Ben aşka yenik düştüm…
Kalbimin yüzölçümüne sığdıramadım seni
Solu(ğu)mdasın sevdam, sol yanımda…
Üstüm başım çatışma halinde
Sicilime damgal(and)ı aşkta beceriksizliğim,
Sendin sesime, tenime, yüreğime bulaştırdığım.
Toprak bile kabul etmeyecek beni yersizim, kim(liksiz)im,
(K)öleyim sana, deli gömleği giydirselerde içimdeki bu duyguma,
Ben iflah olmam gayrı bundan sonra…
Sorgulamayın no(k)talamıyorum sevdamı.
Tiryakisiyim koynumda kor gibi yanan , yandıkça beni kavuran her şeyi küle dönüştüren bu cehennemin…
Küllerim bir kez daha birleşemeyecek kadar paramparçayım…
Verilecek hesabım yok kimseye.
Göğüs kafesimdeki tutsaklığım, maviye vurgunluğum, yazgımdaki sürgünlüğüm sanadır.
Seviyorum seni…
Bu son sözüm , üstü sende kalsın!!!
Bir yalana peşkeş çekiliyor yüreğim lal olmayı beceremediği için Üzerine kan serpiştirilmiş harflerle dolu bir oda Darmadağın tarumar edilmiş bir ben(lik), kilitler vurulmuş bir ruh(um) var geride. Parmaklıklar ardından masumca bakan gözü yaşlı bir çocuk… Boynuna zorla yağlı urgan geçirilmiş idama mahkum sevdam.
İçimdeki kaldırımlardan topluyorum ayak izlerini, Adını sil sil bitiremiyorum sokaklarımdan...Kıvrım kıvrım uzadıkça yollarım, Gönlümün ıslak duvarlarından indiriyorum resimlerini, yalanlarını asıyorum yerine. Aldatılmışlığımın çizgilerini çekiyorum bir bir her yere. Kördüğüm olmuş paragraflar içinde kangrenleşmiş hayaller kaldı bugünüme.
İçime attığın bu çizikten kan sızmadıysa donup kalmışlığımdandır bilesin. (d )ağlıyorum gözlerime hayalini. Mayınlar döşüyorum ihanetlerinin üzerine. Solu(ğu)mda kaldı parmak izin… Tek kişilik bir aşkın ilk hecesiymişim bilemedim. Zehir gibi geçtin damarlarımdan duyumsuzlaştı hücrelerim Hiç böyle acımadı ruhum, Kim(sesiz)liğim, yan(gın)larım, var(sız)lığım...
Yüreğin ipotek edilmiş senin. Kara çalınmış, (pu)suya düşmüş, bir yanı çürümeye bırakılmış umutlar bi(rik)tiriyorum. Pişmanlıklar kusa(cak)sın birgün. Bu yalan sevdayı tel örgülere sarıp, kan gölünde aklayıp bir kavanoza tıkıyorum.
Payıma düşen zihinsel aksaklıklarıma eyvallah çekiyorum. Varsın olmasın şizofrenikleşmiş aşkın… Alın çatıma terk-i diyar vaktini mühürlüyorum...
Yüreğinin verdiği hükümle sürgün edilmişliğimdir, suskun(luğ)um(un) sebebi…
Arsız kelimeler savuran dilim, sorgu gecelerinde bana bıraktığın adını vermedi kimseye.
Yalnızlığın deltasında kifayetsizlik sızıyor avuntularıma …
İçimdeki darp izlerini umursama, bıraktım artık kırgınlıklarımın çetelesini tutmayı
Yaşam çalıntısı kaç çığlık eskittim uykularımda, haddi hesabı yok “gel” demelerimin…
Bana biraz “sen” ver…
Bugün alfabemin üzerine maviler sızmış , sürgünlükler üzerine linç yüklenmiş, karanlıklara çatmış ...
Dalgın bakışlar arasında , harf harf sana dökülüyor kalemim...
Bugün bana bir "dal " ol ...
Çatırdayan sesin düşmesin yollarıma, adımlarımın ardına ...
Seni bulmalıyım içimde hangi odadasın ? nereye saklandın öyle habersiz... seni bulmalıyım, bana seni buldurmalısın...
İrene herkesi kandırdı. Yönetmeni, Gian'ı, pederi hatta kendini.
Onun bu denli himmet sahibi oluşu kutsal kalbini bulmasıyla ilgili değil. Daha çocukken öylesine ürktü ki dünyadan, yetişkinlerden, erkeklerden, kadınlardan, kendinden.
Büyüdüğünde herkes gibi savaşmayı göze alamadı. Sırf savaşmak zorunda kalmamak için, kendisinin tehdit unsuru olmadığını isbat etmek için karşısındakini anlamak yolunu seçti. Karşısına çıkan herkesi o kadar iyi anladı, o kadar iyi hissetti ki "benden sana zarar gelmez" mesajını vermek için. Etrafındaki bütün insanlara o kadar nüfuz etti ki kendisini kaybetti. Onu o yapan küpeyi, gömleği, eteği, ayakkabıyı... sonunda kaldıramayacağı vakitsiz bir çıplaklıkla kalakaldı.
Seyirlikten mistisizm çıkarıldığında kalan...
Kan akar topraklara...
Habil'le Kabil'den beri açık Pandoranın kutusu.
En çok kan akmıştır topraklara ama toprak hala hüzün rengindedir inatla.
Akan kan toprağın rengini değiştirecek olsaydı, belki dururdu kan akıtan?
Durur muydu? Görür müydü? Belki.
*
Fakir sofrasında aç. Umudu da (mı) bitti.
Doğmamış Bir Şövalyenin Ölmemiş Biri(leri)ne Ağıdı
ve
ya
Boşluğa Düşmüş Kelime-
lerden
Günün Yüzüne Işımış Cümle
-ler
-Puslu bir güne
ancak
gözleri nemli bir çocuk yakışır.-
-Dilsiz birinin cümleleri arasındaki boşluğu
herkimse değil
ancak
hiçkimse doldurabilir.-
Yoldan bile çekinen uslu adımlarınla dudağında tüten ritimsiz ıslığın bir anlamı var. Islık dediğin dudağından pörtleyip havayı kucaklayan bir bölük ses değil, -içinden seni yıkadıkça akan- kirli su.
Yürünmek için yapılan yolları çiğneyen birinin adımları taş değil, yürek örseler.
Ellerin, cebinde sana sığınmış meskun dururken, bunun senin utangaçlığınla ilgili olduğunu kimse bilmez -merak etme-.
Bilirim her şeye ve herkese kızar ama gelip kendine çatarsın. Çattığın her bir yer bir savaş artığı gibi lekeli durur müfredata alınmamış coğrafya kitaplarında. Biliyorum dilinde son bir mahni kaldı lakin vakit gece değil ki söze dönüşsün. -Sen de bilirsin gündüz söylenen türküler gürültüye döner. -
Kendi uzağına düşmüş biri, kime nasıl sokulur, hem hangi dilde? Herkes kendi kalabalığı içinde “yalnız insanlar sürüsü”ne üye. (Kim işaret edilirse ona yönel, kim sevilirse onu sev, ne gösterilirse onu izle, ne özlenirse sen de özle… uyuşturulmuş bilincin zimmetli taşıyıcısı olmaktan asla yorulma.) Yüzünün gündüz kırılan parçalarını topla yerden, akşam yapıştır. Sabah lazım olan yerlerinden yeniden kır. (Al sana diskur!)
Kendi gözlerinden başka gözlerde kendini arama. Unutma! Dostu olmayan tüm aynalarını kırmıştır.
Var olmayı hafifliğe uydur, çünkü ağırlık ancak taşıyabilenin hakkıdır. Değil mi ki dağlar bile kaçtı yükten. Kaç gönül düştü bu gönülsüzlük illetinden. Herkesin farklı kelimelerle aynı dili konuştuğu bu yerde dilsizliğinden yerinme. Unutma senin dilin yok. (O yüzden sen yalanamazsın, salınamazsın, salya akıtamazsın, tatlara boyun eğemezsin, duruşunu -seslerle boğup- sağa-sola- ortayola eğip/bükemezsin.)
Senin hükmün ezelden verildi. Sen, doğruluğu bir kez terk ettiğinde onu bir daha bulamayacağına inanan neslin hanesine yaz(gı)ılısın. Çivin kütüğe çakıldı. Söksen bile kalan iz seni ele vermeye yetecek.
Senin sınavın, tahammül.
Tahammülün, yükü taşımaya direnmek olduğunu biliyorsun.
Tek yasağın var;
sızlanmak,
sızlayanlarla yol arkadaşlığına tutuşmak.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız