Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 81 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

The Poem and Elegie


The Poem and Elegie
Sayfa 1, 2, 3  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 1:00 pm    Mesaj konusu: The Poem and Elegie Alıntıyla Cevap Ver

lusin

isyandı tanrıya başkaldırmak da. öyleyse,
ben şimdi neye inanacağım
yalnızsam, beni yalnız bırakan
ve yalnız değilsem, kararsız bir yargıç olan
başkalarına mı?
yoksa kendime mi stepan, ne dersin?

stepan

korkunçtur, bana kalırsa adımıza
hazırlanmış bir oyun var, bizim
hepimizi yalnız bıraktıkları bir oyun
ve bilirler, insanlar yalnız kaldıkça
konuştukları dil de değişir,
sonunda hiç anlaşamazlar. öyle ki
bir zaman parçası içinde, bir durumun
değişmez akışında tekdüze
kalırlar, bir sıkıntı avcısı gibi
ve bir gün anlarlar ki, bir güç değildir artık yalnızlık
ve bunu anlayınca, işte o zaman lusin,
aşıvermek isterler bu zamanla durumu
koşarlar, koşarlar, tam sınıra gelince
sanki o tel örgülere yapışmış gibi
bir duman oluverirler, ya da kaskatı
bir kömür parçası, bir ceset...
nedir bu durumda insanın anlamı?

Edip Cansever


En son tu_ce tarafından Cum May 02, 2008 11:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 409
Nereden: ankara

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 4:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yıkadım içimi. Ya senin güzelliğine ne demeli şimdi ?
Başa dön
basak44
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 94

MesajTarih: Cum May 02, 2008 5:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BENİ HİÇ GÖREMEZSİN!


hafızadır!
benim aklıma beladır!

gözlerini gördüm
kalbimde kara noktadır!

sesini duydum
hançerimde yaradır!

yüzüne baktım
tenimde bedduadır!

beklemezsin böyle bir kara!
duymak istemezsin!

ben suya benzemem!
ateşe benzemem ben!
havaya toprağa benzemem!

bilemezsin gidersem!

beni hiç göremezsin!




Yücel KAYIRAN
Başa dön
basak44
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 94

MesajTarih: Cum May 02, 2008 5:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

hangi kulağa seslensen kapıları mühürlü mahzen
hangi yüze baksan perdeleri çekili pencere
hangi ele dokunsan panikle tutuşan dal
hangi sese kulak kesilsen yıldızını vermeyen gece



Yücel Kayıran
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Cmt May 03, 2008 12:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
gece trenlerine binme, kaybolursun
sokaklarda mızıka çalma çocuk
vurulursun...

Attila İlhan
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 409
Nereden: ankara

MesajTarih: Pzr May 04, 2008 3:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Keder Atlası

nilüferler niçin suya eğilir
ve niçin
kavruk otlar gibi tutuşur
o ilk sevdalar
söyleyin bana
ey kitaplar.

bana söyleyin
kim var
aramızda
biraz ölmeden
bir türkü tutturmuş giden.

ya kırmızı şapkalı
gelincik, senin için
göz açıp kapayıncaya
yiter şu bahar
hemen
ölüm gelir
yükselince sular.

söyleyin bana
ey kitaplar

var mı
kederin atlasında
tarçın kokulu bir şehir
inmemiş olsun damlarına
gözyaşından
yıldızböcekleri
ve tarçın
kokulu
bir aşk
hiç ölmeyen.


BEHÇET AYSAN
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Pts May 05, 2008 12:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dağınık Gözlü Atların Tiradı

Deniz Gezmiş'e...


ipe sapa gelmez dudak yalnızlıklarının
olgun çatlakları ;
sarmal yılan cehenneminin zührevi suikastleri
kadar mı yaklaşılabilir bir kından bir kına
akan su bıçağın ışıltısına sarılan ve kavmi sarsan
haykırışsız fırtına
tırmalarken fısıltıları.

dumanı kirleten tenin sarsak çırpınışlarında
taranırken dağlara sığınan son korkunç saçlar,
bir sesleniş olur avuç derisinden kafasını uzatan
mermer sansar.

bilemezsiniz

bilemezsiniz
biriktirilmiş kabuslardaki yangı ambarlarını;
bir devrin dünyayı ayaklandıran dağınık gözlü atları
uğultular içersinde gittiler kendi solgunluklarına.

oradaydım
ayağa kalksam ihtilal olurdu
ve kurumuş bir gül gibi parçalanırdı gece
bilinçaltlarına dayadığım kırık omuzlarımda.

susmayın
susmayın ipe sapa gelmez dudak yalnızlıklarının
olgun çatlakları ;
hiçbir kuş, hiçbir kuşa adres sormaz
hiçbir kuş, hiçbir kuşa adres sormamalı!

Küçük İskender
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Sal May 06, 2008 2:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kaçış


durgun denizde gün döner,
bir kahraman ağlar gibi görkemli.
bir yalnız yıldız izler onu telaşla.
batı göğünden aşağı: yalımlar içindeki

şimdi kara yel eser üstünde sarı kumların
ve o yoğun, sinsi gecede
sırtında bir dev ruhla geçtiği görülür
hızlı bir uçuşla zaman atının.


Chin Tzu - Hao
çev: İsmet Özel
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 409
Nereden: ankara

MesajTarih: Sal May 06, 2008 4:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sensation

Par les soirs bleus d'été, j'irai dans les sentiers,
Picoté par les blés, fouler l'herbe menue :
Rêveur, j'en sentirai la fraîcheur à mes pieds.
Je laisserai le vent baigner ma tête nue.
Je ne parlerai pas, je ne penserai rien :
Mais l'amour infini me montera dans l'âme,
Et j'irai loin, bien loin, comme un bohémien,
Par la Nature, - heureux comme avec une femme.
Mars 1870.Arthur RIMBAUD

DUYUM


mavi yaz akşamları,patikalarda ,dalgın,
gideceğim,sürtüne sürtüne buğdaylara.
ayaklarımda ıslaklığı küçük otların;
yıkasın,bırakacağım başımı rüzgara.

ne bir şey düşünecek,ne bir laf edeceğim;
ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi.
göçebeler gibi,uzaklara gideceğim:
mesut,sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

çeviren:Orhan Veli Kanık
Başa dön
sartre
Yazar


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 313
Nereden: ötelerden, ötesizliklerden

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 9:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

MUTLU AŞK YOKTUR

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da

Louis Aragon
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 409
Nereden: ankara

MesajTarih: Prş May 08, 2008 5:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Konuşsam Sessizlik Gitsem Ayrılık



resmin rehindir gurbetimde
gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

ve akşam, bir kez daha
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”

çekmiyorsun!

akarsuları imrendiren yüzün de
sabahçı kahveler de biliyor
görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim
beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
gurbetini rehnetme özlemimde…

YILMAZ ODABAŞI
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Prş May 08, 2008 7:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Atlar


pencereden atları gördüm.

Berlin’deydim, kıştı. ışık
ışıksızdı, gökyüzü yoktu gökyüzünde.

havanın aklığı ıslak bir ekmek gibi.

ve penceremden boş bir sirk
kışın dişleriyle kemirilmiş.

ansızın bir adamın yedeğinde
on at göründü sislerin içinden
çıkarken titremediler, ateş gibi,
o saate kadar bomboş olan
evreni doldurdular gözlerimde. görkemli, yangınlı
uzun bacaklı on tanrı gibiydiler,
yeleleri tuzun düşlerini andırıyordu.

portakaldan ve evrenlerdendi sağrıları.

baldı derileri, amber, yangın.

boyunları gururun taşlarından
oyulmuş kulelerdi,
ve kızgın gözlerine güçlü bir dirim
eğilmişti bir tutuklu gibi.

ve orada sessizlikte, ortasında
günün, kirli ve dağınık kışın
haşarı atlar kan,
uyum ve yaşamın kışkırtıcı gömüleriydiler.

baktım, baktım ve yeniden yaşadım:
kaynağın, altın dansın, gökyüzünün,
güzellikte yaşayan ateşin
orada olduğunu bilmeden.

o kapanık Berlin kışını unuttum.

ama atların ışığını unutmam.


Pablo Neruda
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 409
Nereden: ankara

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 2:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

AKDENİZ YARAŞIYOR SANA


Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk havladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği
Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım
Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine
Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil
Kulaç attıkça mavi
Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim alkolik asarım
Mutun doruğundaymışım meğer
Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri bükümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru
Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize

CAN YÜCEL
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Çrş May 14, 2008 5:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Geldim


oraya geldim -
oradan gittim:
öylesine yakındık ki.

dalından kopardığım yeşil elmanın
iki yarısı değil
hepsini yediğin kendisi gibi.

içinden geçtiğimiz kokulu karanlığı
delip geçen parlak ışığım gibi.

koyu yeşillikler içindeki evin
gözümüze çarpıveren
sarı sıcak penceresi gibi.

ayaklarımızın altında kıpırdanan
serin denizin parıltıları gibi.

öylesine yakınız ki
oraya geldim -
orada olacağım.

yorgun musun?
yattın mı?

uyu -
düşünme beni.


Oruç Aruoba
Başa dön
baudelaire
Yeni Üye


Kayıt: Feb 04, 2008
Mesajlar: 30

MesajTarih: Çrş May 14, 2008 8:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"çok mutluyum." diyor. Ve hala aglıyor
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2, 3  Sonraki
1. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke