Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 233 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

"AN"lar...


"AN"lar...
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5 ... 16, 17, 18  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel
Yazar Mesaj
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Cmt Oca 19, 2008 7:14 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İnsan geçmişinden bahsederken daha cesurdur...
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Cmt Oca 19, 2008 7:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tüm gün son bir ayın yorgunluğunu ensemde hissettim. Beynimin içindekilerini çöp kutusuna boşalttıktan sonra yazmaya başlayabilirim...
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 10:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sıra sıra dizdim boncukları ve saymaya başladım, bir iki üç…

Kimse bilmez insanın içini acıtan şeyin gerçekte ne olduğunu. Yağmura rahmet deriz, kara bereket, fırtınaya felaket, toprağa nimet, güneşe eziyet, gölgeye mecburiyet, dağlara heybet, ovaya sükûnet… Hangisi düşerse ocağımıza onu ağırlar ve sırtımızı döneriz bir ötekine. İnsan ise hepsinde vardır, hepsidir…

Günlerdir yamalıyorum, parçalanmış, ucu bir türlü bir ötekine değmeyen bohçamı. Ne işin içinden çıkabiliyorum ne de dert olana derman olabiliyorum. Hep kambura çalışıyorum… Ardımda bıraktığım izler hep aynı yola, tükenmekte olana getiriyor adımlarımı. Kolay kolay kaybolmaz biliyorum, bana verilene çiziktirdiğim imza. Olsun yalınayak olsun ama benim olsun, diyorum. Teselli ediyorum böylece, içimde devinen kurtçukları.

Başkalarının yapıp ettikleri, sıvadıkça görünen taraflarımı, eğilip yerden aldığım ekmeği üç kez öpeceğim alnından. Üç kez döneceğim etrafında, ağrılarımın.

Öyle anlar vardır ki toprak sermek ister insan gövdesine. Eğilip ırmak olmak ister, köküne sancı giren her filize.



Bize uzatılan bir bardak suda fırtınalar koparıyoruz, gemi yüzdürüyoruz, karaya vuruyoruz en sivri yanlarımızı. Fırtınayı ne de çok seviyor, her an büyüklenmeye hazır yanımız. Küçülsün de görsün, sürünsün de görsün, kapıdan içeri girince, göğün seccade genişliğindeki yüzüne.


İçimden geldi, bozuk attım kendime…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 11:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kulak misafiri...


-İyi akşamlar, babamı muayene ettirecektim de. (Baba 80 yaşlarında.)
-Kaydınız var mı?
-Hayır, yok.
-O zaman yeni kayıt açalım. Babanızın babasının adı nedir?
-...
-Doğum tarihi?
-Baba, babanın doğum tarihi kaç?
-Ben nerden bileyim...
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Cum Oca 25, 2008 9:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bazen yaşamın içinde kaçacak delik arıyor insan, kaçamıyor.

Bir ay boyunca içime sıkıntılar ören hayat gailesinden yakamı kurtarmayı başardım sanırım. Zincirleme kaza misali peş peşe gelişen olayların doğurduğu küçük hasarlar yine de şükür dedirtiyor insana.

Ne zaman başımı kaldırsam yeni bir döngüye kucak açmış buluyorum ülkemin gündemini. “Susma sustukça sıra sana gelecek” söylemi eskisi kadar popüler değil belli ki. Bize düşen, ‘görünen’in ne kadar gerçek olduğunu geçmişte yaşadığımız tecrübelere dayanarak anlamaya çalışmak. Veya daha sakin bir toplum olmak için yoga yapmak! Bir insanın soru sorma ve soruları cevaplama kapasitesi ne kadardır, gibi anlamsız bir soru düşüyor aklıma. Bu soruya kendimi muhatap kılmamın sebebi, acabalarla büyüyen bir insanın gerçekte ne kadar sağlıklı olacağıyla ilgilidir. Sorumlu ve sorunlu olduğumuz fikri giderek daha çok kabul görmeye başlıyor zihnimde.

Bizi koruyan bir gücün varlığına inanmak, güçsüz düşen yanlarımızı yeniden güçlendirme umudunu diri tutuyor. İnsanı insandan koruyan bir güç… Bu güce teşekkür edilmez mi?

Yapacak bir şeyi olmayanın yine de vereceği bir hesap vardır.

Adalet sadece insanlar için değil bütün varlıklar içindir.

Adil olana sığınarak…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Çrş Oca 30, 2008 10:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hastane...


Bugün bir kadın vardı sadece… Bir kadın, utangaç, sıkılgan, sıkıntılı ve sadece kocasından ibaret… Bir kadın vardı yüzünü dizlerine gizlemiş, gözleri sadece betona çivili… Bir kadın basma eteği, mavi eşarbı ve kalın kabanıyla ürkek… Bir kadın, isminin çok ötesine taşımış bedenini… Bir kadın, acılar içinde suskun ve çekingen… Bir kadın, kocasından uzun ama onun gölgesi… Bir kadın, azar işiten, içinde fırtınalar kopan…

Bu kadına seslendim, ismini unutmuş gibiydi…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Prş Oca 31, 2008 4:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İnsan boş durmaya görsün, içine dolan karmaşık düşüncelerden sıyıramaz kendini. Önce kendini hesaba çeker, sonra başkalarını. Kendine köle, başkalarına efendi oluverir.

Bir bakmışsın insanların gözlerinde ışıldayan hayat, birdenbire en diplere indirmiş sevecenliğini. Karanlığı ürkütür de yine yalnızlığa beslenir. Kim gününü kıyıda köşede bekleşen canları doyurmakla geçirir. Eliyle kuşları besler, daha iyi kanat çırpsınlar diye. Önce kendimizde olana yeniliriz, sonra bir başkasının yenilgisinden kaçar, pay toplarız mutluluğundan. Öyle değil, her zerreye dokunmuş kıskançlığın düğümlerinde kayboluruz asıl…

Baş ağrısı iç ağrılarımızın dışa vurumu mudur? Baş ağrısı, göz ağrısı, kalp ağrısı… Ben hepsinden daha ağrılı buluyorum göğün ağrısını…

Dilime doladım, bir varmış hep varmış…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Sal Şub 05, 2008 5:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yeniden engelleri var etmek için kolları sıvadılar.

İçimize serpilmiş tohumların filizlenmesi için devrilen toprağın her zerresine kıskançlığı ektiler. Şimdi tohumlar alabildiğine kıskanç ve kendinden emin. Yeşertilen filizlerin bir can taşıması içimizden beslendiği içindir. Ve her sabah güneş neden doğduğunu kimselere söylemeden doğar ve akşam neden hüznü getirdiğini sofraya… Kimin elinde diyeceği bir söz varsa, saklanacağı bir duvar da vardır. Duvarlar aşılmak için değil yaslanmak içindir bugün.

Benden bir başkasına yapışan korkular, başkasından bana yapışan korkularla aynı ismi taşımakta. Bugün korkuyorum, yarın da dünden farklı olmayacak. Sonra çıkacak birileri, zamanın alnına bir çivi çakacak. Can alacak basılan her çukur, çivinin pası can yakacak… Sonra bir sesi bekleyecek kendinden emin ve kıskanç benlikler. Zehri kusulan her sözcük bir diğerinin ardına gizlenecek. Salınan her yaprağın duaya durması gibi ve eğilmesi bir fidanın ve köklerini bağlaması güçlü bir toprağa…

Bütün zamanların içinden seçilen sözler, bütün zamanların secdesinden yüceliğe değdiler. Bugün, bana ne diyorsa, bir ötekine yaslanan, ihanet ediyordur kendine de… Ben ne tomurcuklanan fidanların gölgesinde bir yer buldum kendime ne de yaşlı bir çınara yaslayabildim sırtımı… Bir başkası için içtim suyumu, bir başkası için eğildim yerlere kadar, öptüm eteklerinden kutsallığın…

Bugün, dünün yasını tutanlar, yarının da yasını tutmayı öğretecekler çocuklarına… Ne yaslanan ne de yaslı kalan için gerçek yüzünü gizler hayat. Bir beklentim var doğacak günün sahibinden, bir beklentim, sessiz ve alabildiğine beni kuşanmış…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Prş Şub 07, 2008 8:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gün senin günün…
Yapraklardan bir taç yap kendine, penceredeki çiçeği sula.
Sonra en dip köşelerini temizle yuvanın,
Sobayı yak ve öldür ayaklarına yapışan bezdirici soğukları.
Sonra bir daha dön sabaha, bir daha
Yeniden yaşa hayatı.
Kimse sesine çıkmak istemez
Bir boru öttürsen kılı kıpırdamaz durgunun
Bir boru öttürse
Yaban arıları doluşur peteklere
Acısı kalır batan iğnelerin
Gök eğilmese de pencerene.

Uydurmanın sınırı yoktur, bilesin…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Cum Şub 08, 2008 2:08 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Rabbim, yorulduk biz kullarının ettiklerinden.
Dildir bu, döner döner döner söyler, dedik.


Sözü alaydın nic'olurdu hali bu ademoğlunun?
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pzr Şub 10, 2008 9:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Canı sıkılan bir çocuğa zamanı versen, öğütür, çarklarına öğüttürür kendini...
*
İnsan yabancılaştıkça kendine, daha çok dil döker...
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pts Şub 11, 2008 3:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çitlerle çevrili bir bahçesi var yaşlı adamın. Evi gün boyu güneşin tadını çıkarıyor. Ve ben güneşli havalarda kıskanarak izlerim bu evi. Boyası aksa da yağmurdan kardan olsun, güneşe doymuş ev, aydınlığı iliklerinde gizlemiş demektir. Bizim kangalın da sahibi aynı zamanda bu yaşlı adam. Orta boylu, beyaz sakallı, kendi halinde… Bir sabah karşıdaki boş arazide iki koyun ve iki koç otlatırken gördük amcayı. Mahalle sakinleri önceleri yadırgasa da bu görüntüleri sonra aşina oldu herkes. Her sabah pencereden bu mübarek hayvanları seyretmeye başladım. Araba sesine inat köyü şehre taşımaya çalışan bu ihtiyar adamı çok iyi anladığımı hissettim. Dedem olsaydı o da böyle yapardı diyorum. Babam asla yapmazdı o ayrı mesele.

Bol güneşli, karlı, yağmurlu günlerin ardından yine bir sabah ince, heyecanlı ve titrek bir sesle meleyen kuzucukları gördük. Böyle bir görüntüyü önceleri yadırgayan bizler müdavimi olmuştuk bu seyrin. Çünkü aileye yeni katılan bu fertlerin sevecenliklerine diyecek söz yok. Şimdi yağmur iplik iplik yağmakta. “Toto” ailesi yok meydanda.

***
İçiniz sıkıldı mı dokunduğunuz her nesne nefessiz kalır sanki. Zaman sizden çalınmış gibidir. Ve geri almak için epey enerji sarf etmeniz gerekir. Karşı taraf inatla iade etmek istemeyebilir sizden çaldığını. Ah gelenekler boynum kıldan ince değil sizin için ama… Elden ne gelir?

***
Zaman-ın kaybı hiç acıtmaz mı içini a dostum?
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Çrş Şub 13, 2008 9:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Rab, 'kul hakkı' demiş, ötesi yok…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Cmt Şub 16, 2008 11:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir tohumun genetik yapılarıyla oynanmışsa, yüz yıl da geçse o tohumun meyvesi özünde olanı veremez. Ama bu tohumu toprak yine besler, büyütür.

*
Dünya, artık iyilik ve kötülüğün savaşını vermiyor. Çıkar çatışması hem iyiliği hem de kötülüğü esir aldı.

*
Görünce çılgına dönüyorum, ağzını açmış fırsat kollayıcılarını. Üstelik bir deprem gibi yutuyor her şeyi de…

*
Egolarını ‘doğrunun anahtarı’ gibi gösterenlerin salyaları bütün meydanları boyadı, yapıştı kalabalıklar üstüne de…

*
Uyanmak kimseyi mutlu etmeyecek, uyanınca kiri geçmeyecek dünyanın. Uyu uyu, bari büyüsün…
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 569

MesajTarih: Pts Şub 18, 2008 10:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bazen bir söz söyler insan;
Kıskıvrak yakalar içinde olanı,
Dökülene ayna tutar.

Bir söz söyler insan,
Yaslanır arkasına, seyreder
Aslı yalandır söylenenin
Söyleyen de inanmaz kendine zaten.
Söz insana döner, içe
En içre olana kapar gözlerini
Sözün öz olmadığını bilir.

Bazen bir söz söyler insan,
Tutsak eder bütün kelimeleri
Terletir avuçlarını,
Bu döngü titretir sonra bütün vasıflarını insanın.
Söz döküldü mü bir kere
Sonuna kadar gerçeğin kapısında durduğunu sanır.
Bilen bilir aslında
Nerde duruyorsa devekuşu
Orda bir toprak parçası vardır.
Zaman bütün sözlerin şekline tenini sürer
Kokusu siner sonra
Rahatsız eder durmadan söyleyeni.

Söz bir kere söylenir
Gerisi yankıdır…

Yankıya inanma gerçek değildir…
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5 ... 16, 17, 18  Sonraki
4. sayfa (Toplam 18 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok " Doğan Grubunu boykot çağrısı&q... Poe Güncel Olaylar-insanlar 21 Prş Eyl 18, 2008 11:20 pm
Yeni mesaj yok "İyi şiir her zaman dinidir" Poe Şairler ve Şiirleri 0 Pzr Ağu 03, 2008 1:30 pm
Yeni mesaj yok "Düşünün artık! Kamer Genç devre... warlord Güncel Olaylar-insanlar 0 Çrş Nis 23, 2008 11:21 am
Yeni mesaj yok "SÜRÜN BU HALKI DA..." YAZARIM Güncel Olaylar-insanlar 74 Cum Mar 14, 2008 7:40 pm
Yeni mesaj yok Rıce: "Biz 50 Milyon İnsanı Kurt... 08parpali Güncel Olaylar-insanlar 0 Prş Arl 27, 2007 9:40 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke