ve diyecek mi bize o, kimiz biz, ve diyecek
mi bize o, neden düşleriz ve diyecek mi bize o
nasıl içer yüzer yer yürür ölür uçar yapıp ederiz?
bir cansız ölmemiş pekyakıncalık
ve ağlar mıyız ve güler miyiz ve yazgımız
onun epeyce küçük isteğine tümüyle yön verir mi
yükselen derinliğine doğru korkunun ki daha da azdır
umudun aşırı umarsızlığı gideren tırmanışından?
tüm bilinen edinmedir ve edinmek (bilirsiniz)
belki de en yavuz yoludur şu benlik denilen
yaratıkları tek tek öldürmenin, öyleyse biz
edinmeyeceğiz (ama ben sanırım ki hay hay
tek yaşayan şeydir) ve yaratacağız hay hay'ı
nefret bir umutsuzluk kabarcığı üfler
iriliğine dünya dizgesi evrenin ve patlayış
- korku bir yarını üzüntünün altına gömer
ve çıkagelir dün, yemyeşil ve genç
hoşnutluk ve acı sadece düzeylerdir
(biri kendini gösterir, kendini gizler biri)
hayatın tek ve gerçek değeri hiçbiri değildir
aşk yaratır küçük kalınlığını sikkelerin
bayan ölümden beklenen bir adam gelir buraya
hiçbir zamansız şimdi ve kışsız bahar?
kadın fırdöndürür o ruhu kendi parmaklarıyla
ve hiç bişey vermez adama (söylemezse şarkılar)
ve bu öylesine çok ki ikimize yetecek olandan
sevgi. Ve şarkı söylersem sesim sensin,
Beni, ister başkanı olsun dediğiniz yerin
isterse bir janti, adı sayın bayım, önemi yok
ister öbür kopukların milyonlarcası
isterse üçü beşi olsun, önemi yoktur
kesinlikle, ister gecelikli olsun
isterse kefenli, önemsizdir, pis kokar
bir satıcı pis kokan bir şeydir sevindirmek için
ama bu sevinen kendisi olsun, başkası olsun
ne farkeder, yeter ki satsın o
nefret kaputları, eğitim yılan yağı, el-
ektrik süpürgeleri, terör çilekleri, de
mokrasi (alıcı! dikkat!), gereksiz saçlar
büyükçe bir kuruluştu o
insan özgürlüğünü parayla sağladı
(çün köle etmişti insanı ürkünç bir budala
ve biter bitmez bu başlayacaktı iş
bu nedir diye sorma bana n'olur)
sonra kew'dan piskopos budce ayaklandı(*)
anglikan kilisesinden biriydi bu
(bir paçavra ve bir kemik ve bir çile saçla)
bin ingiliz lirası devşirdi o, ya da iki
ve vurup devirdi o ucube pisliği
sonra ayaklandı gurur ve ayaklandı servet
ve kutsal roma imp. yanlılarıyla papa yanlıları(**)
ve kadınlar ve delikanlılar
(radyolarda ve Raddyolarda)
kurtardılar insanı kendisinden
sen en karanlık despotun en altınımsı kızı
burup kopardın o ejderhanın kuyruğunu
(çün erkekler boş durmalı, kadınlar yatmalı)
ve kadın desdemona'msı davrandı adama
ve bu soluğunu kesti onun
tüm tarih açtı verimli dölyatağını onun
çünkü kötü adam dedi ki mahkûm et
hee (körpelik hoşuna giderek onun)
bir william shakespeare kırdı attı
sessizliğini mezarın
sonra ayaklandı bay lipshits'in gazteleri
(genellikle hiçbir şey söylemez onlar)
ve adam öpüverdi genel diyrektörü
ve onlar bir robert burns püyrosu tüttürdü
tanrısına günah gibi şeylerin öhöüüü
(*) Londra varoşlarında bir kasaba
(*) ghibelline : Orta Çağda Kutsal Roma İmparatorluğu yanlıları
guelph : İmparatorluğa karşı çıkan Papa yanlısı Milli İstiklal Partisi yanlıları
iki yarım bir etmez. Bunlar iki yarısıdır bir'in :
bu yarımlar yeniden birleşince, ne ölüm
akla gelir ne de bir nicelik; ama bütün
sayılabilir ençok'lardan daha çok şimdiki
akıllar habersizdir bu hoşgörüsüz mucizemsi
gerçeklerden - kalpsizlerden sakın şunları
(neşter ver, parçalar onlar bir öpüşü;
akıl ver, düşleyemez onlar bir düşü)
biri şarkılardır, şeytan ve meleklerin söylediği:
ölümlülerin tüm öldüren yalanları, eder iki.
Solup gitsin yalancılar ödeyerek ödünç hayatlarını;
biz (ölerek doğuş denen armağanla) büyümeliyiz
derin karanlıkta kendimizi pek az hatırlayarak
ancak aşk sürdürür kendi yılını.
ne çıkar bir yelin kendisinin bir çoğu
doğruluk katsa yazın yalanlarına;
kana bulasa esrik yapraklarla güneşi
ve saptırsa yolunu ölümsüz yıldızların?
Vur kralı dilenciye, kraliçeyi görünüşe
(vur dostu iblise, vur uzayı zamana)
- gökler asılıp da okyanuslar boğulunca
yine de tek kalan giz insan olacaktır
ne çıkar bir cılız yelin bi yavuzu kazısa
haykıran tepeleri sulusepken ve karla :
boğazlasa ovaları şeyin ipleriyle
ve boğsa ormanları evvel beyaz içinde?
Vur umudu yılgıya; vur görmeyi köre
(vur acımayı kıskançlığa ve ruhu akla)
- ki yürekleri dağlardır, kökleri ağaçlardır
ancak onlar merhaba diyecek bahara
ne çıkar bir düş'ün bir yazgısının bir tan'ı
ısırıp da ikiye ayırsa bu evreni,
sonsuzu kazıyıp çıkarsa mezarından
ve çiselese hiçbir yere benimle ve seninle?
Vur hemen'i hiç'e, hiç'i iki keze
(vur hayatı yokluğa: vur ölümü geçmişe)
- tüm hiçliktir ancak en kocaman yuvamız;
en çok kim ölürse, biz daha çok yaşarız
insanlar tanrıysa, hiçbir insan; ama tanrılar
insan olmalıysa, insan bazan şudur ancak
(en sıradan, çünkü her üzünç onun acısıdır;
ve, neşesi neşeden artık olduğundan, çok ender)
bir düşman, düşmanlar doğru söylerse; bir melek,
melekler tümden yanarsa kendi gümrah ışıklarıyla;
ya da (sınırsız yazgıya gücü yetmemektense
çeşitli dünyaları yadsıyacağından o)
ödlek, soytarı, hayin, budala, düşçü, hayvan –
böyleydi bir şair, böyle olacak ve böyledir
- çözecektir o derinliğini dehşetin, savunmak için
bir günışığının yapısını kendi hayatıyla:
ve yontacaktır ölümsüz çengellerini umutsuzluğun
tutmak için bir dağın nabzını elinde
aşk bir pınardır ki orada
çılgınca içenler tırmanmışlardır
korkular daha sarptır umutlardan
yalnızca adları konmuş dağların
her birinden daha çok değilse
bilinen bütünlük gözden yiter
âşıklar akılsızdır onlar
umutlar daha yüksektir korkulardan
âşıklar vardır ki diz çökerler
âşıklar vardır ki dudakları
mahveder hayal edilmeyen göğü
cennetten daha derindir cehennem
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız