Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 33 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

W. Shakespeare / Tüm Soneler / VE OYUNLARI


W. Shakespeare / Tüm Soneler / VE OYUNLARI
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 14, 15, 16 ... 25, 26, 27  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> William Shakespeare
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hamlet, istediği oyunu sahneleyecek oyunculara oyunculuk üstüne öğütler veriyor:




HAMLET
Verdiğim parçayı, ne olur, dediğim gibi, rahat, özentisiz söyle. Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, mısralarımı şehrin tellâlına okuturum daha iyi. Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadında bırak her şeyi. Duyduğun coşkunluk bir sel, bir fırtına, bir kasırga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmalı, buldurmalısın.

Doğrusu, yürekler acısı geliyor bana gürbüz bir delikanlının, takma saçlar sakallar içinde, bir acıyı yüreğini paralarca, didik didik ederce bağırıp halkın kulaklarını yırtması; o halk ki çok kez anlaşılmaz., dilsiz oyunları, gürültü gümbürtüyü sever.

Bir oyuncu Termagant'ın kendisinden daha yaygaracı, Nemrut'tan daha nemrut oldu mu, hakettiği şey kırbaçtır bence. Bu hallere düşme, rica ederim.


OYUNCU
Düşmem efendim.


HAMLET
Fazla durgun da olma; aklını kullanıp ölçüyü bul. Yaptığın söylediğini tutsun, söylediğin yaptığını. En başta gözeteceğimiz. şey, yaradılışa tabiata aykırı olmamak. Çünkü bunda sapıttık mı, tiyatronun amacından ayrılmış oluruz. Doğduğu gün de, bugün de tiyatronun asıl amacı nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın ne olup ne olmadığını ortaya koymak. Gerçeği büyültmek ya da küçültmekle bilgisizleri güldürebilirsiniz, ama bu bilenleri üzer; oysa bir tek bilgili dost, bilgisiz bütün bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.

Ah ben öyle oyuncular gördüm ki sahnede, öyle beğenilen, alkışlanan oyuncular gördüm ki, günaha girmeyeyim ama, değil Hıristiyan, değil Müslüman, insan bile değillerdi. öylesine şişirme, uydurma hallere giriyorlardı ki, dedim bunları tabiatın kaba işçileri yaratmış olmalı, insan yapıyorum derken insanlığın berbat bir kopyasını yapmışlar.


BİRİNCİ OYUNCU
Bu kusurumuzu az çok yendik sanıyorum, efendimiz!


HAMLET
Az çok değil, iyice yenmeli bunu. Sakın söyleyeceklerinden fazlasını söyletmeyin soytarılarınıza. Öylelerini gördüm ki, kendi başlarına gülmeye ve seyircilerin en anlayışsızlarını güldürmeye kalkıyorlar. Hem de oyunun anlayış isteyen en can alıcı yerinde. Kötü bir şey bu: acıklı bir budalalık bu yoldan tutunmaya çalışmak. Haydi, gidin hazırlanın.



IIIP, 2S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:37 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kralın önünde oynanan oyun, kralın cinayetini pek andırdığından, birden kalkıp «ışık tutun bana!» diyerek uzaklaşır kral. Hamlet âdeta deneysel bir yolla, bilimsel bir yöntemle saptamıştır suçluyu:



Bırakın yaralı geyik gitsin ağlasın
Diri ceylan oynaşırken
Böyle kurulmuş düzeni dünyamızın
Ben beklerim sen uyurken.



IP, 2S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:39 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet, artık emindir Hamlet: amcasıdır babasının katili.

Kral, Hamlet'i, Rosencrantz ve Guildenstern'le birlikte İngiltere'ye göndermeye karar verir. Hamlet'i orda öldürtecektir. Ancak, yaptığı işden de pişmandır artık:



Ah, bir leş benim suçum, gökleri tutuyor kokusu;
En eski lânet, ilk kardeş kanı var içinde.
Dua edemiyorum, ne kadar istesem de,
Günahım ağır basıyor dua isteğimden.
İki işden birini seçemez olunca
İkisini de yüzüstü bırakanlar gibiyim.
Nedir bu? Şu kırılası ellerin üstünde
Kardeş kanı bir parmak kalınlığında da olsa,
Hiç bir yağmur, hiç bir rahmeti göklerin
Yıkayamaz mı, bembeyaz edemez mi bu elleri?
Rahmet neye yarar bir suç olmazsa silinecek?
İnsan iki şey beklemez mi dualarından:
Günah işlememek, işleyince de bağışlanmak.
Kaldır öyleyse başını: Bir günahtır işlemişsin.
Kaldır, ama hangi duaya sığar senin yaptığın?
Bağışla bu korkunç suçumu, diyebilir miyim?
Diyemem, çünkü bende, elimde duruyor hâlâ.
Uğrunda kardeşimi öldürdüğüm şeyler:
Tacım, krallığım ve kıraliçem.
Nasıl bağışlanır suçunu başında taşıyan?
Çamurlu, pis yollarında bu dünyanın
Altın dolu eller adaleti yanıltabilir;
Kanunları satın aldığı çok görülmüştür
Cinayet kanlarına bulanmış kazançların.
Ama yukarda, alavere dalavere yok yukarda,
Ne yaptıysan tıpatıp onu bulursun yukarda.
Orda tepeden tırnağa, bütün suçlarımızı
Ortaya dökmek zorundayız.
Ne yapmalı öyleyse? Ne kalıyor yapılacak?
Suçluyum demek, diyebilmek, evet, büyük şey bu,
Ama günah çıkarmak neye yarar,
Pişman olmaz, yaptığından dönmezse insan?
Ah, iğrenç kaderim, ölümden karanlık kaderim benim!
Çamurlara batmış zavallı ruhum benim,
Çırpındıkça batan, battıkça çırpınan ruhum!
Melekler, kurtarın, kurtarmaya çalışın beni!
Bükülün, bükülmek bilmeyen dizlerim!
Siz de, ey çelik telleri katı yüreğimin,
Yumuşamayın yeni doğmuş çocuğun sinirleri gibi.
Kim bilir, bir şeyler değişir belki.



(Diz çöker. Hamlet girer.)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HAMLET
Tam sırası, dua ederken, bitirelim bu işi.


(Kılıcını çeker.)


Ama cennete gider bu halinde öldürürsem.
Öcümü almış sayılır mıyım? İyi düşünmeliyim.
Bir alçak babamı öldürüyor, buna karşı ben,
Biricik oğlu babamın, cennete yolluyorum
O alçağı...
Olmaz, öç almak olmaz bu,
Bir kurtarış, canına bir minnet olur bu!
O babamı nerede ne zaman öldürdü?
Yemiş, içmiş, dünya nimetlerine doymuş,
Günahları bahar çiçekleri gibi açmışken,
Allah bilir ne hesapları vardı verilecek.
Bu herifin günahları korkunç olmasına korkunç,
Ama öç almış olur muyum, içini temizlerken,
Büyük yolculuğa hazırken vurursam?
Hayır!
Dur kılıcım, daha iğrenç bir zamanını bekle.
Sarhoş olduğu ya da öfkeden kudurduğu anı,
Haram döşeklerinde zevke daldığı,
Küfrettiği, kumar oynadığı,
Su götürmez bir günah işlediği zamanı bekle!
Vur o zaman, yere, çamura düşsün kafası!
Kapkara, lânetli canı cehennemin dibine gitsin!
Annem bekliyor beni... ama, kanlı katil,
Annem de kurtaramaz seni, bunu bil!



IIIP,3S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:42 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Annesi görüşmek için çağırtmıştır Hamlet'i. Hamlet, pek iğneli, acı sözlerle çıkışır annesine. Kadın, oğlunun kendisini öldüreceğini sanıp «İmdat!» diye çığlık atar.

Perde arkasında saklı duran Polonius da «İmdat!» diye bağırınca, Hamlet orda amcası var sanıp kılıcını saplar perdeye. Polonius’u öldürdüğünü anlayınca, «Sen ha? Zavallı, şaşkın, sersem casus» der. Annesini hırpalamaya başlar yine; onun baskısı altında bunalan kadın:



Hamlet, sus, yeter artık!
içimin derinlerine çevirdin gözlerimi,
Öyle kara, öyle yoğun lekeler var ki içimde
Silinir, yıkanır gibi değil.



HAMLET

Evet, ve bütün bunlar niçin?
Nerde yaşamak için?
Yağlı, pis ter kokuları içinde bir yatağın,
Alçalıp çamura batmak için,
Gübre yığını üstünde koklaşıp sevişmek için!


IIIP, 4S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:43 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hamlet, İngiltere'ye gönderileceğini bildirir annesine:



Mektuplar mühürlenmiş bile.
İki okul arkadaşımı katıyorlar bana,
İki engerek yılanına daha çok güvenirim onlardan.
Onlar yol gösterecekmiş bana,
Tuzak nerde kurulmuşsa oraya gitmem için.
Götürsünler, çok hoş olur benim için,
Kundakçıları kundaklarıyla havaya uçurmak.
Kazdıkları kuyuyu ben onlara daha derin kazıp
İkisini de aya yollamazsam yuf olsun bana
Tuzağa karşı tuzak, aman ne güzel şey.


IIIP, 4S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hamlet, İngiltere'ye giderken, Polonya'daki bir avuç toprak için sefere çıkmış Fortinbras'ın ordusunu görür yolda. Kendini paylar:




Bütün bu raslantılar nasıl suçluyor beni,
Nasıl mahmuzluyorlar uyuşan hıncımı!
Bir insana insan mı denir bütün işi
Yemek ve uyumak olursa dünyada yalnız?
Hayvan denir böylesine! Ne iştir bu, Tanrım?
Sen ki sınırsız yaratmışsın düşüncemizi,
Sen ki geçmişi geleceği bilirsin,
Bu aklı küflensin diye vermedin elbet bize.
Öyleyken, hayvanca bir unutkanlıktan mı,
Yoksa korkakça bir dürüstlükten mi nedir,
Fazla ölçüp biçiyorum yapacağım işleri.
Kılı kırk yaran bu duraklamanın,
Dörtte biri akıl, dörtte üçü korku.
Anlamıyorum neden hâlâ kendime
Bu iş yapılmalı demekle kalıyorum hep
Yapmak için haklı sebeplerim,
İradem, gücüm, imkanlarım, her şeyim varken.
Dünya kadar örnek de var beni kışkırtacak.
Şu orduya bak: bunca asker, bunca para:
Toy, körpe bir prens geçmiş başına
Yüreği kutsal bir tutkuyla coşmuş,
Dudak büküyor başına gelebilecek her şeye;
Ölümlü, cılız varlığıyla meydan okuyor
Kaderin, ölümün, belânın her cilvesine.
Bir hiç, bir yumurta kabuğu uğruna hem de.
Büyük sebepler olmadıkça kımıldanmamak
Gerçek büyüklük sayılmaz. İşe şeref karıştı mı,
Hiç uğruna kavga çıkarmaktadır büyüklük daha çok.
Ben ne duruyorum öyleyse, ben ki
Öldürülmüş bir babam, kirletilmiş bir anam var
Aklımı da, kanımı da kızıştırmak için;
Bense hâlâ uyutmaktayım her şeyi.
Nasıl yüzüm kızarmasın görünce karşımda
Onbinlerce insanın yakın ölümlere gittiğini?
Bir esinti uğruna, şan olsun diye,
Mezara gidiyorlar yatağa gider gibi.
Birkaç dönüm yer savaşıp alacakları,
Orduların kılıç oynatmasına elvermez,
Ölülerin gömülmesine yetmez bir avuç toprak.
Ey düşüncem, bundan böyle ya kana boyan,
Ya da beş para etmediğine yan.



IVP, 4S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:50 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ophelia, babası Polanius'un ölümü üzerine aklını oynatmış, Hamlet'in annesini görmeye gelmiştir:



OPHELLA
Öldü, güzel sultanım, çoktan öldü
öldü gömüldü bile.
Başında yemyeşil otlar büyüdü
Taşı dikildi bile.
Ah! Ah!


KRALİÇE
Yoo, bak Ophelia ...


OPHELLA
Ne olur dinleyin!
Ak kefenler giyindi kardan beyaz.
(Kral girer.)


KRALİÇE
Ah! Şu hale bakın efendimiz.


OPHELLA
(devam eder)

Sarıldı çiçeklere
Arar arar sevdiğini bulamaz
Ağlayanlar içinde.


KRAL
Nasılsın Ophelia, güzel kızım?


OPHELLA
İyiyim, eksik olmayın! Fırıncının kızı baykuş olmuş diyorlar.
Allah korusun! İnsan ne olduğunu bilir, ama ne olacağını bilmez.
Tanrı bereketini eksik etmesin sofranızdan.


KRAL
Babasını düşünüyor bak.


OPHELLA
Kendiniz hiç bir söz söylemeyin sakın bunun üstüne, ama ne demek olduğunu soran olursa şöyle dersiniz:
(Türkü söyler)


Yarın bayram, Saint Valentine bayramı,
Erken uyanır herkes
Ben bir kızım gelirim pencerene
Eşim ol derim sana
Delikanlı kalktı hemen giyindi
Açtı kıza kapısını
Kız girdi içeri, kız girdi ama
Kız çıkmadı dışarı.


KRAL
Güzelim Ophelia!


OPHELLA
Peki peki, yemin değil ama söz, bitiriyorum.
Ey Isa, büyük İsa sen bilirsin,
Ayıp, ne ayıp şey bu
Fırsat bulan her genç yapıyor bunu
Yüzü kızarmaksızın
Kız dedi: Bu işi yapmazdan önce
Evleniriz demiştin
Delikanlı şöyle karşılık verdi:
Evlenirdim sabah sabah gelip de
Koynuma girmeseydin.


KRAL
Ne zamandan beri böyle Ophelia?


OPHELLA
Elbet bir gün düzelir her şey. İnsan sabırlı olmalı: evet ama ağlamamak elimde değil düşündükçe soğuk topraklara gömüldüğünü. Kardeşim de alır haberi nerdeyse ... Hadi artık, güzel öğütlerinize teşekkür ederim. Hadi, arabam gelsin! Geceniz hayrolsun, bayanlar, iyi geceler, güzel bayanlar, iyi geceler, iyi geceler!



IVP,5S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 9:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Polonius'un oğlu, Ophelia'nın kardeşi Laertes baş kaldırır, taraftarlarıyla sarayı basıp kraldan hesap sorar. Tam o sırada Ophelia yine gelir. Laertes kardeşinin halini görünce:


LAERTES
Bir genç kızın pırıl pırıl kafası, nasıl,
Nasıl kararır bunak yaşlıların canı gibi?
İnsan sevdikçe güzelleşir, güzelleşince de
Bir pırıltı verir dünyaya kendinden,
Sevdiği yok olup gitse bile.



OPHELLA (türkü söyler)
Ak kefene sarılmadan gömüldü
Ah nenni nenni de vah nenni nenni
Mezarına yağmur yaşlar döküldü.
Güle güle, kumrum benim, güle güle.


LAERTES
Aklın olup da öcünü al deseydin bana, bu kadar azdıramazdın hıncımı!


OPHELLA
Türküler döne döne
Çağırın yana yana.
Ne güzel değil mi?
Çıkrık döner gibi!
Hain kâhya çaldı, o hain, efendimizin kızını.


LAERTES
Hiç bir şey söylemeden her şeyi söylüyor bana.


IVP, 5S
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 9:39 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kral, Laertes'i yatıştırır. İngiltere'ye gönderilen Hamlet, geri geldiğini bildiren bir mektup yollar krala. Kral, Laertes'i Hamlet'le kılıç oynamaya kandırır. Laertes'in kılıcının ucuna zehir sürülecek, böylece ölüme yollanacaktır Hamlet. Bu arada Ophelia derede boğulmuştur. Mezarcılar kızın mezarını kazarken, kendi canına kıyanın Hıristiyan gibi gömülüp gömülmeyeceğini tartışırlar:



BİRİNCİ MEZARCI
Müsaade et. Suyun bulunduğu yer şurası, tamam mı? Adam da şurada duruyor, iyi mi? Adam kalkar bu suya gider de boğulursa, istese de istemese de, kendini boğmuş olur. Yok su eğer kalkar adama giderse ve boğarsa onu, adam kendini boğmuş olmaz. O halde, ölümünde suçu olmayan kişi hayatını kısa kesmiş değildir.


İKİNCİ MEZARCI
Nedir bu, kanun mu?


BİRİNCİ MEZARCI
Elbette, ne sandın! Yargıcın soruşturma kanunu.


İKİNCİ MEZARCI
Ben sana doğrusunu söyleyeyim mi? Bu kadın soylulardan olmasaydı, zor gömerlerdi Hıristiyan mezarlığına.


BİRİNCİ MEZARCI
Ha şöyle! Bak bu doğru. Yazıklar olsun! Yüksek tabakanın kendini asmaya boğmaya hakkı var, öteki Hıristiyan dindaşlarının yok. Gel küreğim, gel. Aslında en eski soylular bizleriz, bahçe kazanlar, kuyu kazanlar, bir de mezar kazanlar. Adem babamızın işini sürdürüyoruz.



VP, IS
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 9:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mezarlığa Horatio ile gelen Hamlet, mezarcının elindeki bir kafatasının eski bir saray soytarısına ait olduğunu öğrenince:


HAMLET
Ver bakayım bana. (Kafayı alır)
Vah zavallı Yorick! Ben tanırdım onu, Horatio, şakalarının tadına doyulmazdı; ne ince hoşlukları olan bir adamdı. Kaç kez sırtında taşımıştır beni. Şimdiyse ne iğrenç geliyor bana! Yüreğim bulanıyor baktıkça. Şurasında dudakları vardı, kim bilir kaç kez öptüğüm. Nerde o şakaların şimdi? O hoş deliliklerin, türkülerin? O birden sofrayı kahkahalara boğan parlak buluşların? Bir teki kalmadı mı kendi sırıtışınla alay edecek? Hiç mi çenen kalmadı? Hadi, koş kraliçenin odasına; git, de ki yüzüne parmak kalınlığında boyalar da sürse boşuna, bu hale gelecek sonunda. Güldür bakalım onu bununla. Kuzum, Horatio, bir şey soracağım sana.


HORATIO
Nedir efendimiz?

HAMLET
İskender de bu hale gelmiş midir dersin toprakta?

HORATIO
Gelmiştir tabii.

HAMLET
Kokmuş mudur böyle? Püf ! (Kafatasını atar)

HORATIO
Kokmaz olur mu?

HAMLET
Kim bilir ne aşağılık işlerde kullanırlar da bizi, Haratio!
İskender'in soylu kalıntısının döne dolaşa sonunda bir fıçıya tıkaçlık ettiğini düşünemez mi insan?

HORATIO
Böyle düşünmek biraz fazla dolambaçlı düşünmek olur.

HAMLET
Yo, hiç de değil. Olmayacak şeylere kaçmadan şöyle düşünebiliriz örneğin: İskender ölüyor, gömülüyor, çürüyüp toprak oluyor, bu toprak da balçık. Şimdi bu balçıkla, ki İskender var içinde, niçin fıçı tıkacı yapılamasın?


Koca imparator Sezar ölüp toprak olunca
Bir deliği tıkayabilir rüzgâra karşı
Ey bir zamanlar dünyayı titreten kasırga
Şimdi duvarda harç, kışın soğuğuna karşı.
Ama dur! Gel şöyle! Kenara çekilelim! Kral geliyor.


(Laertes, Kral, Kraliçe, rahipler, Lordlar Ophelia'nın tabutuyla girerler.)

Kraliçe, saraylılar. Kimi getiriyorlar?
Cenaze töreni niçin yarım yamalak böyle?
Ölen adam canına kıymış bir mutsuz olmalı.
Soylu biri herhalde. Saklanıp bakalım biraz.


LAERTES
Başka ne tören var?

HAMLET
Bu Laertes. Gerçekten soylu bır gençtir. Dinle!

LAERTES
Bütün tören bu kadar mı?

PAPAZ
Ancak bu kadar geniş tutabildik töreni,
Yetkimiz ölçüsünde. Nasıl öldüğü anlaşılmadı.
Yukardan gelen emirle geleneği bozmasaydık,
Kutsal topraklar dışında yatacaktı
Mahşer gününe kadar. Dualar yerine
Marsıklar, kırıntılar, çakıllar yağacaktı üstüne.
Oysa burda bakire çelenkleri, çiçekleriyle
Öz yurduna kavuşuyor, çan sesleriyle.

LAERTES
Bitti mi, bu kadar mı?

PAPAZ
Bu kadar, daha ne olsun?
Ölülere hizmette kusur etmiş oluruz
Onu uzun ilâhilerle kaldırırsak;
Aynı rahmeti dilersek onun için
Tanrıya boyun eğip geçen ruhlarla.

LAERTES
Koyun toprağa, menekşeler çıksın
O güzelim koklanmamış göğsünden.
Sen de şunu bil ki, pazarlıkçı papaz,
Kardeşim koruyucu meleklere katılırken
Sen böğüreceksin cehennemin dibinde.

HAMLET
Demek Ophelia, o güzelim Ophelia!


VP, IS
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 9:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Laertes acıdan Ophelia'nın mezarına atlayıp taşkınlıklar yapınca, Hamlet de çıkar ortaya, çatışırlar. Derken ayrılırlar. Sarayda kılıç oyunu düzenlenir. Hamlet'in içmesi için hazırlanan zehirli kupadan kraliçe içer, ölür. Laertes tertibi açıklar. Hamlet Kralı öldürür. Ama Laertes'in zehirli kılıcından aldığı yara yüzünden kendisi de ölür. Hamlet'in can verirken söyledikleridir:



Ölüyorum, Horatio, Mutsuz kraliçe, elveda!
Ve sizler, bu olanlar karşısında
Tüyleri ürperip, yüzleri sapsarı kesilenler,
Sessiz oyuncuları, dilsiz seyircileri bu oyunun,
Biraz vaktim olsa (ama bu ölüm candarması
Bir yakaladı mı bırakmıyor insanın yakasını)
Vaktim olsa derdim ki size... Neyse kalsın artık.
Anlat beni, anlat haklı olduğumu
Kuşkusu kalanlara.





Alıntı:
(Metni çev: Sabahattin Eyuboğlu)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 9:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
HAMLET'TE
DÜŞÜNCENİN KULLANILIŞI



Alıntı:
(A. Turan Oflazoğlu'nun Kenter Tiyatrosu'nda verdiği
“Tiyatroda Düşüncenin Yeri” adlı konferanstan)




Rönesans insanı, uyanmanın sevinci içre, bütün sırlara iştahla saldırır; «Burdan ötesini ancak tanrılar bilir» demez, durmadan araştırır. Shakespeare'in kişileri, uşağından kralına dek, bol bol felsefe yaparlar, yoğun durumları kendi çabalarıyla bilinçlendirmeye çalışırlar; böylesi durumlarda bazen kendilerine, bazen de karşılarındaki kişiye koroluk ederler adeta.

Eski Yunan'ın adsız kişilerden kurulu korosu yoktur artık; ama doğaüstüne açılan kapı daha büsbütün kapanmamıştır, aralıktan cinler, periler, hayaletler süzülür insanların dünyasına. Rönesans insanı, uzun süren Ortaçağ perhizinden yeni çıktığı için, bütün içgüdülerini doyuran, tam bir iştahla yaşayan, düşü de düşünceyi de hayatın hizmetinde kullanabilen insandır; varlığın karanlık köşe bucağını ödünç ışıkla değil, kendi ürettiği düşüncelerle aydınlatmaya çalışan insandır. Oidipus'un toplumunda bunalımın kaynağını tanrılardan öğrenir insanlar; oysa Hamlet'te, oyunun pek de önemli olmayan kişilerinden biri koyar teşhisi:

«Çürümüş bir şey var Danimarka devletinde. »

Yeni kral Claudius, «Buyurun kraliçem» diyerek annesini götürdükten sonra yalnız kalan Hamlet dövünmeye başlar:


Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa,
Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın!
Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa
Kendi canına kıymasını insanın.



Annesi, babasının kuşkulu ölümünden hemen sonra amcasıyla evlendi diye için için kendini yemekte, intiharı bile aklından geçirmektedir Hamlet. «Düşünmesem daha iyi! » der ya, o sırada kendisini rahatlatacak düşünceyi aranmaktadır aslında. Durumu bütün yoğunluğuyla yaşadığı için, uygun genellemeye açılmayı başarır zihni:

«Ey zaaf, kadındır senin adın!»

Hamlet, bütün kadınların zayıf olduklarını söyleyerek, annesinin özel durumunu, evrensel bir kadınlık durumu haline getirir; evrensele sığınarak, kendi durumuna, katlanmayı sağlar böylece. Horatio ve arkadaşları ona babasının hayaletini zırhlar içinde gördüklerini anlattıklarında, onlar gittikten sonra, der ki kendi kendine:


Kötü işler gömülse de yerin dibine
Çıkar bir gün insanların gözü önüne.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 9:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Büyük bir suç işlenmiş olmasından kuşkulanmaktadır. Hiç bir kötü iş gizlenemeyeceğine göre, bu da saklı kalamayacaktır. Hamlet'e hız verir bu düşünce.

Laertes, Ophelia'ya:

Korunmanın en iyi yoludur korku,
Gençlik tek başına bile azdırır kendini


diyerek kardeşinin yoluna ışık tutar. Aynı şeyi babası Polonius da onun için yapar:


Aşırı hiç bir düşüncenin ardına düşmek yok.
Kavgadan sakın, ama kavgaya bir başladın mı
Öyle bir vuruş ki, korksunlar senden.



Hamlet'in babasının hayaleti, annesinin ayıplanası davranışını, yani ölümünden hemen sonra amcasıyla evlenmesini şöyle açıklar:


Sağlam insan nasıl, cenneti de verseler
Dinlemezse aşağılık cümbüşlerin çağrısını,
Çürük insan, meleklerle sarmaş dolaş da olsa
Bıkar göklerdeki yatağından.



Bu genelleme, annesinin durumunu daha iyi anlamasına yardım eder Hamlet'in: Çürük insan böyle olur. Hamlet bunu anlar, ama ne kadar anlarsa anlasın, içinde bir şey sürekli olarak «Hayır!» der. Bu yüzden, annesini boyuna iğnelemekten geri durmaz Hamlet. Shakespeare'in insanı, insandır da ondan; hayatı hayat yapan çelişmelerle yüklüdür de ondan.


«Bana göre dünya zindan» diyen Hamlet'e şöyle koroluk eder Rosencrantz:

«Tutkularınız büyük de ondan herhalde:
dünya dar geliyor gönlünüze.»



Sofokles olsaydı, korosuna şöyle dedirtmez miydi bu durumda:

«Tutkuları büyük olursa kişinin
dünya dar gelir gönlüne. »
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hamlet, her şeyden kuşkulanan, modern tavırlı bir insandır. Babasının hayaleti, kendisini amcasının öldürdüğünü söylediği Hamlet de bundan son derece etkilendiği halde, âdeta Descartes'çı bir tutumla kendi kendine der ki:

Gördüğüm hayalet şeytan da olabilir.

Onun için bir daha denemesi, konuyu bilimsel denebilecek bir tutumla ele alması gerek:


Babamın öldürülmesine benzer bir oyun
Oynatacağım bu oyunculara, amcamın önünde.
Gözüm onda, renk vermesini bekleyeceğim.
Bir ürperti olsun gördüm mü, yeter bana.
Tiyatroyu bir kapan gibi koyup önüne
Kralın vicdanını kıstıracağım içine.



Birtakım düşünceler, genellemelerle geçici rahatlamalar sağlar kendine, ama ruhuna gereken davranışa, onu doyuracak eyleme bir türlü geçemediği için, hep diken üstündedir Hamlet sormaktadır artık:

Varlığı mı seçmeli, yokluğu mu? Ölüm uyku olmasa; öldükten sonra, kötü düşler görme olasılığı kişiyi korkutmasa, ölümü rahatça seçecektir. Ama bu düşünmeler, eylemden önceki bu kılı kırk yarmalar yok mu, eylemi ölçüsüzce büyültüyor kişinin içinde; bu yüzden kişi, eylemden değil, eylemin düşüncesinden ürküp pısırıklaşıyor. Hamlet'in zihni bu durumda da, kendini rahatlatacak düşünceyi sunar ona:


Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.



Hamlet'in burada söylediklerinin, konumuz için özel bir anlamı var. Genellikle tiyatroda (belki bütün sanatlarda) düşüncenin ölçüsü kaçırıldı mı, düşünceye yanlış bir görev verildi mi, hayatı baltalıyor; kişiler kanlı canlı insanlar olmaktan çıkıp belli bir görüşün kuklaları haline geliyorlar. Bakın, bir yerde ne güzel söylüyor Hamlet:


Ne mutlu o insanlara ki
Uzlaştırıp akıllarıyla yüreklerini,
Bir kavala dönmezler kör feleğin elinde
Onun dilediği sesleri çıkararak.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> William Shakespeare Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 14, 15, 16 ... 25, 26, 27  Sonraki
15. sayfa (Toplam 27 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Halk Oyunları zulal_aydin Sahne Sanatları 10 Prş Oca 31, 2008 10:38 pm
Yeni mesaj yok BERTOLT BRECHT HAYATI, OYUNLARI,TİYAT... eylem Oyunlar 8 Cmt Oca 12, 2008 11:59 am
Yeni mesaj yok Shakespeare’in oyunlarında siyaset dereotu Oyunlar 0 Prş Hzr 14, 2007 10:13 pm
Yeni mesaj yok İlaç Firmalarının Pazarlama Oyunları sabandal Genel 0 Pts Oca 15, 2007 8:08 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke