| Yazar |
Mesaj |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Sal Mar 11, 2008 7:47 pm Mesaj konusu: Kir... |
|
|
| Kirlenenler... |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Sal Mar 11, 2008 8:00 pm Mesaj konusu: |
|
|
Şairlerin kirlenen yüzleri var.
Kelimelerin kirlenen şairleri... |
|
| Başa dön |
|
 |
kertenkele Üye

Kayıt: Aug 17, 2004 Mesajlar: 469
|
Tarih: Çrş Mar 12, 2008 5:08 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Şiire bulaşmış kirli sözcüklerini bi dök hele. |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Çrş Mar 12, 2008 5:26 pm Mesaj konusu: |
|
|
Zamirler sözcük sayılır mı, yerini aldıkları isimlerin cinayetlerine dair kayda geçen eylemleri var mı?
Ama sıralayayım:
Ben...
Sen...
...
Biz ...
Siz...
Onlar...
Not: "O" bir ihtimal temizdir. Muhayyile gereği... |
|
| Başa dön |
|
 |
kertenkele Üye

Kayıt: Aug 17, 2004 Mesajlar: 469
|
Tarih: Çrş Mar 12, 2008 6:43 pm Mesaj konusu: |
|
|
"O" zamir değil, bütün isimlerin bütün hallerini kuşatandır.
O temiz değilse "herşey" kirlidir. Herşey kirliyse "O" yine ve daha da temizdir.
O'nun berraklığı öteki/berikinin kirliğine orantılı değildir.
Belki O'nun pir u paklığı başkasının temizliğine çokrağandır. |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Çrş Mar 12, 2008 6:46 pm Mesaj konusu: |
|
|
Tanrılarınız ve kirleri...
Hangi tanrının temizliğisiniz(kirisiniz?) |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Çrş Mar 12, 2008 6:54 pm Mesaj konusu: |
|
|
Tanrının ismi hangi ağızlarda kirlenir?
Tanrının insana(beşere değil) yüklediği ruhu/kendi ruhunu lime lime edenler...
Tanrının kutsanmış güzelliği hangi güzelde güzel?
Güzeli kirletenler...
Güzeli soyanlar...
Güzelin talanını yapanlar...
Hey hey...! kirlenmeye sahip çıkanlar! |
|
| Başa dön |
|
 |
mavizeytin Yazar

Kayıt: Mar 21, 2007 Mesajlar: 105
|
Tarih: Çrş Mar 12, 2008 7:18 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Kirekör olanlar... |
|
| Başa dön |
|
 |
turuncu Yazar

Kayıt: Aug 27, 2005 Mesajlar: 481
|
Tarih: Prş Mar 13, 2008 1:53 pm Mesaj konusu: |
|
|
ortada tek temiz kalmayincaya kadar
taslayalim |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Prş Mar 13, 2008 8:28 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Bütün temizleri bir kere daha temizleyelim... |
|
| Başa dön |
|
 |
sartre Yazar

Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 308 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
|
Tarih: Prş Mar 13, 2008 9:00 pm Mesaj konusu: |
|
|
bir kere kirlenenin, temizlenme hakkı kalmış mı dır
kirlenebilen temizlenebilir mi
kirin zıddı oldukça, temiz temiz mi dir
kirlenebilmek bir erdem mi dir
yoksa
bir düşüklük mü dür
tanrı mı insanla kirlendi
insan mı tanrıyla temizlendi
kir bir itham mı dır
bir sanrı mı dır
bir soru mu dur
bir cevap mı dır
yoksa
bir böbürleniş
kendine tapış mı dır |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cum Mar 14, 2008 12:40 pm Mesaj konusu: |
|
|
| sartre demiş ki: |
...
tanrı mı insanla kirlendi
insan mı tanrıyla temizlendi
...
|
Bu denklem böyle mi kurulmalıydı?
Hayır...birmilyon kere hayır...
İnsan mı tanrıyla kirlendi...
İNSAN MI TANRIYLA KİRLENDİ...
İnsan mı tanrıyla kirlendi...
İNSAN MI TANRIYLA KİRLENDİ...
İnsan mı tanrıyla kirlendi...
İNSAN MI TANRIYLA KİRLENDİ...
İnsan mı tanrıyla kirlendi...
İNSAN MI TANRIYLA KİRLENDİ...
İnsan mı tanrıyla kirlendi...
İNSAN MI TANRIYLA KİRLENDİ...
...
Korkular ne çok "KİRLENME" yaratıyor. |
|
| Başa dön |
|
 |
sartre Yazar

Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 308 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
|
Tarih: Cum Mar 14, 2008 5:23 pm Mesaj konusu: |
|
|
insan mı tanrıyla kirlendi
insan mı tanrıya kirlendi
yoksa
insan zaten sadece bir kir mi idi
yoksa
insan sadece tanrının kirlenmesi mi idi
yoksa
insan kirlenebilirliğini mi kirledi
yoksa
insan kirlenebilirliği sanrısıyla mı kirlendi
yoksa
insan tanrının kendinden temizlenmesi mi idi
yoksa
korkabilen zaten kirli mi idi
yoksa
kir bir varoluş hevesi mi idi
yoksa
kir insanın tanrıdan ayrıklığının belgesi mi idi
kim diyordu
kirlenebiliyorum, o halde varım
şeytan mı idi, melek mi idi
temiz olanın, kendine ait olan ne yanı vardı
insan tanrıyla mı kirlendi
insan tanrıyı kendiyle mi kirledi
insan tanrıyla mı kendini temizledi
esas olan temizse, kirlinin kirliliği neden ibaretti
hangi denklem kendini doğru kılar
kirlinin sağlaması temiz değilde nedir |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cum Mar 14, 2008 7:06 pm Mesaj konusu: |
|
|
Uzunca bir çorap olmuş bu "yoksa+lar" dostum.
İnsan bir diyet ödemek için dünyaya gelmiş olamaz. Kim demiş "ÖNCESİNDE insan kirlidir?"diye. Tanrı kavramıyla her şey kirlenmeye başladı.
Not: Tanrı, insan oğlunun yarattığı en masum yaratıktır. Kavram olarak tertemizdir. |
|
| Başa dön |
|
 |
sartre Yazar

Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 308 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
|
Tarih: Cum Mar 14, 2008 9:04 pm Mesaj konusu: |
|
|
peki neden hep kendi gözleriyle görmek ister insan
öncesinde insan kirlidir diyenler kendilerini arınmaya adarlar
ama insanın yarattığı tanrı ile
tanrının yarattığı insan arasındaki
bu kocaman uçurum olduğu sürece
kirlenmeye bile hakkı yok insanın
kirlenebileceğini sanan insan, varlığını en düşük diyetle telafi etmek isteyen insan
değilde nedir
tanrıları tanrılara ulamaktan başka nedir insanın marifeti
tanrı kendinden önce de vardı
insan kendinden öncesiz
ah bu kıskançlık
insanı mahvedecek
tanrı insandan masum
insan kendinden masum değil
yok sa yok sa yok sa
en temiz yol değildir de nedir
sahte kirlerle kirlenenler pis kalır
kirin hakikatinde temizden başka ne bulunabilir |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cum Mar 14, 2008 9:19 pm Mesaj konusu: |
|
|
yOK SA değil; vAR SA..vAR SA...
...varsama+lar olmalı.
insan vARDIR, tanrı vARDIR...
Ve vARSA insan, vARDİR bir OMO(reklam) kirliliği...
Ve vARSA tanrı, vARDIR izdüşümler...
Ve vARSA her ikisi de vARDIR varsayımlar.
Not: Kirlenmek güzeldir.( Reklam kirliliği dışında kullanılmış bir kurtarılmış kirlilikir bu.) |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cum Mar 14, 2008 9:27 pm Mesaj konusu: |
|
|
Dipnot: Varoluşçulukla (Eksiztansiyalizm )ilgili tüm varlık sancıları. Bir yabancılık ve yarı yutulan bulantı yaşamlar, derken absurdite (çok erken bir ölüm) ve yeraltındaki cümlelere sığınan yarı deli yarı kumarbaz bir sara nöbeti pazarlamacısı.
Tavuk kümesi....
Yağan yağmur...
Saray...
ve tüm varlık sığıntı... |
|
| Başa dön |
|
 |
sartre Yazar

Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 308 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
|
Tarih: Cum Mar 14, 2008 11:19 pm Mesaj konusu: |
|
|
tanımlanabilen varlık var değildir
tanımlanabilen sınırlanabilendir
sınırlarını cebinde taşıyan hep sınırlanır
varoluş, varsız ve oluşsuz olabilmektir
basitliğe inanan bir basitin gölgesidir
absurdite den korkmak, absurd'lüğünün ilanıdır
mana saçmayı bilmez
yeraltı üstü kadar ışıklıdır
baktığı yere göre görür insan
kimine sara nöbetlisi gelen, kimine bilgedir
kiminin kumarbazı kiminin velisidir
oysa hakikat anlayıştan beridir
mutlak anlam, anlamın ötesindedir
kendindekilerle bakan, sadece kendindeki sahte uzantıları görür
bir yoldan her yöne gidilebilir
var sa mak yok sa nın zıddıdır
birbirine denktir
var sa yok sa var sa yok sa
hep aynı kalır
insan için varlık henüz büyük bir iddiadır
kirlenmek güzeldir yalnızca kendiyle kirlenebilenlere
insan şeytanın gölgesinde tanrıya tapınır
çok erken gelen ölüm, yaşamak için alınmış bir vesikadır
ölmeden önce ölmek,
yaşarken ölü, ölüyken canlı olabilenlerin işidir
korkmak kirlenmektir
tanımlamak ilkin kendini sınırlamaktır
hakikat korkmaz
hakikat sınırlanamaz
hakikat kirlenmez
hakiki temiz olan kir nedir bilmez |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 9:29 am Mesaj konusu: |
|
|
...
Varız derken yokluktan korkuyoruz. Yok olmak istiyoruz derken de içimizdeki korkunç tanrılaşma isteği varlığımızı kemiriyor. Dişlerine güvenmek, -tanrıların işi- ikisinin arasında durmak. (VARLIK ve YOKLUK)
Yaratan her ne kadar tanımlanamayacak olsa da böyle bir varlığa öykünmüş ve kendisini tanımlamasını istemiş yaratılanın. Tanrı kavramı buna asılarak türedi. Türemiş bir kelime ifritçe "Tanrı" .
Tanımlanamayan bir güç, kendinden bıkan bir nevi varlık simgesi. Bir şey yaratırsın ve onun seni anlamasına ve tamamen kuşatmasına izin vermezsin. Güzel bir güç gösterisi.
Olmak, var ve yoklamalarla olan bir şey değil. El yordamı hareketinden uzak. His...Tamamen hiss...Yaratılanlar, yaşamın hep yoklamasındalar. Kaç tanrıyı yok yazmıştır, kaç tanrıyı geç kaldığı için cezandırmıştır? Her insanın arkasında tek ayak üstünde duran yüzlerce tanrı var.
İnsan iddalı olmazsa yaşayamaz. İddalı olmak zorundadır ki Zeus'a bakabilsin/kafatutabilsin. En büyük idda "istemek". Ölüme rağmen istemek.
Mana, yaratılan için en ciddi saçmalıktır. Oyunun ilk kuralı. Aramakla başlarken bulmakla hiç sonlanmayan bir saçmalık. Kandırılan küçücük bir kafatası. Göz dışarıya, dudak içeriye dönük. Ters istikamete giden hikaye kahramanları. İkisi de farklı "oluş" hikayelerinin kahramanlarıyken ikisine de bir/aynı mana yüklemeye çalışır ademoğlu. Ki yarısı kadın yarısı erkektir bu ademoğlu. Absurdite işte...
İnsan tapınmak için yaratılmamıştır. Hatta ona ilk söylenen şey de bu: "Tapınmayacaksın...! Bir kere tapındın zaten.(Fesecedu...) Ama asla bir daha tapınma...tapınmayacaksın...eğilmeyeceksin..."
Bu kalabalık tapınmaya ne çok istekli...
Kumar işte...Tanrı ile tanrıların kumarı. İnsan tanrının en iyi zarıdır. Tanrıların da fiyaskosu. |
|
| Başa dön |
|
 |
kertenkele Üye

Kayıt: Aug 17, 2004 Mesajlar: 469
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 11:20 am Mesaj konusu: |
|
|
| Tanrım, valla taş çalıyorlar )) |
|
| Başa dön |
|
 |
Amentu Forum Yöneticisi

Kayıt: Jun 22, 2006 Mesajlar: 151
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 1:51 pm Mesaj konusu: |
|
|
İç sesle dışa çıkan sesin senkronu tutmadımı ki tutmaz genelde, ortadaki evrilir çevrilir yine ortada kalakalır. İşte tam bu nokta herşeye müsait. İstediğin çılgınlık, istediğin delilik, istediğin ölüm, istemediğin istek. Kİm demiş insan özgür değil diye, peh.
En belalı tanrı insanın kendisi olsa gerek. Uzanamıyacağı derinlik yok, ortada kalmaktan başka şansıda. |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 2:27 pm Mesaj konusu: |
|
|
kertenkele...
Sana kaç keredir "zar tutma!" diyorum? |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 2:36 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ortalıkta kalan tek tanrı insan mı? "Ortalıkta kalacaksın, bu kadar tanrılaşma!" mı diyelim bu haşara yaratığa. "Evde kalanlar" değiminden sonra tanrılar için "ortalıkta kalma "değimi fena kaçmayacak. Walla...
...Ortalıkta gezinmeyin ...hey siz..ula...ortalıkta gezinmeyin...bak bak bak....ulaaa... |
|
| Başa dön |
|
 |
Amentu Forum Yöneticisi

Kayıt: Jun 22, 2006 Mesajlar: 151
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 2:58 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ortada olanın ortalıkta olması da kaçınılmaz tabi.
Tek fark senkron tutmaz, zaten niye tutsun ki! |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 3:03 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Ortada kalmayı bir şans olarak mı algılamalı? Ses ayarı,dünyaya uyacak bir şey değil. İç ses denen yankı, dış sesle hiç bir şekilde alakası kalmadı. Bunu modernizmin tek tip elbisesine borçluyuz. İkisi bir arada olan şeyler de var "yıka ve çık". |
|
| Başa dön |
|
 |
Amentu Forum Yöneticisi

Kayıt: Jun 22, 2006 Mesajlar: 151
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 3:56 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ortada olmak bir yerde şans. Kedi olmakta vardı dünyada.
Yüzyıllardır ses hiç tutmadı gibi ve belki modernizm yüzyıllardır var.
Seyreylemek en güzeli olsa gerek. Eh ateşi de içinde.
Ve birsürü muhtemel. |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 5:10 pm Mesaj konusu: |
|
|
Yaratan seyr halinde...
Tanrılar seyr halinde...
Şeytan ve gözdeleri seyr halinde...
Kelam seyr halinde...
Susku seyr halinde...
Rüya seyr halinde...
Kiyl-u kal seyr halinde...
Küşlar seyr halinde...
Göz hakeza...
Dil hakeza...
Kalp hakeza...
Ayak durmadan...
Beyin yorulmadan...
Dudak rengini ıskalamadan...
...
Gözbebeklerini yalayan, yüzlerinin rengini çalan bir ateşin etrafında dönüyorlar...dönüyorlar...dönüyorlar...KENDİLERİNCE. |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 7:57 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ne olduğunu bilmediği bir şeyken şaşkındı. Kimde taşındığını bilmediği bir yerdeyken hiçlikti. Davullarla zurnalarla, dekolteli elbiselerin salınan bedenlerinin sevinciyle, para saçılan damat-gelin başlarıyla, uzun uzun oluşturulan ve dünyanın yuvarlaklığını bir kere daha, bir kere daha ıspatlamak isteyen halaylarla her birey bir yerden bir yere dökülmek için akar. Hiç anlam veremediği içgüdüsel/içdürtüsel bir yarışa katılır. Binlerce hembenzerini geride bırakır ve birinci olur.
Kirli bir dünya başlar o şanpiyon için. Karanlık, bir sürü kordon bağı, ucsuz bucaksız bir karın boşluğu,su, çalkantılar, kırıntılar,miğde guruldamaları, kalp çarpmaları, bazen yavaşlayan bazen hızlanan kan akışı, soğuk-sıcak ve bu tür kelimelerle tarif edilemeyecek bir sürü hal ahval...sürüp giden bir dokuz ay on gün...
Sancılanmalar ve bu sancılanmaların itim gücüyle başlayan bir dünya serüveni. Baş aşağı popoya vurulan bir kaç tokat ve insan ağlayarak zamanı kirletmeye başlar. Ağlatılır her bebek. Ağlamazsa bir şeyler yolunda gitmeyecek. Ağlatılır ve yol kendi kendini uzatmaya başlar.
Alışır sonrasında her tıkandığında düğümü böyle çözmeye. Ağlar.Oyuna dönüştürür sonra, mükemmel oynamaya başlar bunu. Baş aşağı poposuna şaplak atılmadan kim niye ağlasın ki?
Ağlar...
&Oyundur. Asıl olanı kirletir.
Ağlar...
& Merhamet dilenir. Paraya kendi resmini verir. Sömürür. Cüzdanı kirletir.
Ağlar...
& Yüzünü ıslatır. Selpağı kirletir.
Ağlar...
& Ağlayabilecek tüm durumları tüm insanları kirletir. |
|
| Başa dön |
|
 |
peruza Yazar

Kayıt: Aug 19, 2006 Mesajlar: 453
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:18 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Kiri kirle yur yıkarım aralıksız... Şafağım da kir alacakaranlığım da... Çabamsa O'nca takdirlik. Biliyorum çünkü tek temiz olan o. şanpiyon |
|
| Başa dön |
|
 |
kukulkan Yazar

Kayıt: Aug 20, 2007 Mesajlar: 837
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 11:47 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Kirlenmek, insani ve doğaldır. Kirlenmek, insanın kendi dışındaki fiziki ve insani çevre ile (zorunlu) temasının (zorunlu) bir sonucudur. Kendinden farklı bir nesneye “değen” bir nesne kirlenmeden kalamaz. Öyleyse, insan olduğumuz için kirliyiz kaçınılmaz olarak. Bedenimizde –onlar olmaksızın- yaşayamayacağımız miyarlarca mikrop taşırken, kim temiz olmayı ister ki? Aklımızda, ruhumuzda -insana özgü- bir sürü kir varken ve bu yüzden Tanrı değilken, kim bu kirlerden arınmak ister ki? Kiri yadsımak, insanı yadsımak değil midir? |
|
| Başa dön |
|
 |
gifrer Yazar

Kayıt: Feb 16, 2007 Mesajlar: 358
|
Tarih: Pts Mar 17, 2008 6:39 pm Mesaj konusu: |
|
|
Beyaz renk kirleri gösterir
o zaman kirleniyorsak beyazdık bir zamanlar
Bu bile ne güzel tesellidir.
Kirlenmenin getirdiği güzellik.
sorununuz temizlenme aşamasına gelmişse üst kademelerdesiniz. Tebrikler!!!
Kiri görmek farketmek önceliklidir. Kirin çeşidi nedir bunu belirlemek gerek. Nüfuzu ne kadardır pamuksu dokulara. İz bırakırmı ardından. Bırakmaz sanıpta görmezmiyiz yoksa her temizlenmeden sonra. |
|
| Başa dön |
|
 |
gifrer Yazar

Kayıt: Feb 16, 2007 Mesajlar: 358
|
Tarih: Pts Mar 17, 2008 7:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
Bir varmış bir yokmuş. Bir hep Varmış. Ama yokluklar olsun istemiş.
Bir beyaz bir siyah varmış. Bir beyazlığına toz kondurmamak için siyah olmuş. Siyah özündeki beyazlığa dönmeyi istermiş ama öyle kolay değilmiş bu. Siyah yoluna devam etmiş böyle. Üzerine aldıkça çamurları, kirleri ,pasakları hiç oralı olmamış. Görünmüyormuş zaten. İçinde bir yerler acısa da yine devam etmiş yoluna.
Siyah hiçbir zaman beyaz olamamış velhasılı. Sancılar duymuş ,kıvranmış beyaz olmayı becerememiş. Temizlenmeyi dilemiş bu seferde. En azından bu azılı kalp ağrısından kurtulsaymış. Madem asıl rengine boyanamamış. Suyla tanışmış birgün. Dilekleri gerçek olmuşmuş. İlkgün dilediğince sevişmiş suyla ,temizlenmiş. Ama nereye kadar sürmüş bu cicim ayları.
Su da gel zaman git zaman kirlenmiş.
Ozaman şu sözleri hatırlamış: “İnsan temiz olmayan şeyleri su ile yıkayıp temızler; eğer su kirlenirse, o ne ile ve nasıl temizlenir?”
Şimdi ne yapcakmış? Şaşırmış. |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Pts Mar 17, 2008 8:25 pm Mesaj konusu: |
|
|
...derken su aslında başka birşeymiş. Isınan hava genleşir ve yükselir.Yükselme, soğuma, yoğuşma,siklon ve antisiklon, Zeus'un kırbacı ve o müthiş mucize yağmur...
Buharlaşan yağmur tanecikleri geldikleri yerin özlemiyle yerde dalaşırlar bir süre. Bir yaprak üzerinde dururlar sakince... Küçük bir su birikintisi olurlar...Şemsiyelere çarparken "Neden bu şemsiyelerin çoğu siyah?" derler. Süzülürler şemsiyelerin damarlarında güneşin sıcaklığını bu renkte ararlar. Siyahta. Kir gibi durur bu renk. İnsanlar, bu rengi yağmurda yıkama dürtüsüyle mi hareket ederler şemsiyeyle?İnsanlar neden bu renge bu kadar meraklı gerçekten? Kirlerini sevdiklerinden midir şemsiye taşıma tutkusu insanlarda? Nedir bu temizlenme korkusu?
Yağmurdan korunmak için tüm şemsiye imgesinin rengi siyah. Başlarının üstünde dolaştırırlar bu rengi insanlar. Kirlerini mi yıkamak isterler çaktırmadan yağmurlarda şemisyeleri ıslatıp yıkarken?Arınma dürtüsü mü şemsiye taşımak? Yağmurlar bir bir dökülür o insanların kulaklarına patırtılarla. Şemsiye rüzgar olur eğilir bükülür. İnsanları altında taşımaktan rahatsız gibi davranır. Kirli ellerin avcunda kararan yağmur çiçeğidir şemsiyeler.
Bana şemsiyenizi verin. Şairin değimiyle: "günahlarınızı hatalarınızı..." |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Pts Mar 17, 2008 8:58 pm Mesaj konusu: |
|
|
...derken,
duygularına sarılır insanlar kirlenmenin sımsıcak bir şey olduğunu görürler. Duyumlarını kirletirler.
Bir kaç hayat çıkarırlar temizlik alışkanlıklarından, tutkularından. Temizlik alışkanlıklarını kirletirler.
Tertemiz bakarken birbirlerinin suratlarına duyguları kirlenir. Gözbebeklerini büyütürler, göz renklerini kirletirler.
Dokundukları/okudukları her kitaptan bir kahramanın hayatını çalarlar, kitap kirlenir. Hayatlarını kirletirler.
Dinleyemedikleri kutsal sözlerin anlamlarını tanrıya iade ederler, varlık sebeplerini kirletirler.
Uyurken geride kalan gündüzün zamanına ihanet ederler kızarak,bağırarak,çağırarak geleceğin gelmesini geçiktirirler. -mişli geçmiş zamanın rivayetlerini biraz daha ihtiyarlatırlar. Böylelikle,dilbilgisini değil ; bilginin dilini kirletirler.
Korkarak kirlenmekten; kirlenmek isterler. İsteği kirletirler. |
|
| Başa dön |
|
 |
gifrer Yazar

Kayıt: Feb 16, 2007 Mesajlar: 358
|
Tarih: Pts Mar 17, 2008 11:05 pm Mesaj konusu: |
|
|
Demiş… Demek su yağmur olmuş temizlenmiş , arınmış, gelmiş yine yeryüzüne, gökyüzünün hangi katmanlarından geçip hangi hallere bürünüp hangi halleri değiştirmiş orası hep rivayetmiş. Ama arınarak gelmiş su tekrardan. Temizlenmiş çünkü bir şans daha verilmiş temizlemesi için tüm siyahları. Siyahları çok sevmiş su. Aşk bu. Ferman dinlermiymiş. Belki de aşkmış tek sebebi temizlenmesinin.
Siyahın üzerindeki her su tanesi önce bir durup beklermiş, sonra kavuşmak edasıyla ve sarhoşluğuyla hemhal olurmuş siyahla. Siyah bu, hem arınmak ister hem de doymak bilmezmiş suya.
Hep daha fazla imtiyaz daha fazla su tanesi istermiş.
Temizlenme isteği mi bu kadar kirletmiş siyahı. Çözememiş. |
|
| Başa dön |
|
 |
kumsaati Yazar

Kayıt: Mar 04, 2007 Mesajlar: 298 Nereden: Çöl...
|
Tarih: Sal Mar 18, 2008 6:36 pm Mesaj konusu: |
|
|
Uzun bir süredir Bağdat'ım. Kirlendim. Dünyanın neresinden geldikleri belli olmayan postalların ayak numaralarını taşıyorum kaç zamandır suratımda. Kokan bu numaralar değil,dünyanın susan ruhu. Bu numaralar bayatladı, eski zaman küfü bile kalmadı. Demokratik kirlenmeden kıyamet kirlenmelerini yaşıyorum.
Babil'in Asma Bahçelerinde kırılganlıktan anlamayan bir sürü salağın isimlerini mermilerin üzerinden okuyorum. Asalak bedenlerin asalak ruhları. Talan edilen bir coğrafyanın hafızası. Şuur altı çıldırmış bir coğrafyanın hayal kentiyim. Hayalet ve Alaaddin'in sihirli lanbası...Benim sokaklarımda oynayan hikaye kahramanları...Hikaye çocukları...Evet bu şehir.Ben yani. Bağdat.
Kafalarında taşıdıkları metal parçalardan kendilerine düşünme organı yapan bu kalabalıklar sokaklarımı dolaşıyor. Sert hakaretler, tozuna bile dokunulmamış toprak, farkında olunmayan peri inceliği, kocaman kocaman patlamalar, keskin gürültüler, bir yılan kıvamında uzayıp giden koyu renk kamyonlar...Gözlerini hayatın karşısına oturtan güzeller, çölün ucsuz bucaksız sonsuzluğu..ve buna benzer bir sürü zıtlık...bir sürü hayat pası...Kirlendim. Ucuz bir kirlilik, basit bir kirlilik... |
|
|