Bir fincan kahve olsam, kırk yıl hatırım vardı ,diye başlayan bir türkü vardı ,vakt-i evvelde.Niye? bir fincan kahveye bu kadar maana yüklenmişti ki?
Yoksa asıl maksat; kahvenin, tek fincanlık bakır cezvede mümkün olduğunca kısık ateşle, mangal külününü bulabilmişsek ne ala.Onun içine önce soğuk su yeterince kahve ve yeterince az veya çok şeker konulduktan sonra devamlıca karıştırılacak, köpüğünün yoğunluğunu ateşe! dökmeden, fincana boşaltıyoruz.Ondan sonra ver elini sohbetin en koyusu,muhabbetin en güzeli.Bu emeğin neticesinin samimi atmosferini yılların silemeyeceğinin delaletini anlatmış türküler, şarkılar.Yoksa şimdiki gibi koy fincana nescafe üzerine dök sıcak suyu al sana kahve.Bunun ihtiva ettiği maana ne ola ki.?
Köpüklü bir türk kahvesinin yerini hiç bir şey tutamaz...Hatta gönül dost ister kahve bahane söylemini de aştım ben...Sadece kendime yapıyorum kahveyi,oturup tek başıma içiyorum sessizce...
Kahvenin renkli türkçe cinamoscop serüveninin bu kadar güzel anlatıldığı bir yazıyı ne yazık ki okumamıştım. İyi ki ,kahvenin muhabetkar ifadesini yazdık, yoksa o yazıdan haberim olmayacaktı.Teşekkür hakkın ,gece.
Tarih: Çrş Tem 11, 2007 12:35 am Mesaj konusu: Es-selam...
Bakınıyordum da...
'Kahve' kelimesinin olduğu bir yazıyı okumadan geçemezdim ,zira kahve içip de kararmadığım zaman anlamıştım annelerin de yalan söylediğini.Sedef ,oymalı sandukamdaki kahve çekirdeklerinin efsunuyla rüyalara koşar adım kapılınan gecenin zemherisinde inandım ben karanfillerin düşlerine.
K/ah/ve gece...
Teşekkürler..
Alman yazar Gerhard J. Rekel, Kahve Kokusu isimli romanında bir komplo teorisinden yola çıkarak kahve tüketiminin etkisine değinirken, Batı'daki hızlı yaşam kültürüne eleştiriler yöneltiyor
Avrupa gücünü kahveden mi aldı
Kahve Kokusu Gerhard J. Rekel Everest Yayınları 272 sayfa
HALİME BİRAY
Belit Şaka'nın Türkçemize kazandırdığı, Gerhard Rekel imzalı 'Kahve Kokusu', kahve üretim ve tüketimine farklı bir bakış açısı getiriyor. Bir komplo teorisi üzerine kurulan roman, akla “Kahve gerçekten bu kadar hayati bir içecek mi?” sorusunu getiriyor. Rekel, modern dünyada tüm ilişkileri belirleyen büyüme ve gelişme için hızlı yaşam modelinin insanlarda yarattığı olumsuz etkileri kahve üzerinden anlatıyor.
DRACHUS ÜRETİMİNE SABOTAJ
Hans Broni, küçük bir kahve dükkanı işleten aynı zamanda kahve konusunda derin bilgilere sahip bir kahve tutkunudur. Karısından ayrıldıktan sonra oğlu Jakob ile yaşayan Broni, hayatını oğluna ve kahveye adar. Kız arkadaşıyla buluşmaya giden Jakob, büyük bir kahve şirketi olan Drachus'un kahvesini yudumlarken fenalaşır ve hastaneye kaldırılır. Kısa bir süre sonra anlaşılır ki şehirde yüzlerce insan içtikleri Drachus kahvesinin etkisiyle zehirlenmiştir... Kahve paketlerine karıştırılan yapay kahve taneleri yüzünden meydana gelen zehirlenme vakaları, büyük bir panik yaratır. Oğlunun durumu iyiye giden Broni, olayın iç yüzünü öğrenmek için harekete geçer. Agahte adında genç bir gazeteci de zehirlenenlerin yakınlarıyla röportaj yapmaya çalışırken Broni ile tanışır.
ÇAY KANAATKAR KAHVE TALEPKARDIR
Agahte, büyük kahve üreticilerinin kahve tüketimine yönelik yazdığı makaleler nedeniyle Broni'den şüphelenir. Ancak olaylar öyle bir noktaya gelir ki Broni ve Agahte birlikte hareket etmek zorunda kalır.
Kahve tüketimine yönelik bir sabotajdan yola çıkan yazar, Viyana'yı kuşatan Osmanlı'dan kahve kültürünü alan Avrupalıların, kahvenin zihin açan etkisiyle bugünkü gücüne kavuştuğu teorisini ortaya atıyor. Doğu ülkelerinin içeceği haline gelen çay ve Batılı ülkelerin vazgeçemedikleri kahveyi karşılaştırırken içecekler ve kültürün uyumuna gönderme yapıyor:
'Şimdi Doğu'da çok tüketilen çay, berrak ve çok anlamlıdır, koyuluğuna ve aldığı ışığa göre rengini değiştirir. Kahvenin rengi bile bir itiraf niteliğindedir. Çay için sadece sıcak su ve süzgeç kâfidir, binyıllardır kendi kendine yeter. Kahve ise makine gerektirir; uygun işlem, teferruatı sürekli artan araçlar gereçler. Çay ilham verir, insanı hafif ve kanaatkâr kılar. Kahve azimlidir, talepkar ve öfkelendiricidir, dünyaya hakim olmak ister. Uzun vadede içecek her toplumda sadece toplumun kendisine uyan içecekte ayakta kalır, içecek sadece orada kendini kabul ettirir.'
BU DA İÇECEK KOMPLOSU
Osmanlı kahve tüketimini azalttığı için mi geriledi? Avrupa'nın bu gücünde kahvenin böylesine büyük bir payı var mı? Yazar, bu sorular üzerinden Avrupa'da kahve tüketimini hızla artmasıyla yeni buluşlar ve icatların arttığı, ekonomide sanatta inanılmaz noktalara ulaşıldığı teorisini ilginç bir kurguyla destekliyor. Kahve Kokusu, küçük dükkanlardan büyük şirketlere geçen kahve üretiminden yola çıkarak günümüz tüketim anlayışına bir eleştiri yöneltirken, Doğu ülkelerinin kahve kültüründen uzaklaşmasıyla gerilediği teorisini sürükleyici bir öyküyle anlatıyor.
04.04.2008/Yenişafak kitap eki.
*****
Kahve ve komplo, bir arada veya ayrı, ayrı.Ama kahvemizi yudumlayarak.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız