Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 175 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Neresinde kalmıştık yaşamanın
 OĞLUM İÇİN
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Eskizler


Eskizler
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19 ... 25, 26, 27  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kısa Öyküler
Yazar Mesaj
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 1:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kendinin içine düşmek.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir rüya tabirlemesi kitabı, bir rüya gördü. Uyandı. Bunun bilinçaltından mı yoksa bilinçüstünden mi kaynaklandığını düşündü. Biraz ansiklopedi karıştırdı. Gördükleri hiçbir maddeye sığmıyordu. Anlaşılmazdı hepsi. İkinci günü aynı rüyayı gördü. İşte o anda, daha uyurken yorumlamaya çalıştı. Uyandığında halen hatırındaydı yapamadığı yorum. Kafası iyice karıştı. Bir kitap, üstelik rüya tabirlemesi kitabı hiç rüya görür müydü? Ama bu da önemsizdi kendisi için. Rüya görmüştü ve bu yeteri kadar şaşkınlık vericiydi. En güzeli ise ona, yoruma ulaşamamıştı.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Uçurum, yürüyenler ve sürünenler içindir.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Uğurböceği de ters döner.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir uçurumun yükseklik korkusu...
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir asker gibi çukur kaz!
Yaşarken siper,
Ölünce mezar.

Bir asker gibi çukur kaz!
Yaşarken mezar,
Ölünce siper.

Her halükarda bir çukur kaz!
Olmazsa olmaz.


En son Poe tarafından Sal Nis 08, 2008 2:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Nis 13, 2008 11:39 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Filozof, büyük yolculuğundan geri döndüğünde eski mağaraya dönmek istedi. Acaba insanlar ne alemdeydi? Onlarda eksilme mi vardı; bir artma mı? Delice bir ışığın çağıldadığı mağaranın kapısından içeri girerken, yukarıdaki köşede kendisine bakan küçük kamerayı farketmedi bile. Buhran haline gelmiş aydınlık koridorları geçerken ne çok şey kaçırmış olduğunu düşünüyordu. Yoksa kendisi başka alemlerdeyken mağaradakiler onu geçmiş miydi? Kendisi yüzyıllık ağır bir uykudaymış gibi düşünceye dalmışken, demek ki mağaradakiler uyumamış, karınca topluluğu gibi çalışmıştı. Nerdeydi o loş karanlık; koyu gölgeler bırakan düzensizlik? Şu renkli görüntü akışının kesintisizce devam etmesine bakılacak olursa... Zihni, bu rengarenk dünya içerisinde bunalmaya başladı. Bir an önce şu insanlarla konuşması gerekiyordu ki, neler olup bittiğini anlasın. Ancak şu müzik; şu en tizinden en basına kadar beyninde zonklayan müzik. Bu da neyin nesi? Sürekli görüntü akışına bir de sürekli müzik akışı eşlik ediyor. O eski sade dünya nerede? Filozof, mağaranın karnındaki o geniş boşluğa varırken içindeki dehşet verici huzursuzluğu bastırmaya çalışıyordu.

Filozof, kanatları yanlara otomatikman açılan kapıdan içeri süzülürken, kimisi muhteşem bir konforda, kimisi ise paçavraların arasında; ama hepsi de derin bir seyre dalmış insanlar onun gelişini farketmedi bile. Yalnızca bir kaç kişinin gözü takıldı bu eski püskü adama. Onlar da zaten duvara bakmaktan ziyade içeriyi araştırıyordu meraklı gözlerle. Ama bu, daha çok bir çocuğunki gibi, garip bir yerde olduğunun sezgisindeki gibi amaçsız ve sonuçsuz bakıştı. Eski püskü adamın içeriye girmesi sadece ilginç bir ayrıntıydı onlar için de. Herşey ve herkes eski haline döndü bu yüzden. İnsanların hakim bakışları yine duvarlarda, yine fısıldayış hallerinde. Eskisinden daha fazla bu kendini unutuş! Filozof tam da düşünüyordu böyle. Sonra onların baktığı yerlere, duvarlara baktı. Bu manzara, bu delicesine hareket; renklerin birbirine girecek denli ardı sıra devir daimi, hatta yer yer titreşmesi; sağanak sağanak bir ışık ve ses demeti... Kim, kimin yansıması? Duvarlarda da bir yaşam var, bu kesin. Filozof ünledi: "Heey! Sesimi duyan var mı? Cevap koro halinde geldi: "Şşşştt!" Aldığı bu cevap üzerine filozof duvara yöneldi. Renkli ve hareketli gölgelerin büyüleyici bir hale bürüdüğü bir duvara. Duvarı yoklamak istedi ve bir kaç kere elinin tersiyle vurdu: Tok bir ses geldi arka taraftan. Demek ki arkası boştu. Ancak arkaya açılan hiçbir kapı yoktu. Ya da varolan bütün kapılar unutulmuştu.

Filozof korkunç bir kabustan uyanmak istermişcesine çıkmak istedi hatırlayabildiği tek kapıdan. Ancak alımlı bir renkli gölge kesti önünü. Bir kadın görüntüsü:
"Güzel kostüm bayım. Dikkat çekici! Bir içki ister misiniz?" Filozof tereddütlüydü. Biraz sarhoşluk, biraz kendinden geçiş; belki de kaybettiklerinin bir kısmını telafi edebilirdi. Az sonra ışığın gözleri kör edici boyutlarda olduğu bir köşede, bir topluluğa fıkra anlatırken görüldü. Eski bir masalı hicveden bir fıkraydı bu. Ama nedense pek yavan anlatıyor, hiç kimseyi güldüremiyordu. Filozofun katında herşey berbat bir halde işleyip duruyordu. İnsanlar yanından teker teker koptuklarında, artık hiçbir ilgi çekici yanı kalmadığının tescilini yapmışlardı adeta. Ancak hiçbirşeyi tüketmiş olduğuna inanmıyordu. Onları eninde sonunda kendine inandıracaktı. Bunu düşünürken, tabiki artık kendisinin de bir yalan olduğunu biliyordu. Bir yalan'dan doğru çıkar mıydı? Ah, o eski bilmece...
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 2:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sonsuz iş, sonsuz görev, sonsuz amaç, sonsuz ayrıntı arasında kendini ve gidişini kaybetmek...
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 10:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sıkıntını bir kaplumbağa gibi sırtında taşıyorsun: Yükün, evin, barınağın, sığınağın ve korunağın.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 11:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Genç şair, yolunun üstündeki bir inşaatta, duvar örmekte olan ustayı gördü. Yaptığı işi duvar örmeye benzeten şair selamla yaklaştı ustaya. Usta da, malasını bırakıp hoşgeldin dedi. Genç şair sordu:
-Duvar örüyorken neler düşünüyorsun?
-Aklıma ne gelirse, dedi yaşlı duvarcı.
-Peki, bu senin duvar örmene engel olmuyor mu?
-Hayır, çünkü duvarı iyi örmem gerçeğini gözümden kaçırmıyorum.
-Neden yıllardır bu iştesin?
-Ekmek parası. Mesleğim. Peki ya sen ne iş yaparsın?
-Senin gibi yapı ustasıyım. Ama benim tuğlalarım kelimelerdir.
-Ben o işlerden anlamam oğul. Hem yapı, sadece tuğlalardan oluşmaz ki! Beton, demir, kalıp...
-İmge, metafor, imaj... Neyse işte... Senin gibi ince bir dizilim. Boşluğa uygun tuğlayı koyman gibi; kes, parçala, uygun kütleyi yerine yerleştir. Ve ipten asla şaşma.
-Ama ben ipsiz giderim. Çünkü ben ustayım.
-Ben de ona çabalıyorum.
-Aslında düşünüyorum da... İşin içinden çıkamıyorum.
-???
-Acaba, tuğla gerekmeksizin bir duvar mümkün olabilir mi?
- Tuğlasız duvar mı? Mesela taş veya tuğla yerine geçen herhangi bir kütlede mi olmayacak.
-Evet, aynen öyle. Ne tuğla, ne de başka bir şey. Salt bir duvar. Varlığı, yalnızca kendisine çarpılınca anlışılan, kapkatı bir duvar. Görünmeyecek. Hani insanın çevresini kuşatan sıkıntıları gibi.
-Neler diyorsun?
-Mesela, iki büyük mıknatısı, aynı kutupları birbirine dönük şekilde aşağıda ve yukarıda sabitlesem ve aradaki o alanı... Ama mıknatısları öyle iyi gömmeliyim ki, görünmesin; görüntüyü bozmasın... Nereye evladım? Dur, bir çayımı iç.
-Nalbura mala almaya gidiyorum. Hemen dönerim.
-Böyle teklifsiz mi?
-Evet, böyle teklifsiz.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 11:32 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir gün gerçekten bir sınavı kazanmaktan kıyamet kopacakmış gibi korkuyor. Ancak yine de, bir sınavı kazanabilmek için bütün gücüyle çalışmaya çabalıyor. Her sonuç açıklanışında, pür dikkat kesilip ismini arıyor kazananlar listesinde. Sanki ismini boynuna dolayacaklar; ya çekip götürecekler, ya da orada çekip işini bitirecekler. Listede adını göremeyişi şimdilik bir rahatlama sağlıyor. Yalnızca kazanılan biraz zaman. Ancak o zaman da acımasızca ve aynı işkenceyle geçip gidiyor.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr May 04, 2008 10:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İki maaş arasında geçen süreye "ay" denir.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr May 04, 2008 10:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kapalı alan fobisi var. Dünyadan sıkılması bu yüzden.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr May 04, 2008 11:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Büyükçe bir meydanda, kalabalığın ortasında, hazırolda bekliyor. Kendini bildi bileli böylece bekliyor. Suçları yüzüne karşı okunurken, sabah güneşi ağaçların arkasından yükseliyor. O yükseldikçe, kalabalığın üstüne düşen gölgesi yavaş yavaş geri çekiliyor. Suçu bir dünya. Bu yüzden hiç bitmiyor. Tüm liste bitse bile yeniden okunuyor:" Dünyaya katılımda istemsiz olmak, başkalarıyla rekabet etmemek, mal biriktirmeyi gereksiz görmek, hayatı bir 'an' olarak ele almak, geçmiş ve gelecekte dolaşırken şimdiyi unutmak, çok çalışmayı angarya görmek" ve bir yığın suç daha... Dinlemeye çalışıyor ama yükselen güneşin ışınları gözlerini kamaştırıyor. Yine de bu parlak sarı güneş hoş bir duygu katıyor şu sıkıcı güne. Bütün sesleri doğaya gömüyormuş gibi, kendi sessizliğini ortaya bastırıyor. Bir sinek çevresinde dolanıp duruyor, orasına burasına konuyor. Şu içinde bulunduğu tabut olmasa, sineği kovalayacak ama... Liste uzayıp gidiyor; hayalleri ve düşünceleri de öyle. Bir anlığına geri dönüyor: "Hep dikkatsiz olmak, kimseyi saymamak, öğütlere kulak vermemek..." Karşısındaki yüzleri hep birbirine karıştırıyor; kimdi arkadaşı; o adam babası mıydı, patronu mu; öğretmeni miydi şu tanıdık yüz, yoksa haber sunucusu mu? Köşe yazarları, yaşam koçları, CEO'lar, müdürler, kanaat önderleri, politikacılar, işadamları, namlı sanatçılar, klip güzelleri, mukallitler, sevgililer, mahalle bakkalı, komşu teyze, hacı amca, başarı timsali biyografiler, yüksek yaşam öyküleri... Hepsi birbirine ne kadar da benziyor! Sanki hepsi orada. Sanki bir internet sayfasındaki sonsuz resim görüntüleri. Eninde sonunda bütün hepsi bir tek gölge; koskoyu bir gölge... Kötü bir kabusun remiksi olmalı bu; başka bir şey değil. Güneş, gözlerini kamaştırarak batıyor yine; kalabalığın uzayan gölgeleri üstüne düşüyor. Liste uzayıp gidiyor. Anlamlı bir harekete geçene kadar cezası buymuş; yoksa hep hazırolda, böyle bir tabutun içindeymiş gibi kalırmış. Aksi takdirde hazırolu gereksiz bir hareketle bozmak yokmuş. Refleks bile yasakmış. "Hangi anlamlı hareket?" "Anlam ne?" Sesi içinde yankılanıp duruyor. Alana dönüyor. Liste başa geçmiş yine. Listenin başında, en önce nutuk: "Çağa uygun birey olmanın gerekleri... bu yolda başarısız olmak... ölüm kalım savaşında... uygar bir dünyada yaşam ancak... ekmek aslan... yapısal sorun... yapı önce bireydir... zorlukların üstesinden gelen... ihtiyaç duyulan insan tipi.... zamanı değil... vakit yok... ilerleme... durmak ölüm... girişimci ruh... koşmak, koşmak, koşmak..." "Koşmak ama nereye?"
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2147
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:21 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hangi blog'dansın yabancı?
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kısa Öyküler Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 17, 18, 19 ... 25, 26, 27  Sonraki
18. sayfa (Toplam 27 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke