tamamen geyik amaçlı, duygusal bir taşkınlık anının dışa vurumundan ziyade faltaşı bir şaşkınlık anının içe vurumudur... Yazının muhatabı sadece, 'artık tavuk yiyebilirsiniz' cümlesini sarfedip de beyaz et hasretimize son veren, boylu poslu, yakışıklı, yine yeni yeniden 'en-kır-men' uğur dündardır. bu yüzden satır aralarından -yok başörtüsüydü, yok türbandı, yok parti kapatmaydı, yok başsavcıydı, yok yasaktı, yok yasak olmamalıydı,yok şuydu, yok buydu- diyerek polemiğe açılamayacak kadar vakit kaybı bir icraattır. yorucu bir günün sonunda koca koca kitaplara gömülüp, arkasından ana haber bülteni seyretme cesaretini gösteren bir gafilin, semptomatik tedavisidir buraya yazılanlar... der ki, 'ille de polemik olacaksa uğur dündar gelsin.'
yine yeni yeniden en-kır-men, yüzündeki huzurlu ve huşu içindeki tebessümüyle işte türkiyeyi sallayan haber diyerekten, ankaraya bağlanaraktan, haberi yakalayanlara paye vererekten, gülerekten, oynayaraktan müthiş ironik haberine giriş yapıyor ya ... ah hazzın haddi hesabı yok. başsavcının sekreteri türbanlıymış ... ve fakat kamusal alana girdiğinde başını açarmış... başsavcının hoşgörüsüymüş ... kamusal alana girerken türbanını açana da alkışı ihmal etmeyelim... tebrik edilesi, olağanüstü bir durumdur zira... bugün sekreter hanım işe başı açık gelmiş...neymiş : türkiyede başörtüsü sorunu yokmuş... diye de haberin sonuna bir bağlama... en bam telinden... ve habercilik başarısı... ha bir de bunların üstüne muro ve çetoyu izlersen, şalgam suyuyla kızılcık şerbeti karışımı bir ağız tadıyla pek bir iyi olacak netice. Allahım sen aklımı koru.
acaba pek acar enkırmenler, bu çok reytingli haberin üstüne, yeni bir akım başlatırlar da kamuda başını açan türbanlıların üstüne kameralarını salarlar mı diye endişelenmedim desem inanmayınız. kaçak göçek kamusal alana, ve hatta kamusal alanın bahçelerine türbanı sızdıranların çarşaf çarşaf, iddianamelere konu olan fotoğraflarının ardından, pek te yakışıklı olmaz mı. oluuur hem de nasıl yazı dizileri olur gazetelerin pazar eklerine, hem de ayşe arman kaleminden. görür gibiyim, kamusal alanda başını açan doktor, başını açan öğretmen kızımız, başını açan pek muhterem avukatımız diye başlıklar, bir açık bir de yanına türbanlı fotolar... aman diyeyim, sakın ola benim sağlık ocağına gelmeyin, bizim mahallenin romanları ellerinde terlikleriyle kovalarlar vallahi, girecek delik ararsınız, zira beni severler... ben uyarımı yapayım da... Allahım sen paranoyadan koru.
bu geyik, alır başını gider, daha neler neler anlatırım, ne ironik haber malzemeleri veririm, mesela, daha geçen gün 'asker tetikte bekliyor, darbe için' diyen ve her gelişinde beni taktir eden, taltif eden emekli albay hastamın, bilmeden beni bana nasıl çekiştirdiğini derim de... ders çalışmam lazım.
Hop de başla muhtelif tıraşa
Oh be anlaşırız paşa paşa
Salla kurusıkı dağa taşa
Kız gibi bak kalaşnikof
Kalaşnikof, kalaşnikof
Kalaşnikof, kalaşnikof
Heeey , heeey
Bum bum bum bum
Bum batan geminin malları
Sen ağa ol ben paşa
Kollayalım imkanları
İn işi cin işi değil insan kişi
Hem erkek hem dişi icabında
Buyrun ayağınız alışsın
Maksat ortalık karışsın
Tezgah tezgah üstüne kayıpsın
Kız gibi bak kalaşnikof
Kalaşnikof, kalaşnikof
Kalaşnikof, kalaşnikof
Heeey, heeey
Bum bum bum bum
Bum batan geminin malları
Sen ağa ol ben paşa
Kollayalım imkanları
Vur vur kafasına kafasına
Çivi gibi çivi gibi çak çak çak çak
Hop de başla muhtelif tıraşa
Oh be anlaşırız paşa paşa
Salla kurusıkı dağa taşa
Kız gibi bak kalaşnikof
Kalaşnikof, kalaşnikof
Kalaşnikof, kalaşnikof
Heeey , heeey
Bum bum bum bum
Bum batan geminin malları
Sen ağa ol ben paşa
Kollayalım imkanları
İn işi cin işi değil insan kişi
Hem erkek hem dişi icabında
Vur vur kafasına kafasına
Çivi gibi çivi gibi çak çak çak çak
İn işi cin işi değil insan kişi
Hem erkek hem dişi icabında
Vur vur kafasına kafasına
Çivi gibi çivi gibi çak çak çak çak
Söz: Sezen Aksu-Meral Okay
Goran Bregovic'in deli müziği eşliğinde geyik çevirmek de gerek icabında...
Aslında siz delisiniz biliyorum, ben ise tamamen normalim, ben yazmak istemezdim, kalasnikof üzerime çevrilince korktum, öte dünyaya gitmeden evvel son sözümü söylemek istedim, ben sizi hiç sevmedim, dayatmalarınızdan nefret ettim, ikiyüzlü hayatınızdan ve sarı saçlarınızdan tiksindim, beni yönetmenizden bıktım, sizden usandım, hukukun üstünlüğünden yoruldum, laiklik ilkenizden gına geldi, demokrasi ve batı medeniyetine erişme isteğinizden tırstım, çağdaş yaşantınızdan ve Atatürkçü düşünmek zorundalığından sıkıldım, ne düşünüceğime ve ne hissettiğime ve ne giyeceğime sizin karar vermenizden bunaldım, asıl deli sizsiniz biliyorum, ben sizi sevmiyorum, sizin beni anlamanızı da beklemiyorum, aksine anlamamazını diliyorum, hep kalasnikof yüzünden, suya girip çıktığında teklememesi nedeniyle, bir batında yirmi mermiyi atması sebebiyle, dünyanın en yaygın ölüm makinesi olmasına binaen...
Lidyalılar öyle güçlü bir bağ yarattılar ki bir cepten bir ötekine…
Bugün terzime uğradım. Ölçü, biçki derken konu paraya, hastalığa ve omuzlara yüklenen sorumluluğa geldi. “Hangi birine yetişeyim” diye sızlandı terzi abla ve ekledi, “ben bu işe senelerimi verdim.” Daha sözünü bir yere bağlayamadan kapıdan iki hatun girdi. Uzun boylu olanı her dükkanda konuya giren ve rolünü ezbere yaslamış bir tavırla vakit kaybetmeden söze başladı, lafı terzinin ağzından aldı: “Allah rızası için biraz para ver, hastam var.” Yanında duran ve gözünü kapıdan ayırmayan iyi giyimli öteki hatunun yüzünde garip bir gülümse vardı. Yüzünü saklamaya çalışıyor ve dışardan gelip geçene bakarak zaman kazanmaya çalışıyor gibiydi. Terzi önce hık mık dedi, gönderemedi, benim de hastam var, dedi olmadı, kızımı gelin edecem, dedi yine olmadı. İçerden bozuk para getirip iyi giyimli, konuşkan hatunlara verdi, parayı alıp çıkıp gittiler. Bir süre kimseden ses çıkmadı. Terzi söylenmeye başladı, “insanlarda terbiye namına bir şey kalmadı” dedi. “ Bu kadınlar günde 50 dükkana girse ve herkes 1 lira verse 50 lira yapar. Ben bu parayı gözümün nurunu akıtarak kazanıyorum, insanlar birilerini sömürmeye çok alıştılar.” dedi. Haklıydı.
Kazanan Lidyalılar oldu…
*
Lidyalıları ve şahane buluşlarını nasıl bağlasak ki geyiğe??
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız