ACI
Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.
Ve o cevap verdi:
"Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.
Nasıl bir meyvenin çekirdeği,
kalbi güneş'i görebilsin diye
kabuğunu kırmak zorundaysa,
siz de acıyı bilmelisiniz.
Ve eğer kalbinizi,
yaşamınızın günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
acınızın, neşenizden hiç de
daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;
Ve kırlarınızın üstünden
mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de
onaylıyacaksınız.
Ve kederinizin kışını da,
pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.
Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.
Acınız, aslında içinizdeki doktorun,
hasta yanınızı iyileştirmek için
sunduğu "acı" ilaçtır.
Doktorunuza güvenin
ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;
Çünkü size sert ve haşin de gelse,
onun elleri,
"Görülmeyen"in şefkatli elleri
tarafından yönlendirilir.
Ve size ilacı sunduğu kadeh
dudaklarınızı yaksa da,
O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış
kilden yapılmıştır."
Onu okumaya Ermiş ( the prophet ) ile baslayın El-Mustafa'nın ögütleri icin ve sonra devam edin diger kitaplarıyla... Mey Ziyade'ye gönderdigi ölümsüz mektupları okuyun ve Selma Karamy'ye olan ölümsüz askını da...
Anahtar ve Kaknüs yayınevi basıyor Cibran'ın kitaplarını... Ben size Anahtar yayınevini tavsiye ederim...
Güzelliğin şarkısını söylersen eğer, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır der Cibran...
En son cibran tarafından Pts Ekm 15, 2007 12:30 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
"Karşındakinin gerçeği sana açıkladıklarında değil, açıklayamadıklarındadır. Bu yüzden onu anlamak istiyorsan, söylediklerine değil, söylemediklerine kulak ver"
HALIL CIBRAN
Dili sade, deyişleri yalın ve içten. Bizlerden biri gibi alçakgönüllü ama sıradışı bir yazar. Ermiş'i ilk fırsatta alacağım.
Kitaplarını elime aldığımda, heyecanla ürperdiğim bir kaç yazardan biridir Cibran. Ermiş, şair, filozof, ressam, bilge, anarşist bir doğulu.
Yaz tatili için doğduğu kente, Beşari'ye gelen Halil, Selma'ya umutsuzca aşık olur. Bu ilk aşkı ailesi ve çevresi tarafından engellenir. Ve sonbaharda kalbi kırık, kendi ifadesiyle "kanatları kırık" döner Amerika'ya. Bir kaç yıl sonra yazdığı "Kırık kanatlar" kitabında bundan bahseder;
"Psikopos senden beni istedi ve bu kırık kanatlı kuş için bir kafes hazırladı. İstediğin bu mu baba? Kader Selma'yı işte böyle yakaladı ve onu da aşağılık bir köle gibi, zavallı Doğu kadınının tören alayına kattı; o soylu ruh, çiçek kokularıyla ıtırlı bir gökte aşkın ak kanatlarıyla özgürce uçtuktan sonra tuzağa işte böyle düştü. Ah Tanrım, bana merhamet et ve kırık kanatlarımı iyileştir."
Ve hiç görmediği, "kendi uzakta ama aslında çok yakında olan güzel varlık" dediği May Ziyade'si. Aşk mektupları kitabında, May Ziyade'nin ölümü üzerine yazdığı bölümde, "Hiçbir zaman bu kadar acı çekmemiştim, hiçbir kitapta bir varlığın bu çektiğim kadar büyük bir acıya katlanacak gücü bulacağı okunmamıştır...", "Büyük acı büyük arınmadır." der.
En son tu_ce tarafından Sal Ekm 16, 2007 11:01 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
tu-ce nin de anlattıgı üzere kırık kanatların baslangıc noktası Selma Karamy dir... Ve asagıdaki sözler bu öykünün baslangıcını cok etkileyici bir sekilde anlatmaktadır :
"Yirmi yaşımdaken annem bana şöyle demişti:
'Manastıra girseydim, hem kendim, hem başkaları için en iyisini yapmış olacaktım.'
'Eğer manastıra girmiş olsaydın ben dünyaya gelmezdim' dedim.
'Dünyaya gelmen daha önce kararlaştırılmıştı oğlum' dedi.
'Evet ama, dünyaya gelmeden çok önce seni annem olarak seçmiştim ben' diye karşılık verdim.
'Dünyaya gelmeseydin cennette bir melek olarak kalacaktın.' dedi.
'Ama ben hala bir meleğim,' diye cevapladım.
Gülümsedi ve dedi ki 'Kanatların nerede peki?'
Elini tutup omuzuma koydum ve 'Burada,' dedim.
'Kırılmışlar,' dedi.
Bu konuşmadan dokuz ay sonra, annem dönülmez ufukta yitip gitti. Ama 'kırılmışlar' sözü içimde yankılanmaya devam etti ve bana 'Kırık Kanatlar'ı, esinletti."
Son olarak bir kac anektod daha yazayım cibran la ilgili ... daha fazlası icin sizlere kitaplarını okumayı salık vereyim : )
Amerika'nın 28. Başkanı olan Woodrow Wilson'un da dediği gibi "O, Batı'yı kasıp kavuran ilk Doğulu fırtınadır." Mehcer edebiyatının öncüsü de Cibran olmuştur. Cibran'ın kaleminde hayat bulan El-Mustafa, hakikati işaret ediyor ve öğretilerini sıralıyorken, bu öğretileri barındıran "Prophet" isimli kitabı 1923'ten bu yana ABD'nin en çok satanlar listesine İncil'in ardından ikinci kitap olarak, bir daha çıkmamak üzere giriyordu. Öyle ki 20.Yüzyılın dünyasında Shakespeare ve Lao Tze'yle beraber en çok okunan 3. ozan olmuştur Cibran. Elvis Presley'in de sıkı bir Cibran hayranı olduğunu ve "Ermiş"in binlerce kopyasını dağıttığını biliyoruz.
Türkçeye "Ermiş" ve "Nebi" isimleriyle çevrilen "Prophet" isimli kitabındaki El-Mustafa ismini, Hz. Muhammed'i işaret ederek kullandığı iddia edilir. Bu iddia belki doğrudur bilemeyiz ama neticede kitapta gerek Kuran'ı ve gerekse İncil'i anımsatacak yeteri kadar malzeme vardır. Nihayetinde "Göğsümün bir yanında İsa, diğer yanında ise Muhammed oturur" sözü de Cibran'a aittir. "İnsanoğlu İsa" isimli eseriyle de İsa'yı insan olarak farklı bir açıdan ele almış ve kitabın her pasajında farklı bir insanın ağzından anlatmıştır.
60'lı yıllardaki özgürlük rüzgarlarının da beslendiği kaynaklardan olmuştur Cibran'ın kitapları, her zaman olduğu gibi. 1920'lerin sonlarına doğru bir gece "Yeryüzü Tanrıları" isimli eserini yazdığı dönemde, bir gece kar yağıyorken, dışarıda yazmak ister eserini. Dışarı çıkar ve Central Park'a gider. Yanına gelen polisler Cibran'a nereli olduğunu sorduktan sonra, polislerden bir tanesi "Sizin oradan bir yazar var, ne zaman ki kitapları evime girdi, eşim bana itaat etmeyi bıraktı, artık benimle tartışabiliyor. Sanırım o yazarın ismi Halil Cibran'dı. Hiç duydun mu bu adamı" der. Cibran da "evet duymuştum" der.
"Dostun senin cevap bulmuş ihtiyaçlarındır."Cibran'ın en sevdiğim sözü...
Her sözünde bir başkalık,bir hoşluk olan; anlaşılmazların anlaşılır yazarı...
Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız,
Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,
Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın,
Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi
Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin,
Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın,
Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın,
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır,
Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan,
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız