayfa (Toplam 19 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke