Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 151 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 OĞLUM İÇİN
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Küskün Adamlar Kulübü


Küskün Adamlar Kulübü
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire
Yazar Mesaj
drsitare
Yazar


Kayıt: Nov 24, 2007
Mesajlar: 248

MesajTarih: Cum Nis 18, 2008 10:41 pm    Mesaj konusu: Küskün Adamlar Kulübü Alıntıyla Cevap Ver

Küskünler ve Kaplanlar

Kahır, saçlarına düşen ilk kırla küskün adamların yüreğine yerleşir. Dünyaya küserek, kahrederek, ondan el etek çekerek yaşamak, kırklı yaşlardan itibaren titizlikle sürdürülen bir meslek olur. Adeta yeryüzünde tek bir şövalye kalmıştır ve bütün bir dünya yel değirmeni halinde, onun saldırısını beklemektedir. Küskünlüğün soylu bir tarzı vardır, öfke sessiz ve kımıltısız orada durur ve şövalyesini güç ilişkilerinden, ahlâki düşüşlerden, ruhu çürüten ne varsa ondan korur. Ruhun en ücra hücrelerine kadar kök salan o öfkenin diplerinde, mutlaka bir 'haksızlığa uğramışlık' hissi bulursunuz. Küskün adam ona saldıran dünyaya karşı zırhına bürünür ve onun tarafından nüfuz edilmeyi reddeder. 'Sunduğunuz iktidar ilişkileri, rütbe ve makamlar gönlümü okşamıyor' der gibidir. Onların hayat bilgisi toplumun baskın değerleriyle uyuşmaz. Herkes kadar 'küskün adam'ın da bir yaşama hüneri vardır ama bu hüner, yolların çatallandığı yerlerde onu çoğunluktan ayrı düşürür. Onların aldatılmaya, baştan çıkarılmaya karnı toktur. Ama kahretmekten de geri durmaz, dünyayı istediği gibi tanzim edememiş olmanın hıncı içini sürekli kemirir.

Oysa geç modern çağ baştan çıkarmaların, ayartının, ilkesizliğin zamanı. İnsan ilişkilerinde tuhaf bir soğuma var, 'kullan-at' tarzı ilişkiler sığlığın bayrağını burçlara dikiyor. Modern kültür küskünlüğü de potasında eritip onu değiş-tokuşa müsait bir meta kılabildiği ölçüde başarılı sayılacak. Küskünlük de pazar ekonomisine tabi kılınmalı, kenardakilere de satılacak bir mal mutlaka vardır, dahası küskünlüğün de tanımlanabilir bir maliyeti olmalı ki devran dönsün, değil mi ya? Yeryüzünün küskünleri üzerine demokrasi 'yağdırmalıyız' ki hayatın 'gerçek tadı'nı keşfetsinler, harcasınlar, harcansınlar, mutlu olsunlar. Küsmek boyun eğmeyi reddetmektir. 'Gücüm sana yetmiyor, seninle dövüşemem ama sana tabi olmayı reddediyorum' diyebilmektir.

Orta yaşlı küskün adamlar son yıllarda giderek daha fazla dikkatimi çekiyorlar. Onlar hayatlarını ölümcül aşkların örsünde döven, beden ve ruhlarına eziyet ederek arınmaya çalışan vicdan mahkumlarından farklıdırlar. Kendilerini alkol ve aşk provalarında ağır ağır öldüren 'abiler' hayatlarına, ülkülerine, tutundukları hikâyelere şurasından burasından ihanet etmiş, bunun getirdiği suçlulukla baş edemeyen kişilerdir. Oysa küskünler, ele geçirmeyi reddettikleri için zaten mağrurdurlar. Özür dileyecekleri bir merci yoktur, ruhlarını rehin bırakmadıkları için de dik durmayı başarabilirler. 'Kâşane, sırma, köşk onların olsun/ Bir köhne kitab, bir sarı kandil neme yetmez' diyen şaireyi izleyen nadir kuşlardır onlar. Terk edişin deli gömleğini giymiş ve dünyanın ağırlıklarından arınmışlardır. Bu adamlar psikolojik açıdan sorunlu kimseler midir? 'Kaybedenler kulübü'ne üye oldukları için, refah ve başarıdan pay kapamadıkları için mi küsmüşlerdir? Yoksa refah ve başarıya götüren yolları mübah kabul etmedikleri için mi? İnsanın ruh sağlığının olmazsa olmaz koşulu olarak çevresine sağladığı uyumu öne süren kavramlaştırmalar, bize hırsızlar toplumunda hırsız, katiller toplumunda katil olmamızı telkin eder gibidir. Oysa insan 'az gidilen yol'u seçebilir ve bu da hayatında büyük fark yaratabilir. Biz bu hayat hikâyelerini gazetelerde 'bir başarı öyküsü' olarak okumayız. Afrikalıların söylediği gibi, 'kaplanların kendi tarihçileri oluncaya dek bütün av hikâyeleri avcıları övecektir'. Oysa tarih inandığı değerleri dünya nimetlerine değişmeyen cesur ve kimileyin küskün adamların dokunuşlarıyla yazılır. Kurşuna dizilmeyi, zindana atılmayı göze alan 'deli'ler tarihi yapar. Yozlaşmış ilişkilerden inzivaya çekilen bir adam, şen şakrak yaşayan kalabalığa, 'haydi uyan!' bildirisi bırakır. Küskün adamların uğultusu; bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler diyen adamların kâbusudur. Markalara küsenler firmaları çıldırtır, televizyonlara küsenler reklamcıları çıldırtır, oy vermeyenler parti liderlerini çıldırtır. Küsen adamlar kuvvetlidir ve onlardan korkulur. Onları tutunamayanlar olarak görmek yanlış olur, onlar kendi hikâyelerine, değerlerine, doğru bildiklerine tutunabilmiş, hayatın karşısında bir tavır geliştirebilmiş insanlardır. Mağaradaki gölge oyunlarına râm olmamış ve 'terk edişin soylu dağı'na sığınmışlardır.

Bazen onlarla karşılaşıyorum. Soylu duruşları, o tunçtan öfkeyi hareleyen nezaketleri gözlerimi kamaştırıyor.Terk ederek dünyaya cevap veren adamlar. Küskünler. Lüzumundan fazla konuşmayan ve harcamayanlar. Tenezzül etmeyenler. Modern zamanların kavline göre kaybedenler. Kaplanlar tarih yazımına başladığında, kazananlar.



Kemal Sayar




Biliyorum, burada küskün adamlar da var.


Sevgili tian, ben buraya yazarım ama, şimdiden söyleyeyim...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1450
Nereden: gebze

MesajTarih: Cum Nis 18, 2008 11:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yanlış hatırlıyor olmayayım, düz hesap diyelim ki seksen beş ile doksan arası. Sivas'ta bir abimiz dert yanıyordu bir diğerine. "Benim gardaşım dı o, ben ondan borç para istedim, o bana ancak mark olarak veririm diye tutturdu." Hayatımın dönüm noktalarından biridir, bir yandan borç verirken arkadaşına, diğer yandan kendi cebini de düşünmek zamanlarının ilk tanıklıklarından biridir benim için bu konuşma. Kapitalizm sağolsun, ama bizim ruhumuza kara çalıyor epeydir ve ben arkadaşlarımı bu tür nedenlerle kaybetmek istemiyorum artık...

Bu başlığın açılma zamanı ne vakit gelecek diye bekliyordum hani, vesile olduk amenna...


En son tiananmenian tarafından Cmt Nis 19, 2008 1:40 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Başa dön
akrebingozleri
Yazar


Kayıt: Jul 26, 2007
Mesajlar: 214

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 1:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

refah ve başarıdan pay alamadıkları için değil,
ya da refah ya da başarıyı ayıpladıkları için
tam tersi (günümüz koşullarında),
refah ve başarıya giden yolları mübah saymadıkları için...

bu ülkede,
asgari ücret diye bir kavram vardır,
sokaklarda ve caddelerde göz alabildiğine uzanan
mağazalar, ışıltılı vitrinler, pahalı otomobiller,
hipermarketler, plazalar...

işte bu asgari ücret üzerine kurulu düzenin ürünüdür,
buna rağmendir, bunun sayesindedir tüm bu plazalar,ışıltılar, reklamlar
ya da
işte bu asgari ücretler
işte bu pahalı otomobiller, ışıltılı vitrinler ve devasa plazalar yüzündendir.

Bankgonk Pirinç borsasında dünyanın pirincini kapatanlarla,
günde 1 dolara yaşayan insanlar arasında da benzer bir ilişki vardır.

zaten işin esası bu ilişkidir, dayatılan bu "ilişki biçimindedir".
küskün insanların,
kapitalist dünyanın dayattığı bu ilişki modeli ile sıkıntıları vardır.
dünyanın pek çok yerine dağılmış
binlerce binlerce irili ufaklı ekonomik birimin
herhangi birinin içinde yer alıp,
gelirin,
patronun keyfiyeti ile insan emeği arasındaki
hoyratça ve acımasızca dağılımına şahit olmak
gelirin, istatistiklerde, devlet kayıtlarında falan değil,
bizzat gözünün önünde canlı canlı
nasıl haksızca dağıtıldığını görmek,
tüm bu canlı çıplak gerçeğin,
rekabet, maliyet, küreselleşme, ekonomi, politika vb.
yaldızlı yalanlarla üstünün örtüldüğünü görmek,
ve bunu kabullenmek
her babayiğitin harcı değildir.

kusura bakmayın,
züccaciye mağazasına girmiş fil gibi daldım konunuza,
Başa dön
turuncu
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 27, 2005
Mesajlar: 512

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 2:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

adamlar hic küser mi ...
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 947

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 4:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yukarıdaki anlatı bana “cool” kavramın anımsattı. Elbette bu kavram da diğer soyut kavramlar gibi değişik yorumlara açık. Ve de, her toplumsal kavram gibi zaman içinde içeriği ve üzerine yüklenen anlamlar da değişiyor. Bugün medyada, sinemada, müzikte kullanılan cool kavramı, kavramın ilk dile getirildiği dönemden çok farklı bir şeyi anlatıyor örneğin. Kapitalizm her şey gibi bu kavramı da bir tüketim nesnesine dönüştürmeyi başardı.
Cool kavramı Afrika’da kabile içi şiddeti azltmak için dini bir anlamı olan “zarafet, uzlaşma, şefkat, cömertlik, kavga ve çatışmaları önlem yeteneği”ni içeren bir ruh hali olarak övülen bir tutum olarak ortaya çıkmış. Kölelik sonucu Amerikaya getirilen siyahlar arasında bedensel köleliklerinin ardında ironik bir itaat maskesi altında siyah ruhlarının özgürlüğünü güvence altına alan bir kayıtsız isyan, duruş olarak yaşadı.Daha sonra beyazlar arasında yayılarak sanayi kapitalizminin konformizmine bir isyan olarak, daha sonraları tüketici tolumun rekabet baskısına direnme şekli olarak ve son olarak da post-modern bir moda olarak evrimleşti.
Cool’un beni çeken yanı toplumun genel kurallarının, eğilimlerinin,değer yargıları ve ahlakının, beklentilerinin umurunda olmadığını, onu bağlamadığını, boyun eğmeye istekli olmadığını gösteren isyancı tavır. Cool, yalnızdır, birey olarak isyan eder, isyanının temel görünümü kayıtsızlıktır. Bu kayıtsızlık –kayıtsızlık haliyle bile- eleştirel, mahkum edici ve isyankardır. Cool’un bir başka çekici yanı, kendini sevmesi, kendi yaşamını ve zevklerini, mutluluğunu toplumun egemen anlayışlarından ötede kurmasıdır.The Chase ya da Rıhtımlar Üzerindeki Marlon Brando’dur cool.
Konuyla ilgisi olmasa da bağışlayın, aklıma geliverdi işte.
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1450
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 5:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Karakutu bana ilham veriyor;

Geçen ekmek başlığı altında, sevgili greenstone ile aramızda varolan bir diyalog sonrası, şöyle bir fikir oluştu bende ve bir kaç gündür meşgul ediyor kafamı, elimde yarım kalan bir kaç iş var ama olsun, hayal iyidir;

Ama kitap fikri güzel, kimbilir belki bir romanın içerisinde tüm sisteme sırt çevirebilen bir anti-kahraman olarak yer alabilir, nasip diyelim.

Bir de geçmiş zaman içerisinde Troyka'ya şöyle bir şey yazmıştım, aklıma geldi şimdi;


Bu ufak reklâm arasından sonra, bugün gördüğüm bir manzarayı anlatmakla devam edelim. Bizimkilerden bir tanesi, muhtemelen alkol bağımlısı bir ağabeyimiz, memleketin ağır geçen kışından her nasılsa donmadan kurtulmayı becermiş ve güneşin yeni yeni yüzünü gösterdiği bu bahar günlerinde, sokağın tüm gürültü kirliliğine inat bir mağazanın vitrini önünde kıçını devirmiş uyuyakalmış. Üstü başı, yırtık ceketi, kirli sakalı, kırpık saçları ile tam bir hırpani görünümünde. Saygım sonsuz. Ben ruhların arınmasının, bedenlerin maddeye bağımlılıklarının azaltılmasıyla sağlanacağına inananlardanım. Ortalama bir insanoğlu altmış yıllık ömrü hayatında neye imza atar? Eğitilir, işe koşulur, evlenir, ev alır, eşyalarla döşer, çocukları olur, onları yetiştirip iş güç sahibi eder, evlendirir. Geri kalan zamanda da yer, içer, sevişir, konuşur, tavla oynar, uyur. Sonra da ölür, iyi ama, neye yaradı?

Kare bulmacaları bilirsin, az sayıda siyah kaplı bölmelerle cevaplar birbirinden ayrıştırılır, üzerine harf yazamazsın siyah karelerin, ilk kural bu. Görevi sadece sınırları belirlemek ama ciddi bir rol, hafife almamak lazım. Düşün ki devasa bir bulmacanın harita deseni yeryüzü, benim adamım kare bulmacanın siyah karesi işte. Geri kalanlar veya normaller sınıfına mensup olanlar diyelim, içi boş karelerden ibaret, üzerine tek başına anlamsız, ama aşağıdan yukarıya ya da soldan sağa yan yana geldiğinde bir kelimeye dönüşen harflerin yerleştirildiği tertemiz kutucuklar. Ben ve dünyaya sırtını çevirmiş tutkulu bir uykunun kucağına kendini bırakmış adamım gibiler olmasa her şey birbirine karışır ve beyaz kareler ne yapacaklarını bilmez halde başıboş dolanıp dururlardı. Mağazanın vitrini dibinde akıp giden hayata inat, durmuş, belki ölmüş bir adam gereklidir acınası dünyamıza seyirlik. Mağaza da mağaza hani. Sony elektronik eşyalar cenneti, ışıklı vitrin boydan boya kalın cam, her cins ve boyda renkli televizyonlar sıra sıra, her biri farklı kanaldan yayın yapıyor, bazıları aynı karede beş yayını birden veriyor, her tarafından farklı ve çekici ışık şuaları yayan müzik setleri, onların adam boyu uzunluğunda kolonları, DVD’ler, VCD’ler, playstation’lar ( Türk Dil Kurumu bir işe yarasa da bunlara bir isim yakıştırsa diyeceğim ama onlarda bulsa bulsa ‘göstergeçli resim yüklenimli ortası delik dairesel cihazı çalar’ ve ‘oyunistasyonu’ gibi dâhiyane çözümler sunarlar ki henüz iddia aşamasında vazgeçmek daha mantıklı bir Türk dili severi olarak). Sıfırların yazılmaya yetmediği ve sondaki üç sıfır yerine noktadan sonra küçük bir çizgi çekilerek geçiştirildiği fiyat etiketleriyle ışıltı bir dünya ile benim siyah karem yan yana ve zafer bizim sevgili dostlarım. Mağazanın önünden kimse geçemiyor, o pırıltılı vitrinde tüm albeniye rağmen kimse durup içeri bakmıyor. Japon mucizesi, sevgili ayyaşımız sayesinde ufak çaplı bir krizin eşiğinde, ama nihai zafer elbette akıntıya karşı kürek çekenlerin tekelinde değildir bunu da anlıyoruz içten içe. Bembeyaz bir çarşafın üzerine sıçrayıvermiş tek bir damla mürekkebin, çarşafın kapladığı alana göre ihmal edilebilir boyutuna rağmen göze nasıl takılıp kaldığını düşle ve unut sonra…


Dur bakalım belki bu başlıktan bir anti-kahraman çıkartabiliriz. Şimdi de aklıma başka bir fikir geldi, (biri beni durdursun!..), hadi Karakutu, kirlettiğimiz ve kirlendiğimiz hayatımızdan; olan değil, olması gereken değil, olmamayı tercih edeni birlikte yazalım...
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1436

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 11:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

küskün adamın nefesi
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 235

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 1:48 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tian, harika bir kitap olacak Kapitalizmin Türkçesi. Önce gavurcasını sonra da Türkçesini yazıp karşılaştırırsın. Hem kapitalizm'in nimetlerinden faydalanıp para da kazanırsın...Smile

(Dün gece 32. Gün'de İsmet Özel, dünyada iki ırk vardır dedi. Türkler ve Gavurlar...Smile)
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1450
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 2:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Daha işe başlamadan olaya para karıştı ya, ne güzel İstanbul. Para için yazılan kapitalizm karşıtı bir kitap! Herneyse ben biraz daha hayal kurayım bakalım, hayırlısı...

İsmet Özel'in önce röportajının yayınlanması ardından orada ileri sürdüğü fikirlerin, 32. Gün'e taşınmasını biraz tuhaf ve mizansen bulanınız var mı, yoksa ben mi bugünlerde bir hoşum?
Başa dön
kumsaati
Yazar


Kayıt: Mar 04, 2007
Mesajlar: 328
Nereden: Çöl...

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 4:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İsmet Bey'in bir şeyleri düşündüğünü ve hissettiğini kabul ediyorum. Ama düşünüp hissettiklerinden rahatsız olan,başka bir fomatta ortaya çıkamadığı için böyle var olan biri. Düşündüğü ve hissettiği şeyler, yaşamak istediği şeyler değil. Berbat bir hal bu. Müslumanlar (klasik/bilinen musluman) bu topraklarda özürlüdür. Öyle olmak zorundadır. Bu özürdendir "yaşamak istedikleri" ile "düşündükleri/söyledikleri " şeylerin farklı oluşu.
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 235

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 6:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İsmet Özel'i bir kaç şiiri ve bir kaç mısrası dışında çok fazla tanımıyorum. Yine bir ara bir röportajını okumuştum. Kadın köledir diyordu... Son günlerde röportaj ve 32. Gün'e konuk olmasının bir nedeni olabilir mi onu da bilmiyorum. Ama 32. Gün'ü izlerken düşündüklerim.

1. Onu izlemek oldukça keyifliydi ve çok çok güldüm.
2. Kafamı öyle bir karıştırdı ki, (nasıl ifade edilir bilmiyorum) bildiğim, öğrendiğim her şeyi yerle bir etti.
3. Sanırım insanlığı ikiye ayırmış, iyilere Türk, diğerlerine de Gavur diyor. Bunu da şuradan çıkardım. (Doğru yanlış bilmiyorum, dedim ya kafamı çok karıştırdı). Türklük bir ırk değildir, bir kültür de değildir... Bir şey daha söylemişti unuttum.
4. Bilerek ve isteyerek insanların kafasını karıştırıyor. Ve bunu da inkar etmiyor sanırım. Karışık kafa çalışmayan kafadan iyidir diyor.
5. Bakış açıları benim gibi olmayan insanlardan öğrendim her bir yeni şeyi. O yüzden benim gibi düşünmeyen insanları severim. Yeni şeyler öğrendiğim için. İsmet Özel'i ilk kez dinledim ve sevdim. Ama onu sevme nedenim bakış açılarımızın aynı olmasından değil, farklı olmasından da değildi. Hem yanımda hem karşımdaydı. Nasıl başarıyor bunu anlamadım.
6. Olay ve durumlara 5 duyunun dışında bakıyor sanki. Bilimsel olan Türk olamaz, Türk olan bilimsel olamaz dedi mesela. Sanırım 5 duyunun dışında anlıyor ve anlatırken mecburen 5 duyuyla anlatmaya çalışıyor gibi geldi. Ne demek istedimse. Dedim ya kafam karışık.

Ve Tian'a: Para için böyle bir kitap yazsan tutmaz zaten. Hani yaptığın herşey bir gün bir şekilde sana döner ya. (Buna inanırım). Senin bir beklentin olmaz ama bir şekilde ödüllendirilirsin...(İlahi bir lütuf ya da doğanın seni ödüllendirmesi).

Paranın ne önemi var, mühim olan... Smile Saygılar efendim...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1450
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 7:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Televizyon seyretmiyoruz, ama bugün sözlüklerde biraz geziniverdik;

"ben üstünüm çünkü türk'üm"

"bugün solcuyum diye ortada dolasan dümbükler.."

"solculuk sağcılık insanları paketleme ve vizyonlarını kısıtlayıp, zamanı gelince postalamak içindir"

Sizin yukarda eklediklerinize ilaveten üstteki gibi sözler geçiyormuş konuşma içerisinde, röportajını hiç saymıyorum bile, sadece "ateist türk olamaz!" gibi bir söylem bile, kendi başına bir talihsizliktir!

Kafa karıştıran kafa karışık!

Şiirine lafımız yoktur, keşke sadece şiir ile kalsaydı...
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 235

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 12:00 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Ben üstünüm çünkü Türk'üm"

Yukarıda anladığım kadarıyla anlatmaya çalıştım. Türk'lüğü bir ırk, bir kültür olarak bile görmeyen, Türkler ve Gavurlar diye bütün insanları iki gruba ayıran (Ben bunu iyiler ve kötüler olarak anladım), kendisinin birinci grup (iyiler) içerisinde olduğuna inanan birisinin böyle bir söylemde bulunması normal değil mi? (Kısa cümlelerle yazmayı severdim ama uzun bir cümle oldu)


"Bugün solcuyum diye ortada dolasan dümbükler.."

Haksız da değil ki burada. Dümdüz anlaşılır bir cümle işte. Yok mu yani bu şekilde ortada dolaşan dümbükler... Müslümanım diye ortada dolaşan dümbükler, sağcıyım diye ortada dolaşan dümbükler, Neler yapmadık bu vatan için, yine neler neler yaparız diye ortada dolaşan dümbükler...

"Solculuk sağcılık insanları paketleme ve vizyonlarını kısıtlayıp, zamanı gelince postalamak içindir"

Beni çok düşündüren ifadelerinden birisi. Bunu da şöyle anladım. Hani sen kitap yazacaksın ya. Kapitalizm'in bizcesini, Türkçesini yazacaksın ya. İşte sağcılık ve solculuğu kapitalizm'in (kötülerin) amaçlarını gerçekleştirmek için ortaya çıkardığı, insanları gruplara ayırdığı ve birbiriyle kavga ettirip işlerine baktıklarını demek istediğini anladım. Ve şunu düşündüm. Bu ideolojileri ortaya atanların hemen hepsinin bir yahudi olması bir tesadüf mü?

Sadece "Ateist Türk olamaz!" gibi bir söylem bile, kendi başına bir talihsizliktir!

Hatta "Müslüman olmayan Türk olamaz" dedi... Ve Türk tarihinin Müslümanlıkla başladığını da söyledi. Türklüğü ırk olarak görmeyen, iyilerin de müslüman olduklarını düşünen bir insanın söylemi işte.

Benim gibi düşünmeyen insanları seviyorum demiştim. İsmet Özel'i dinledikten sonra beni düşündüren insanları seviyorum demek daha doğru olacak.

Sayın Doktorum Stare,

Senin açtığın başlığın altında, konuyu biraz dağıttık galiba. Affola...


En son greenstone tarafından Pzr Nis 27, 2008 2:35 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 12:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Sal Nis 29, 2008 2:48 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir şeyler üzerine konuşmak ve bir şeyleri anlamak/anlatmak için sadece kelimeler yetmiyor.Zaten İsmet Özel bir çok konuşmasına bunun vurgusunu yaparak başlar. Bu, yeni söylediği bir şey değil elbet. Kendisine haksızlık ediliyor bence.

Sadece şair olarak kalsaydı, oturup şiirini yazsaydı vs. eleştirilerini kesinlikle kabul edilir görmüyorum. Bu iş, şiir nedir? Ne işe yarar? ve Şair kimdir gibi sorulara götürür bizi.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Kırılgan Kızlar Kulübü drsitare Vesaire 20 Pzr Mar 16, 2008 2:55 pm
Yeni mesaj yok Dövüş Kulübü unlem_isareti İzlenesi Filmler 37 Cmt Hzr 10, 2006 10:04 am
Yeni mesaj yok Kusma Kulübü tohum Okunası Kitaplar 2 Pzr Hzr 04, 2006 5:57 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke