Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 128 Üye Adayı ve 6 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Kayıp Eşya Bürosu
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 Görünmeyen
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...
 Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!
 Seçmece
 İmkansızın peşinden koştunuz mu hiç ?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

mektuplaRım


mektuplaRım
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire
Yazar Mesaj
eylem
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 16, 2005
Mesajlar: 1244
Nereden: nereye...

MesajTarih: Pzr Mar 16, 2008 2:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

canım,

bir süredir mektuplarımı açıp 'hızlı cevap'la bir şeyler karalıyorum. sonra gönder tuşunu kullanmak yerine forum ana sayfasının linkine 'tık'lıyorum. puf! diye uçuyor hepsi. oldukça tuhaf bir duygu. bunu neden bu kadar sık yaşatıyorum kendime anlayamıyorum.

puf...

bana iyi gelecek bir ses duyasım var. sesle yazı farklıdır. sesin tınısında görülür, hani şu bakışlarda gizlenmeyen yahut gizlenemeyen. göğüs kafesi tuhaf bir yoğunlukla dolar. ve tını o duvarlara çarpa çarpa çıkar. ses gizleyemez. bu yönde ne kadar eğitim almış olursa olsun, ah o duvarlar...

geçen gün yeni başladığım işte öğlen arasında çalışma arkadaşlarımdan biriyle sohbet ederken değindik aynı konuya. şu "sizli bizli" hitap biçiminden ve sesten konuşuyorduk. belki daha sonra bu konu hakkında sana yazarım ama şimdilik başka bir şeyden söz etmek istiyorum. sohbetin sonuna doğru, önceki akşam sevgilisiyle birlikte çıktıkları akşam yemeğinden bahsetti. capitol'de yemeğe gitmişler. çok kalabalıkmış. boş bir masayı zorlukla bulmuşlar. hatun masaya oturmuş, kapılmaması için. beyimiz de sıraya girmiş yemek almak için. hatun kişinin yanında sigarası olmadığından sevgilisinin paketine uzanıyor ve son sigarasını yakıyor beklerken. bitirmek üzereyken beyfendi geliyor elinde tepsi içinde yemeklerle. hatun kişi, sevgilisinden oturmadan önce sigara almasını istiyor. sigara alınıyor, yemekler yeniyor. akşam sona ererken beyfendi, hanım kızımıza kırıldığını söylüyor. ve aralarında ufak çapta bir tartışma başlıyor. "ben bunca kabalıkta yemek alma becerisini gösterip, elimde tepsiyle masaya geliyorum, sen kurulmuşsun masaya elinde elinde sigarayla, bir de sigara almaya gönderiyorsun beni" diyerek şikayetini dile getiriyor ve bu tavra çok kırıldığını ekliyor.
mesai arkadaşım böyle anlaşılmasına nasıl kırıldığından dem vuruyor olayı anlatırken. "ben her davranışıma açıklama yapmak zorunda mıyım?" diye yakınıyor bir de. "elbette o yemek alırken ben de sigarayı alabilirdim ama bu sırada masamız elden gidecekti. sen otur ben sigara alıp geleyim desem bunu kabalık olarak görecekti (daha önce böyle bir yorum almış benzer bir davranışa)." diyor arkadaş. "bu adamla" diyor, "evlilik planları yapıyoruz biz ve ben şimdi korkuyorum. davranışlarım bu şekilde yorumlanırsa nasıl bir birliktelik olacak bizimkisi..."

kadınların, sanırım doğurganlık özelliklerinden kaynaklanan bir kavrayış ve yorumlayış halleri var. onlar dünyayı, sevdiklerini, benimsediklerini kendileriyle bir bütün olarak görüyorlar. tıpkı yeni doğmuş bir bebeğin uzunca bir süre kendisini hala annesinin bir parçası, bir organı olarak görmesi gibi. canından can yolunarak, binbir acıyla dünyaya getirdiği canlıdan aslında hiç ayrılmıyor kadın. ve yüzyıllık bir bilinçle nesilden nesile aktarılıyor bu tutum.
biz sevdiğimizle bütünleşiyoruz, bir parçası oluyoruz ve bir parçamız oluyor sevdiğimiz. ne kadar ayrılırsak ayrılalım, kopamıyoruz bir türlü. akıl yürütmemiz, duygu organizasyonumuz, anlayışımız ve yorumlayışımız bu yönde oluyor.

ya erkekler, onlar böyle değil. bambaşka bir bakış açıları var. kendileri ve dünya. kendileri ve diğerleri. bir savaşçı gibi. kadındaki kabullenişle aynı şiddette itirazlı bir kavrama hali. sürekli mücadele, sorgulamaları da bu yönde oluyor. bunu insancıl bir tutum olarak göremiyorum ben. devraldıkları bu toplumsal bilinç, genlerine yansıyan bu miras doğadaki insan tutumuna denk düşebilir belki ama yaşayan insana uzak.

elbette bu yorumlarımla bütün kadınları aklamıyorum ya da tüm erkekleri kötülemiyorum. olsa olsa farkındalık sayılabilir yazdıklarım. her kişi farklı donanımlarla renklendiriyor duruşunu.


sohbetin sonunda, "senin bu cesaretine hayranım" dedi arkadaş. "bu dümdüzlük, sadelik, korkulacak kadar çirkin görünebilir. neden bu kadar açık ve netsin? korkmuyor musun?"

korkacak bir şey yok dedim. -mış gibi yaşıyoruz hepimiz. seviyormuş gibi, korkuyormuş gibi, ayrılmış gibi, uzakmış gibi, üzülmüş gibi, ağlamış gibi. sahici olmayandır asıl korkulması gereken. yazdım bozdum ben vazcaydım hatta mahkemede şaştım halimizi aklamak için gizleniyoruz bu kadar.


sesimi duyurmaktan gocunmuyorum.


"beni unutma olur mu"

dostun,
eylem.
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 903

MesajTarih: Cum Nis 04, 2008 11:39 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

canım,

turuncu siteye yeni şiiriyle uğradı hissettin mi? yine çok güzel, yine yumuşacık.

mesela bir mısrada,

"kalbime kadar suya gömüldüm."

veya

"sızım içinde, sızlanmadan
öylece bekledim…
gerdanında ayva büyüklüğünde yıldızlar
için yeminli bir ağrıyken
ben."


diyor.


gelince bir sigara tüttürür öyle okursun artık. sen mektup yazmayalı bahar geldi, çağla çıktı, her sabah penceremi, körfezin iyotlu esintisini bile bastıran erguvan ağacının kokusuyla açıyorum, üstelik çilekler artık hormonsuz büyüyebiliyor. bu mevsimi sevmek için bahane çok. veya ne bileyim işte; sen mektup yazmayalı, marcos'un "paris komünü'nün 137. yılı bildirisi" sitenin anasayfasında yayınlandı, jonny depp seri katili canlandırdığı yeni filmi sweeney tudd'da yine harikaydı:) sen mektup yazmayalı, ben "B" mi daha da çok seviyorum. neyse... kafanı daha fazla şişirmeyeyim...

bu bir mektup değil, bu yüzden bu başlıkta yeri yok. bu sadece bir, eylem'i özledim mesajı. yani bu mesajdan sonraki ilk mektubunla bütün hükmünü yitirecek. o zaman sana zahmet, gelince kaldırıver lütfen e mi.


tuğçe.
Başa dön
YAZARIM
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Mar 13, 2007
Mesajlar: 1249
Nereden: TAŞLITARLA

MesajTarih: Cmt Nis 05, 2008 7:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Nerdesin be abla?

Bu soruyu aynı anda sarduğumuzu hissediyorum. Ama seninkinde çoğul eki var. Tuğçe' nin çağlasından yedik, pahalıydı, az aldık sana kalmadı. Görüşünce getiririz artık.

Yazarken çekindim; üzerime vazife olmayan bir iş yapıyorum diye. Yazmasam olmazdı. Yarın Kadıköy' e uğrarız, kesin değil ama. Verdiğim sözlerde duramıyorum. Bu yüzden herkese mahçup oluyorum.

Nete girmemeyi başarabildim sonunda. Sen nedenini biliyormuşsun, Özdem öyle diyor. Sigarayı bırakamadım. Sigarasız da alkolsüz de bu hayat çekilmiyor. Her defasında bu son diyorum, ayna karşısında kendime küfür ediyorum...olmuyor. Özdem seni çok özledi. En kısa zamanda görüşmek istiyor.

Bakılan kahve falından ne haberler var?
Destan' a yürek dolusu selam.
Hoşça kal...
Başa dön
turuncu
Yazar


Kayıt: Aug 27, 2005
Mesajlar: 485

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 11:55 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

sana güzel şeyler söylüyorum

sürüp gidecek telaşın
bir çizgi kalacak gömlek yakanda
yaşadığına şahit

güneş doğmaya sebeb bilmeyecek seni
senden sonra da kucak açacak banklar
sevgililere sarhoşlara
çerçeveli gözlük takanlara

şu sokakta
bağırsan ağlayarak
dökülse ağzında biriktirdiğin ağlayışlar
açacak yine erguvanlar

sen olmasanda gülecek sevdiklerin
incineceksin

bildiğin halde
solacak herşeyin önce açtığını
sade bir şiir ekeceksin saksına
imgelerden vazgeçip


her mevsim tozu alınacak
yaşlı bir biblo gibi duracaksın
kadınlarının komodininde
öpecek erkeklerin o gümüş teninden


yaşadıkça bulaşacak
inanç aşk ve umut
karanlık saçlarına
belki bu yüzden
yıkanacaksın soğuk bir taşta
kapatarak gözlerini
kirli insanlara


hadi çizip bu satırları
yeniden gir baharın yatağına
seviş hayatla
Tanrı gözlerini kapatınca

---------------------------



eyleme güzel seyler söyleyecektim tugce
yine olmadi.
özledim...
Başa dön
eylem
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 16, 2005
Mesajlar: 1244
Nereden: nereye...

MesajTarih: Pzr Eyl 21, 2008 2:29 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ahmed arif demiş ki:



çarpmış,
paramparça etmiş,
kara sütü, kara sevdayla seni...
ve kara memelerinde dişlerin âsi,
karadır, upuzun yattığın gece,
felaket, âh ettirir, boynun kıl - ince...
cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde
sızlar bir yerlerin
adsız ve kayıp
sızlar, usul-usul, dargın,
ve kan tadında bir konca,
damıtır kendini mısralarınca...

de be aslan karam,
de yiğit karam,
hangi kalemin yazısı,
zorlu yazısı,
belanda?

anadan doğma nişan mı,
sütlü barut damgası mı,
bir gece parçası mı kaburgandaki?
kız kâkülü, ne hal eylermiş teni,
ellerin, deli hoyrat,
ellerin, susuz, yangın.
ellerin ooooy alarga...

de be aslan karam,
de yiğit karam,
hangi güzelin diş yeri,
mavi diş yeri,
sevdanda?

vurmuş,
demirlerin çapraz gölgesi,
alnın galip ve serin.
künyen çizileli kaç yıldız uçtu,
kaç ayva sarardı, kaç kız sevişti,
gelmemiş, kimselerin...

de be aslan karam,
de yiğit karam,
hangi zehirin meltemi,
saran meltemi,
hülyanda?

hakikatlı dostun muydu,
can koyduğun ustan mıydı,
bir uyumaz hasmın mıydı,
"oooooof" de bunlar olsun muydu?

de be aslan karam,
de yiğit karam,
hangi kahpenin hançeri,
saklı hançeri,
yaranda?


Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4
4. sayfa (Toplam 4 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke