Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 220 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

"Ve" Asla Sadece Bir Bağlaç Değildir...


"Ve" Asla Sadece Bir Bağlaç Değildir...
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 10, 11, 12 ... 29, 30, 31  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Sal Oca 22, 2008 12:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"insanoğlunun üç temel sorunu vardır; ölüm, yalnızlık ve varoluş"
tian



“Mutlak ölümüm ben, ‘her canlı ölümü tadacaktır’ düsturundaki kaçınılmaz son. Senden önce herkes her şey bana ulaştı, sende zamanı gelince öyle olacaksın. İnsanoğlu beni düşünmek istemez, ne kadar aptalca ki düşünmeden de duramaz. Kaçış arar hep, çare bulamayacağını aklı, gelenekleri, genleri öğretir ona. Çocukluğunda ve gençlik yıllarında aklına gelmediğim olasıdır. Zaten çocukluk yarı akılsızlık, geçlikse yarı akıllılıktır. Hiçbir şey değişmez: uzlaşın yada uzak durun. Beni sevenler bile mevcuttur biliyorum, sanılanın aksine sayılarının dikkate değer ölçüde fazla olduğunu ise ilk defa açıklıyorum. Ben hayatın zıddı değilim, aşkın tersi, canın düşmanı... Ben sadece varılacak nokta ve anlayabilene sunulan ödülüm...”

“Sonsuz yalnızlığım ben. Doğumla, hatta daha öncesiyle başlayan hayatı paylaşırım sizle. Beni sıkıcı bulanlar, benden kaçmak, beni yok etmek isteyenler vardır gerçek bu. Hedef saptırmaktan başka neye yarar ki? Kendilerinden sıkılıp beni suçluyorlar. Ben insanoğlunun en iyi dostuyum, asla ayrılmam ondan. En dehşetli kalabalıklar ve en berbat sarhoşluklar benim sahnemdir aslında, unutulmasın. Hiçbir sanat bana bulaşmadan varolamaz, şirin görünmeye gerek yok; Ben hayatın efendisiyim...”

“Varoluşun anlamsızlığı benim adım. Bulabildiğim en genel ad bu, çünkü binlerce tanımım var benim. Herkes hayatının bir döneminde benle tanışır. En karmaşık bilmeceyim ben, sonuca en çok yaklaşan aslında yolun başındadır henüz. Kadına benzerim sırf bu yüzden. Sevgili insanoğlu ben olmasaydım sıkıntından ıstırap duyardın. Oysa şimdi hayatının yarısını beni anlamaya çalışarak, diğer yarısını da anlamadığını düşünerek geçiriyorsun. En yüce akılların önümde diz çöktüğünü unutma sakın...”

Bu eski defterlerden bir küçük hatırlatma...
Başa dön
eylem
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 16, 2005
Mesajlar: 1258
Nereden: nereye...

MesajTarih: Sal Oca 22, 2008 3:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"sevginin muktezası ağırdır" bir arkadaşım yazmıştı bunu. eski defterler deyince bu söz geliyor aklıma.
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Sal Oca 22, 2008 3:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Eski defterler...

"Evet Kötü Ruh, başlayalım mı artık?" dedi Mutöl. Bana kendi aralarında "Kötü Ruh" diyorlar, nedense? "Elbette aksi ihtiyar, başlayalım bakalım..." diye karşıladım ben de.

"Ben eşitliğim, Musa da bana geldi Firavun'da. Müslüman, 'ölüm kötü olsaydı, o ölmezdi' der peygamberi aklına geldiğinde. Yalnız, ağzı kelimelerle yorarken dikkat etmeli, yüreğinin sesini boğanlar, inanç ve mantığın kapısına kilit vurup boşlukta salınanlardır sadece. Aptalların korkusuyum ben, düşünenin delirmeme sebebi. Hayatın aslına beni idrak ederek varılabilir. Zengin ve fakirin aynı sofraya oturduğu masa da benim. Bir anlamda doğru ile yanlışın yargıcı ve terazisi. Allah'ın varlığının nişanıyım ben. Kaynağım O'dur, sadece onun hizmetkarıyım, isimlerinden birinin anlamı da benim. Yaşlıyım evet, Kötü Ruh'un resmimi sakallı ve haşmetli ihtiyar olarak çizmesi boşuna değil. Varoluş kadar eskiyim."

"Ne kadar da mağrursun böyle..." diyerek araya girdi Sonya. "Kötü Ruh madem bizi aramaya çıktı, en yalın haliyle ve ilk ağızdan öğrenmesi gerekir gerçeği" diye sözü alıp, "Görmüyor musun, tüm önyargılarıyla birlikte duruyor karşımızda." diye devam etti. Anvar araya girdi, "Tıpkı diğerleri gibi." Muzip bir hali vardı bu kadının, sanki şımarık küçük bir çocuk gibi ya da her an herşeyi yapabilirmiş gibi tekin olmayan bir tavrı vardı. Devam etti "Önce sorunu keşfederler, sonra da onun içinde kaybolup lanetlenirler."

İtiraz edecek oldum, ama üvey evladımız sessizlik o kadar uzadı ki, anlamını kaybetti cevabım. Sigaraya yeltendim...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Oca 26, 2008 11:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

oliver stone nun katil doğanlar filminden alıntı; mickey ve mallory bir kızılderili ihtiyarın evine sığınırlar. ihtiyar adam, mickey i tedavi eder ve sanki biraz sonra olacak olaylar içine doğmuşçasına onlara bir akrep ve kurbağanın masalını anlatır. akrep dere kenarında karşı kıyıya geçmek için çare ararken kurbağaya rast gelir. beni karşıya geçir diye yalvarır, kurbağa beni sokarsın ama sen diye itiraz eder, akrep sokarsam bende boğulurum olur mu hiç diye üsteler, kurbağa bakar mantıklı alır sırtına dalar suya, tam derenin ortasında akrep içgüdülerine yenik düşer ve kurbağaya zehirli iğnesini batırır, kurbağa soru dolu gözlerle akrebe bakar sadece, akrep boğulmadan önce şöyle söylenir, "akrep olduğumu biliyordun ama". ihtiyar hikayeyi bitirir, kulubede uyurlar ve mickey buhranlı bir uykudan sonra cinnet geçirir gibi uyanır ve ihtiyar kızılderiliyi torununun gözleri önünde öldürür. akreplerin akrep olduğunu bilerek yola devam etmek gerekirtiğinin resmidir bu sahne...
tian

Dervişin fikri neyse, zikri de odur.
Atasözü

Madem kendimizi yeterince anlatamayacaktık bunca kelimeyi ardı ardına dizmenin anlamı neydi şimdiye kadar Allah aşkına? Ne yazdıysam ortada, her harfine kefil olacak kadar da bilerek ve isteyerek yazdım. Çok komik ve şaka gibi.

Gerçek hayatımızda ağzımızı kelimelerle yormuyoruz, çünkü kulaklarımız diğerlerinin sesiyle yeterince kirleniyor. Onlara yenilerini eklememe gayretindeyiz ve dudaklarımıza dökülmeyenler ardından harf olup yazıya akıyor ve biz sustukça onlar şaha kalkıyor. Buradan başka yerde de paylaşacağımız kimsemiz yok. Yanlış anlaşılıyorsak da bunca kelimeden sonra yapacak hiçbir şeyimiz yok. Yüreğimizi ve ruhumuzu tüm kuytularıyla ortaya koyma cesaretiyle ortaya çıktık ve kelimelerle derdimiz var. Bu saatten sonra açıklama yaparak bu saflığı bozmaya niyetimiz yok, artık okunan ne ise onun karşı tarafta anlaşıldığı kadar varız. Ama beni bağlamıyor artık bundan böyle, her ne hal ise umurumda da değil.

Ve, bugün anlaşılamamak üzere kurgulandı. Herkes herşeyi düşünmekte özgür amenna ama yargıya varırken fikirlerini çamurdan arındırıp sunmakta fayda var. Zan rahatsız eder olsa olsa, hakikat ise kanatlandırır. Benim gerçek sorunlarım var üstesinden gelmem gereken, beni bu konuda rahatsız etmezseniz sevinirim, aslında yazmam gerekenler yerine, böylesi gereksiz cümleler kurmama sebep oluyorsunuz. Buradaki önemsiz varlığım için istediğim tek lüks de budur.

Hayat devam eder, herkes için farklı hız ve frekansta... Bu gereksiz yazıyı yazmamak için çok direndim ama başaramadım...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 12:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Zannedilenin aksine
Pek çok şeyin
Önemi yoktur
Herkes ölür
Ve
Ardında
Toz
Kül
Sis
Kalır
Sade
O da
Kaybolur
Zamanla

Ve
Ne derler
Bilirsin
Gerçek kanatlandırır
Oysa
İnsanlar
Gerçekten kaçmaları
Ne kadar
Mümkünse
O
Kadar
Yakın dururlar
Hayatlarına
Mutlu
Sakin
Ve
Kaygısız

Ama
Bilmeli
Kurgunun
Mükemmelliğine
Sevdalananlar
Hayatı .iklemeyen
Birinden
Onu yüceltmesi
İstenemez
Ve
Değerlere
Selam durması
Sonra
Önünde
Eğilmesi

Çünkü
Zannedilenin aksine
Pek çok şeyin
Önemi yoktur
Herkes ölür
Ve
Ardında
Toz
Kül
Sis
Kalır
Sade
O da
Kaybolur
Zamanla

Tian

Bu ikinci defa yazılıyor buraya. Saçmalık!

Ne masa dibi artıklarıyla çöplenecek ne de histeri çığlıklarla şaman ayinleri düzenlenecek. Günah çıkartma da yok, ağlama duvarına damla bırakmakta. Nemesiz eninde sonunda kendine bakacak ve ruhunun karaltısını kendi gözlerinin dibinde görecek. Geriye kalan her cesur görünümlü haykırış, vicdanın tırnaklarının deri üzerinde bıraktığı çiziktir nasılsa...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 7:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Köle olarak doğduğuna inanmıyor, o yüzden erken ölecek!"

Spartacus filminden...

Eski defterler...

Oysa hayat; diken, çalı, kaya ve sonsuz acılar denizinden ibaret epeydir.
Yalnızlığımızı büyüttük geçen yıllar içerisinde ve küçük mutluluklar trenini kaçırdık arkasından. Bir iki kendime has takıntım bile var. Islak tren rayları mesala, sokak köpekleri sonra, geceyi bölen kedi çığlığı yine. Sabaha kadar uyumayıp sigara içerek geçirmişsem geceyi, işte saat üç gibi falan, herkesten, herşeyden ille de kendimden nefret etmek gibi tuhaf bir huyum bile var. Kerim intihar edeceğimden şüpheleniyor, Neslihan ise profesyonel yardım almam gerektiğini söyleyip duruyor. Saçma! Aslında ben en çok da sizden gizlendim dostlarım henüz itiraf ediyorum bunu. Abartılı iç dünyamın bütün kıyılarını gördüğünüzü düşündürterek, karmaşanın içine sakladım gerçeğimi. Kendime bile dost olamıyorken, sizinle arama koyduğum küçük oyunlar dehlizi, bu habis ruhun kazanımlarından sadece biri. Sadece biri...

Zıkkımın dibi. Kurbağaların dilinden konuşmaya başladın yine. Hayatın ikiye ayrılmış yanlarıyız. Gece yazar sabah bozarız. Biz Selim'in iki küçük kardeşiyiz. Biz onun varlığıyla şahsiyet kazanırken, o da bizsiz bir .oka benzemezdi herhalde...

Lanet işime gitmem gerekiyor şimdi ve yarın çıkacağım yıllık iznime kavuşmam için günlük mesaimi sıkılarak ve oyalanarak harcamalıyım. Bir gün gidecek bir işim olmayacak, bir gün...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Sal Oca 29, 2008 12:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Efendim, devrimci ahlaktan yoksun, küçük burjuva zaafları olan, satılmış hainlerin çıkardığı dedikodulardan son derece rahatsızım..."

Muro, Kurtlar Vadisi

Gece yarısını biraz geçtikten yola düştüm. Daha bir kaç gün önce üzerinden geçtiğim köprünün dibinde bir tanesinin boğazını kesmişler. Ucubeler şehri Gebze, köprü üstünde bunları düşünürken Allah Kerim diyerek ve yol boyunca devam eden sokak lambalarının sarı ışıklarının kaldırımlarda bıraktığı izleri takip ederek nihayet dört yola varıyorum. Burası daha bir aydınlık ve geniş, dükkanların büyük bir kısmı ya açık ya da kapanmak üzere toparlanma telaşında. Para kazanmak için hayatlarını erteleyen adamların dünyası, ben de onlara dahilim ama buradakilerin ya paraya daha çok ihtiyaçları var ya da daha hırslılar benden. Kokoreçci Ahmet usta tezgahı içeri taşımış kış nedeniyle, artık kapısını örterek hizmet veriyor bu eski pehlivan. Yine canım çekiyor, yine hijyen mijyen, sağlıklı yaşam, hayvan yaşadığı müddette ince bağırsağında sidik taşır, kalın bağırsak .ok ne demeden giriyorum içeri. Kömür közü almış başını gitmiş, nar gibi kızararak hareretini ince teller üzerinden et ve bağırsağa ulaştırma derdinde. Acı biber, domates, soğan da var, hem bizim hanım da uyumuştur bu saatte dayan oğlum Selim, vur kendini hafif ısıtılmış ekmek arası kokorecin dibine. Paket yaptırıyorum ama bir an önce eve gitmem lazım, yarın Efes gelecek erken açmak gerek dükkanı. Ahmet ustayla bir iki kelam edip hesabı ödeyerek gecenin soğuğuna adım atar atmaz ağzıma götürüyorum paketi ve bir sokak köpeği önümü kesiyor köşede durup. Buranın köpekleri insanlardar korkarak yetişmişlerdir, tehdit etmezler hiç. Belli ki aç hayvan, nasip peşinde. Bir parça atıyorum ekmeği bölüp, sonra bir parça daha, daha havada kapıyor herbirini. Kuşa dönen kokoreci ağzıma atıp vuruyorum yola yine. Tam bitiyor, kağıdını buruşturup atıyorum ki bu sefer dört tanesi dolanıyor yol üzerinde. Yahu bunlarda açtır şimdi, Allahtan ilerde bir fırın var. Fırından koca bir çiftli ekmek alıyorum ama daha taze, yeni çıkmış tezgahtan ki iyi değil bu. Köpeklere sesleniyorum, en küçüğü çağrıya cevap veriyor, ekmek sıcak ama açlığını bastıramayıp atıyor ağzına. Tüyoyu alan diğerleri yetişiyorlar hemen, ekmeği parçalayıp atıyorum önlerine. Bir kısmını ayırıp önüme çıkması muhtemel başka bir aç köpeğe saklıyorum. Ev yolunun yarıdan çoğunu geçmişim zaten derken, hiçbir köpek denk gelmiyor o dakikadan sonra. İçime yara oluyor o bir parça ekmek eve girerken. Mutfağa girip bir parça alıp ağzıma attıktan sonra ekmek torbasına koyuyorum. Bir sigara yakıp, Allah'a şükrediyorum sonra bu gece beni aç köpekleri doyurmaya vesile kıldığı için...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Çrş Oca 30, 2008 3:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ben olsam şöyle yazardım;
Mathilda; "Hayat hep böyle zor mudur?"
Leon; "Daha zordur!"

Aslı:
Mathilda; "Hayat hep böyle zor mudur, yoksa ben mi şanssızım?"
Leon; "Hep böyle zordur!"

Sabah erken geldik tabi. Dükkanda yapacak bir sürü iş var, bugün çarşamba. Ana sponsorum Efes mal getirecek ve parasını alıp gidecek. Kar bitti soğuğu kaldı yadigar. Üstte Kurtlar Vadisi dizisinde geçen repliği bir arkadaşım yazmış. Geçen dizi yayınlandıktan sonra bizim hanımı arayıp söylemiş. Hariçten katılıyor senaryo ekibine, para falan aldığı yok, ama inşallah sıkı bir senarist olacak ilerde. Devrimci jargona vakıf olduğundan kelimeleri yan yana getirmekte zorlanmıyor sağolsun. Asıl işi elbette bu değil. Bu ülkenin gerçek kazanımlarından biri de on parmağında on marifet gençlere sahip olabilmesi dört bir yanda. Her .oka nane, lüzumsuz laflar hükümranlarının sayısı daha çok ancak, olsun. Çirkin medya aynası ve onun önümüze koyduğu çöplüğün haricinde gerçekten dosdoğru yaşayan insanların sayısının epeyce olduğunu düşünüyorum ancak sesleri pek çıkmıyor ve bu durum umurlarında da değil. Herneyse, sitelerde ve gazetelerde dolaştım söz medyadan açılmışken. Nihat Genç söyleşisine takıldık ve sevenlerinin Akp seçmenlerine hödük dedi mi demedi mi tartışmalarına göz attık biraz. Yazmadığı sürece ehemmiyeti yoktur. Bir keresinde Yusuf Hayaloğlu, Ahmet Kaya'nın programına canlı yayında bağlanıp şöyle seslenmişti; "Oğlum Ahmet çok para adamı bozar, çok İstanbul adamı bozar..." Sonra kalktı geldi kendi program yapmaya başladı, tuttu tutmadı ne derken şimdilerde kayıp. Bu şöhret ne menem bir Afrodit'tir ki göreni kendine aşık edip peşinden sürüklüyor diyesi geliyor insanın. Koskoca profesörleri kendine maymun etmesinden, daha alt perdede cinsel hayatının gizemlerini ekran başında paylaşmaya kadar top yekun bir varolma savaşı. Evrenin .rospusundan sonra, ekranın büyüsü musallat oldu başımıza. Sonra Prof. Atilla Yayla beyefendiye gözümüz takıldı. Kral çıplak dedi bize göre. "Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder" ve "İlerde neden her yerde bu adamın fotoğrafları var, diye soracaklar" cümlerini kurmuştu ve başına gelmeyen kalmadı ondan sonrası. Aldığı ceza ile birlikte artık Türkiye'de kuşlar ve ağaçlardan konuşmak gerektiğini aktarmış yabancı bir dergide. Adamı yetiştir, profesör yap, binlerce öğrenci yetiştirt, ardından da kuşlar ve ağaçları konuşmaya mahkum et, ne güzel İstanbul!

Bugün sayın Cibran'a özenip biraz keyif yapasım tuttu. Daha önceleri pek bahsettim mi bilmiyorum ama, sabahları yazmayı sevmiyorum pek fazla, hoş şimdi saatler üçü gösteriyor ama olsun. Bir de dinlenesi parçalarda sorun var sevgili forum yöneticileri. Son iki sayfa açılmıyor, kırk birinci sayfa açılıyor, hatta ben sabah sabah üç parça ekledim ama, her tıklayışta "bu sayfaya hiç mesaj gelmemiş" hata mesajıyla karşılaşıyoruz. Çözüme kırk birinci sayfayı açarak ulaşıyorum, acaba kapasite sorunu mu yaşıyor? Olmazsa ikinci bir başlık açalım, aman ya neyse işte...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cum Şub 01, 2008 3:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dinlenesi ikiye kavuştuk şükür, ülke ülke geziyoruz şimdilik, aralarda da Sayın Zeran sağolsun ninni dinliyoruz...

Aklıma ne geldi bak? Seksenlerde evde yaprak takvimler vardı ve o takvimlerde dini yazılar yeralırdı daha çok ve sırf peygamberin adı geçiyor diye o küçük kağıtlar çöpe atılmazdı, sobada da yakılmazdı, bir köşede biriktirilirdi. Doksanlarda hepsi hayatımızdan çıktı gitti ama beynimin bir yerlerine sıkışıp kalmış bir şekilde. Süleyman Demirel'i sağolsun hiç sevmem, ama emekli olduktan sonra bir panelde yaşlı olmasıyla ilgili olarak, genç bir gazeteci terbiyesizce davranmıştı kendisine, o da aklıma geldi şimdi durduk yere. Oradan gazetelerde geçen yorumlardan da, "Sevgi ihtiyaridir, ancak saygı mecburidir!" sözü kalmış. Nezaket, karşısında kimsenin duramayacağı bir tatlı dildir, her önüne gelene ve aklına gelen herşeye küfreden dolmuşçu tayfasının benimle kurdukları ilişki evreninde küfrü dillerinden arındırmaları boşuna değil. Kişiliği orta yere koymak gerek ve inatla arkasında durmak sonrasında. Hayat gerçekten zor, ama bazıları için daha da zor...

Bir kız çocuğu var, özürlü ve sakat kelimelerini sevmiyorum ben ama ifade için başka bir kelime maalesef yok. Türk Dil Kurumu Sakat kelimesi için şöyle bir izahat getirmiş;

1 . Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan, engelli, özürlü:
"Ben gördüğünüz gibi bir sakat askerim, malul."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . mecaz Bozuk veya eksik:
"Sakat bir anlatım."- .
"Sakat bir iş."- .

Özürlü için;

1 . Özrü olan.
2 . Engelli.
3 . Kusuru olan, defolu:
"Özürlü kumaş."- .


Malcolm X filminde, genç adam hapishanede siyahi müslüman örgütün üyesiyle ilk tanıştığında, okuması için önüne bir sözlük konur. Siyah ve Beyaz kelimelerinin anlamına bakar uzun uzun. Ben de hevesle sözlük çalışması yapmıştım bir zamanlar. Altı ciltlik bir ansiklopedinin ilk iki cildinin neredeyse tamamını okuyup bir kısmını özetlemiştim. Sonra iş güç araya girdi ne, yarıda kaldı, pek çok şeyde başıma geldiği gibi. Herneyse fazla dağılmadan konuya dönelim.

Özürlü bir kız çocuğu, zihinsel olduğu gibi fiziksel dışavurumu da mevcut. Tuhaf bir yürüyüş tarzı var ve kelimeleri boğarak genizden konuşuyor ve neredeyse anlamak mümkün değil. Önceleri artık kim gönderiyorsa elinde kırmızı Winston sigarasının kapağıyla gelirdi. Şimdilerde vermiyorlar demekki, artık sigara gibi birşeyler dediği zaman anlıyorum ben. Geçenlerde kar yağdı ya, benim dükkanın önünde merdiven var ama lokantanın önü daha önceleri tamirci olarak hizmet ettiğinden olacak hafif eğimli düz bir yer ve üzeri buz tutmuş. Ben ekranın arkasına dalmışım ki her nasılsa farkettim bu on yaşlarında ki kızcağızı. Alıştığı yoldan gelmek istemiş ve merdiveni kullanmamış olacak ki, daha ben onu görür görmez yere kapaklandı yüz üstü ve yanağını çarptı çok sertçe. Hemen koştum, o arada lokantadan da bir kaç kişi dışarı çıktı kaldırdık, dükkana getirdik. Elektrikli sobanın önüne duruyoruz ama ne yapacağımızı bilemiyoruz ki, kağıt mendille sildim yüzünü biraz, parkasını falan silkeledik telaşla. Derken "acımıyor" dedi kendi lisanına uygun. Üç beş dakika sonra sigarasını ve para üstünü verdim gitti evine.

Şimdi ne düşüneceğimi bilemiyorum doğrusu, hikmetinden sual olunmaz Yaratıcı'nın bir bildiği vardır elbette, deyip devam ediyoruz arkasından nasıl olsa. Geri kalan herşey önemsizleşiyor bir de. Ama halime şükredemiyorum sırf bu sahneye şahit oldum diye, her seferinde boğazıma kelimeleri tıkıyor bu kızın sağ yanağı. Sonrası yok...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cum Şub 01, 2008 8:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

halbuki dağlarda
vuruldu aşk hayali
kaldırımlarda
salya sümük
tükürük
yapışkan ve duyarlı

ama
şimdi
çekin ellerinizi
üzerimden
istemiyorum
hissetmiyorum

kavgalarınız ve düşünceleriniz uzak dursun
benden
gücünüze tehdidim ben

hayata lanet yağdırıyorum olduğum
yerden
ve
nefret ediyorum
herbirinizden

sattığınız
ve
satın aldığınız herşeyden

bakışlarınızı
sarı saçlarınızı
cımbızla düzeltilmiş kaşlarınızı
ve
çılgınlığınızı
ve hatta
sizi

sadece
istemiyorum
hissetmiyorum

Sene doksan sekiz, not düşmüşüz bir şekilde, kime ve neden, unuttum şimdi...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 3:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Eski defterler...

Akla gelen her yerde bir kültablası duruyor. Kimisinin içerisinde bir kaç izmarit artığı var biraz da kül. Camus'un hiç sönmeyen sigarasının nişanlısı olurlar kendileri. Anti kanserle savaşanlar derneğinin locasındayız sanki. Kapının tam da üstüne denk gelen yerde elle yazılmış bir yazı; İnancın bittiği yerde... Varoluş mabedinin giriş yazısı olmalı, hayır varoluşun değil anlamsızlığın başladığı yere daha uygun. Arkasından ne gelcek biliyorum; Rahatsız olmalısınız, değilseniz olacaksınız yakında.

Kaçışı olmayan bir yolun güdüleni insanoğlu. Sonuna yürür durur. Varoluş evreninin azaplı getirisidir akış. Tek kelimeyle, ağır... Neden? Her daim dinamik olmayı gerektirir yaşam, hareket ve değişim sonsuz. Bir mıknatısın demir parçalarını çekmesi gibi kimi zaman dışardan etkilenen ve fakat her seferinde kaynağı içerde bir garip sıkıntı hali. Buna çözüm bulamadın uzaya bile giden sefil yaratık. Kertenkele varlığının sırrına vakıftır ve bu kanun çerçevesinde verir mücadelesini. Sen somurtup duran, karanlığa küfrederek zehirlerken boşluğu, her sözün asıl muhatabı kendindir. Ağzından dökülen sensin ve en az o kadar kirlisin. İç sıkıntının hiç bir şekilde bertaraf edilememesi ve sadece dönemselliğine vurgu ise yanılgın. Aspirin ve bir bardak su, sonrası devasa bir bekleyiş hali. Ve gerçekleşmeyecek. Aspirin salt ilaç haliyle var değil, bir tür hafifletme isteğiyle oyalanma taktiği en genel adıyla. Sonrası bir dahaki sefere kadar meşgul olmaktan ibaret. Daha kötüsü de var ama, kartopunun salınımı gibi bir diğerine artarak gelen dokunuşlar, kemik gibi sert ama köpek dişlerinin baskısı karşısında un ufak. Bir öncekine rahmet okutan gelen gideni aratır halleri...

İşte o an, muhteşem sorgucunun bayrağını açarak seni ziyarete geldiği o an, iki sorusu var sana sordurttuğu; Neyim ben ve ne için yaşıyorum?
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 11:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çok eski defterler...

Kahvemi ve sigaramı içtim, artık hazırım. Günün sözü; "Ancak aptallar vazgeçer!" Bir filmde geçiyor sanırım, ismini unuttum ama şu ana ve bana uygun bir slogan. Herşeye dur ve asla vazgeçme! Cazdan nefret ettiğimi söylemiş miydim daha önce? Artık öğrendin. Şiir ve tiyatrodan da nefret ederim ama şimdi yeri ve zamanı değil. Peki şimdi ne çalıyor radyoda tahmin et. Uzatmayalım ama kapatmak uzun iş, zaten ben hep nefret ettiğim şeylerle birlikte yaşarım. Fredy'nin Kabusu ellibeşinci bölüm, sekizinci sahne. Reddedilmeden üzerime yapıştırılan her etiketle birlikte karıncayiyenler derneğinin genel kurul toplantısına davet edilmiş bir karınca gibiyim bu aralar. Tek şansım davete icabet edip etmeme özgürlüğünü elimde tutmak. Ama can atıyorum bir yandan da biliyor musun? İşe ihtiyacım var çünkü, bunu benden başka herkes istiyor ve hiç istemediğim şeyleri, birlikte asla yan yana olmak istemediğim insanlarla birarada yaşayarak para uğruna gerçekleştirmem etrafımca ruh ve beden sağlığımı korumam açısından gerekli bulunuyor ama ben kendimi öyle ya da böyle mutsuz hissediyorum.

Yatağımdan uzanıp gözlerimi odamda gezdirdiğimde binlerce, abartı oldu bu biraz yüzlerce kitap arkasının bana göz kırptığını görüyorum hala ve okumak istediğim bir tane bile yok içlerinde. Yarısından fazlasını bitirdiğimi iddia ederim ki konuyla alakası yok. Mevzu okuyamamak üzerine bağlanır en sonunda, kitap sayısı neyi değiştirir? Dosteyevski'nin Delikanlı'sı bir haftadır elimde ve uzayıp gidiyor. Niye ki? Okumadığım üç kitabı kalmış, bunu da bitirsem ne olur ki? Laf aramızda Suç ve Ceza'dan da sıkılmıştım. Hep lanet olası caz müziği yüzünden biliyorum. Kalk ulan ayağa, kapat şu radyoyu, bitsin bu azap, dır dır etmeyi de bırak, okuyacaksan oku, okumayacaksan yat zıbar zorun ne gecenin bu saattinde?..
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Şub 07, 2008 7:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Eski defterler...

İşte o an, muhteşem sorgucunun bayrağını açarak seni ziyarete geldiği o an, iki sorusu var sana sordurttuğu; Neyim ben ve ne için yaşıyorum?

Cevap yok! Neyse aslolan sorudur zaten...
Peşinde koştuğum ufak zaferlerin, gerçekte büyük yenilginin tuğlaları olduğunu göremiyordum henüz. Gençsin ve hayat önünde seriliyor, sen tutup gecelerini zindana çeviriyorsun. Ne hayata tapınarak ne de ondan azade. Yaşarken Araf'ta! Araf cehennemden daha fazla azap verebilir, gereğinden fazla bekletilirsen eğer.

Varoluşu ya kabul edeceksin ya da yadsıyacaksın. Ama her iki halde de mutlu olamayacaksın.

İkinci halde biraz daha keyifli olma ihtimali var sadece. Günlük hayatının rutininde yitip gitmek bir anlamda, diğer yandan hayatı en ortasından yakalamak. An, önemsiz koşuşturma ve basit kaygı evreni. Sığ sularda gezindiğinin eleştirisi ile karşı karşıya kalmak da olası. Diğerlerinin yargısı diğerlerini ilgilendirir, her hayat kendi çapında irili ufaklı anlamıyla birlikte doğar. Eleştiri, genelleme ve kurgunun asıl hedefi yargıda bulunana aittir. Muhteşem yüzdeler çağındayız ve devasa kategori sistemi ile iç içe yaşıyoruz. Kapitalizm sayıları sever, demokrasi de öyle. Bir şeyin taraftarının fazla olması o şeyin hakikat penceresinde ışıklar saçtığı anlamına gelmez. Borsa kültüründe bir çıkarım mevcut; Herkesin yanlışı doğrudur. Diyelim bir şirket çok kötü finansal verilere sahip ve gelecek altı ayda aksayacağı öngörülüyor bu verilere dayanarak, ancak umumun büyük bir kısmı bu inancı paylaşmıyorsa, hisse senedi bağlı olduğu şirketten bağımsız tutunmaya devam edecektir. Sorun şu ki; nereye kadar? Dağılmayalım, Büyük rakamsal çoğunluk doğru bir seçime işaret etmeyebilir. Tamam, çok keskin çizgilerle ifade etmek pek de doğru değil ama başka yolu da yok şimdilik.

İlk hale takılırsan sorun biraz daha devleşerek seni kıskacına alacaktır. Hayatı nereye taşıdığının ve ölürken yanına ne götüreceğinin hesabını yapman gerekecek önce. Lanet sorularla ve onların kesinlikle tam anlamıyla cevaplanamayacağı gerçeğiyle devam etmek gereği de arka cebinde duracak. Bilinçsiz ve sıkıntılı ve elbette Araf'ta. Aştın aştın, aşamadın var git, sadece diğer tarafa yol alırken cehennemini de yanında taşıdın. Ama bir de aşarsan varya o zaman seni tutabilene aşk olsun.

Varoluşu kabullenme kapısından girmek için henüz erken şimdi, belki yarın. Biraz daha dünya işleriyle uğraşmak gereği var önümde...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Şub 14, 2008 8:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sevdiğim, bugün sevgililer günü;

Benim on sekiz yaşına kadar böyle bir günden haberim yoktu, olsun zaten o yaşa kadar sevgilim de yoktu. Bu gece İstanbul kırmızı don cenneti olmuştur gayri. Büyük marketler ve cafcaflı mekanlar camekanlarını süslemiş, seni ve beni konuk etmeye, ağırlamaya, birşeyler satmaya, iki kadeh içmeye, yemeğe, içmeye çağırıyordur. Ciğerparem ne onlara verecek param var ne de sevdamı dışarılara ilan etme hevesim...

Bidenem, bugün sevgililer günü;

Hrıstiyan geleneği, kapitalizmin süsü, serbest pazar ekonomisinin can simidi, benim çingene dostlarımın ekmek kapısı, erkeklerin, özellikle evli olanlarının korkulu rüyası, yeniyetmelerin ise kendilerini gösterme sevdası, hepsinden azade; sana erken gelme niyetimin giriş kapısı...

İkigözüm, bugün sevgililer günü;

Artık sevgisini ifade etmek için günlere ihtiyaç duyuyor insanoğlu ne yapacaksın. Seni bugünden daha fazla ya da daha eksik sevmediğim bir günüm bile yok biliyor musun? Yarına aktaracağım tek ve hatta en önemli şey, seni sevmenin bir kademe daha yukarısı olacaktır. Terazimde sadece bu var, geri kalan herşey ölümlü...

Ciğerim, bugün sevgililer günü;

İsmi bile güzel, bizim günümüz. Çingene Saffet abimi bilirsin, malum ailemizin çiçekçisi, az bakmadın karanfillerine, sana çiçekleri daha uzun muhafaza etmenin yollarını anlatmıştı hatırlarsın, hani hafta da bir altlarını bir santim kadar kesecektin ve suyunu değiştirecektin. Bugün hala uğramadı, oğlunu göndermiş bira aldırmaya, utandım söyleyemedim, bana çiçek göndersin diye, bir umut gelir diye bekliyorum ama gelmezse de canı sağolsun, bugün olmaz yarın olur, olmadı ertesi günü de var bunun...

Şekerim, bugün sevgililer günü;

Seni Fuzuli gibi sevmek isterdim, ya da Romeo, ya da aklına ne gelirse aşktan yana, ama olup olabileceğim ancak bu. Eski aşklarımı bilirsin, herbirini ilk ağızdan benden dinledin. Ben sana hepsinin öğrettiğinin fazlasıyla geldim. Bu yüreğin çırpınışını sadece sen duydun ve zaten ancak sen olabilirdin, biriktirdiklerimin tümünü ayağının dibine serdim...

Canım, bugün sevgililer günü;

Seni seviyorum! Başka da birşey demiyorum...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Şub 14, 2008 9:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Vallahi Allah söyletmiş az önce;

Saffet abi gelemedi ama, bir başka çingene dostum geldi çiçekci. Zabıtayla kovalamaca oynamışlar tüm gün, çiçekler ellerinde kalmış. Para istemedi ama iki bira verdim ben yine de, bu gece erken gitmek farz oldu artık...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 10, 11, 12 ... 29, 30, 31  Sonraki
11. sayfa (Toplam 31 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok " Doğan Grubunu boykot çağrısı&q... Poe Güncel Olaylar-insanlar 21 Prş Eyl 18, 2008 11:20 pm
Yeni mesaj yok "İyi şiir her zaman dinidir" Poe Şairler ve Şiirleri 0 Pzr Ağu 03, 2008 1:30 pm
Yeni mesaj yok Futbol Sadece Futbol Değildir akrebingozleri Güncel Olaylar-insanlar 9 Pts Hzr 23, 2008 3:45 pm
Yeni mesaj yok Ya Şimdi Ya Asla ozanyazar Kısa Öyküler 0 Sal Hzr 03, 2008 3:29 pm
Yeni mesaj yok "Düşünün artık! Kamer Genç devre... warlord Güncel Olaylar-insanlar 0 Çrş Nis 23, 2008 11:21 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke