Piramitlerin içerisinde ultrasound, radar, sonar gibi cihazların çalışmadığını, kirletilmiş suyun bir kaç gün piramitin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu,
piramitin içerisinde sütün bir kaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini,
bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini,
çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştıklarını,
kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramitin içinde daha çabuk iyileştiğini,
piramitin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu,
piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, biliyor muydunuz ?
İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs'ta Kadıköy, Karaköy ve Beşiktaş arasında vapur seferlerinin öğleye kadar yapılmayacağını, Taksim-Mecidiyeköy metro, Kabataş-Sirkeci tramvay ve Kabataş-Taksim'de füniküler hattının seferlerinin de gün boyunca yapılmayacağını söyledi.
ÇOK SAYIDA OKUL TATİL
İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs önlemleri kapsamında Beyoğlu, Şişli ve Kağıthane ilçelerinde toplam 66 ilköğretim okulunun yarın tatil edildiğini bildirdi.
Vali Güler, 1 Mayıs önlemlerine ilişkin İstanbul Valiliği'nde yaptığı basın açıklamasında, yarın İstanbul'da yapılacak 1 Mayıs kutlamaları kapsamında gerekli önlemlerin alındığını belirterek, ''Önlemler kapsamında Beyoğlu'nda 41, Şişli'de 19, Kağıthane ilçesinde de 6 olmak üzere toplam 66 ilköğretim okulu tatil edilmiştir'' dedi.
Basından alıntı...
Hey Allah'ım ya su rezalete bak... Ne kutluyoruz neyi kutluyoruz nasıl kutluyoruz... 1977 den bu yana ( Belki de daha öncesi de vardır bilemiyorum ) bütün 1 Mayıs'larda olay cıkmıs. Aha burdan da söylüyorum müneccim falan olmaya gerek yok yarın yine olay cıkacak. Kücük yada büyük mutlaka olay cıkacak...
- Sendika neden ısrar eder Taksim diye ? ki olay cıkacak kesin. Bunu neredeyse tüm Türkiye biliyor. O halde neden bu Taksim inadı ? Güvenlik garantisi verebiliyor mu o kadar kisi icin ? İllegal örgütlerin yasadısı gösterilerine nasıl engel olunabilecek ?
- istanbul'un 2010 yılının kültür baskenti oldugunu biliyorsunuz. Peki istanbul'un merkezi neresi ? Taksim elbette ! Böyle bir yerde böyle bir hengame, kesmekes ve olay ne kadar cekilir ? Beyoglu'nda ve o cevrede bir cok yer kepenklerini indirecek.
- 1977 de insanlar ölmüstür. Elbetteki bu acıdır,yaralayıcıdır, üzücüdür. Keske yasanmasaydı demeyen yoktur buna inanıyorum. Ölenleri daha farklı sekillerde de anmak mümkün degil midir ?
simdi beni bir sekilde bu yazıdan dolayı elestirebilirsiniz. Ama ben 1 Mayıs kutlamalarının Taksim meydanında yapılmasına karsıyım...
Bende bir cok kisi gibi işciyim, bende emekciyim emek veriyorum ter akıtıyorum. Bende isterim emekci gününü kutlamayı işciligimi kutlamayı...
Simdi durduk yere Piramitler nereden cıktı diyebilirsiniz. Belki de haklısınız ama simdi de Piramitlere, Azteklere, Mayalara takmıs vaziyetteyim. Üstüne bir de Mu Kıtasını ekleyin. Ohh degmeyin keyfime...
İndiana Jones yakında gösterime girecek ya belki de kendimi maceraya hazırlıyorum, kimbilir !
Gelecege Dönüs serisi 1, indiana jones serisi 2 ! Star Wars, Matrix falan hikaye !!!
cok mu maceraperestim ? Yoo ! Yoksa hayalperest ???
Aferin Riise sayende bizim takım elendi... Ama kapasite bu kadar cokta fazla birsey beklemek haksızlık olurdu takımdan... El salla Benitez El salla ! Fenerbahce'nin biraz sıksa eleyecegi FC Chelsea finale cıktı...
Nedense hep eskilerin gelismis teknolojilerinden bahsedilir Aztekler, Mayalar, Piramitler vs vehep gelecekle bir bag kurmaya calısılır... Burada da aynı sey olmus... Gecmis medeniyetlerle gelecek ve simdiki zaman arasında bir ilişki...
Ya eskiden Zaman Tünel'i vardı hatırlar mısınız ? Ne güzeldi be ! simdi aklıma geldi de yazmazsam bir tarafım şişerdi !!!
Kayıt: Feb 05, 2008 Mesajlar: 80 Nereden: keman sesinden
Tarih: Cmt May 03, 2008 1:15 am Mesaj konusu:
yine yağmurlu bir gündü.
"yağmur" benim tarafımdan bir çok anlam ve değere sahiptir.bir şekilde Rabbimin biz kullarına bir hediyesidir,merhametli bir el gibi başımızı okşamasıdır..
bir sürü insan topluluğunu sessizliğim ve şemsiyemle ikiye ayırarak aralarından sessizce geçiyorum.bazılarıyla yüz yüze geliyorum.yağmurdan ve sesinden hoşnut olanlar,bundan şikayetçi olanlar,annelerinin ellerini bırakıp inatla su dolu çukurlara girip suyun üzerinde zıplayan çocuklar ve ben.ben bu gözlemleri yaparken acaba dışarıdan nasıl gözüküyordum?bunu gerçekten bugün merak ettim.herhangi bir yerde doğmuş ve herhangi bir adamın oğlu/kızı bulunmam ne kadar mühim bir şeydi? anlam topladığım bir avuç insan arasında ne kadar mühimdim?
bunları düşünerek gelen 2 nolu dolmusa biniyorum..elimdeki çanta ve kitaplarla dolmuşun en tenha yerine oturarak,başlıyorum düşünmeye..bir yandan da silmeye..
çok şey yazıp sonradan hepsini siliyorum hem burada hem hayatımda.silemediğim tek şey yaşanılan anılar.ki anı biriktirmeyi çok sevdiğim halde neden bu anılar bugünlerde üzerimde sarsıcı ve kafamın derinlerinde rahatsız olmamı sağlayan etkiler yaratıyor..
hepsini yağan yağmur sularına atmak,rahatlamak istiyorum..ama bunu yapacak cesaretim yok..
...
onca neden varken ve tam sırası gelmişken
hiçbir şey yapmamış susmuşuzdur
aynı anda aynı sessiz geceye doğru
"içim sıkılıyor"demişizdir
aynıs sabaha uyanırken kimbilir
aynı düşü görmüşüzdür
-olamaz mı?
-olabilir..
onca yıl sen orada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş şu eylül aksamında
....
belki benim kağıt param
bir şekilde döne dolaşa senin cebine girmiştir..
belki aynı posta kutusuna değişik zamanlarda da olsa
bi kaç mektup atmısızdır
ayın karpuz dilimi gibi batısını izlemişizdir
deniz kıyısında
aynı köseye oturmusuzdur köhnede
belki de bi kaç gün arayla
-olamaz mı?
-olabilir..
lay lay lay ....
Teoman ve Bülent ortaçgil eşlik etti bu aksam bana
bir şekilde her seyin bir sebebi ve nedeni olacagını,her sokaga çıktığımda,pencereyi açtığımda daha dikkatli olmamı söylediler...
(ki ben seninle aynı anda adım atmaya bile razıyım)
bu şarkı ve yağmur arasında bir bağlantı kuruyorum gecenin bir vakti..
bir şekilde ayrı yaşadığımız şehirlerin havası,kokusu ve en önemlisi önemsizce basıp geçtiğimiz yağmur suyu belkide bizim ayagımızın altından geçiyordur.
-olamaz mı?
-olabilir...
yine çok konusarak sevgili cibran'ın başlığını ele geçirmiş bulunuyorum (
bu arada sn cibran geçmiş olsun,umarım önemli bir sağlık sorununuz yoktur
diyerek artık karakutuyla vedalaşma vaktimin geldiğini anlıyorum
"düşün neresinden dönülse gerçeğin bir yanı uçurum.."
güzel düşlerden hiç uyanmamanız dileği ile;
hayırlı geceler..
Dikkat! Yazmış olduklarım ve daha yazacaklarım benim dışımda kimseyi bağlama yetisine sahip değildir. O zaman nedendir yazma nedenin Yasemin? Neden yazıyorsun, neyle senin derdin? Hak! Varolup da yok sayılan, varolduğundan bihaber kalınan, varlığı önemsenmediğinden üstüne basmaktan çekinilmeyen, varlığına saygı duyulup verilen haklar, varlığı uğruna ölünüp alınan haklar, ölülerin hakları, yaşayan ve "öldürülmesi gereken ölülerin" gasp ettiği haklar, yaşayanların hakları... Derdin sonu yok.
Herkesin haktan yana derdi.Kim, ne haketti? Kim, ne haketmedi? Felsefenin adalet problemi.
Hakkı gözetmek adalettir en basit ve kısa. Haktır adalet. Hakk'tan gelir. Görevi hakime verilir. Her insan kendinin hakimi değil midir? Her insan kendi hakkını gözetir. "ölçü, mizan, denge" demektir adalet, zıttıyla varsa herşey zıttını da yazalım; "zulüm".
Her ademin, her havvanın ölecek olması, toprağa girecek, sorguya çekilecek olması adalettir. O yüzdendir ölümüne en yakınken bile Peygamber ""Kime bir fiske dahi vurmuşsam işte sırtım, gelsin ve vursun" der, Ömer ise yıkar camiyi.
Haktan yana olmak, haktan taraf olmaktır adaletin gereği. Tarafsızlığı bundandır, hakkın tarafındadır adalet. Meriç doğru söyler.
Hak geçirmez, yemez,hakkı ısırmaz, sahibinden gayrısına nasip etmez.Yiğidin parmağını keser, yiğidi öldürür gerekirse ama hakkını verir.
Mahkemeler "gereği düşünüldü" diye bağlanır. Gereği düşünülenler, gereği düşünenlerden şüpheye düşürülmemelidir. Hakimin Haktan, hakikatten, doğrudan yana taraf oldukları konusunda en küçük bir haklı tereddüt bile onların meşruiyetini sarsacaktır. Hakim Hak değilse eğer, sarsıntılar, artçı şüpheciler gün gelir, ışığı kapatır. "Işığın gereği düşünüldü, kapatın!"
Oysa gözler açıksa, karanlıkta bile vardır ışık. Siyahta bile vardır.
"Justice is blind." de demiş batılı. Olmayan adaletlerini bir de amâ etmişler, onların gözleri de eksik. Güneş doğudan doğuyor sessiz. Evladım, bak herkesin bildiği şeyleri yazıyorsun. Sorun sadece bilmemeleri değil ki bilip de söylememeleri; iyi ki var kelimeler!
Hem bu benim sesim, benim adaletim. Söylendikçe eskiyecek değil ya!
Susma, devam! Hak yerini bulur!
Sokrates, Platon dertli, dertlerince sorgu hakimi. Devletin temel işlevi adalet derdi. Zulüme çare, adil ol!
Adalet ne zaman gitti?
Çinliler demiş ki;
" Davacı zengin, davalı yoksulsa Zenginden yana işler yasa
Davacı yoksul, davalı zenginse Davalıda kalır yine nizalı arsa
Davacı da davalı da zenginse davada Özür diler çekilir aradan kadı
Davacı da davalı da yoksulsa, bak, Sade o zaman işte yerin bulur hak "
Hakk katında para konuşmaz, şükür.
Herkesin fukaralığı o gün kendi yüzlerine vurur.
Hak yerini bulur, hak yerini bulur!
Bu dünyanın gereği çoktan düşünülmüştür, şükür!
Bak ve gör!
(
* Çok öncelerden kalma bir yazı ) Öyle ki parantezi nerede açtığımı hatırlamıyorum.
Dinlen biraz, dinleneyim. Uyku akıyor bak çeşmeden. Kaç gün oldu uyutmadın beni? Kaç gün daha uyumayacaksın sanki? Ne demişti Ahmet hocan; "dayanamazsın, düşer kalırsın bir yerde, yapma böyle. " Yapma bunu bana yapma bunu bana repliği aklına gelip gülmüştün içten, Ahmet hocaya karşı çıkmadan, Ahmet hocanı haksız bulmadan. Düşüp kalacaksın bak bir gün. Ne var biliyorum düşmeyecek miyiz sanki bir gün? Saçmalama.Tamam diledim özür. Özrün kabul...
Derdim kendimle benim. Yanlış anlaşılmasın, kimsenin derdinden daha önemli ve öncelikli değilim. Yazmazsam çatlatacaksın su testisini. Peçeten var mı yanında? Var, var devam et yazmaya. Üç şey istedin hep herkesten sadece üç şey. Hiç öyle sadece üç tanecik deme bir kere kolay mı sanıyorsun insanlardan istediklerini? Yapamıyorlar işte. Olmuyor, kalıyorlar sınıfta. Dürüst olmuyorlar, verdikleri sözü de tutmuyorlar, haketmiyorlar.
Dürüstlükte de ahde vefada da haketmek konusunda da zayıf notları başta aşağı 1 dolu. Keşke 1 olabilseler. 0 da değiller çünkü çok acıtıyorlar. 1 ile 0 arasındaki değişkenliğin sınırlarını zorluyorlar. Zorlanıyorsun sen dayanmakta. 1 ile 0 arasında tanımladığın kaç insandan eminsin? Virgüllü sayılar. Nokta bile koyamıyorlar. Hep demez miydin 1 ve0 değildir hayat. Saçaklıdır, purçaklıdır...
yahu hani derdin kendinleydi? Kendimle zaten. (derdim) Ee o zaman boşver insanları. Herkes anlayabildiği kadar yaşayacak değil mi? Hem ne demiş üstat " Kader hep oynayamayacağı roller yükler insana ve ıslıklar. Alkışlar sahtekarların..."
Senin yüklediğin rolleri de kaldıramıyorlar demekki. Tanımlama kimseyi, aynı derede yüzülmez ki. Tanımlama, tanılama, tanıma, tınma... Alkışına da dikkat et, ıslığına da.
Doğru yere vursun sözün. Dokuzdan öte de var köyün.
Hakikati savun hakikati savun.
Yapman gereken ödevler var, biriktin gene yapamıyorsun. Gözlerini kapatınca uyuyup rüyalardan çekiniyorsun. Alıştın ama kabul ettin. Rüyaların gerçek senin. Dünkü tahlilin...
Dümdüz uyumayı da özledin, kafayı vurup yatanlara özendin. Sen yapamazsın ki öyle. Önce hesaplaşacaksın illa ki. Ödeşeceğiz kaderle illa ki. Kırdıklarınca döktüklerince gömdüklerince sürecek hesap, en çok sevdiklerince... Sorgu hakimi sensin. Sanık, tanık, avukat, savcı sensin. Cezayı da sen keseceksin, hükmü de sen getireceksin. Mahkum da olacaksın, gardiyan da. Kim bilir koğuş ağası bile olursun belki. Çenen düştü gene. Biliyorum. Otur müziğini dinle, 97. kere ey sareban. Şİmdikiler ne der, leyli mecnun are lost. Çok dizi izliyor bu millet, hasta ediyorlar insanı. Aman çok da üzüldüm katılamadığım saçma muhabbetlerine ) Yapacak işleri yok. Yaptıkları işleri de yok.
uyku akıyor gözlerinden uyku. Ya uyu ya oku! Meriç masanın kenarından bakıyor, insan okuyarak kör olur mu?
Kör olana kadar okur mu?
Ah, bizim "kör"ler de okusa şunu! Ama onlar izlerler sadece izlerler. Sıkılırlarsa kanal değiştirirler, reklama geçerler, reklama bile razı olurlar ama kendilerini görmeye mahkum etmezler. Edemezler. Doğarlar, yerler, içerler kütle ve hacimce büyürler, boşaltım yaparlar arasıra. Ama hep izlerler izlerler... Ölürler. Bir kez görmeden ölürler. yazık. yazık. yazık...
Yaşamıma yetecek kadar kitap verseler, bir de su biraz ekmek... Çekip giderim. Büyük konuştun, ama gidersin bilirim eminim. Giderim abi. Bundan iyisi şamda tıp uzmanlığı...
Yemek yemedin, annen arayacak birazdan ne diyeceksin? Belki aramaz ya.Ya ararsa?
nasip kısmet, yemek için herşey hazır akşama fırça yiyeceğim dersin. Uğraşma kadınla. )
Saat dokuz olmuş farkında değilsin zamanın. Daha on dakika var dokuza, farkındayım zamanın.
İnsanoğlu, ben sizin şuurunuzdan şüpheliyim. Bundandır size şuursuz demelerim...
Cibran yoksa bile sayfası öksüz kalmasın.
Unutulmaz bir maçtı. Ardarda iki rakibimizi de yendik. Sanırım şampiyonluğu da hak ediyoruz.
Acıların takımı Galatasaray, acı çekmeden şampiyon olmuyor. Antrenörünü kritik bir zamanda göndermiş, 6 maş seyircisiz oynamış, yabancılarından verim alamamış, sakatlıklardan yakasını kurtaramamış, başkanını değiştirmiş, mali sorunları büyümüş takım şampiyon olmak üzere. Camiaya kutlu olsun.
EN BÜYÜK GALATASARAY!
Fenerbahçeninki kadar iyi bir kadrom, cezbeli bir taraftar kitlem, her maçın üstesinden gelebilecek takım ruhum, rakiplerin cehennemdeki gibi dizlerini titreten stadyumum olacağına galatasaray kadar balım olsun daha iyi.
Şampiyonluğunuz hayırlı, uğurlu olsun demiştik geçen hafta. Ne diyek kardaş.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız