Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 197 Üye Adayı ve 15 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Neresinde kalmıştık yaşamanın
 OĞLUM İÇİN
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 ERTELEYEN ÖĞRENCİ PSİKOLOJİSİ
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

e.e.Cummings


e.e.Cummings
Sayfa 1, 2, 3  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:23 am    Mesaj konusu: e.e.Cummings Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Alıntı:
Köklü bir Massachusetts ailesinden gelen E. E. Cummings (1894-1963) Cambridge'de doğmuş, öğrenimini Harvard Üniversitesi'nde yapmıştır. Şiirlerinde dize düzenini ve noktalama kurallarını altüst ederek okuru geleneksel alışkanlıklarından kurtarmayı amaçlayan Cummings ilk bakışta anlaşılması güç bir şair gibi görünebilir.

Oysa şiirleri yüksek sesle okunduğunda, bunların baharı, aşkı, gülleri ve başka çiçekleri ele alan geleneksel içerikli lirikler olduğu anlaşılır. Şairin bu biçimsel özelliklerinden vazgeçmeyişini okurun dikkatini çekmek için başvurduğu bir taktik olarak görmek güç değildir. Kökleri Emerson'a kadar uzanan aşırı bir bireyciliğin 20. yüzyıldaki korkusuz temsilcilerinden biri olan Cummings, "Kendinden başka kimse olmamaya savaşmanın, seni gece gündüz başkaları olmaya zorlayan bir dünyada insanın sürdürebileceği savaşların en zorlusu" olduğuna inanır.


Suphi Aytimur / kitabın arka kapağı’ndan




YAPITLARI


ŞİİR
Eight Harvard Poets, Sekiz Harvard Şairi (1917)
Tulips and Chimneys, Laleler ve Bacalar, şiir (1923)
&(AND), &(VE), şiir (1925)
XLI Poems, 41 Şiir (1925)
Is 5, 5'tir, şiir (1926)
ViVa,YaŞa, şiir (1931)
No Thanks, Hayır Teşekkürler, şiir (1935)
Collected Poems, Toplu Şiirler (1938)
50 Poems, 50 Şiir (1940)
1 x 1[one times one],1 x 1 [bir çarpı bir], şiir (1944)
Xaipe, Xaipe, şiir (1950)
Poems 1923-1954, Şiirler 1923-1954 (1954)
95 Poems, 95 Şiir (1958)
73 Poems, 73 Şiir (1963)
Complete Poems 1904-1962, Toplu Şiirler 1904-1962 (1991)


DİĞER
The Enormous Room, Büyük Koğuş, roman (1922)
Him, Onun, oyun
{No Title}, Başlıksız (1930)
CIOPW, Resim çalışmaları (1931)
Eimi, Sovyet Rusya Gezi Notları (1933)
Santa Claus, Noel Baba, oyun (1946)
i: six nonlectures, Ders Notları (1953)


TÜRKÇEDE CUMMINGS
Hişt / e.e.cummings, Türkçesi: Tuğrul Asi Balkar, Duvar yayınları, 1984
Seçilmiş Şiirler / e.e.cummings, Çev: Suphi Aytimur, Adam yayınları, 1993
Seçilmiş 100 şiir / e.e.cummings, Türkçesi: Faruk Uysal, Perşembe Kitapları, 2001
Profil, Cummings, Hazırlayan ve Çev: Samet Köse, YKY 2002
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

(1894 - 1962)


" Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez...

(e.e.Cummings)





Alıntı:
E. E. Cummings ismini kullanan Amerikalı şair, ressam, deneme ve oyun yazarıdır. Hayatı boyunca dokuz yüzden fazla şiir, iki roman, birkaç tane de tiyatro oyunu ve deneme kitabının yazarı olan Cummings'in, bunların yanında birçok tablosu bulunmaktadır. 20. yüzyıl şiirinin en önde gelen ve popüler yüzlerinden biridir.

E. E. Cummings'in geleneksel olmayan majüskül (büyük) harf kullanma tarzı zaman zaman yayıncı ve okurları tarafından isminin küçük harflerle ve araya nokta konulmadan yazılması suretiyle öne çıkarılmıştır.

Ölümünden sonra eşi tarafından bir kitabın önsözünde belirtildiği üzere yazar sadece küçük harf kullanarak şiirlerini yazmıştır. Böylece ismi resmi olarak "e. e. cummings" olarak değiştirilir. Fakat daha sonra, Cummings tarafından eserlerini Fransızcaya çeviren kişiye yazılan bir mektup incelendiğinde isminin yazılışında büyük harf kullanılmasını tercih ettiği ortaya çıkar. Bugün Cummings'i araştıran bir kişi yazarın ismini küçük harfle yazmasının bir alçakgönüllülük göstergesi olduğunu düşünebilirken, bir diğeri bu durumu yazarın kibirli olmasıyla açıklamaktadır.

Kısacası tartışmalar hâlâ devam etmektedir.


Wikipedia'dan
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

D-ÜŞ-L-EY-E-RE-K


D-üş-L-ey-E-re-K

yapraklar
(bAk)
kilitli

içinde

aLTın
günbatımı
paRLak
lığın

ü
RpErİyO
r


,;:.:;,


Çev: Samet KÖSE
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:34 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Alıntı:
50 ŞİİR’DEN SEÇMELER



SEÇİLMİŞ ŞİİRLER / Suphi Aytimur





1


!karay
a
karş
ı

(bey)
az gök
?a ğaçlarda
n ko

pup düşe

n
,
yap
rak

bir: ; uç

a
r fırıl
DayaR
a

.k
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:36 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

3


bir şey yiyemiyorsan bir cıgara

tüttürmelisin ama neyimiz var ki
tüttürecek : haydi delikanlı

gidip yatalım
cıgara tüttüremiyorsan şarkı

söylemelisin ama neyimiz var ki

şarkı söyleyecek; haydi delikanlı
gidip yatalım

şarkı söyleyemiyorsan hiç olmazsa
ölmelisin ama neyimiz var ki

ölecek, haydi delikanlı

gidip yatalım ölemiyorsan
bir şeyler

düşlemelisin ama neyimiz var ki
düşleyecek (haydi delikanlı

gidip yatalım)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:37 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

11


pembe bayrak ve al paçavra
kara gömlek ve kahverengi
yapmacıkçalım ve kokmuşpalavra
kasabaya indi her biri

kimi onu vurulmuş sever
ve kimi onu asılmış sever
ve kimi onu çift sever
dokuz aylık genç
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

12


(öğretir misin bir yoksula
nasıl yaşanır
bir iğneden daha doğru)

sor
……o kadına sor
…………ne zaman
………………(sor ve sor
………………ve sor
gene ve) sor bir
değsen kırılacak ufak tefek
adama
keman çalan
yağmur
altında

(bir kız öptün mü
………
………

pembe yüksük benzeri)
sor
……o adama sor
………kim
…………(sor ve
…………sor
…………ve sor
önce ve) sor bir yalın
çılgın
şeye
türküyen
kar içinde
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

23

bir sevimli bir gün
(ve her biri solar)
burada ve uzaktadır
(ama kızlar doğmuştur
süslesin diye bir saati
bütün bütün)

oh evet çiçeklenmek
pek neşeli olana dek
bir yapıcı bir flört
kimi oynak ve esnek
kimi pek iyi biçici
bir uzun; uzun

bir jerry onca çok
(ve nelly ve fan
bir en yakışıklı harry
(ve sally ve nan
titrer ve sinerler
öyle solgun: solgun)

çünkü betty doğmuştu
hayır demernek için hiç
ama lucy öğrenebilirdi
ve lily yakarabilirdi
ve pek azdı daha ürkeği
bebekten. bebek
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:42 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

24


bu sözümona insanlara kalp verilmemişti
nasıl olmalıydılar? sözümona kalpleri düşünecekti,
bu sözümona insanların hiç akılları yok ama
olsaydı bile sözümona akılları var olmayacaktı

ama bu var olmayan akıllar hayat bulsaydı
böyle bir hayat başlayamayacaktı yaşamaya,
yani soluk almaya, ama tutku aldı, kokacaktı nefesi

ve ruhlar, neden ruhlar parça değil bütündür
(ama tüm bu sözümona insanların binler üzre
yüzlercesini çarpmış olsaydık iki ile
sonsuzluk hiç de eşit olmayacaktı bir'e)

çün senin milyonluk benliklerin ve benim
yeterli olabilir aşkın eşsiz gizemi boyunca
her güneş dönedururken çevresinde kendi ay'ının
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:43 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

25


özgürlük bir kahvaltı sofrasıyken
ya da gerçek doğru ve yanlışla yaşarken
ya da köstebek yuvası dağlardan yapılırken
- yeterince uzun ve gerçekten uzun
görünüşün kirasını ödüyor olacak
ve yetenek takımını kıvandıran dahilerdir
ve alevleri en yüreklendiren sudur

şapka askıları şeftali ağaçlarında büyürken
ya da umutlar en iyi kcl kafalarda dans ederken
ve her el parmağı ayak parmağıyken
ve bir cesaret bir korku iken
- yeterince uzun ve gerçekten uzun
arsızlar her şeyi arlı sayacak
ve eşekarıları ağlayacak soktuğu çocuklara

ya da görenler kör iken
ve sakakuşları baharı selamlamazken
ne sıradan halk dünyaya küresel derken
ne de çancılar çan sesi kesilince ölürken
ve ortaklaşma seyrek ve kerterizler değişirken
- yeterince uzun ve gerçekten uzun
yarın pek geç olmayacaktır

solucanlar sözlerdir ama sevinç sestir
aşağı iner biri ve yukarı çıkar öbürü
memeler meme olacaktır butlar da but
eylemler düşleyemez düşlerin ettiğini
- zaman bir ağaçtır (bu hayat bir yaprak)
ama aşk gökyüzüdür ve ben senin’çinim
gerçekten uzun ve yeterince uzun
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 9:53 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

28


vardır belki, 2.5 ya da olamaz ya 3
kendine özgü ve her biri epeyce şişman
bin yıl. Daha çoğunu beklemek
fantastik de patolojik de değil ama

dilsiz olurdu. Bir çarkın dönüş sayısı
belirlemez onun yuvarlaklığını: ambarınızda
buluşan kırlangıçlar kıvançlıysa; kimse daima
bir şey kazanmaz, küçük şeyler siste iri görünür

ve (Kanı bizim'çin saçılmış olan O'nun adına)
bir şey tüm insanlıktan daha küçük olursa ya da
bir şey daha yozlaşmış olursa sözümona
uygarlıktan, ben stalinci bir kıçı öperim
hitler'in penceresinde gelecek çarşamba E.S.T. (*)
saat 1' de getirin yavrucukları birlikte eğlenelim



(*) Eastern Standard Time = Doğu Standart Zamanı
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4207

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 1:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

34


babam sürüp gitti aşkın yazgısı içre
hep kendisi kalarak gönül zenginliğiyle,
şakıyarak her sabahı her geceden
yüksekliğin derinlerine sürüp gitti babam

bu miskin unutkan genç orada
onun bakışıyla ışıya durdu burada;
şu genç (ürkek tavırları onca kararlı)
onun bakışlarıyla canlanıp davrandı

yeniden, gömülmeyi bekler haldeyken
gerçek benliğine kavuştu, onun nisan dokunuşu
zorladı uyuyanları kısmetinde oğul vermeye,
uyandırdı düşçüleri kendi ruhsal köklerine

ve bir güzel tüm benliğiyle ağlasa
babamın parmakları uyku getirirdi ona:
en küçük ses bile duyulamazdı boşuna
çünkü dağların büyüdüğünü seziyordu babam.

Yükselterek vadilerini denizlerin
neşenin acılarıyla sürüp gitti babam;
överek bir alnı, ay derler adına,
şakıyarak tutkuyu bir başlangıca

neşe şarkısıydı onun, neşe onca arı,
bir yıldızın yüreği yanında dümendeydi
ve onca arı şimdi ve şimdi onca evet
şenlenirdi alacakaranlığın bilekleri

istekli, bir yazortası nice istekliyse
güneşin düşünen aklının almayacağı ölçüde,
onca kesinlikle (en tepesinde onun
onca irice) duruyordu düşü babamın


onun eti etti, kanı kandı onun:
hiçbir aç yoktu ona yiyecek dilemeyen;
hiçbir sakat yoktu bir mil sürünmesin bayırda
sırf görmek için onun gülüşünü orada.

hor görüp tantanasını olmalı ve olacağın
duyguların yazgısı içre sürüp gitti babam;
onun kızgınlığı haklıydı yağmur kadar onun
acıması yeşildi başaklar kadar

yılın eylülleşen kolları uzatır
daha az bolluk dosta düşmana
babamın aptala akıllıya
ölçüsüzce sunduğuna kıyasla

gururla ve (ekimleşen alev ile
çağrılmış) dünya aşağıya tırmanırken,
ölümsüz eser için onca çıplak
omuzları ilerledi karanlığa karşı

üzüncü ekmek kadar doğruydu onun:
hiçbir yalancı yüzüne bakamazdı onun;
her dostu düşman kesilseydi
o gülüp kardan bir dünya kurardı.

bizimkiler içre sürüp gitti babam
şakıyarak her yeni yaprağı her ağaçtan
(ve her çocuk bilirdi ki dans ederdi bahar
duyulunca babamın söylediği şarkılar)

paylaşmayanı varsın insanlar öldürsün,
kan ve et varsın pislik ve çamur olsun,
düzenci tasarım ve tutku birer kalıttır,
özgürlük bir haptır ki alınır satılır

çalmaya düşkün ve acımasız türden,
bir yürek korkacak, kuşkulanacak bir beyin,
ayırt etmek bir sayrılığı benzerinden,
uydurmak doruk noktasına kendisinin

parlak diye neyi denediysek hep donuktu,
acı şeylerin hepsi bütünüyle tatlı,
kurtlu eksi ve dilsiz ölüm,
tümü kalıtımız, tümü bırakılan

ve hiçbir şey onca az değil gerçek kadar
- derim ki gerçi nefretti insanları yaşatan-
¬babam bu yüzden kendi ruhunu yaşadı ancak
tamamı aşktır ve hepsinden çok
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 2:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

PARİSLİ AKŞAM

Gün battı akşam oldu Paris'te
Aylardan Nisandı
Gökyüzüne baktı kaldı sokaklar- kiliseler
Gencecik yağmur yağdı

Ne kadar gül varsa evrende- mavi
Kokusu dünyayı tuttu
Yüzü yaslı inceden
Akşam öyle bir kızdı

Gözlerinde deli aşklar
Dünya evine girdi
Koştu durdu insanlar
Akşam oldu aşk gitti

Menevişli aydınlıklar
Bak yenile ay doğdu
Orospu gecede şöyle
Kıvır kıvır bir orospu
Kırk yamalı dilenci
Evlerle pazarlıkta şimdi.
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 2:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HİÇ GİTMEDİĞİM BİR YERDE

hiç gitmediğim bir yerde, sevinçle ötesinde
her türlü yaşantının, kendi sessizliği var gözlerinin:
en ince kımıltında bir şey var içime gömen beni,
bir şey dokunamayacağım kadar bana yakın

kolayca açar beni en ürkek bir bakışın
parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi,
sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın
(dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gülünü

ya da beni kapatmaksa isteğin, ben
ve hayatım kapanırız güzelce, birden
karın her yere özenle inişini
düşleyen yüreğince şu çiçeğin;

duyduğumuz hiçbir şey bu ülkede
erişemez gücüne sonsuz inceliğinin:
yapısının renkleriyle beni bağlayan,
öldüren, hiç durmadan, her nefeste

(bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan
ve açan; yalnız anlıyor içimde bir şey
gözlerinin sesini göllerden derin olan)
kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri.
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 2:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BİLİNÇALTI

Komayın beni bu ellerde-gayrı durmam
Bu yol kavşağında susmuş gözler senin
Beni kıskıvrak saran kollar senin kolların
Tutamam ellerini- yanımdasın.

Rüzgar gibi bakıyorsun - saçlarım uçuşuyor
Ellerimi örtüyorum yüzüme - gözlerine bakamıyorum
Sen bir çiçeksin yavaşça açarsın
İncecik belin salınırsın- ilk çiçeksin baharda

İşte uzat ellerini- ben gözlerimi yumuyorum
Yeni yetme bir sürgün gibi kuruyorum olduğum yerde
işte bu benim yüreğimdir- atmıyor
İşte kar düşüyor gözlerime

Hiçbir şey güçlü değil bu dünyada seni sevmek kadar
Senin yüreğin kadar aydınlık değil
Hiç bir şey ölümcül değil bu koku bu renk kadar
Vücudun kadar alımlı değil hiçbiri çiçeklerin

Neden bu güzelliği dudaklarının
Gözlerinin bu koyu karanlığı
Bir şey var yüreğimde kuş gibi uçarı
Gözlerinin şavkı çiçeklerden
Yağmur yağar telli pullu
Biliyorum- ellerin gibisi yok.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2, 3  Sonraki
1. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok E.E. Cummings gece Dünyadan Şairler ve Şiirleri 5 Prş Şub 22, 2007 11:10 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke