…
Melül bakışlar, boynuna değil bu bakışlara astığı kolye, uzunca kirpikler, bu kirpiklerin ucuna sürdüğü tüm Divan Edebiyatı şairlerinin öldürücü okları ( fotoğrafı çekilmemiş bir durumdur bu) sahibinden ısırılarak intikam alacak kadar güzel bir dudak yapısı, kırmızılığı ortaya çıkaran ten rengi, ürkeklik ve bu ürkekliğe farkında olunmadan yüklenen bir kadınsı kaçış, duygu gelgitleri , arta kalanı düşünme korkusu , ufalanmadan kendini saklama çabası, kurguladığı dünyanın insanı olamaması, çelişkileri, istekleri, beklentileri, ortam-çevre- normlar ve hepsinden önemlisi kendisini bir “kadın olarak” var etme çabası onu, -itiraf ediyorum- güzel kılıyor.
Dün kalmadı. Kalmasına gerek de yok .“O” ,dünün içinde değildi. Dünün içinde ayak sesini duymadım değil. Hangi köşe başında karşılaşsak…? Hangi köşe başında çarpışsak…? Köşe…köşe …köşe…Kitapları-çantası-poşetleri…elinde her ne varsa yere saçılsa, gülümsese… Ben onun hangi diş macununu kullandığını sorsam?( reklam yapsak herhangi zavazingo bir diş macununa) Bakışlarımla gözbebeklerini fırçalasam…Göz bebekleri parlasa…Pırıl pırıl çıksa ruhu sokağa, duygularına kapı açılsa bu durumdan…Gülümsese durmadan. Ben iyice şapşallaşsam…Gözlerinden ayırmadan gözlerimi bir kör yordamıyla yere düşen şeyleri toparlamaya çalışsam…Mümkün olduğunca zamanı uzatsam…ilkbahardan sonbahara kadar.Hatta ortalığa dökülen şeylerden bir kardan adam yapsam...(Olamaz mı? Mevsim kış olsa mesela. Sayın okuyucu karışma! Düş, benim düşüm.) Onun dudaklarını; benim gözlerimi , onun sol; benim sağ elimi; onun heyecanı; benim kalbimi versek bu kardan adama. Yere saçılan şeylerin bir bölümünü de koltuğunun altına sıkıştırsak. Yere dökülen ben. Yere dökülen o. O, “beni”, ben “onu” toplasam.
Kardan adam bunu/bizi taşıyacak kadar adam mı? Ben bu adamın/kar adamının var oluşu için Sibirya’ya razıyım. Ne çıkar? Onun heyecanı ve benim kalbim. Üşürüm. Donarım. Ne çıkar? Onun heyecanı ve benim kalbim. Güneş tehdidim olur. Ne çıkar? Onun heyecanı ve benim kalbim. Bir Eskimo’nun zamanına sığarız. Güzel olur. Onun dudakları ve benim heyecanım.
Çantasını karıştıran kardan adam onun saçlarını okşar, benim ruhumu. İkimizi bir bedende kar yapar. Lapa lapa yağarız durmadan bu kardan adamın içinde. Sancılı, savruk bir kımıltıya dönüşür sarılmalarımız. Şişmanlar bu kar adam. Bir yanı kadın, bir yanı erkek.
Gözler, benim gözlerim. Göreceği şey kendi içi. Kim içine bu cesaretle bakar durmadan? Kim kendi içine bakar, kaybolur?
Kadran adam,bir kadın taşır içinde erkekçe, bir sınır kaçağı olur. Bir erkek taşır içinde kadınca, kuş tüyü bir yastık olur.
Lapa lapa yağmaya devam ederiz bu kar adamının içinde. Hapşırır, burnu düşer. “Çok yaşa..!” derken bir birimize havucu yerden alır ısırırım. Tadı uzar dilimin ucunda Leyla olur, Aslı olur, Züleyha olur. Hepsi birden “yanımdaki kadın” olur. Kardan adam durur biz yağmaya devam ederiz.
Anafikir: Onunla çarpışmadığım her köşe kirlidir.
İçinde bir kadın, bir erkek/bir adam taşımayan her kardan adam sadece kardır.
Diş macunları onun gülümsemesi için sadece bir bahanedir.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız